8. bölüm / 19
KudZir || One Shot8 || Vuslat
Bölümler 19Şu an: 8 || Vuslat
- 1 1 || Yüzleşme2.270 kelime
- 2 2 || Yüzleşme II1.845 kelime
- 3 3 || Keskin Bıçak2.898 kelime
- 4 4 || Bizden Başka Kimsemiz Yokmuş..4.292 kelime
- 5 5 || Otogar1.739 kelime
- 6 6 || Odamız2.440 kelime
- 7 7 || Pansuman3.210 kelime
- 8 8 || Vuslat2.114 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 9 || Oğul2.423 kelime
- 10 10 || İlk Öpücük..1.654 kelime
- 11 11 || Anne1.477 kelime
- 12 12 || Bir Ömür1.316 kelime
- 13 13 || Korku2.635 kelime
- 14 14 || Karslı Konağı1.396 kelime
- 15 15 || Beyoğlu Zencefil2.191 kelime
- 16 16 || Tartışma2.180 kelime
- 17 17 || Tartışma II1.658 kelime
- 18 18 || Doğum Günü3.091 kelime
- 19 19 || Doğum Günü II1.807 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
6 yıl sonra
O gecenin üzerinden 6 yıl geçmişti. 6 yaz, 6 kış, 6 ilkbahar, 6 sonbahar.. Vezirsiz 2.190 gün.. Kudret onsuz yaşamış mıydı? Şüpheli.. Vezirsiz bir hayat mümkün değildi ki Kudret için. Nefes alıyordu ama her nefes boğuyordu onu 6 yıldır. "Senin acını atlatamam Vezir.." demişti ona Kars'ta, karın altında. Atlatamamıştı onun acısını. En çok canını yakanda onun eliyle kayıp gitmesiydi. Onun bıçağıyla, onun elinden olmuştu ölümü. Başkası yapsaydı daha kolay olur muydu acaba? O değil de Timur yapsaydı bunu, daha kolay atlatabilir miydi? Öfkesi ayakta tutardı belki onu, nefreti ayakta tutardı. Şimdi öfkesi, nefreti kendisineydi. Onu ayakta tutan ise bambaşka bir şeydi.. Sevdiği adamdan ona kalan son hatıra bağlıyordu Kudret'i hayata. Kızları... Vuslat...
30 Mart 2026
Kudret odasından bahçeye inmek için çıktığında başı dönmüştü ama umrunda olmamıştı. Üst üste yaşadıklarının etkisi olduğunu düşünüyordu. Özellikle de en son yaşadığı... Hayatının sonuna kadar ona acı verecek, gözlerini karartacaktı o gece, biliyordu. Merdivenden inip bahçe kapısına geldiğinde bir kez daha başı dönmüş, gözleri kararmıştı. Elini tutunmak için pervaza uzatmıştı ama başaramamış, yere boylu boyunca uzanmıştı. Ayıldığında beyaz tavanı gördü ilk başta, sağına soluna baktığında odasında olduğunu fark etti. Doğrulmak için hareket ettiğinde başı tekrar dönmüş, kendisini yatak başlığına dayayıp gözlerini sıkıca kapatmıştı. Gözlerinden yaşlar akmaya başladı. "Özür dilerim Vezir.. özür dilerim sevgilim.." diye tekrarladı içinden. Vezir onu hiç affetmeyecekmiş ve ömrünün sonuna kadar acı çekecekmiş gibi hissediyordu böyle anlarda.
Odasının kapısı açılması ile gözlerini açıp oraya doğru döndü. Cennet'in yanında doktor ile içeri girmesi ile yüzlerine baktı sadece, hiçbir his yoktu. Sanki hisleri alınmış gibi duruyordu. "Neden doktor çağırdın?" dedi Kudret buz gibi sesiyle. Cennet ve Derya'yı affedemiyordu. Ona söyledikleri şeyler canını yakıyordu ve bu acı hiçbir zaman geçmeyecekti. "Abla çok sık başın dönüyor, gözlerin kararıyor.." diyip yanına geldi. Elini tutmak istedi ama Kudret elini hızla çekti. "Olabilir Cennet, yaşadığım şeyler kolay değil."
Doktor sessizliğini bozup "Kudret Hanım.." diyerek yanına geldi ve Cennet'i biraz geri çekip Kudret'in yanında durdu. "Haklısınız yaşadığınız şeyler çok zor ama ciddi bir şey olabilir. İzin verin bir kontrol edeyim."
