Lara kitap kapağı

4. bölüm / 10

Lara

3.Bölüm.

Vaveyla Yazarı: Naz Cetin

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 10Şu an: 3.Bölüm.

Keyifli okumalar dilerimm ✨

•

•

Lara'nın Anlatamıyla..

Mutfakta son kalan tabağı makinaya yerleştirip kapağını kapattım.

Ellerimi temizleyip kağıt peçeteyle kuruladım. Son kez mutfağa bakarak odama çıktım.

Gardırobtan kot şort, siyah askılı crop ona uygun mini kot ceketi çıkartarak üstümü giyindim.

Aynanın karşısına geçerek saçlarımı dağınık topuz yapıp önden iki perçem çıkarttım.
Dün Büşra ve abisi evlerine gittiklerinde bende son kalan bulaşıkları halledip odama çıkmış çantamı son kez kontrol edip yatağıma geçtim.

Bugün kırtasiye gidip falsh belleğin içindeki dosyaları çıkartacaktım. Ben kağıtdan çalışmayı daha çok seviyordum. Tabletten not alıyordum

Yüzüme güneş kremi, parlatıcı ve rimel sürüp aynadan hazır halime baktım.

Çantamı telefonumu alarak odadan ayrıldım. Aşağa inerek dış kapıya yöneldim. Vestiyerden çıkartığım beyaz spor ayakkabıyı giyip çantamı alıp evden çıktım.

Arkadan kapıyı kapatıp yürümeye başladım. Yüzüme değen esinti ve kulağıma gelen kuş cıvıltıları beni mutlu ediyordu.

Adımlarımı sol tarafa yönelterek karşıdan geçen arabaların geçmesini bekledim.. Boş olan yolu dikkat ederek karşıya geçtim. Pazardı bugün ve aşağı mahallede büyük pazar açılmıştı.

Varacağım yere yaklaştığımda iki basamak merdiveni çıkarak demir kapıyı içeri doğru ittim.

İçeri girdiğimde iki müşteri vardı. Muhsin amca müşterilerle ilgilenirken ben de etrafı inceliyordum.
Duvara monte edilen raflar ve iki büyük masa bulunuyordu.
Müşteriler çıktığında Muhsin amca bana dönerek;

Muhsin Amca;

" Hoş geldin kızım buyur?"

Çantamdan çıkarttığım flash belleği gösterdim.

Lara;

" Renkli çıktı alacağım."

Muhsin Amca;

" Tamam kızım bekle sen bizim oğlan hallede verir."

Lara;

" Tamam Muhsin amca"

Tezgahın yanında duran tabureye oturup beklemeye başladım.

Kısa süre sonunda kapının açılıp kapanma sesini duyarak kapıya döndüm.

Efe nefes nefese kalmış babasına doğru yürüyordu.

Efe;

" Çekilmiyor bu havada yokuş çıkmak."

Masada duran içi dolu pet şişenin kapağını açarak içmeye başladı.

Muhsin Amca;

" Oğlum ayakta içme oturarak iç!" Desede tamam diyerek Efe yine aynısını yapıyordu.

Efe;

" Ne yapayım baba dilim damağım kurumuş."

Efe Laraya dönerek;

" Sende hoş geldin abla."

Lara;

" Hoş buldum." Yüzüme yerleştirdiğim gülümsemeyle.

Muhsin Amca;

" Ben komşularla kahve içeceğim sende Lara kızımla ilgilen." Kırtasiyeden çıkarak.

Efe laptopun başına geçerek Laraya baktı. Lara çantadan çıkartığı flaş belleği Efeye vererek.

Lara;

" Renkli olucak."

Efe;

"Tamam Kaç tane?"

Lara;

" 3."

Efe;

" Hazırlıyorum hemen." Flash belleği laptopa takarak indirmeye başladı.

Bende kalktığım tabureye tekrar oturmuş beklemeye başlamıştım.

On beş dakika sonra efe fotokopi makinesinin yeşil düğmesine basarak çıktıları beklemeye başladı.

Fotokipi makinasından çıkan kağıtları şefaf dosyaya yerleştirerek bana uzattı.

