3. bölüm · KudZir || One Shot

3 || Keskin Bıçak

b 🍷

"Abla hadi!"

Kudret siyah mücevherden yapılma küpelerini takıp saçlarını düzeltirken seslenen Deryaya "Geliyorum." diye karşılık verdi. Aynanın karşısında son kez kendisine bakıp siyah boğazlı elbisesini düzeltti ve siyah topuklu botlarını giyip, siyah kürkünü omuzlarına atarak çıktı odadan. Kapısının önünde öfleyerek oradan oraya yürüyen Derya ve masada oturan Reyhan'ın gözleri Kudret'e döndü ve aynı anda "Oha!" dediler.

"Olmamış mı?"

"Abla.." dedi Derya ağzı beş karış açık bir şekilde yanına gelirken.

"Ne Derya? Olmuş mu olmamış mı bir şey de."

"Taş gibi olmuşsun!" dedi Derya ıslık çalarken. "Var ya bu akşam sana bakan dönüp bir daha bakar ben diyim."

"Gerçekten Kudret, çok güzel olmuşsun."

"Tamam abartmayın." dedi Kudret utanıp saçını kulağının arkasına atarak. "Çıkalım mı yoksa ben odaya geri döneyim mi?"

"Çıkalım, çıkalım."

Kızlar evden çıkıp arabaya bindiler ve çok uzun sürmeyen bir yolculuktan sonra eski taş bir binanın önünde durdular. "Meyhaneye mi geldik?" dedi Kudret hayretle.

"Evet, ne var?" dedi Derya el frenini çekip ablasına bakarken. "Hem efkar dağıtacağız hem eğleneceğiz, hadii."

Önce Derya sonra ise Kudret ve Reyhan da peşinden indi. Kudret bir iki saniye binanın önünde durup inceledi. İçeriye girip çıkan insanlara baktı, normaldi. Derya'nın koluna girmesi ile ona dönüp gülümsedi ve içeriye doğru ilerlediler. "Merhaba, Derya Karslı adına 3 kişilik rezervasyonumuz vardı."

"Buyrun.." dedi görevli ve içeri geçmeleri için işaret etti. Masalarını gösterip yanlarından ayrıldı.

Kudret içerideki loş havayı, duvarlara asılı duran nostaljik tabloları, fotoğrafları ve aksesuarları inceliyordu. "Abla otursana." dedi Derya onu dürterek. Kudret "Ha.." diyerek daldığı yerden çıktı. "Otursana diyorum, ayakta kaldın."

"Dalmışım.." dedi Kudret kürkünü omuzlarından alıp yerine otururken.

"Kudret, ilk defa mı meyhaneye geliyorsun?" dedi Reyhan. Sorusunda ciddiydi.

Kudret güldü. "Yok canım.. Sizde beni iyice ev kuşu yaptınız." Gözleri biraz buğulanmış, dudakları kurumuştu. "Uzun zaman oldu gelmeyeli. 30 yıl kadar.. ama tabi Kars'ta ilk defa geliyorum."

"Ya bakma sen ablamın evden çıkmadım demelerine, ne yere bakan yürek yakan o var ya." dedi Derya şakayla karışık. O sırada garson siparişleri almak için yanlarına geldi. "70lik mi alalim?" diye sordu Derya.

"Abartma Derya." dedi Kudret. "Bir iki kadeh içer kalkarız."

"Ha günlerdir 35lik rakıyı tek içen kadın mı diyor bunu." Kahkaha atarak söylemişti. "Biz bi 70lik rakı, ortaya da mezelerin hepsinden alalım."

Garson onaylayıp yanlarından ayrıldıktan sonra Reyhan "Ee Kudret'in ne yere bakan yürek yakan olduğundan bahsediyorduk." dedi ellerini çenesinin altında birleştirip Kudret'e bakarken. "Ben gerçek Kudret'i tanımıyorum, nasıldı?"

"Bir şey diyeyim mi?" dedi Derya, Reyhan'a doğru. "Bende ablamı tanımıyorum. Sahi abla sen gençken nasıldın?"

