7. bölüm · KudZir || One Shot

7 || Pansuman

b 🍷

Kars, Ev

Karslı ailesi otogardan, İstanbul'dan sürülüp Kars'a, köklerine dönmüşlerdi. Eski evin önünde durmuş bakıyorlardı sadece. Kudret ve Derya birbirlerine baktılar ve gözlerini eve çevirdiler. İkisi de hiç konaktan başka yerde yaşamamışlardı, alışık oldukları bir şey değildi bu. Zülfikar kapıyı açıp içeri girdikten sonra Kudret peşinden girdi. İçerideki toz yığınından dolayı öksürerek dışarı çıktı. "Biz burayı nasıl toparlayacağız?" diye söylenerek Derya'nın yanına geldi.

Derya yüzünü buruşturarak bakıyordu eve. "Bilmiyorum abla.." dedi memnuniyetsiz bir ses tonu ile. Valizinin sapından tutup ilerlerken "Hep beraber halledeceğiz işte." dedi son kez ve içeri girdi.

Kudret, Derya'nın arkasından bakarken tek kolu sargılı Vezir geldi yanına. "Birlikte hallederiz." dedi elini tutarken. Kudret şaşkınca önce ellerine sonra ise Vezir'e baktı. Vezir gülümseyerek bakıyordu Kudret'e. Kudret'te gülümseyerek baş parmağı ile elini okşadı. "Valizi bana ver.."

"Olmaz Vezir, kolun sargılı." dedi Kudret yumuşak bir ton ile. "Ben götürürüm içeri."

Vezir söz dinlemeyerek Kudret'in elindeki valizin sapını tutup çekiştirdi. "Verir misin Kudret? Biliyorum sen götürürsün ama ben götürmek istiyorum."

"Niyeymiş o?" dedi Kudret gülerek.

Vezir sağına soluna baktı, kimsenin olmadığını fark ettiğinde Kudret'e yaklaşıp yanağına öpücük kondurup geri çekildi. Bu hamle ile Kudret'in valizi tuttuğu parmakları gevşemiş ve valiz Vezir'in elinde kalmıştı. "Bir sebebi yok." dedi kocaman gülerek. "Sevdiğim kadına yardım etmek istiyorum sadece."

Kudret oyunlarla valizi elinden alan Vezir'e bakıyordu şaşkınca. "Böyle oyunlarla bir şeyler elde etmeyi nereden öğrendiniz Vezir Bey?" Ses tonu Kudret'e göre fazla cilveli, yüzü ise fazla yumuşaktı.

"Bizim de bildiğimiz ama göstermediğimiz şeyler var Kudret Hanım." diyip göz kırptı. "Hadi içeri girelim, çok soğuk üşüteceksin."

Kudret gülümseyerek karşısındaki adama bakıp başını önüne eğdi ve eve doğru ilerledi. Vezir'de peşinden geliyordu. İçeri girdiklerinde tozlar hafiflemiş, rahatsız ediciliği gitmişti. "Şöyle koy sen onu, ben hallederim." dedi Kudret kapının yanındaki askılığı gösterirken.

"Böyle mi?" dedi Vezir valizi yere koyup Kudret'i askıya doğru sıkıştırırken.

Kudret geldiklerinden beri onu şaşırtacak hareketler yapan Vezir'e bir kez daha şaşırmıştı. "Vezir ne yapıyorsun, bir gören olacak?" dedi fısıltı ve uyarıcı bir tonda. Vezir ise hiç oralı değildi. Kudret yutkunup Vezir'in sargılı kolunu incitmemeye çalışarak ittirdi ve kolu arasından çıktı. "Hadi dinlen ya da başka bir şey yap bir sürü işim var."

"Sana yardım edeyim o hâlde."

Kudret nereye gidiyorsa Vezir'de peşinden gidiyordu. Zülfikar'ın görmesi falan da umrunda değil gibiydi. Kudret en sonunda salonun ortasında durup Vezir'e döndü. "Vezir bak babamın dikkatini çekecek." dedi gömleğinin düğmeleri ile oynarken. "Sonra al başına belayı."

Vezir eliyle yüzünü okşadı. "Tamam güzelim, tamam." Sağına soluna baktı. Köşeye konmuş tabureyi gördü. "Ben bir köşede durur seni izlerim." diyip tabureye oturdu. "Yardıma ihtiyacın olursa da emrine amadeyim."

Kudret utanarak güldü ve başını önüne eğip geri kaldırdı. "Tamam, otur sen orada. Çay demlemiştim hatta onu getireyim sana."