Efe;

" Buyur abla tam istediğin gibi."

Lara;

"Teşekkür ederim Efe." Dosya ve flash belle eline alarak.

Dosya ve belleği çantaya koyup içinden cüzdanı çıkartıp parayı uzattı.

Kırtasiyeden çıkıp öndeki iki basamağı inerek yürümeye başladım. Sağdan gelen çocuk sesleriyle o yöne döndüm. Hepsi birbirinden güzellerdi ben onları seyrederken kollumdaki çantanın çekilmesiyle başımı sağ tarafa çevirdim.

Çantayı benden almaya çalışıyordu.
Onunla birlikte bende koşmaya başlasamda çantayı benden çekerek uzaklaşmıştı.

Başımı iki elimin arasına alarak;

Lara;

" Allah'ım ben ne yapacağım."

" Her şeyim onun içindeydi."

" Offf."

Yolun ortasında sağa sola dönüp duruyordum.

Asaf;

" Laraa?!."

Sesin geldiği yöne arkamı dönerek bana koşan Asaf abiye baktım.

Yanıma gelerek;

Asaf;

" Ne oldu güzelim?" Dedi elleriyle saçlarımı okşadı.

Lara;

" Çantam. Çantamı aldı."

Asaf;

" Tamam sende bir şey yok değil mi?"

Lara ona gelen soruyla başını iki yana salladı.

Asaf;

" Ne tarafa gitti?."

Elimle çocuğun gitti yöne gösterdim.

Lara;

" Şu taraf."

Asaf abi benim gösterdiğim yere bakıp sonra bana döndü.

Asaf;

" Tamam sen bu banka otur ben hemen geleceğim."
Yanımdaki banka otutturarak.

Lara;

" Tamam."

Asaf abi benim yanımdan uzaklaşıp koşmaya başlamıştı.

Lara;

" Off bir bu eksikti şimdi." Dedi yüzünü sıvazladı.

Koşarak ara sokağa girdim. Yıkılmış duvar dibine çökmüş beni bekliyordu.

Asaf;

" Pişştt."

Genç çocuk gelen sesle ayağa kalkmış etrafı kolaçan etmeye başlamıştı.

Etrafı gözetleyen bakışları karşısında duran elleri cebinde takım elbiseli adamda durdu.

Sağ elini cebinden çıkartarak yanına gelmesi için işaret verdi.

Genç adam verdiği işaretle yavaş adımla yanına yaklaşmaya başladı.

Genç;

" Abi."

Elini uzatarak gençden çantayı aldı;

Asaf;

" Aldın mı içinden bir şey?"

Genç;

" Yok abi "

Elini arka cebine uzatıp cüzdanını çıkarttı. İçinden bir miktar para alıp gence uzattı.

Asaf;

" Al bunu koybol kimseye ötme!"

Genç;

" Tamam abi." Parayı alır almaz uzaklaşmıştı.

Asaf elindeki çantayı duvarın üstüne koyup etrafı kontrol etti.

Cebinden çıkarttığı çakıyı sağ avcunu açarak keskin tarafı avcuna bastırıp geriye doğru çekti.

Asaf;

" Ahh ahmm!"

Kesilen avcunu açarak havaya doğru salladı.

Asaf;

" Hepsi senin için hepsi.."

Çakıyı bir bez yardımıyla temizleyip cebine koydu.
Cüzdandan çıkartığı kartvizit alıp çantanın çıtçıtlı kapağını açarak içine attı.

Geldiği yoldan geri dönerek parka adımlamaya başladı.
Banka yaklaştığında Lara'nın omzuna dokundu.

Lara omzuna hissettiği baskıyla arkaya dönerek oturduğu yerden kalktı.

Lara;

" Ne oldu bula bildin mi?"

Asaf;

" Buldum buldum merak etme."

Asaf elindeki çantayı Laraya uzatmıştı. Lara uzun askısını omzuna takarak gözleri Asafın sağ eline kaydı.

Lara;

" Elin. eline ne oldu?" Asafın elini tutarak.