"Bilmem.." dedi Kudret bakışlarını ellerine indirirken. "Mutluydum her halde.." Derya'nın çenesi titremişti Kudret'in son söylediğinden. Kolunu sıvazladı. "Yani sonrasında da mutlu olduğum anlar oldu ama genç kız heyecanı diye bir şey var ya.. ben bir gecede büyümek zorunda kaldım. O geceden sonra da eski neşem, heyecanım kalmadı."

Kudret bundan bahsederken garson rakı ve mezeleri getirmişti. Derya kadehlerini dolduracak garsonu durdurup "Biz hallederiz, teşekkürler." dedi gülümseyerek. Garson gülümseyip yanlarından ayrıldı. Derya teker teker tüm kadehleri doldururken Kudret beklemeden Derya'nın doldurduğu ilk kadehi alıp sek içti. "Abla yavaş!" dedi Derya hayretle. "Bir de iki kadeh içer kalkarız diyordun."

"70lik söylediysek içeriz, doldur." dedi Kudret umursamadan. Derya bir kez daha Kudret'in boşalan kadehine rakıyı doldurdu. Bu sefer Kudret üzerine biraz su katıp kadehi kaldırdı. "Neye içelim?" diye sordu ona bakan iki kadına bakarak.

Reyhan "Genç Kudret'e.." diyerek kaldırdı kadehini. Kudret burukça gülümsedi. "Genç Kudret'e.."

Kadehlerinden bir yudum aldıktan sonra "Ee abla Vezirle ne konuştunuz, detaylı anlatır mısın bi?" dedi Derya. Konuya dönmek ve çözüme kavuşturmak istiyordu.

"Derya.. bana itiraf ettiği şey o kadar acı verici ki.." dedi Kudret gözlerini acıyla kapatarak. "Hepimizi ilgilendiren ama kimsenin duymasını istemediğim bir sır."

"Ya Vezir bu, ne yapmış olabilir en fazla?" dedi Derya gülerek. "Babam ya da senin için adam falan öldürmüştür yani."

Kudret yan yan güldü. "Keşke.." diyip kadehinden bir yudum aldı. "Ben babama ihanet etmek için yola çıkan..." Duraksadı. Sesi, çenesi titriyor gözlerinden damlalar akmak ile akmamak arasında gidip geliyordu. Dudalarını diliyle ıslatıp "..adama aşıkmışım Derya.." dedi güçlükle.

Derya ve Reyhan şok olmuşlardı. "Ne?" diye bağırdılar aynı anda. Etraftaki bütün gözler onlara dönmüştü. Derya pardon der gibi gülümseyip tekrar ablasına döndü. "Ne demek ihanet etmek için yola çıkan adam.. Vezir mi?"

"Ben kaç kişiye aşığım Derya?" dedi Kudret alayla.

"Nasıl olur Kudret bu? Vezir, Zaro Ağa'nın en sadık adamı.."

"Yola bunun için çıkmış ama yapamamış.. bana aşık olduğu için." Buruk, mutluluk ile mutsuzluk arası bir gülümseme belirdi yüzünde. "İlk görüşte aşık olduğum kız ağanın kızı çıktı, aşk her şeyden üstün çıktı.. dedi bana."

"Ya.." dedi Derya aşk ile gülümseyerek. "Vezir'e bak sen.. Yahya da hâlâ senin baban benim babamı öldürdü intikam intikam diye dolanıyor."

"Yahya'nın bir sebebi var ve oyunlarla yapmıyor bunu. Açık açık, göstere göstere yapıyor. Vezir ise.. ihanet için yanına girdiği adama sırf kızına aşık oldu diye niye ihanet etmekten vazgeçsin ki bir insan?"

