8. bölüm · KÜL ve KANAT

6 | BÖLÜM "YALAN"

Busenur Kenar

Yine aynı saat ,aynı dakika ve aynı kabus . Uyandığımda herşey aynıydı . Yataktan kalkarak duvar girdim ve hızlıca çıktım. Başım çatlıyordu mutfağa gidip bi ağrı kesici attım ağzıma telefonu elime aldığımda yağından gelen 7 tane cevapsız aramayı gördüm hızla onu yeri aradığımda nefes nefese telefonu açtı.

"Abla depoya saldırı yaptılar , kız yaralandı . Kaçtılar sonra "

"Hassiktir Akif orada mı ?"

"Hayır aradım ama ulaşamadım"

"Geliyorum kapat"

Arabaya bindiğimde kalbim deli gibi atıyordu . Ne ara bu kadar hızlı geldim farkında bile değildim . İçeri girdiğimde etraf sessizdi . Tahmin ettiğim gibi güvenli odaya girmişlerdi. Yağızın kolu kalıyordu kurşunlardan biri kolunu sıyırmıştı. Kız ise koltukta uzanıyor yağız bacağına tampon yapıyordu.

"Neler oluyor burda "

"Abla bilmiyorum bir anda ateş açtılar kızı alıp buraya geldim . Aradılar bizi ama bulamadılar"

Kızı kucakladıktan sonra koşarak arabaya geçtik kendi hastanemize gitmemiz gerekiyordu. Kenan abiyle özel olarak yaptırdığımız ufak bir hastane .
Orman yolunu takip ederken hala korkuyordum bu kız ölmemeliydi . Bunu kaldıramazdım. Yağız ise sanki şoka girmiş gibiydi . Korkusu heryerden hissedilirken gözlerinden yaşlar aktı.
Hastaneye girdiğimizde Kenan abi , ali , Eymen ve güney denen adam da oradaydı . Tahmin ettiğim gibi Kenan abi hapse girmemişti. Kucağımdaki kızı sedyeye bıraktıktan sonra yağız da bir odaya soktum. Doktorlar onlarla ilgilenirken ben diğerlerinin yanına gittim.

"Abi neler oluyor ?"

İkisi aynı anda "saldırı" dediklerinde bunun bir tesadüf olmadığı aşikardı.

"Livia bunun basit birisi olmadığına eminiz değil mi ?"

Kafamı boşlukta sallarken başka bir ses bana yöneldi .

"Dede 'den başkası bu denli büyük bir şey yapamaz . Hepimizi gebertmek istiyor bir kişi hariç"

Gözleri de bana yöneldiğini beni tanıdığını fark ettim . Benim hakkımda bir şeyler biliyordu .

"Neyden bahsediyorsun?"

"Hepimizin orada olduğu yerlere ateş açıldı ama sen orada değildin. Ki istese seni de yaralayabileceğini düşünüyorum haksız mıyım "

Hızla doğrulup yüzüne bir yumruk geçirdim afallasa bie çok fazla tepki vermemişti .

"Dedeyle bir iş yaptığımı mı sanıyor amına koyayım"

Kenan abi beni tutup uzaklaştırırken Güney denen adamla sadece anlamaya çalışarak beni izliyordu .

"Livia sakin ol lütfen bak şuan hiçbirimiz iyi değiliz oda bir şeyleri çözmeye çalışıyor. "

"Abi sizin gibi bende stres altındayım ama gidip şu puşt gibi tanımadığım insanlar hakkında yorum yapmıyorum "

"Bak livia sakin ol sadece tamam mı ? Anlamaya çalışıyor . Onunda kardeşine denk geldi kurşun ameliyatta şuanda "

Bunu duyduktan sonra durdum. Kardeşi mi ? Bir şey demeye hakkım yoktu şuan ağzımı da açamadım zaten .

"Ben bahsedeyim."