Asaf;

" Ya yok bir şey çocukla boğuşurken oldu."

Yazar;

' Tabi tabi öyle oldu. Birde karşı tarafı gör.'

Lara;

" Sen neden kendine dikkat etmiyorsun ki ? Ya ciddi bir şey olsaydı."

Asaf;

" Olmadı ama. Hadi seni eve bırakayım."

Lara;

" Önce eline baktıralım."

Asaf;

" Gerek yok."

Lara;

" Olmaz öyle gel otur şuraya."

Oturduğum bankı göstererek Asafı otutturdu. Lara yanına geçerek elindeki eşyaları boş yere bırakıp çantadan çıkartığı fular ve peçeteyi alarak Asafın yaralı elini sardı.

Asaf elinde hissettiği tenin pürüzsüzlüğü ile Larayı izlemeye başladı.

Lara'nın önüne gelen minik perçemleri izliyor aklına kazıyordu.
Yüzündeki mimikleri ve öne doğru büzülen tapılası pembe dudakları onu zorluyordu.

Yazar;

'Asaff kendine gell!'

Asafın iç sesi;

' H-hee.'

Yazar;

' Kendine gel kız anlayacak saftirik.'

Asıfın iç sesi;

' Bir şey olmaz.'

' Hem sen niye araya girdin ki? Git sene sen!'

Yazar;

' cıkcık hiç yakıştıramadım sana.'

Asafın iç sesi;

' Hadi hadi.'

Yazar;

' İyilikte yaramıyor anam.'

Asaf;

Derinden gelen sesle o andan sıyrılıp kendine geldi.

Lara;

" İyi misin?"

Asaf;

" İyiyim sorun yok."

Lara;

" Tamam ben sardım elini ama sen yinede hastaneye git. Migrop kapmasın."

Asaf eline bakarak;

Asaf;

" Tamam giderim. Sağol."

Lara;

" Rica ederim."

Asaf;

" Hadi ben seni eve bırakayım geç oldu." Ayağa kalktı.

Lara Asafı onaylayarak ayağa kalkmış ikiside yürümeye başlamıştı.

Asaf içinde yaşadığı mutluluğu ile aracı çalıştırmaya başladı.

Asaf aralarında sessizliği bozarak konuşmaya başladı.

Asaf;

" Dersler nasıl?"

Lara;

" İyi."

Asaf;

" Vizeler başlamış."

Lara;

"Evet başladı."

Asaf;

" Zorlandığın konu olursa yardım ederim sana"

Lara;

" Teşekkür ederim hallediyorum ben."

Asaf;

" Peki."

Asafın son cümlesinden sonra konuşmamışlardı. Sadece radyodan çıkan klasik müziğin sesi vardı.

Lara başını cama yaslayarak giden yolu izliyordu. Bir an önce eve gitmek istiyordu.

Asaf yanındaki genç kıza dönüp tekrar yola dönmüştü. Sessizliği değil de onunla konuşmasını istiyordu.
Dışarıya verdiği sıkıntılı nefesle yoluna devam etti.

Araba evin önüne geldiğinde Lara emniyet kemerini açarak Asafa döndü.

Lara;

" Çok teşekkür ederim sanada zahmet oldu."

Asaf;

" Ne zahmeti Lara benim için güzel bir gündü tabi son olayı saymassak." Gözünü kırptı.

Sevdiği kadını tekrar görmüş eline dokunmuştu.
Kısada olsa birlikte yolculuk yapmak onun için paha biçilmez di.

Lara Asafın son sözleriyle utanmış başını eğmişti.

Lara;

" Hımhım."

" Ben gidiyim artık Büşraya selâm söyle."

Yazar;

' Aklına yeni mi geldi Büşra?.'

Asaf;

" Olur söylerim dikkat et kendine."

Lara"

" Sende." Söylediği anda araçtan inmişti.

Asaf giden kızın arkasından sırıtarak bakmış aracını çalıştırarak yoluna devam etti.

Yazar;

'Sende ne çok meraklıymışsın sırıtmaya.'

