17. bölüm · KudZir || One Shot
17 || Tartışma II
Vezir sinirle arabayı o kadar hızlı sürmüştü ki 1 saatlik yolu yarım saatte gelmiş, Karslı Konağı bahçesine sert bir şekilde girmişti. Frene de aynı sertlikte basıp durdurdu arabayı. Emniyet kemerini çözüp indi ve Kudret'in kapısını açtı. Kudret arabadan inip eve doğru bir kaç adım atıp durduğunda Vezir'in kapıyı kapattıktan sonra tekrar şoför koltuğuna doğru ilerlediğini gördü. "Gelmiyor musun Vezir?"
"Yok.. benim bir işim var." dedi Vezir arabanın kapısını açarken.
Kudret aralarındaki mesafeyi hızla kapatıp kapıdaki elinin bileğini tutup kapıyı sert bir şekilde kapattı. "Benimle konuşmaktan daha önemli ne işin olabilir?" Sesi oldukça sert çıkıyordu.
Vezir gözlerini Kudret'ten kaçırıyor, önüne eğip sağa sola bakıyordu. "Otogar ile ilgili.."
Kudret sinirle kahkaha attı. "Başında benim olduğum otogar? Bir işin yok Vezir, beni kandırma!"
Vezir derin bir nefes alıp gözlerini kapatıp açtı. "Ne istiyorsun Kudret?"
"Konuşmak!" diyip elini bileğinden çekip bir iki adım geriye çıkıp yürüdü. Sonra durup Vezir'e döndü. "Normal iki insan gibi konuşmak istiyorum. Saçma sapan geriliyorsun, adamın üzerine atlayıp dövüyorsun.. sonra hayırdır falan diyorsun pasif agresif bir hâlde. Asıl sen ne istiyorsun Vezir?"
Vezir bir iki adım atıp Kudret'in karşısında durup başını Kudret'in başı hizasına indirip kahverengi gözlerine baktı. Mavi gözleri kararmış, çenesi gerilmiş bakıyordu. "Korkutsuz bir otogar."
"Bunu senden daha çok istiyorum." dedi Kudret yan yan gülerek. "Ama benden ne istiyorsun?"
Bahçenin ortasında durmuş, iki inatçı keçi gibi tartışıyorlardı. "Burada mı konuşalım?" dedi Vezir iki kolunu yana açıp bulundukları yeri göstererek. "Bahçenin ortasında bunun kavgasını mı yapalım?"
"Ben içeri gidiyordum, sen gelmedin." dedi Kudret kollarını göğsünde bağlayıp omuz silkerek. Bu tavrı Vezir'i daha da çileden çıkartıyordu ve Kudret bunu çok iyi biliyordu.
Vezir hışımla Kudret'i bileğinden tutup evin kapısına doğru ilerletti. Sinirine rağmen oldukça nazik davranıyordu. Kudret şaşkınlıkla onu peşinden götüren Vezir'e baktı. Evin içine girdikten sonra aynı hızla merdivenlerden yukarı, Kudret'in odasına çıktılar. Kapıdan girdikten sonra Vezir kapıyı sertçe kapatıp odanın ortasında onu izleyen Kudret'e baktı. "Evet sorunu tekrar alayım?"
Kudret bir iki adım atıp Vezir'e doğru ilerledi. Tam karşısında aralarında mesafe olacak şekilde durdu. "Benden ne istiyorsun?"
"Korkuttan uzak durmanı." dedi Vezir oldukça net bir sesle.
Kudret sinir bozukluğuyla güldü. "Ne?"
Vezir kaşlarını kaldırıp kollarını göğsünde bağladı. "Duydun.. Korkuttan uzak duracaksın."
Kudret arkasını dönüp kabanını çıkartırken "Ne saçmalıyorsun sen?" dedi gülerek. "İş yapıyoruz biz Vezir! Sen gelmiş bana masanın üyesi olan adamdan uzak duracaksın diyorsun." Tekrar Vezir'e döndü. "Kafayı yedin her halde?"
Vezir burnundan nefes verip Kudret'in dibine girdi. Gözlerinin içine baktı. "Yedim!" Bunu derken çene çizgisi en belirgin formu almış, alnındaki damar ortaya çıkmıştı. Gözlerini kapatıp derin nefes aldı ve geri açtı. Daha sakin ama hâlâ o gerginliğini koruyan bir ifade vardı yüzünde. Kudret'in yüzünü inceledi bir süre, gözlerine daha dikkatli baktı. "Bana kafayı yedirttiniz Kudret Hanım!"