Derya, Kudret'in elini tuttu. "Aşk insana her şeyi yaptırır abla. Hele bir de hayatta başka kimsesi olmayan insanlara.." Gözlerinin içi de parlayarak bakıyordu Kudret'e. "Vezir, ailesiz büyümüş. Seni görmüş aşık olmuş, sana tutunmuş. Sonra bir bakmış ki sen intikam almak istediği adamın kızısın.. Doğru anladım değil mi?" Kudret başıyla onaylayıp elindeki çatalla mezelerden aldı. "Düşünmüştür. İntikam alsam ailem geri gelir mi, bu kadın için intikamdan vazgeçsem değer mi? Ailesi geri gelmezdi ama sen.. vardın, yanındaydın. Senin için ailesinin hatırasını boşvermiş ve seni seçmiş."

"İyi ama ailesi yerine beni seçen adam neden beni değil de babamı seçti?"

Reyhan devreye girdi bu noktada. "Timur ve Vezir aynı kişiler Kudret. Ağa onlara iyi bir hayat verdi. Ona ihanet ederlerse o hayatı kaybedecekler. O hayatı kaybederlerse belki bizi de kaybedeceklerini düşünüyorlar." diyip güldü. "Bir de Zaro Ağa'ya hayranlıkları var.."

"Timur hem babama karşı çıkıp hem onun yanında durabiliyor ama Vezir... Ben her şeyi göze almış, elini tutup kaçıp gitmeyi göze almışken o elimi bırakmayı tercih etti."

Reyhan, Kudret'in masanın üzerinde duran elini tuttu. "Bizim aramızda bir fark var sadece Kudret. Sen ağa'nın kızısın ben ise bir anlaşmayla oğluyla evlendirdiği geliniyim. Timur ve Vezir arasındaki fark bu işte"

"Bazen diyorum ki.." dedi Kudret ikisininde gözlerinin içine bakarak. "Dümdüz bir ailenin kızı olsaydım nasıl olurdu acaba?"

Derya kahkaha attı istemeden. "Bunu bende çok merak ediyorum. Zülfikar Karslı'nın kızı olmaktansa Tostçu Kamil'in kızı olmak nasıl olurdu acaba?"

"Daha kolay olmazdı belki ama bu kadar da boğulmazdık."

Derya kadehini kaldırdı. "Zülfikar Karslı tarafından hayatları alt üst edilmiş kadınlara.." Kudret ve Reyhan'da yüzlerinde acı dolu gülümseler ile kaldırdılar kadehlerini. Birer yudum aldılar ve geri bıraktılar.

"Abla.." dedi Derya yanındaki ablasına dönerek. "Vezir sana gelerek, kendini açıklayarak bir adım attı. Sen ne yapacaksın?"

"Bilmiyorum Derya.. Bana en son benden nefret ediyor musun diye sordu."

Reyhan ve Derya merakla "Sen ne dedin?" diye sordular.

"Bilmiyorum.. dedim. Ne hissettiğimi ve ne düşündüğümü bilmiyorum dedim."

"İyi en azından nefret ediyorum dememişsin.. Peki neden babamı seçmiş, daha doğrusu neden seninle gitmeyi göze alamamış?"

"İşin içinde senin eski kaynana adayın da varmış." dedi Kudret gülerek. "Biz mi çok dar bir alanda yaşıyoruz yoksa dünya mı çok küçük?"

"Zahidem ya, her yerden çıkıyor maşallah." dedi Derya sabır çeker gibi. "Zahide ne alakaymış?"

"Oralar önemli değil de.. bir şekilde ikna etmiş Vezir'i intikam hikâyesine. Vezir'in bundan vazgeçtiğini de bilmiyormuş yıllardır. Kars'a dönünce işler değişiyor tabi, işkillenmeye başlamış. Hem babama hem de Vezir'e acı çektirmek için bana zarar verebilirmiş.." diyip kadehini dikti kafaya ve Derya'ya doldurması için işaret yaptı. Derya kadehine rakıyı doldururken o da anlatmaya devam etti. "Beni korumak için yapmış. Bunu söyleyince ben biraz ağır konuştum galiba.." Kaşları çatıldı, yüzü pişmanlık arası bir ifade aldı.

"Ne dedin Kudret?"

"Koruman gereken bir Kudret kalmadı artık dedim.. Çok mu ağır oldu?"