Asafın iç sesi;

' Sen daha gitmedin mi?'

Yazar;

' Canım ben gidersem siz nasıl ilerliyceksiniz? Bunu düşündün mü hiç.'

Asaf;

'.....'

Yazar;

' Bende öyle düşünmüştüm.'

🌺 🌺 🌺

Lara'nın Anlatamıyla...

Üstümü değiştirip elimdeki tablet ve çıktılarımı son olarak kalem kutumu alıp oturma odasındaki balkona yönelmiştim.

Ortada bulunan küçük sephaya bırakıp mutfağa ilerledim. Dolaptan çıkartığım büyük kupanın içine Nescafe ilave edip önceden ısınmış sıcak suyu döktüm.

Çay kaşığı yardımıyla karıştırarak kupanın içinden çıkartıp lavabonun içine koydum.

Hazır Nescafe'mi elime alarak balkona çıktım. Kupayı masaya bırakıp koltuğa oturmuş tableti açarak not bölümüne girmiştim.

İlk genel cezadan başladım.

İlk cezadan ezberlediğim konular vardı. Bir iki cümle ezberleyip anlamlarını ezberlersem benim için yeterliydi.

Sonra eşya hukuku ezberlemem gerekiyordu.
Eşya hukukunu alt sınıftayken almış verememiştim.

Şimdi ilk cezayı sonra eşya hukunu verecektim.

Ve ben bunları ezberledikten sonra Büşraya ses kaydı atıcaktım. Sonrada kendi sesimi dinliycektim.

Telefonun ekranından saate baktığımda beşe geliyordu.

Bugün olanlar aklıma gelince bir an durdum.

" Acaba hastaneye gitti mi?" Aman sanane kızım gittiyse gitti..

Hemen kafamda ki düşünceleri def ettim.

Telefonu kenara bırakarak kahvemden büyük yudum alıp çalışmaya başladım.

🌺 🌺 🌺

Asafın Anlatımıyla...

Eve geldiğimde odaya çıkarak üstümü değiştirdim.
Aç değildim direkt üstümü değiştirip yatağa yatmak istiyordum. Odada yankılanan sesle ceketinin iç cebini açarak telefonu çıkarttım.

Ekranda gördüğüm isimle içimden sabır çektim.

Asaf;

" Ne var lan!?"

Recep;

' Abi Rasul Dindar'ı bulduk.'

Asaf;

" Misafirimiz güzel ağırlayın."

" Geliyorum ben."

Recep;

' Tamam abi.'

Arama sonlanmıştı..

Bir haftadır Resul Dindarı arıyorduk. Uyuşturucu teğmin ediyordu. Özelikle on yedi, on sekiz yaşlarında gençlere.. Bu bataklığa gömülmesin.. Ailerin içlerine ateş düşmesin diye bunların köklerini kazıyordum.

Kaç genci bu bataklıktan söküp almıştım.. Kimi iyileşip yeni işine başlamış kimide yarım bıraktığı eğitim hayatına devam etmişti.
Bunlardan birisi de sağ kolum Murat'tı onu ilk bulduğumda yıkık dökük inşaatın içinde yerde baygın halde bulmuştum.
Daha on yedi yaşında delikanlı çocuktu. Onu hastaneye götürüp tedavi ettirip yardımda bulundum. Annesi varmış bir tane. Sonra Murat yanıma gelerek iş istediğini dile ketirmişti. Bende yanımda çalışması için teklifte bulundum. O gün bugündür yanımda sağ kolum olarak çalışıyordu.

Arabadan indigimde depoya doğru yürümeye başladım. Evden çıkarken Canan ablayı tembihlemiştim Büşra'nın beslenmesini dikkat etmesi için.

Kapıya yaklaştığımda Racep karşılamıştı beni. İçeri girip merdivenlerden aşağa indim. Demir kapının önüne gelerek kapının kulpunu baş parmağımı okutup içeri girdim.

Benimle beraber Recepde girip aletleri hazırlamaya başladı.

Üstümdaki ceketi çıkartıp adamlara verdim.

Asaf;

"Açın gözlerini." Soğuk sesiyle.