"Bende yardım.." dediği an Kudret geri dönüp sinirle baktı yüzüne. Vezir bu bakış ile biraz tırstı. Neler yapabileceğini az çok biliyordu. "Tamam, tamam ben buradayım."

Kudret bıyık altından gülerek kafasını salladı ve mutfağa geçti. Derya, Reyhan ve Nesrin muhabbet ederek eşyaları yerleştiriyorlardı. "Biz buraya nasıl sığacağız?" dedi Derya tabağı dolaba koyarken.

Kudret kollarını göğsünde bağlayarak kapının girişinde durdu. "Niye sığamayalım Derya?"

Derya gülerek ablasına döndü. "Ablacım küçücük ev, biz ise ordu gibiyiz." dedi kahkaha atarak.

Kudret tek kaşını kaldırıp hafif güldü. Gibisi fazlaydı İstanbul'da yaşananları hatırlayınca ordu oldukları kesinleşiyordu. Derya'nın yanına gelip yerleştirdikleri çay bardağı ve altlığı aldı. "Hallederiz Deryacım, hallederiz." diyerek ocağın yanına geldi. "Nesrin çay demlendi dimi?"

"Demlendi abla, ben koyayım.."

Kudret "Yok.." dedi gülümseyip çaydanlığı eline alırken. "Ben alırım."

Derya bıyık altından gülerek Kudret'e bakıyordu. "Ne o Kudret Hanım, hemen kaytarmaya mı başladınız?"

Kudret ters ters Derya'ya bakıp kafasını iki tarafa sallayarak önüne döndü. "Yok Derya." dedi net bir sesle. "Ben böyle 3 kişi yapmıyorum işi... hem çayı da kendime almıyorum."

Derya kaşlarını çattı. "Kime alıyorsun?" diye sordu merakla elini çenesine dayayarak. Kudret'in yutkunup kafasını çay bardağına indirdiğini görünce anlamıştı. Dudaklarını dişleri arasına alıp kıkırdayarak. "Ha anladım.." diyerek bir çay bardağı daha çıkarıp Nesrin'e doğru uzattı. "Nesrin sen ablama da bir çay koy. Malûm tek başına yapıyor ya bütün işi, yorulmuştur."

Kudret'in gözleri fal taşı gibi açılmış Derya'ya bakıyordu. Derya ise keyifle gülüyordu ablasına. "Ne bakıyorsun canım öyle, ablamızın iyiliğini istiyoruz."

Kudret samimiyetsizce yüzünü buruşturdu. "Ya tabii hep benim iyiliğimi istersin zaten."

Nesrin "Kudret abla ben getireyim çayları.." dediği an Kudret ona doğru dönüp "Gerek yok." diyerek sözünü kesti. Herkes bu tepkisine şaşırmıştı, en çokta Nesrin şaşırmıştı.

"Abla sakin ol." dedi Derya gülmeye devam ederek. "Kız yardım etmek istedi sadece." Kudret sert bakışları ile Derya'ya döndü. "Gerek yok diyorsam gerek yok Derya." Derya ağzını kilitler gibi yaparak işine geri döndü. Kudret "Reyhan arkadaki tepsiyi verir misin?" diyerek odağını Derya ve Nesrin'den almaya çalışıyordu. Reyhan tepsiyi uzattığında Kudret elindeki çay bardağı ve Nesrin'in doldurduğu çay bardağını koyup hiçbir şey demeden mutfaktan çıktı. "Deryaya da eğlence çıktı." diye söylenerek salona geldi.

Vezir oturduğu taburenin üzerinde söylenerek gelen Kudret'i izliyordu. Bu hâline gülmeden edemedi. Sinirlenince korkutucu olduğu kadar tatlı da oluyordu. "Neye söyleniyorsunuz Kudret Hanım?" diyerek kalktı oturduğu yerden ve yanına geldi. Başını hafif yana eğerek Kudret'in yüzüne bakıp gülümsedi. "Kim gerdi seni?"

Kudret sinirle nefes verip "Derya.." dedi. Gözleri de nefesiyle aynı anda kapanıp açılmıştı. "Boş boş konuşuyor.. neyse. Hadi gel bahçeye çıkalım, orada içelim çaylarımızı."