Derya ve Reyhan birbirlerine baktılar. Derya durumu hafifletmeye çalışarak "Yok ya.. yani sonuç olarak o senin elini bırakıp gidince siz otomatikman ayrılmış oldunuz. E bu durumda senin ne yaptığın, ne yaşadığın onu ilgilendirmez."

"Evet.. sen kendini suçlama. Bu tamamen Vezir'in yaptığı ve duyunca da üzülmemesi gereken bir şey."

"Ben her şeye rağmen onun üzülmesini, kırılmasını istemiyorum." dedi Kudret ağlamaya başlarken. Derya hemen ablasına sarılıp göğsünde ağlamasına izin verdi.

"Ablam, aşk böyle bir şey. O senin canını ne kadar yakarsa yaksın onun canı incinmesin ister insan. Ama bir yandan da benim yandığım kadar yansın canı istersin. Çok toksik ama çok da güzel bir şey.."

Saat ilerledikçe müzik sesi artmaya başlamış, konuşmalarının arasına Sezen Aksu'nun sesi de karışmaya başlamıştı.

Geldim yarım, kaldım yarım..
Neydi ne oldu, şu tez canım..
Ertelendim hayattan sevdim yarım
Derken bugün olmazsa olur yarın

Kızlar Sezen'in sesi ile birlikte susmuşlar, dinlemeye başlamışlardı. Nakarat kısmı geldiğinde Kudret "kendimden kaçan.. yarim keskin bıçak.." diye eşlik etmeye başladı. Derya ve Reyhan önce şok olmuş Kudret'e baktılar, daha sonra onlar da eşlik etmeye başladılar. Kudret içindeki acı ve alkolün de etkisiyle "Nerede bende o yürek.. yardan cayacak" diye yükseldi bir anda. Gözlerinden yaşlar akarak kadehini kaldırdı kızlarla şerefe yapıp kafasına dikti. "Kendimden kaçan.. yarim keskin bıçak.. Nerede benden o yürek yardan cayacak.."

Kudret kendisini iyi hissetmiyordu. Yerinden kalktı. Başı dönüyordu ama umrunda bile değildi. Zar zor dengesini toparlayıp lavaboya doğru ilerledi. Kendisini lavaboya kilitleyip hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Sezen'in de dediği gibi Kudret'te Vezir'den cayacak bir yürek yoktu. Ne yaparsa yapsın ondan vazgeçmek, bırakmak, pes etmek istemiyordu. Elinde sıkıca tuttuğu telefona baktı buğulu gözleriyle. Ya şimdi yapacaktı ya da hiç yapmayacaktı. Kilidi açıp rehbere girdi. Vezir isminin üzerine geldiği an bir kaç saniye durdu. Aynada kendisine baktı. Kendini harap etmeye, sevdiğinden ayrı, kalabalıklar içinde yalnız olmaya değer miydi? Değmezdi.. Vezir'de bunu düşünüp vazgeçmemiş miydi planından. İçinde önce gömdü sonra akladı Vezir'i ve sonunda isme basıp aradı. İlk çalışta açılmıştı telefon.

"Kudret.." dedi Vezir tedirgin bir sesle. "İyi misin?" Arama ihtimalinin düşüklüğünden kötü bir şey oldu diye düşünüyordu.

"Değilim..." dedi Kudret tekrar ağlamaya başlayarak. "Ben iyi değilim Vezir."

Vezir'in sesi endişeye dönmüş hatta korku almıştı içini. "Bir şey mi oldu? Ne oldu Kudret? Neredesin? Geleyim mi?" Nefes bile almadan arka arkaya sıralamıştı hepsini.

"Ben.." dedi Kudret etrafına bakarak. "Lavabodayım.." Güldü sonra dediğine. "Sen nerdesin?"

"Oteldeyim.." dedi Vezir şaşkınlıkla.

"Tamam.. ben.. ben geliyorum." diyip kapattı Kudret.

Elini yüzünü yıkadı ve lavabonun kenarına dayanıp derin derin nefes aldı. Kapı zorlanmaya başlamış arkadan Derya'nın "Abla.. iyi misin?" diye bağırması duyulmuştu. Kudret son bir kez aynada kendisine bakıp akan rimelini düzeltip kapının kilidini açtı. "İyiyim.." dedi acıyla gülümseyerek. "Çok iyiyim.."