Asafın verdiği talimatla adamın gözlerindeki kumaş açılmıştı.

Asaf;

" Vay vay vay Resul Dindar" dedi korku barındıran sesiyle bir taraftan kolundaki düğmeyi çözüp kolunu yukarıya sıyırıyordu.

Resul Dindar;

" S-sen." Sesinde korku vardı.

Asaf;

" Ben ya ben."

Resul Dindar;

" Valla birdaha yapmayacağım abi söz veriyorum." Korku bütün bedenine yayılmıştı.

Asaf;

" Geçende böyle dedim Resull!'

" Ama sen ne yaptın? O ZEHRİ GENÇLERE VERMEYİ DEVAM ETTİN DİMİİ!?" Bağırarak söylemişti son sözlerini.

Resul Dindar;

" Abi kulun köpeğin olayım nolur abi. Bu sefer söz abi çekip gideceğim abi İstanbul'a adım dahi atmıycam." Biliyordu artık yolun sonuna geldiğini.

Asaf;

" Resull hatırlıyormusun seni ilk bulduğum ne yapmıştım.?" Dedi aletlerin yanına ilerleyip eline eldiven geçirdi.

Rasul yutkunma ihtiyacı duymuştu..

Resul Dindar;

"Ba-bacağımı almıştın."

Asaf;

" Evet almıştım. Ve bacağını kestiğimde sana ne demiştim Rasul? Gençleri zehirlemeyi devam edersen bir bacakla kalmam demiştim dimi."

Asaf eline aldığı çakıyla Rasule doğru ilerlemeye başladı.

❗ RAHATSIZ OLACAKLAR BU KISMI ❗

❗ATLAYA BİLİR❗

Resul Dindar;

" A-abi yapma kurbanın olayım yapma abi yapmayacağım elime bile sürmüycem abi."

Asaf;

" Asın şunu!." Verdiği emirle adamlar sandalyede oturan Resulü çözüp ellerini kancaya bağladı.

Asaf;

" Üstünü çıkartın."

Asaf;

" Sende laptop dan ( Hour of dark pion) aç Recep."

İçeriye yayılan müzik sesiyle elindeki çakıyla Resulü adımladı.

Karşısına geçtiğinde ilk önce organını kökünden kesti. Rasulün çığlıkları müzik eşliğinde kulağa melodi gibi geliyordu.

Kestiği organı yanında bulanan büyük leğene attı. Baştan aşağa bütün vicudunu kesti acıdan bayılsa bile iğne yaparak kendine gelmesini sağlıyordu.

Tek tek bütün vicudunu parçlar haline getirip yanındaki leğene atıyordu.

Kırılan kemikleri duyan adamlar çoktan arkalarını dönmüşlerdi.

Asaf büyük bir titizlikle işine devam ediyordu. Elinde son kalan parçayıda leğene atarak adamlara döndü.

Asaf;

" Alın bunu yamyamlara götürün."

Adamlar birbirine bakıp leğeni almışlardı.

❗ BİTTİ❗

Asaf;

" Biriniz bana temiz kıyafet getirsin hadi."

Asaf deri koltuğa kendini atarak elindeki eldiveni çıkarttı.

Sarılı elini burnuna getirerek kokusunu içine çekti. Kasılan bedeni anında gevşemişti.

🌺 🌺 🌺

Karadağ Ailesi...

Dün Akşamdan..

Pamir'in Anlatımıyla...

Dün akşam Akifle eve gelip yukarı çıkmıştı. Pamir odaya girmeden çalışma odasına kısa bir göz attı.
Çalışma odasının ışıkları yanıyordu Pamir vakit kaybetmeden oraya yönelerek kapıyı tıklattıp içeri girdi.

Cihan bey üstünde eşofman takımıyla çalışma masasına oturmuş kağıtları imceliyordu. Pamir masanın yanında koltuğa yerleşerek babasına döndü. Pamir Ayazla konuştuklarını tek tek anlattı. Cihan bey Pamirin anlatıklarını pür dikkat dinliyordu. Cihan bey bu konuşmalardan sonra Pamire aklındaki düşünceyi anlatmış kimseye söylememesini istemişti.