Kudret gözlerini kapatıp derin nefes alıp verdi ve geri açtı. "Bakın Doktor Hanım.." dedi yavaşça doğrularak. "Ciddi bir şey varsa ben buna üzülmem.." diyip doktorun arkasındaki Cennet'e baktı göz ucuyla. Yüzünü acıyla buruşturduğunu gördüğünde hafif gülümseyerek doktora döndü. Yaşlı gözleriyle yüzündeki gülümseme biraz daha büyüyüp acı ile dolu baktı yüzüne. "ben ancak sevinirim buna. Sevdiğim adama kavuşmak için tek şansım bu.."
Doktor arkasındaki Cennet'e baktı, çıkması için işaret yaptı. Cennet itiraz edecekken ablasının buz gibi bakışları ile karşı karşıya kalmış ve başını önüne eğip çıkmıştı odadan. "Kudret Hanım, ne yaşadığınızı pek bilmiyorum ama sevdiğiniz adamı kaybetmeniz çok acı biliyorum. Ama kardeşleriniz, yeğenleriniz var.. onlar için.."
Kudret sinir bozukluğuyla güldü. "Doktor hanım ben 20 küsur yıl sadece onlar için yaşadım. Ben gençliğimi, hayatımı onlara verdim. 20 yıl önce aşık oldum ama onları bırakıp aşkımı yaşayamadım. Tam aşkımı yaşarken.." diyip gözlerini sıkıca yumdu. Boğazı düğümlenmiş, sesi titremişti. "Hayatımın en acı gerçeği ile yüzleştim, sevdiğim adamın annemi öldürdüğünü öğrendim. Sonra.. sonra sevdiğim adam kendini kurtarmak için babamı öldürdü.. o sizin onlar için yaşamak zorundasın dediğiniz kardeşlerim var ya canımın yandığını bile bile daha çok yaktılar canımı. Beni suçladılar. Ancak ne zaman aklandım biliyor musunuz?" Bakışlarında acı vardı. Yutkundu. "Sevdiğim adamı öldürdüğüm zaman aklandım gözlerinde, o zaman suçlamadılar beni. Annesini, babasını kaybetmiş bana bir de sevdiğim adamı öldürttüler. Ben onlar için daha fazla ne yapayım?"
Doktorun gözleri dolmuştu, yutkunup boğazını temizledi. "Tamam, onlar için bir şey yapmayın.. kendiniz için yapın. Ölmek istediğinizi söylüyorsunuz ama siz yaşayamadığınız hayatı da yaşamak istiyorsunuz. Hem.. sevdiğiniz adam da bunu istemez miydi?"
Kudret buruk bir gülümseme ile baktı yüzüne. "İsterdi.." dedi gözlerini kapatıp açarken. "Ama ben onsuz yaşamayı bilmiyorum."
"Yavaş yavaş öğreneceksiniz.." dedi doktor elini tutarken. "İzin verin bir kontrol yapalım. Tansiyonunuzu, kalbinizi ölçüp kan alacağım sadece." Kudret başıyla onayladığında doktor tansiyonunu ve kalbini ölçüp kan aldı. "Kan tahlilinizin sonucu 1-2 saat içinde çıkar, sizi arayıp haber vereceğim."
Kudret konuşmadan onayladığında doktor çıktı odadan. Doktorun çıkması ile birlikte Kudret komodinin üzerinde kapalı duran çerçeveyi eline aldı. Gözleri kapalı duruyordu. Zorla açtı, buğulu gözleriyle baktı fotoğrafa. Vezir ile yan yana oldukları tek fotoğraftı bu.. Timur'un veliaht olarak geldiği 'sahte' aile fotoğrafları.. Kudret için sahte değil gerçekti. Vezir vardı çünkü.. Onun ailesi oydu ve o da gitmişti. Daha fazla dayanamayıp hıçkırarak ağlamaya başladı. Fotoğrafı göğsüne bastırıp yatakta soluna döndü. Yanındaki yastığa baktı. Vezir'in asla yatamadığı ama Kudret'in o yatmış gibi baktığı bir köşeydi orası. Gözyaşları ile fotoğrafa sarılı uyuyakaldı.
Telefonun sesi ile gözlerini açtığında başı ve gözleri ağrıyordu. Telefonu komodinin üzerinden aldığında kayıtlı olmayan numara olduğunu gördü. Aklına Vezir'in kaçtığı zaman onun sesini duymak için aradığı ve konuşmadığı o zamanlar geldi.. şimdi de arasa ve konuşmasa diye geçirdi içinden. Arayamayacaktı, biliyordu. Derin bir nefes alıp açtı telefonu. "Efendim.." dedi zor çıkan sesiyle.