Kenan abi kafasını salladıktan sonra hızlı adımlarla bahçeye çıktım. Kalbimdeki ağrı , boğazımda kuruluk ve ellerimin titremesi . Her şey üst üste gelmişti . Neden böyle oluyordu şimdi . Bir banka oturdum ve herşeyi gözden geçirmeye başladım .
Yanıma yaklaşan adım sesleriyle kafamı kaldırıp gelen kişiye baktım . Güney.
Sessizce yanıma oturduğunda normalde dik duran omuzları çökmüştü. Onun da içi ağrıyordu hissediyorum . Hiç konuşmadı sigarasını çıkardı dudaklarına götürüp alevlendirdikten sonra bir tane de bana uzattı aynı şeyleri bende tekrar ettim .
Kenan abi dışarı çıkıp bize seslenene kadar ikimizde sadece oturuyorduk. Konuşmamıza gerek yoktu çünkü.
Güneyin yanında daha önce arkadaşı olduğunu sandığım kişi meğer kardeşiymiş . Ameliyatı iyi geçmişti hayati bir durum da yoktu ortada hepimizin içi az da olsa rahatlamış nefes alabilmiştik. Yağının kolu sarılı , yıldızın da bacağından kurşun çıkartılmış şuan uyuyordu . Kenan abi , ben ve güney hastaneden çıkıp Kenan abinin ofisinde gittik . Bu iş canımızı sıkmaya başlamıştı.

Tekrardan o masadaydık bu sefer sadece 3 kişi . Kenan abi konuşmaya başladığındaysa sessizlik kesilmişti .

"Bu işin arkasında dede'den başka kimse olamaz bunu biliyoruz değil mi ?"

Güney ve ben aynı anda başımızı salladığımızda Kenan abi cevabını almıştı.

"O piçin artık ölmesi gerekiyor ama attığımız en ufak adımla bizim sonumuz gelir "

Güney konuşmaya başladığında hedefinde ben vardım .

"Bu piçi tek başına kimse öldürmez bunun farkındayız. Kenan seni tanıyorum ve güveniyorum ama sen . Senin hakkında hiçbir şey bilmezken sana güvenemem"

"Bak Güney livia benim kardeşimden bile öte ona ben güveniyorken bunu sorgulamak sana düşmez . Eğer diyorsan ki sana güvenim yok buradan gidebilirsin"

Kenan abi sustuğunda güneyin sinirlendiği her halinden belliydi .

" Ne Bilmek istiyorsun?"

Soruma karşılık bana keskin bakışlar attı.

"Livia hiçbir şey anlatmak zorunda değilsin biliyorsun dimi"

Kenan abiye sadece gülümsedim ardından Güney denen adama döndüm .

"Adın ne , kaç yaşındasın , dedeyle nasıl bir bağın var , neden seni öldürmedi"

Son sorusunda ki ses tonu beni suçlayıcı nitelikteyken sakince gülümsedim bir sigara yakıp anlatmaya başladım .

"Livia , 27 yaşındayım ve dedeyle yakın bir bağım yok yıllar önce beni sokak çocuklarının arasından aldı ve kendi bostan hayatına soktu . Sonrasında Kenan abiyle oradan kaçtık . Peki sen anlat bakalım sonuç olarak seni bende tanımıyorum "

Anlattıklarım ona yapmazken daha fazla soru sormaları gerektiğinin oda farkındaydı ve açıklama kısmı ona gelmişti .

"Günay Kansu 32 yaşındayım , anne ve babam zaten bu işlerin içindeydi yani bu dünyaya doğdum . Kenan ile bi tarihi eser ihalesinde tanıştık tani o zamanlar çocuktuk . Anne ve babam dede'nin düşmanlarıydı . Dede ise onların katili . Ailem öldükten sonra amcam sahip çıktı ben ve kardeşime . O da gidince tek başımıza kaldık ."

Kenan abi bu konuşmalar olurken sessizdi . Televizyon izleyen birisi gibi dalmıştı sadece . Elimi sıkıştığında aramızda olan buz dağında minik bir çatırdama oldu .