Kudret ise durmuş gözlerindeki alevle onu yakmaya hazır olan adamı izliyordu. Vezir'in bu kadar yükselmesi bir yandan onu şaşırtmış bir yandan da keyiflendirmişti. "Ben mi yedirttim kafayı sana?" dedi tek kaşını kaldırıp Vezir'e doğru bir adım da o atarak.
"Evet!"
Kudret kahkahalarla gülerek odanın içinde yürümeye başladı. "Ben yedirttim?" dedi alayla. Yürümeyi durdurdu, Vezir'e döndü. Az önceki gülüşü silinmiş ciddi bir ifade bürünmüştü yine yüzünü. "Senin Korkutla alıp veremediğin ne? Otogarda da bir şeyler duydum diyordun? Hayırdır Vezir efendi o otogarda benim duymayıp da senin duyduğun ne var?"
Vezir tekrar Kudret'e doğru adımladı. Aralarında mesafe olacak şekilde durdu karşısında. "Ne var.." dediği an biraz yaklaştı. "Sen varsın.." Bunu söylerken sesi yumuşak çıkmıştı.
"Ne?" dedi Kudret anlamayarak. "Ne diyorsun Vezir anlamıyorum?"
"Neyi anlamadın Kudret? Korkut denen herif sana aşık.." Gözlerini kapatıp açtı. "Ah pardon onun ki aşk değil, takıntı. Sana takıntılı. Derdi güvenl yollar falan değil sensin!"
Kudret sinirle gülüp kafasını sağa çevirdi. "Saçmalama!" diyip tekrar Vezir'in yüzüne bakıp yatağa doğru ilerleyip oturdu. Ayakkabılarını çıkartmaya başladı. Sabahtan beri topuklu ayakkabılarla durmak ayaklarını ağırtmıştı. "Korkutun çocukluğunu biliyorum ben Vezir." Daha sakin konuşuyordu. "Babalarımız anlaşamazlardı ama biz birlikte büyüdük."
"Sorunda o ya Kudret!" Vezir hâlâ aynı sinir ve gerginlikteydi. Asla sakinlememesi Kudret'i daha da şaşırtıyordu. "Adam sana çocukluğundan beri takık!"
Kudret iki ayakkabısını da çıkarttıktan sonra çıplak ayakları ile yere basıp yataktan kalktı, Vezir'in tam karşısında durdu. Topuklu ayakkabılardan kurtulunca aralarındaki boy farkı daha da belirgin olmuştu. "Korkut 17sine geldiğinde İstanbul'dan gitti. Onca yıl nasıl böyle bir şey olsun Vezir?"
Vezir hafif gülümsedi. "Gözden uzak olan gönülden de uzak olur derlerdi dimi?" dedi başını önüne eğip geri kaldırırken. Kudret konuşmadan başıyla onayladı. Vezir dilini dişlerine değdirerek 'cık' diye bir ses çıkartıp reddetti, dişleri ile çıkarttığı sese paralel kaşlarını da yukarı kaldırmıştı. "O öyle değil."
Kudret kollarını göğsünde bağlayıp Vezir'e yaklaştı. "Nasılmış? Biliyor gibi gözüküyorsun."
"Biliyorum." dedi Vezir yutkunup gözlerini Kudret'ten kaçırdığında. "Seninle ilk ve son kez uzak düştüğümüz zamanı hatırlıyor musun? Ben 1 ay'ı geçik süre yoktum burada. Ağa çevre illerdeki otogarlara gidip bakmamı söylemişti. Yanına ilk girdiğim zamanlardı." Kudret kafasını sallayarak Vezir'i dinliyordu. Konuyu nereye bağlayacağını merak ediyordu. "O zaman.. sen benim aklımdan bir an bile çıkmamıştın. Ki ben seni toplasan 3-4 kere görmüşümdür. Korkut ise.." dediği an çenesi tekrar gerilmişti. "Çocukluğunuzda, İstanbul'dan gidene kadar seni binlerce kez gördü." Bunu dediğinde Kudret'in dibine girmiş, başını eğerek gözlerini Kudret'in gözlerine kenetlemişti. "Yani Kudret Hanım.. Gözden uzak olan gönülden de uzak olmuyor. O yüzden senin tamamen Korkut'tan uzak olman gerekiyor. Her türlü.."