"Kudret Hanım merhaba, ben kan tahlili için aramıştım sizi.."
"Buyrun?"
"Rica etsem kliniğime uğrayabilir misiniz?" Doktor hanımın bu sorusu ile Kudretin içini garip bir his kapladı. Ölmek istiyordu ama korkuyordu da.. Zorla çıkan sesiyle "Tabi.." diyip kapattı telefonu. Üzerini değiştirmeyip kabanını aldı sadece ve kimseye görünmeden çıktı evden. Bulduğu ilk taksiye binip doktor hanımın attığı konuma gitti. Kapının önüne geldiğinde biraz durdu, içeri girmekten korkuyordu. Derin nefes alıp verdi ve zor da olsa girdi içeri. Doktor hanımın gülümseyerek yanına geldiğini görünce içi biraz rahatladı ama hâlâ soru işareti vardı. Doktorun koltuğuna oturması ile Kudret'te masanın önündeki tekli koltuğa oturdu. "Sonuçlar nasıl?" diye direkt konuya girdi.
Doktor önündeki kağıtlara baktı. Boğazını temizledi. "Kudret Hanım.. ciddi bir sağlık sorununuz yok." dedi gülümseyerek. "Ama ciddi başka bir şey var."
Kudret'in kasları çatıldı. "Ne?"
"Hamilesiniz.." dedi doktor net bir şekilde. Bütün harfler Kudret'in zihninde yankılanıyordu. Ağzı açılıp kapandı, kafasını çok yavaş bir şekilde yana yatırıp kaldırdı. Anlamaya çalışıyordu.
"Nasıl?" dedi zorlukla. "Hamile miyim? Ama.."
Doktor oturduğu yerden kalkıp Kudret'in yanına gelip ortadaki masaya dayanıp ellerini tuttu. "Çok zor bir şey biliyorum.. kararı da sizin vermeniz gerekiyor."
Kudret titreyen çenesi ve dolan gözleri ile ellerine bakıyordu. Bu ellerde sevdiği adamın, karnındaki çocuğun babasının kanları vardı. Nasıl dünyaya getirip bu ellerle dokunacaktı ki ona? "Tuttuğunuz eller de o çocuğun babasının kanı var doktor." dedi gözlerini doktorun gözlerine çevirirken. "Nasıl karar vereyim?"
Doktor, Kudret'i kendisine çekip sarıldı. Kısa bir süre öyle durup ayrıldılar. "Siz yaşamak için bir sebep arıyordunuz.. tanrı size bir işaret gönderdi. Belki de sevdiğiniz adam gönderdi.." dedi buruk gülümsemeyle. "Ondan kalan en güzel şey olacak bu çocuk."
Kudret dolu gözleri ve acı ile umudu aynı anda barındıran gülümsemesi ile baktı karşısındaki kadına. Bu dünyaya Vezir ile ondan bir parça getirmeyi çok istiyordu ama bu şartlar altında yapabilir miydi bilmiyordu. Kafası çok karışıktı. Yaşlı gözlerini karnına indirdi, titreyen ellerini karnına götürdü. Gülümsemesi biraz daha büyüdü. Gözlerini kapatıp başını yukarı kaldırıp nefes almaya çalıştı ama sanki bir el boğuyordu onu. Başını tekrar doktora indirdi. "Ne kadarlık?"
"Henüz çok yeni, 4-5 haftalık anca olabilir."
Kudret başını aşağı yukarı salladı. Karar vermesi için biraz daha vakti vardı. Hiçbir şey demeden yerinden kalktı. Doktora zorla gülümseyerek çıktı odadan. Yürüdü.. yürüdü.. yürüdü.. Nereye gideceğini bilmiyor, ayaklarının götürdüğü yere sürükleniyordu. Mezarlığın kapısı önüne geldi, içine girdi.