Vezir tepsideki iki çay bardağına bakıp yan yan güldü. "Bana getirecektin hani?" dedi sargılı olmayan koluyla Kudret'in belini sarıp yanına sokulurken. Kulağına doğru "Sensiz içmeme gönlün razı olmadı mı?" diye fısıldadı. Kudret nefesini teninde hissedince irkilip gözlerini kapatıp açtı. Nefesini düzenleyip kafasını Vezir'e doğru çevirip kaşlarını çattı. "Yoo benim de canım çay isteyemez mi?" Hâlâ Derya'nın laubali sözlerine gergindi. "Çaylar soğuyor." diyerek Vezir'in kolundan çıkıp bahçeye doğru ilerledi.

Vezir arkasından şaşkınca bakıp koltukların üzerinde bulduğu ilk şalı alarak peşinden çıktı. Kudret tepsiyi ahşap masaya koyduğu an Vezir'de tek eliyle şalı Kudret'in omuzlarına koymaya çalışıyordu. Kudret gülerek elini tutup durdurdu. "Zorlama kendini, ben hallederim." dedi yüzünü Vezir'e dönerken. Vezir'in tuttuğu elini aşağı indirip diğer eliyle şala iyice sarıldı. "Aslında ısınmak için bu şala ihtiyacım yok ama.."

Vezir bıyık altından gülerek aralarında çok az olan boşluğu kapattı. "Nedenmiş?"

Kudret sıfır mesafeden yüzüne bakıp gülümsedi. "Sen varsın.. senin varlığın beni sıcacık yapıyor." Vezir, Kudret'in söyledikleri ile kolunu omzuna atıp başını göğsüne yaslamasını sağladı. Kudret'te kollarını beline dolayıp gözlerini kapattı huzurla. Vezir göğsüne yaslanan başına uzunca bir öpücük kondurup kokusunu içine çekti. "Vezir ben çok korktum.." diyip kafasını hafif kaldırıp Vezir'e baktı. Vezir kaşlarını çattı. "Neden korktun bitanem?"

Kudret gözlerini acıyla kapatıp açtı. İstanbul'da yaşananları hatırladıkça içi parçalanıyordu. Ailecek ölümden dönmüşlerdi ama en çok Vezir'in onları korumak için kendi canını hiçe sayması kötü etkiliyordu Kudret'i. Gözleri dolmuştu tekrar o güne dönünce. "Ya sana bir şey olsaydı.." Sesi titriyordu. Kendisini Vezir'in göğsünden biraz uzaklaştırıp tamamen yüzüne baktı. "Vezir kendi canını düşünmeden kurşunların önüne atladın."

"Yine olsa yine yaparım.." dedi Vezir ciddi bir ifadeyle. Elini Kudret'in yüzünde gezdirip beline indirdi ve orada durdu. "Senin saçının teline zarar verileceğini bilsem yine kendimi atarım öne, yeter ki sana bir şey olmasın."

Kudret burukça gülümsedi. "Sana bir şey olduktan sonra benim yaşamamın ne anlamı var Vezir?" dedi başını sağa eğip Vezir'in yüzüne bakarken. "Sana yaşam verdiğini düşündüğün kadının uğruna yaşamından mı olacaksın?"

"Kudret.. ben senin için yaşadım, senin için öl.." dediği an Kudret parmaklarını Vezir'in dudağı üzerine koyup susturdu. Acı dolu baktı yüzüne. "Böyle şeyler söyleme. Benim birini daha, özellikle de seni kaybedecek gücüm kalmadı."

Vezir, Kudret'in dudaklarındaki elini tutup parmak uçlarına öpücük kondurdu ve gülümseyerek baktı kadının yüzüne. "Tamam, bir daha böyle şeyler söylemeyeceğim." diyip alnına öpüp geri çekildi. "Beni de kaybetmeyeceksin."

Kudret güvenle gülümseyerek baktı yüzüne. Derin bir iç çekip masadaki bardaklara çevirdi başını. "Bunlar da soğudu, sözde çay içecektik."

"Seninle yan yana olmak yeter bana, çayı da sonra içeriz." diyip göz kırptı. "Sözümüz olsun akşam çay içeceğiz."

Kudret gülerek tepsideki soğumuş çayları yerdeki karların üzerine döküp tepsiyi eline aldı ve Vezir'e döndü. "Akşam olsun da bir.." dedi yürürken. Vezir'de peşinden gidiyordu, geldiklerinden beri olduğu gibi. Kudret kapıdan girip kapattığı gibi durup Vezir'e döndü "Senin dinlenmen gerekmiyor mu?" dedi tek kaşını kaldırırken. "O kadar yol geldin yaralı yaralı, içeriki odaya geç uzan."

"İçeriki oda.." dedi Vezir fısıltıyla. Sonra gülerek Kudret'e yaklaşıp kulağına "Senin yatacağın oda mı?" dedi.