Derya'nın yanından geçip masaya geldi ve kürkünü omuzlarına, çantasını eline alıp kızların bir şey demesine izin vermeden uzaklaştı oradan. Mekândan çıkıp yolda bulduğu ilk taksiyi durdurup Vezir'in kaldığı otelin adresini verdi. Kafasını cama dayayıp bembeyaz olan yolu izledi. Gidiyordu ama neden gittiğini, gittiğinde ne diyeceğini ne yapacağını bilmiyordu. Bildiği tek bir şey vardı o da daha fazla böyle yaşayamayacağı. Taksi taş binanın önünde durdu, parayı ödeyip indi arabadan. Bir iki dakika sadece binaya baktı. Çantasını güç almak ister gibi sıkıca tuttu. Başını önüne eğip geri kaldırdı, dikleştirip kapıya doğru ilerlemeye başladı. Kapıdan girdiğinde tanıdığı bir koku duydu. Bir iki saniye gözlerini kapatıp kokuyu içine çekti. Gözleri kapalıyken solundan "Kudret.." diye bir ses duydu. Hızla açıp oraya doğru döndüğünde ona endişe ile bakan Vezir ile göz göze geldi. Gülümsedi. "Vezir.."

Vezir iyice yaklaşıp kollarından tuttu. "İyi misin? Fiziki olarak.."

"Fiziki olarak evet.." dedi Kudrer başını kolundaki ellerine indirerek. Vezir'in sağ elini alıp kalbinin üzerine koydu. "Ama burası iyi değil."

Vezir'de yaptıklarından utanarak ve çekinerek başını önüne eğdi. "Özür dilerim.."

"Özür dileme artık, özür dilemen hiçbir şeyi telafi etmiyor. Hayatımız boyunca hep yanlış şeyler yaptık, özür diledik ama telafisi oldu mu? Ben Derya'yı Yahya'dan ayırdım, özür diledim ama geri alabildim mi? Hayır." dedi burnunu çekerek. "O yüzden benden özür dileme artık."

"Ne yapayım? Ne yapabilirim Kudret? Kendimi affettirmek için ne yapabilirim?"

Kudret bir iki dakika düşünür gibi yaptı. "Şuan.." dedi hafif çakır keyiflik ile gülerek. "İhtiyacım olan tek şey oturmak."

"Ah.. pardon, pardon. Hadi gel." dedi Vezir geçmesi için işaret yaparken. Asansöre doğru ilerletti Kudret'i ve 8. kata bastı. "Sen nereden geliyorsun?" dedi Kudret'i incelerken. Siyah kürk, uzun olmayan elbise, mücevherler ve her zamankinden daha özenli saç ve makyaj..

"Meyhaneden.." dedi Kudret aynadan Vezir'e bakarken.

Vezir yutkundu. "Meyhaneden.." dedi fısıltıyla.

"Evet.." dedi Kudret çenesini öne doğru uzatarak. "Ne var? Ben gidemez miyim?"

"Gidersin.." dedi Vezir gülümseyerek. "Gidersin de.. alışık olmadığın bir şey."

"Belki de artık eski Kudret yoktur." dedi vücudunu tamamen Vezir'e doğru çevirirken. "O olsaydı son duyduklarından sonra bırak buraya gelmeyi seni Kars'ta barındırmazdı zaten. En iyi sen bilirsin."

Vezir hafif bir kıkırtıyla güldü. "Bilmez miyim.."

O anda asansörün durma sesi ile birlikte kapı açıldı. Kudret önde Vezir arkasında indiler asansörden. "Soldan.." diyerek Kudret'e yön gösterdi. Bir süre yan yana yürüdükten sonra oda önünde durdular. Vezir kart ile kapıyı açıp Kudret'in geçmesini bekledi. Kudret, Vezir'e baktı. Yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluştu. Vezir'in elini tutup kendisi ile birlikte odaya çekti. Vezir şaşkındı Kudret'in bu hâline. Sarhoş muydu değil miydi anlamıyordu? "Kudret.." dedi hızlı hızlı nefes alırken. Kudret omzundaki kürkü tekli koltuğa bırakıp Vezir'in tam karşısında durdu.