Kenan abi tekrardan söze karışınca bu sefer konu asıl meseleye geldi .

"Şimdi herkes birbirini tanıdığına göre asıl meseleye geçelim . Dede'yi nasıl ortadan kaldırabiliriz. Fikirler ?"

"Dedenin en büyük zaafı ney ?"

Bu soru Güney'den gelmiş ve onun haberi olmasa bile bana saplanmış bir bıçak gibi göğsümü kanatmıştı.

"Bedava silah , Uyuşturucu, resimler ... Ve küçük kızlar "

Kelime ağzımdan çıkarken sesim istemesem bile çatallanmıştı. Gözler anlık olarak bana çevrilse bile herhangi bir soru sorulmadı .

"Pekii o zaman onu en zayıf olduğu noktadan vurucaz . Kendini en rahat hissettiği anda savunmasızken. "

" O zaman ona bir şey vaad etmemiz gerekiyor "

Güneyin cevabı beynimde binlerce defa yankılandı . Aklımda dolanan düşünceler ve titreyen elimi ceplerime sokarak gizleme çabam şuan hepsi boşunaydı.

23 /04/2007
Pazartesi

Gece olmuş herşey kararmışken benim gözüme uyku girmiyordu. Bu gece de gelecekti bu gece de beni uyutmayacaktı. Ben yine kabus görecektim . Yatağın altında saklanmış belki beni görmezden umuduyla beklerken bedenim ise gerçeklere karşı titriyordu . Odanın kapısı yavaşça açıldı , içeriye giren gölge ise benim kabusumdu . İnsan nasıl uyanıkken kabus görebilirdi ki ben görüyordum .

Daha eğilmeden seslendi bana sanki her yeri görüyor gibiydi .

"Çık yatağın altından miniğim seni çok özledim "

Gözlerim dolmaya başladığında ağlamamak için ağzımı kapattım . Midem bulanıyordu . Nefes alamıyordum. Benden ses çıkmayınca elini yatağın altına uzattı ve sanki bir çanta alır gibi beni yatağın altından çıkattı . Elimi hala ağızımdaydı , ağlamamam gerekiyordu , yoksa bana yine ceza verirdi. Fakat kendime engel olamadım gözlerimden akan yaşlar hemen ardından hıçkırıklara dönüşmüştü . Bu sefer o elleriyle kapattı ağzımı . Beni kucağına çektiğinde çırpınamam hiçbir işe yaramadı . Ardından o ninniyi söylemeye başladı .

"Bak küçük bir yıldız orada ,
Senin için parlıyor uzaklarda ,
Her düşündüğünde gülümsüyor,
O parlak ışığıyla"

Nefesi iğrenç kokuyordu dudakları önce yanaklarımda sonra ise yüzümün her yerinde geçinmeye başladı . Ağla alarım arttı , sesim kısıldı ama o durmadı . Saatler sonra benim bitkin vücudumu kucaklayıp duşa soktu , ardından saçlarımı kurutarak yatağıma yattı. Kulağıma edildiğinde her gece söylediği o söz yine beynime hücum etti .

"İyidir geceler miniğim , bu gece için teşekkürler"

~Günümüz

Öksürerek masadan kalktığımda Kenan abi de ayaklandı ama benimle gelmesini istemiyordum . O tekrar masaya otururken ben kendimi bahçeye attım. Rüzgar yüzüme vurup dolan gözlerime çarparken yaşlar tutunamamış ve yanaklarımdan damlamıştı. Ellerim hala titrerken artık dayanamayacak halde olduğumu hissettim . Yere çöktüm ve hıçkırarak ağlamaya başladım.

"Bütün dünyam başıma yıkıldı ben gülümsedim , akşamında kolum kapıya çarptı ben bütün dünyamı sildim ..."

Arkadaşlar umarım beğenmişsinizdiirrr. Ayy fikirlerinizi yorumlarda bekliyorum.