Kudret gülerek başını iki yana salladı. "Ben, Cennet ve Reyhan'ın yatacağı oda hayatım." diyip elindeki tepsiyi yemek masasının üzerine bıraktı. "Bende eşyalarımı yerleştireceğim, babam ve Timur'da çıkmış zaten."

"Eh iyi, sen eşyalarını yerleştirirsin ben seni.." diyip sustu. Kudret lafının devamını getirmediği için yanlış anlamış ve kocaman açılan gözleriyle Vezir'e dönmüştü. "Bende seni izlerim diyorum canım." Lafı çok güzel çevirmişti.

Kudret geldiklerinden beri gülmesine sebep olan adama bakıp bir kez daha kocaman gülmüştü. Yüzünü okşadı. "Ben seninle ne yapacağım Vezir."

Vezir yüzünü çok az hareket ettirip Kudret'in avuç içine öpücük kondurdu. "İstediğini yapabilirsin."

"Salonun ortasında neler yapıyorsun ya." dedi Kudret uyarıcı olmaya çalışan ama asla başarılı olamayan tavrıyla. "Hadi çok işim var daha yemek yapacağız."

Kudret, Vezir'in bıraktığı valizini alacağı an Vezir ondan önce davranıp valizi eline aldı. "Siz geçin Kudret Hanım, ben getiriyorum." dedi tatlı tatlı gülerken. Kudret ne derse desin Vezir'in valizi ona vermeyeceğini biliyordu o yüzden gülerek odaya doğru ilerlemeye devam etti. Kapıdan girdikleri an Kudret kapıyı kapattı. Vezir elinde tuttuğu valizi dolabın yanına bıraktı.

Kudret dolapların içlerine bakıp "Sen uzan, ben battaniye de.." dediği an Vezir tek koluyla arkasıdan belini sarıp kendi vücuduna yasladı. "Vezir!" dedi Kudret dişlerinin arasından. Vezir gözlerini kapatmış Kudret'in at kuyruğu yaptığı saçlarından boşlukta kalan boynuna öpücükler konduruyordu. "Hımm.." diye fısıldadı öpücüklerin arasından. Kudret'te gözlerini kapatmış kafasını daha da geriye doğru atmıştı. Elini tersten Vezir'in boynuna koydu ve kendisini Vezir'e doğru çevirdi. İkisi de birbirinin gözlerine bakıyordu. İlk defa bu kadar ileriye gitmişlerdi ve son olmayacağını ikisi de biliyordu. İkisi de aynı anda yutkundular. Kudret'in bedeni Vezir'in bedenine değiyor, Vezir'in eli Kudret'in belinde dolaşıyordu ama gözleri gözlerinden ayrılmıyordu. İkisi de nefes nefeseydiler. "Vezir.." dedi Kudret. Az önceki anın heyecanı ve şokuyla zor çıkıyordu sesi. "Kudret.." dedi Vezir gülümseyerek. Kudret'e göre daha iyi çıkıyordu sesi. "Biz.." dediği an kapı açılıp içeri Derya girdi. Kudret ve Vezir şokla kapıdaki Derya'ya baktıklarında Derya'nın eliyle gözüne perde yaptığını ve güldüğünü gördüler. "Çok özür dilerim, ben.." diyerek gerisin geri çıktı.

Kudret'in yüzü kıpkırmızı olmuştu ama Vezir'den bir adım uzaklaşmıyordu. "Rezil oldum!" diyip sert bakışlarla Vezir'e baktı. "Dedim sana bir gören olacak diye, en görmemesi gereken kişi gördü!"

Vezir gülerek belindeki elini daha da sıkılaştırıp Kudret'i tamamen kendisine yasladı. Birbirinin her hücresini hissediyorlardı ve bu ikisini daha da zorluyordu. "Görsünler.." dedi Vezir gözlerine bakarak. Çok net ve ciddi bir ifade vardı. "Biz 20 küsur yıldır bunu bekliyoruz Kudret. Daha ne kadar gizli saklı sürecek, en azından kardeşlerinden gizlemeyelim."

Kudret karşısında cesur duran adama hayret ve hayranlıkla baktı. "İyi gizlemeyelim." dedi başını dikleştirip kolunun arasından çıkarken. "Ama bunun sonuçları çok da iyi olmaz." Valizi makyaj masasının üzerine çıkarıp içindekileri çıkarmaya başladı.

"Ne olacaksa olsun. Aynı evin içinde senden uzak durmak.. benim için bu çok daha zor." diyip yanına gelip elini beline atıp aynadan Kudret'e bakarak gülümsedi. Omzuna öpücük kondurdu. "Hele az önceki andan sonra.."