"Vezir.." dedi bir iki adım atarak. Vezir gözlerinin içine bakıyor, Kudret'in aklından geçenleri anlamaya çalışıyordu ama başaramıyordu. Gerçekten de eski Kudret yok diye geçirdi içinden. Hoş bu Kudret'i de ziyadesiyle beğenmişti. "Bana nefret ediyor musun diye sormuştun.." Vezir yutkunup başını salladı sadece. "Etmiyorum." dedi Kudret çok net bir ses ile. "Ben senden nasıl nefret edilir bilmiyorum ki Vezir." Yüzündeki gülümseme burukluk ile mutluluk arasındaydı.

Babasına ihanet etmeyi düşünen adama duyduğu aşkın burukluğu ile onun için ailesinin hatırasından vazgeçmiş aşkın çarpışmasının ifadesiydi bu gülümseme. Vezir ondan nefret etmediği için mutluydu ama o kendisinden nefret ediyordu. "Sevindim.." dedi Vezir başını kaşıyarak. "Ama ben kendimi hiçbir zaman affetmeyeceğim."

"Seni affedicem demedim ki.. sadece senden nefret etmiyorum." dedi Kudret kollarını önünde bağlayarak. "Affetmek için daha yol var."

"Doğru.. affedilmez bir şey bu."

"Öyle.." dedi Kudret arkasını dönüp yatağın ucuna oturarak. "Ben hep dik durmaya çalıştım Vezir." Ellerini dizlerinde bağlamış gözlerini de ellerine indirmişti. "Sana ben yoruldum senin yanında güçsüz olsam olmaz mı demiştim, sen de olur demiştin." diyip Vezir'e baktı. "O yaptığın ile ben yine güçlü olmak zorunda kaldım. Dik durmak, iyiymiş gibi davranmak zorunda kaldım. İşte seni bu yüzden affetmeyeceğim Vezir."

Vezir yavaş adımlarla yanına oturup elini tuttu. Yaptığı hamlenin doğru mu yanlış mı olduğunu anlamak için tereddütle Kudret'in yüzüne baktı. Kudret geri hamle yapmamış aksine boşta kalan elini elinin üzerine koymuştu. "Bir daha seni asla bırakmayacağım." dedi Vezir çok net bir ses ile. "Orada onu yapmanın benim için de ne kadar zor olduğunu anlatabilsem sana.. bir tarafta ağa bir tarafta ağanın kızı. Benim konumumda olan, yıllarca ağanın pis işlerini yapmış birinin o adamın kızına aşık olması, biz evleneceğiz diyip alıp götürmesi kolay değil Kudret."

"Sen korkmazsın Vezir." dedi Kudret gözlerinin içine bakarken. "Benim için Timur'u vurdun sen, benim için neler yaptın. Ölmekten korkmayan adam Zaro Ağa'dan mı korktu?"

Vezir alayla güldü. "Babanı benden daha iyi tanıyorsun Kudret. Ölmekten beter eder ikimizi de. Ayrıca o yapmasa.. Zahide var. Sen senelerce acı çektin Kudret, senelerce birilerini kaybettin. Ben.. ben ailemi kaybettim seni buldum. Seni de kaybetmeyi göze alamadım. Benden uzakta olsan sağ olduğunu, iyi olduğunu bilmek iyi olur diye düşündüm.." Gülümsedi. "Olmuyormuş."

"Ben sensiz iyi olmayı istemedim ki, ben seninle her şeyi paylaşmak istedim. İyiyi, kötüyü, hastalığı, sağlığı... Mutsuz da olacağız mutlu da ama birlikte olacağız.. olacaktık." Gözünden bir damla yaş aktı. "Ben hayatımda ilk defa babamın karşısına dikilip sözünün üstüne söz söyledim, Derya'ya doğru adama aşık oldum dedim. Sen.. beni yalancı çıkardın. Bunları nasıl affederim Vezir?" Vezir yerinden kalktı, Kudretin ayak ucuna dizlerinin üzerine çöktü.