Mezar taşlarının arasından yürüyüp toprağı hâlâ ıslak mezarın önünde durdu. Gözlerini sıkıca kapatmıştı. O günden beri ilk defa geliyordu buraya, şimdi de kendi isteğiyle mi gelmişti bilmiyordu. Mezarın yanına çöktü, gözlerini açamıyordu hâlâ. "Vezir.." dedi zorlukla. Sanki ona karşılık verebilecekmiş gibi.. Gözlerini güçlükle açıp Vezir Yılmaz yazan mezar taşına baktı. "Bu haberi canlı kanlı duymak isterdin biliyorum..." diyip zorla gülümsedi. "Hoş kendi katilinden bunu duymak nasıl olurdu bilmiyorum.. Bizim.." dediği an boğazına bir yumru oturdu, konuşmasını engelliyordu. "Bizim çocuğumuz olacakmış." Gözyaşları yağmur gibi akıyordu gözlerinden. "Sana o bıçağı saplarken ikimizden bir parça varmış içimde.. Ben ne yapacağım Vezir?" diyip kafasını mezar taşına dayadı. "Sana o kadar ihtiyacım var ki.. sen olsan bana yol gösterirdin." Histerik bir gülüş çıktı ağzından. "En yakınımdın sen benim, şimdi en uzakta sen varsın.. Benim yüzümden. Beni affetmeyeceksin biliyorum. Bende affetmeyeceğim kendimi.. ama bu çocuk ile ilgili ne yapacağım onu da bilmiyorum.. ne olur bir işaret ver bana." Kafasını dayadığı taştan kaldırıp ismine öpücük kondurdu. "Seni çok özledim Vezir... sesini, dokunuşunu... her şeyini çok özledim." Mezar taşından kalkıp son kez isminin üzerini okşadı. "Senin yanına gelinceye kadar kendimi affetmeyeceğim.." diyip kafasını yukarı kaldırdı. Gözlerini açtığında ona bakan minik bir serçe gördü. Ağacın dalında ona bakıyor, kafasını sağa sola dahi çevirmiyordu. Kudret başını Vezir'in mezarına çevirdi. "Bu bir işaret mi?" diye sordu gülümseyerek. Tam o anda serçenin cıvıltısını duydu, ardından ağacın yeni açmış çiçeklerinden biri düştü Vezir'in altında olduğu toprağın üzerine. Kudret'in dinmeyen ama yavaşlayan göz yaşları tekrar hızlanmış, gülümsemesi biraz daha büyümüştü. Vezir'in mezar taşını bir kez daha okşadı. "Yaşayacak.." dedi az öncekinin aksine daha tok çıkan sesiyle. Gözyaşlarını sildi. "Seni yaşatamadım ama onu yaşatacağım."
6 yıl sonra
"Anne.."
Kudret kafasını önündeki dosyalardan kaldırıp gözlüğünü çıkartarak çalışma odasının kapısından giren kızına baktı. "Efendim prensesim." dedi oldukça naif ve sevecen çıkan sesiyle. Vuslat elinde tuttuğu kağıtla annesinin yanına geldi. Kudret sandalyesini Vuslat'a döndürüp onu kucağına aldı. Elindeki kağıdı işaret ederek "Bu ne?" diye sordu.
Vuslat mavi gözleri ile annesine bakıp derin bir nefes verdi. "Ödevim.." dedi yorgun çıkan sesiyle. "Anne ben daha ne kadar ödev yapacağım?"
Kudret bu soruyla güldü. Birinci sınıfa daha yeni başlamış bir çocuğa göre fazla sabırsız ya da çabuk yorulan bir çocuktu. Sarı, uzun saçlarını geriye doğru atıp başına öpücük kondurdu. "Çoook büyüyene kadar bitanem.." diyip yüzünü buruşturdu. "Büyük bir insan olmak istiyorsan ödevlerini yapman gerekiyor."
Vuslat başını annesinin göğsüne dayayıp alttan alttan ona baktı. "Ben büyümek istemiyorum ki.."
Kudret çenesini Vuslat'ın başına dayayıp masanın üzerinde duran aile fotoğrafına baktı. "Hiçbirimiz büyümek istemedik ki bebeğim.." dedi titreyen sesini gizlemeye çalışırken. Vuslat başını annesinin göğsünden kaldırıp yanağına öpücük kondurdu. "Babama gidecek miyiz?"
Kudret gözlerini kapatıp başını aşağı yukarı salladı. "Gideceğiz.." diyip Vuslat'ı kucağından indirmeden yerinden kalktı. "Önce seninle güzel bir yemek yiyelim.." diyerek mutfağa doğru ilerledi. "Çok güzel Kars yemekleri yaptım."
Kudret kucağındaki kızını sandalyeye oturturken Vuslat yüzünü buruşturmuştu. "Ben Kars yemeklerini sevmiyorum ki.."
Kudret bunu duyunca biraz duraksadı. Babası da sevmez, o yaptığı için yerdi.. Ne kadar da ona benzediğini düşündü. Gözleri dolmuştu istemeden. "Karakuş da yaptım.." dedi çatallaşan sesiyle. "Seversin.."