🌺 🌺 🌺

Pamir o geceden sonra odasına girmişti. Sabah ise erkenden saatte kalkıp bahçede babasını bekliyordu.

Cihan bey evden çıktığında Pamirle birlikte araca binerek fakültenin yolunu tuttular.

Fakültenin önüne gelen araba durmuş içinden Cihan ve Pamir çıkarak fakülteye doğru yürümeye başlamışlardı.

Adımlarını müdürün odasına yönlendirerek kapıyı çaldılar. İçeriden "Gel" sesi gelmesiyle içeri girdiler.

Orta yaşlarında bir adam karşılamıştı onları. Cihan ve Pamir adama yöneldiler.

Müdür oturduğu sandalyeden ayağa kalkarak;

Müdür;

" Buyrun Hoş geldiniz Ben Yusuf Demirci" elini uzattı.

Cihan Bey;

" Cihan Karadağ"

Pamir;

" Pamir Karadağ" uzatılan eli sıkarak.

Müdür;

" Buyrun lütfen" eliyle masanın önündeki koltukları gösterdi.

Yusuf Demirci önünde duran masaya iki kolunu yaslayıp karşısında duran iki adama baktı;

Müdür;

" Buyrun sizi dinliyorum."

Cihan bey söze girerek;

Cihan bey;

" Aslında size bir öğrenci sorucağız?"

Müdür;

" İsmi nedir bu öğrencinin." Karşısında iki adama baktı.

Pamir;

" Lara bu fakültedey miş?"

Müdür;

" Evet o isme yakın Lara Karadağ adında öğrencimiz var."

" Nerden tanıyorsunuz siz onu?"

Cihan bey kendini toplayarak.

Cihan bey;

" Çok yakından tanıyoruz kendisini."

Müdür;

" Bu durumda siz benden ne istiyorsunuz."

Pamir;

" Sizden Lara Karadağ'ın dosyasını istiyoruz sizde bize yardımcı olursanız çok seviniriz."

Müdür;

" Üzgünüm bunu yapamam ögrencilerimizin şahsi bilgilerini paylaşamam."

Pamir;

" Bakın bizim o dosyaya ihtiyacımız var."

Müdür;

" Yapamam bunu sizde beni anlayın lütfen."

Cihan bey;

" Söz veriyoruz bu aramızda kalıcak bundan emin olabilirsiniz." Dedi son kez.

Yusuf Demirci Cihan beyin sözlerinden sonra düşünüp masanın altından çekmeceyi açtı. Ve mavi renkli dosyayı çıkardı.

Dosyayı iki adama yakın olacak şekilde masaya bıraktı.

Müdür;

" Lütfen bundan kimsenin haberi olmasın."

Cihan bey;

" Siz hiç merak etmeyin kimsenin haberi olmayacak."

" O zaman biz kalkalım her şey için teşekkür ederiz bu benim kartım yapılacak bir şey olursa beni bu numaradan ulaşabilirsiniz cebinden kartı çıkartarak."

Müdür;

" Rica ederim."

İki adam fakülteden ayrılıp araca bindiler. Cihan bey dosyayı açarak bütün bilgileri gözden geçirmeye başladı. Doğum saati, doğduğu tarih ve hangi hastanede dünyaya geldiği hepsi doğruydu.

Bilgilerin alt kısmımda öğrencinin ev adresi bulunuyordu.
Adres ise burdan yarım saat uzaklıktaydı.

Cihan bey elindeki dosyadan bakışlarını çekerek başını arkaya yaslamış gözlerini kapatmıştı.

Pamir;

" Ne olacak şimdi baba?"

Cihan bey oğlunun sorduğu soruyla gözlerini açmış oturduğu yerden hafiften doğrulmuştu.

Cihan bey;

" Eve gidelim önce bizimkilere anlatalım sonra ne yapmacağımızı konuşuruz." Dedi elindeki dosyaya bakarak.