Kudret alayla güldü. "Ne yapacaksın adamın kalbini mi söküp alacaksın?" Vezir'in yüzünde mimik oynamıyordu. Bu ifadesizliği Kudret'i ürkütmüştü. İçi ürperdi. "Yapmazsın her halde."
"İcap ederse.."
"Sen delirdin mi!" diye bağırdı bir anda. "Ya adam bizi zaten tehdit ediyor! Sırf bana yürüdü diye.." Susmuştu çünkü devamında gelecek kelimeleri ne midesi ne de kalbi kaldırabiliyordu. "Ya insanların duygularına hakim olamayacağımızı en iyi biz bilmiyor muyuz? İnsanın imkansız olana çekildiğini yaşayarak öğrenmedik mi?"
Vezir, Kudret'e yaklaşıp sağ elini beline koyup kendisine çekti. "İmkansız olsaydı şuan burada bu tartışmayı yapmazdık dimi?" Nefesi Kudret'in yüzüne değip geçiyordu. Gözlerini sıkıca kapatıp geri çekildi. "Korkut denen it için imkansız diye bir kavram da yok. Olsa sana bugün o yemek teklifini yapma cüretinde bulunmazdı."
"İş konuşmak için.."
"Ya sik.." dediği an sustu. İki elini 'pardon' der gibi yukarı kaldırdı. "Başlatmasın işine. Kudret sen beni duymuyor musun? Güvenli yollar falan hikâye. Adamın tek amacı senin dibinde olmak. Beni de katil etmek."
"Ya dibimde olsa ne olacak? Ben ona pas vermedikten sonra ne fark eder?!" dediği an durdu. Kaşları çatıldı. "Sen bana güven.."
Vezir hızla Kudret'e dönüp az önce ayırdığı elini tekrar beline yerleştirip kendisine çekti. "Saçmalama! Nasıl böyle bir şeyi düşünebilirsin ya sen?"
Kudret gardını indirmeden başı dik, kolları iki yanında salık duruyordu Vezir'in kolları arasında. "Söylediklerinden bunu anlıyorum."
"O zaman beni hiç anlamıyorsun. Benim derdim o itle." Belindeki kolunu daha da sıkılaştırıp Kudret'in bedenini kendi bedenine yasladı. "Beni diğer erkeklerle karıştırma."
"Sende onlar gibi davranma o zaman! Yok icap ederse kalbini sökerimler, yok Korkut'tan uzak duracaksınlar." Omzuna vurdu sert bir şekilde. "Ben mi dedim gel bana takıntılı ol diye! Bana niye uzak dur diyorsun!" Hala Vezir'in omzuna yumruklar atıyordu.
Vezir omzuna atılan yumrukları umursamadan iki koluyla belini sarıp Kudret'in dudaklarına yapışarak onu susturdu. Kudret karşılık vermiyordu ama Vezir çok güçlü öpüyordu. Kudret'in karşılık vermeme direnişi sürdükçe Vezir daha güçlü öpüyordu ama Kudret'in gardı inmiyordu. En sonunda geri çekildi. "Beni bu şekilde susturabileceğini mi sanıyorsun?" dedi Kudret Vezir'in kolları arasında çıkmadan, sadece kafasını geriye doğru çekerek. "Bu konu çözülmeden ateşkes imzalamam."
Vezir güldü. Saatlerdir süren gerginliği azalmıştı. En azından gülebiliyordu. "Bilirim.. Kolay kolay ateşkes imzalamazsın." İkisi de birbirinden uzaklaşmadan odanın ortasında öylece duruyorlardı. "Sadece şunu söyle.. Korkut o merdivende Kudret Hanım biliyor benim derdimi derken neyden bahsediyordu?"
"Ne bileyim ben Vezir ya." dedi Kudret bıkkınlıkla. "Ne korkutmuş arkadaş! Az önce sen kendin demiyor muydun bu adam takıntılı diye. Kafasında kurmuştur bir şeyler."
Vezir kaşlarını yukarı kaldırarak "Ha öyle bir şey yani." dediğinde Kudret'in az önceki sinirli yüz ifadesi tekrar belirmişti.