Kudret son cümleyi söylerken boğazındaki yumru büyümüş, gözyaşlarını tutamaz hâle gelmiş koşarak mutfaktan çıkıp tuvalete girmişti. Arkasında şaşkın bir hâlde bıraktığı Vuslat ise annesinin peşinden sandalyeden inmiş ve koşarak gitmişti. "Anne üzülme ben Kars yemeklerini de severim." dedi mutsuz çıkan sesiyle. Kudret elini yüzünü yıkayıp sakinleşerek çıktı tuvaletten ve gerçek olmasına özen gösterdiği gülümseme ile onu üzdüğünü düşünüp üzülen kızına baktı. Önünde diz çöküp aynı boya geldi. "Üzülmedim bitanem.." dedi yüzünü okşayıp sarılırken. "Sadece.. eskilere gittim biraz.."
"Babamı mı hatırladın?" diye sordu Vuslat annesinin saçlarını okşarken. Kudret geri çekilip gülümseyerek kafasını salladı. "Evet.. babanı hatırladım. O da Kars yemeklerini pek sevmez, zor yerdi." diyip kafasını aşağı eğerek güldü. "Ben yapıyorum diye yerdi genelde.. ama karakuş yaptığım zaman, çok mutlu olurdu.." Gözleri tekrar Vuslat'ı buldu. "Senin gibi.."
"Ben babamın kızı mıyım yani?" diye sordu Vuslat heyecanla. Babasını hiç tanımamıştı ama Kudret ona o kadar güzel anlatmıştı ki Veziri... tanısa bu kadar hayran olur muydu? Bilmiyordu.
"Sen benim kızımsın." dedi Kudret yalandan kıskanmış gibi yapıp tek hamlede kucağına alırken. "Ama sen yine de babana gittiğimizde bunu dediğimi söyleme."
Vuslat kollarını annesinin boynuna dolayıp yanağına öpücük kondurdu. Kıkırdayarak "Tamam söylemem. Anne kız sırrı." dedi. Kudret kokusunu içine çekerek öptü. "Oh! Anne kız sırrı evet."
Mutfağa geldiklerinde Vuslat'ı tekrar sandalyesine oturttu. "Hangel yaptım.. diğerlerine göre daha yenilebilirdir dimi?"
"Sen ne yaparsan ben yerim." dedi Vuslat annesine öpücük atarken. Kudret gülümseyip hangel koyduğu tabağı Vuslat'ın önüne koyup başından öptü. "Sen ye ben üzerimi değiştirip geleyim tamam mı?"
Vuslat ağzına doldurduğu yemekten dolayı konuşamıyor gözlerini açıp kapatarak anlaşmaya çalışıyordu. Kudret bu hâline gülüp çıktı mutfaktan. Yemek konusunda tam olarak babasına benziyordu. Odasına girdiğinde kapıyı kapatıp gardrobun karşısına geçti. Siyah dizlerinin hafif altında biten, kısa kollu elbisesini alıp giydi. Saçını Vezir'in sevdiği, 6-7 yıl önce Kapalıçarşı'dan aldığı çiçekli toka ile topladı. Tokaya baktığında Vezir'in 6 yıl önce Kars'ta kaybettiği için bütün Kars'ı arayıp bulduğu, peynircinin önünde ona tokayı verdiği geceye gitti. Burukça gülümsedi çünkü Vuslat'ın dünyaya gelmesi de o gece ile olmuştu.
O gece birisinin cesur davranması gerekiyordu ve Kudret cesaret göstermişti. Vuslatları olmuştu.. O vuslat aylar sonra Kudret'i hayata bağlamış, hatta hiç gitmediği otogara götürüp işlerin başına geçmesine sebep olmuştu. Kudret'in hayatını çalan adam Kudret'e bir hayat daha vermişti. Yıllarını annesinin katilinin nefretiyle geçiren kadın, yıllar sonra annesinin katiline aşık olduğunu öğrenmişti. Sonra ise kendisinin katili olduğu adamdan bir kızı olacağını..
Kudret Karslı'nın hayatı bir çok anda kırılmıştı ama en iyi kırılma Vuslat'ın haberini aldığı gün olmuştu. Ölmeyi beklediği o günlerde yaşamak için sebebi olmuştu. Hayatında kendisinden ve sevdiği adamdan bir parça olan tek şey oydu. Kendisine ait bir evi, kızı, otobüs firması ve hayatı vardı artık Kudret'in. Yıllarca başkasının hayatını yaşıyormuş gibi hisseden kadın kendi hayatını kurmuştu. Geç olmuştu, eksikleriyle olmuştu ama olmuştu. Sahne sadece Kudret Karslı ve kızı Vuslat Karslı Yılmaz'ındı..
Bölüm etkileşimi