Pamir aracı çalıştırarak eve doğru sürmüştü.
Lavin hanım her ay yaptığı gibi dernek için toplantı düzenliyordu.
Lavin hanım dikkatini telefondan çekerek dış kapıya odaklandı.
Eve giren Cihan beyle Pamirdi.

Lavin hanım telefonu kapatarak adımlarını salona yönelti.

Lavin hanım;

" Hoş geldiniz."

Cihan bey;

" Hoş bulduk hatun." Lavin hanımı kollarının arasına alarak boynuna buse bıraktı.

Lavin hanım;

" Neden erken geldiniz?"

Cihan bey;

" Yavrum işimiz erken bitti."

Cihan beyle Lavin hanım önden salona girerken Pamirde arkalarından giriyordu.
Oturduğu yerden hafif doğrulan Cihan bey konuya girdi;

Cihan bey;

" Çocuklar sizinle önemli konu hakkımda konuşmamız gereken şeyler var."

Tuğrul;

" Baba bizimle konuşacağın konu ne?"

Cihan bey;

" Kardeşiniz Lara."

Lavin hanım;

" Cihan yoksaa buldun mu kızımızı.? Söylesene nerdeymiş."

Pamir;

" Anne sakin ol."

Lavin hanım, Akif ve Tuğrul merakla Cihan beye bakıyordu.
Ayaz'sa az çok tahmin ediyordu konuyu. Doğru olması için dua ediyordu içinden.

Lavin hanım Cihan beyin kollarından doğrularak dinlemeye başladı.

Cihan bey aldığı nefesle konuya girdi.

Cihan bey;

" Şimdi söyleyeceklerimi beni kesmeden dinlemenizi istiyorum. Daha sonra ne yapacağımızı ve nasıl davranmamız gerektiğini konuşacağız."

" Bu konuda anlaştık mı çocuklar?" Dedi bakışlarını onların üstünde gezdirdi.

Cihan beyin dediklerini onaylayan çocuklar babalarını dinlemeye başlamıştı.

Cihan bey eşinin elini tutup;

Cihan bey;

"Kızımızı bulduk.."

Lavin hanım Cihan beyin dediği son iki cümleyle oturduğu yerden kalkmıştı. İçinde taşan duygular dışarı vuruyordu. Gözlerinden akan yaşlar yanağından süzülüyordu..

Cihan ayağa kalkarak kollarıyla lavin hanımı sarmıştı.

Lavin hanım;

" Allah'ım çok şükür dualarım kabul oldu.."

Cihan bey;

" Güzelim yapma böyle bak daha kötü olacaksın hadi gel otur." Koltuğa ottuturarak.

Lavin hanım;

" Anlat nasıl oldu nasıl buldunuz kızımı."

Cihan bey;

" Biz değil Ayaz buldu ablasını."

Bütün gözler Ayaz'ı bulumuştu. Akif Ayaz'ı kendine çekerek sarılmıştı.

Akif;

" Aslanım benim aferimm sana." Saçına sıkı öpücük bıraktı.

Ayaz kendini toplayarak abisene anlattığı olayı tekrar anlatmaya başladı.
Lavin hanım Ayaz'ın anlattıklarını elini kalbine koymuş dinliyordu sık sık aldığı nefeslerde bunun cabasıydı.

Tuğrul;

" Fotoğrafı varmı yanında?"

Ciha bey;

" Olmaz mı oğlum var tabii." Ceketinin cebinden çıkarttığı dosyayı Tuğrula verdi.

Tuğrul babasından aldığı dosyayı açarak ilk fotoğrafı incelemeye başladı.

Baş parmağı ile fotoğraftaki yüzü okşuyordu.

Tuğrul;

" Güzelim benim.." fotoğrafa bakarak.

Lavin hanım;

" Mis kokulu kızım."

Akif;

" Miniğim.."

Cihan bey;

" Tamam fazla bakmayın." Oturduğu yerden kalkarak.

Lavin hanım;

" Cihan ciddi olamassın kızımı bizden mi kıskanıyorsun?" Eşine dönerek.

Lavin hanım az da olsa kendine gelmişti. Kızına kovuşacaktı..