"Vezir!" dedi yakasına yapışarak. "Sabrımı sınama benim."
"Tamam.." dedi yan yan gülerek. "Sadece seni sinir etmek.."
"Bugün yeterince sinir ettin bence şansını zorlama." dedi kolları arasından çıkarken. Aynanın karşısına geçip küpelerini, yüzüklerini çıkarmaya başladı. "İşlerin vardı ya senin." diyip aynadan Vezir'e baktı. "Onları halletsene."
Vezir ona doğru ilerleyip arkasından beline sarıldı. Gömlekten açık kalan boynuna öpücük kondurup çenesini omzuna dayadı. "Yok... benim tek işim sensin."
Kudret'in kaşları havalanmış, ağzı açılmıştı. "Bahçede öyle demiyordun."
"Bir anlık sinirle."
Vezir'in kollarından çıkmadan ona doğru dönüp ellerini makyaj masasına dayayarak durdu. "Yani sen bir anlık sinirle bana yalan söyleyebiliyorsun ha Vezir?"
"Olur mu öyle şey Kudret?" Sesinde hayret dolu bir ifade vardı. "Sakinleşmeye ihtiyacım vardı. Hem yalan da değildi otogara gidecektim."
"Ne kadar gerildiysen artık.." dedi Kudret kolları arasından çıkarken. "Benden uzakta sakinleşmeye çalışıyorsun."
Kudret kolları arasından çıktığı an Vezir bileğinden yakalayıp kendisine çekti. Bu hamleyle göğüsleri birbirine çarpmış, Kudret yüzündeki şaşkın ifadeyle Vezir'e bakıyordu. "Çok gerildim doğru.." dedi Kudret'i tamamen kendisine dayarken. Gözleri gözlerinden dudaklarına kaydı. Sağ kolu sıkıca belini sararken sol eliyle dudaklarının kenarını okşadı. Bu hareketiyle Kudret gözlerini kapatıp açtı. "Ama senden uzakta sakinleyemezmişim. Benim derdim de dermanım da sensin."
Vezir konuşmasını bitirdiği an Kudret kravatından kendisine doğru çekip birbirlerine sıfır olacakları mesafede baktı gözlerine. "Sana kafayı da ben yedirtmiştim zaten." dedi fısıltı gibi çıkan sesiyle. Ve dudaklarını birbirine kenetledi.
Öpüşleri Vezir'in az önceki öpüşlerinin aksine daha sakin ama daha tutkuluydu. Hırs değil aşk vardı her öpüşünde. Nefesleri birbirine her karıştığında vücutları da senkronize şekilde birbirine daha çok yaklaşıyordu. Sanki ikisi de saydamlarmış da birbirlerinin içlerinden geçebileceklermiş gibi güçlü sarıp sarmalıyorlardı kollarıyla. Öpüşme derinleşirken Vezir, Kudret'i tek hamleyle makyaj masasına oturtmuştu. Kudret ise boynundaki ellerini göğsüne getirip düğmelerini açmaya çalışıyordu. Düğmeleri açıp gömleği Vezir'in üzerinden parçalarcasına çıkarıp odanın içinde bir yere fırlattı. Vezir'de boş durmayıp Kudret'in gömleğini çıkartmıştı. Öpücükleri dudağından çenesine inmiş usul usul öperek boynuna gelmişti.
Vezir'in her öpüşünde Kudret'in elleri boynundaki saçları daha güçlü tutuyor, kafası geriye doğru gidiyordu. Vezir boynundan göğsüne indi, sütyenden açıkta kalan yerleri öptü. Belindeki elleri ise yukarı çıkıp çıplak teninde dolanıp sütyenin kopçasında oyalandı bir süre. Dudaklarını tekrar dudaklarına çıkardığında sütyenin kopçası da açılmış Kudret'in üst vücudu bütün güzelliği ile gözler önüne çıkmıştı.
Bu halleri savaş sonrası imzalanan en güzel ateşkesti. Barışmanın en güzel yansımasıydı aynaya çarpan görüntüleri. Öfkeyle dolu bağrışların değil aşk ile dolu nefeslerin, inlemelerin çarpışıydı duvardan kulaklarına çarpan ses. Her kavgalarının sonunda birbirlerinde sakinleşeceklerini bilmekti onların ilişkisindeki en güzel detay.