"Ne yaparsam yapayım bunu affettiremem sana ama.. herkes ikinci bir şansı hak etmez mi?" dedi umutla. "Söz veriyorum bundan sonra hata yapmayacağım, aklımdan geçen her şeyi sana anlatacağım."

"Zaro ağa'nın karşısına çıkar konuşurum da demiştin.." dedi Kudret alayla gülüp yerinden kalkarken. Odanın içinde yürüyüp elini saçlarının arasına daldırdı. "Benim sözlere değil eyleme ihtiyacım var Vezir. Söz verme göster."

Vezir, Kudret'in arkasından yaklaşıp çok az mesafe kalacak şekilde durdu. Gözlerini kapatıp kokusunu içine çekti. "Tamam.. benden yüzünü çevirme, uzaklaşma yeter." Vezir'in nefesi Kudret'in boynundaki açıklıktan tenine değiyordu. Kudret teninde hissettiği nefes ile bir iki saniye gözlerini kapatıp nefes aldı. Nefes alırken eli de yumruk olmuştu. Ona dönüp sarılmak, öpmek istiyordu ama bir el tutuyordu onu. Ya o eli itip harekete geçecekti ya da duracaktı. Bir kez daha kalbini dinledi ve Vezir'e döndü. "Seni.." dedi ve boynuna sarıldı. "..çok özledim."

Vezir sağ elini beline sabitleyip sol eliyle saçlarını okşadı ve saçlarının kokusunu içine çekip öptü. "Bende.. bende çok özledim." diyip Kudret'in başını omzundan çekti ve yüzünü avuçları arasına aldı. Önüne gelen saçları geriye doğru atarken "Ben sensiz yapabilirim sandım ama.. olmuyormuş. Ben senden uzakta her hangi bir adammışım. Adım, soyadım, aldığım nefes yok hükmündeymiş." dedi. Alnından öptü. "Beni sen hayatta tutuyorsun dediğimde haklıymışım. Senin varlığın, konuşman, gülmen, yanında olmam beni hayata bağlıyor, beni var ediyor Kudret."

"Sende.. beni tekrar o 18 yaşındaki genç kız yaptın. Beni büyümek zorunda olan kız çocuğu olmaktan yıllar sonra çıkardın. Hayat enerjisi, yaşama hevesi.." diyip güldü. "Bu yaştan sonra kaybettiğim o gençlik heyecanımı kazandırdın bana. Ve sensiz hepsi yok oldu." Bakışı gözleri ile dudakları arasında gidip geldi. Vezir yutkundu. Kudret ise bir kez daha cesaret gösterip dudaklarına yöneldi usul usul. Yaklaştığı an duraksadı. Fısıltıyla "Ben sensiz bir hayat istemiyorum.." dedi. Nefesleri birbirine değip geçmişti. Kudret arada kalan milimlik mesafeyi de kapattı. Usul usul, hasret giderircesine öptüler birbirlerini. Kudret'in elleri Vezir'in göğsünde, Vezir'in elleri ise Kudret'in belindeydi. İkisi de duraksamadan öpmeye devam ediyorlardı birbirlerini. Vezir ellerini daha da sıkı sardı beline ve bedenini kendi bedenine yasladı. Kudret'in eli Vezir'in gömlek düğmeleri üzerinde geziniyordu. Nefes nefese ayrıldılar birbirlerinden.

"Yüz çevirmeyeceksin yani benden?" dedi Vezir nefesini düzenlemeden. Kudret gülüp başını iki yana salladı. "Çevirmeyeceğim."

Vezir bir kez daha dudaklarına yönelip az öncekine göre daha tutkulu ve ateşli öptü. Elleri kalçası ile beli arasında bir noktada durdu. Kudret'i tek hamlede kucağına alıp sağına soluna bakmadan yatağa doğru ilerledi ve kendisi yatağa oturup Kudret'i de kucağına oturttu.