Cihan bey;

" Ben bilmem hatun benim kızım o."

Çocuklar onların bu hallerine gülüyordu.

Lavin hanım;

" Hadi o zaman gidelim kızımıza."

Çocuklarına dönerek;

Lavin hanım;

" Çocuklar sizde çıkın odanıza üstünüzü değiştirin. Cihan sende hadi bakalım." Salondan çıkarak.

Lavin hanım mutfağa girdiğinde akşam için yapılan yemekleri dolaptan çıkarttığı saklama kabına koydu.

Çantayı çıkartarak içine saklamam kaplarını koyup masaya bıraktı.

Adımlarını bu sefer merdivenlere yönlendirerek merdivenlerden çıkmaya başladı.
Odaya girdiğinde Cihan bey kol saatini takıyordu.
Yanına yaklaşarak yanağını öpüp banyoya girdi.

Cihan bey Lavin hanımın bu haraketine gülümseyerek odadan çıkmıştı.

Lavin hanım duştan çıkarak üstünü giyinmiş elleriyle saçlarını toparlayıp parfümünü sıkmıştı.

Aşağıdan seslenen Cihan bey;

Cihan bey;

" Hadii acele edin biraz kızım bekliyor beni."

Lavin hanım;

" CİHAN!! Geliyoruz işte." Aşağaya inerek.

Cihan bey;

" Tamam hatun geç kalmayalım diye şey ettim."

Ayaz;

" Ahhğğ. ahhğğ görüyormusunuz Antepin saygın Ailesinden Cihan Karadağ bu hallere düşecek adam mıydı.?" Yakınarak.

Cihan bey;

" Yürü len eşşek sıpası." Başını hafifçe vurarak

" Hadi hadi çok oyalandık." Dış kapıyı açtı.

Pamir ;

" Görüyormusun Tuğrul kızını buldu bizi unuttu."

Tuğrul;

" Görüyorum abi." Ayazın oyununa devam ettirerek.

Lavin han Fatmayı çağırarak masasının üstündaki çantayı istedi.
Fatma Lavin hanımın istediği çantayı getirerek yanlarından ayrıldı.

Pamir;

" O çantada ne var.?"

Lavin hanım;

" Kızıma yemek koydum."

Pamir Annesinin sözleriyle yanına yaklaşıp saçlarına sıkı opücük kondurdu.

pamir;

" Anam kadın."

Limuzine binen Karadağ ailesi yola çıkmış eksik kalan aile üyesini tamamlamaya gidiyorlardı. Yarım saat sonra kızların yanında olacaklardı..
Lavin hanım heycanlı olsada bir taraftan stresliydi. Nasıl tepki vereceğini kestiremiyordu.

Limuzini güvenli şekilde park edip;

Şoför Hamza;

" Efendim adrese geldik." Arka tarafa seslenerek.

Cihan bey;

" Tamam."

Araçtan inen Karadağ Ailesi kısaca etrafa göz gezdirdiler.

Şoför Hamza;

" Efendim Lara hanım evi şu küçük kızın oturduğu yer."

Karadağ Ailesi gösterilen eve doğru yürümeye başladılar. İçlerinde özlem sona ericekti..

Lavin Hanım kapıya yaklaşarak duvara monte edilen zile bastı.

Elini steresle pantolonuna silen Lavin hanım duyulan ayak sesleriyle elini kalbine götürdü.

Kilit sesi duyan Karadağ ailesi nefeslerini tutmuş kapının açılmasını bekliyordu..

Kapı yavaş yavaş aralanmaya başlamıştı. Kapının arkasında belirlenen kızlarını görmüştü.

•

•

Beklenen bölüme geldik.🥺

Bölüm Nasıldı??

Bundan sonraki bölümde bizi neler bekliyor?

Bölümde Sevip Sevmediğiniz kısımlar varmıydı.?

Gelecek Bölümde görüşmek üzere 👋 kendinize ve sevdiklerinize iyi bakın ♥️

Beğenmeyi ve yor yapmayı unutmayınnn✨

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

22okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18