Kudret ters ters bakıp yarasını sarsmamaya dikkat ederek dirseğiyle hafifçe vurdu. "Uzanacaktın sen, uzansana."

"Yok sana yardım edeceğim."

"Neye yardım edeceksin Vezir, hepsi benim şahsi eşyam." dedi Kudret kıyafetleri dolaba koyarken. Vezir ise valizin içine bakıyordu. "Ne yani, senin şahsi eşyan.." dediği an valizin içinde bir kutu buldu. Bu kutuyu biliyordu Vezir, Kudret'in anı kutusuydu. "Bu kutuyu da mı getirdin?" Heyecan ve şaşkınlıkla Kudret'e döndü.

Kudret gülümseyerek yanına gelip Vezir'in eli üzerinden kutuyu tuttu. "Evet.. anılarımın hepsi taranan evimizde kaldı ama en önemlileri burada." diyerek kutuyu işaret etti. Kapağını açtığı an Erol Budan'ın Harabe Gönlüm kasedi karşıladı onları. Vezir kasedi görünce şaşırdı. Gözlerini kutunun içinden Kudret'e çevirdi. "Duruyor mu?" Sesinde de şaşkınlık ve heyecan vardı. Kudret gözlerini yumup gülümseyerek onayladı. "Hiç unutmadım ki dedim sana.. bana verdiğin günden beri odamda duruyor, ilk zamanlar neredeyse her gün dinlerdim. Sonra daha az ama sık sık dinlemeye devam ettim."

Vezir'in gözünden bir damla yaş aktı. "Ben onu bir kenara atarsın sanmıştım.." dedi burukça gülümseyerek. "Yani o zaman beni tanımıyordun sonuç olarak."

Kudret kutuyu masanın üzerine koyup Vezir'in elini tuttu. "Vezir ben seni o gün tanıdım.. yüzündeki çocuksu bakış, mahçup gülümsemen ile tanıdım ben seni." diyip aralarındaki mesafeyi biraz daha kapattı. "Uzun süre karşılaşmayız sanıyordum ama bir kaç gün sonra seni evin önünde görünce ben.. çok sevindim, heyecanlandım." Başını gülerek önüne eğdi. O günü hatırlayınca utanmıştı. "Hatta sana bakıp gülümseyip gözlerimi kaçırdığım gibi içeri kaçmıştım ya.." diyip başını tekrar kaldırıp Vezir'in gözlerinin içine baktı. Bakışlarında sevgi, aşk her duygu vardı. "Odama çıkıp bu kasedi açmıştım.." Dudakları hafif yukarı kalktı. "Belki duyarsın diye."

Vezir başını aşağı yukarı salladı. "Duymuştum.." dedi utanarak gülümserken. "Yabancı olduğum evde tanıdık biri varmış gibi hissettirmişti o ses."

"Vardı çünkü..." dedi Kudret yüzünü okşarken. "Ben vardım."

Vezir başını başına yaslayıp gözlerini kapattı. "Hep sen vardın, varsın.."

Öylece dururlarken kapının tıklatılması ve arkadan Cennet'in "Abla!" diye bağırması ile Kudret burnundan nefes verip geri çekildi. "Efendim Cennet!" diye bağırdı Kudret. "Gelebilir miyim?"

Kudret, Cennet'in onları başbaşa odada görmesini istemiyordu ama Vezir'i kaçırabileceği bir yer de yoktu. Dolaptan battaniyeyi çıkartıp Vezir'in kucağına verdi. "Gel ablacım gel." diyip Vezir'e kaş göz yaptı ama Vezir anlamayarak yüzüne bakıyordu. Cennet kapıyı açıp içeri girdiğinde avel avel Kudret'e bakan Vezir ve gergin bir şekilde kendisine bakan ablasını görünce şaşırdı. "Ne oldu ya ne bu haliniz?" dedi Cennet içeri girip kapıyı kapatırken.

"Ne varmış halimizde Cennet?" dedi Kudret gerginliğini gizlemeye çalışırak ama hiç başarılı değildi. Valize geri dönüp tokasını, tarağını ve diğer eşyalarını makyaj masasına koydu. Vezir ise Kudret'in tokasına bakıyordu. Kudret ile ilgili her şeyi Birliği gibi bu tokayı da biliyordu. Belli belirsiz bir gülümseme oluştu yüzünde. "Bir şey yok ablacım halinizde, takılıyorum."

Kudret valizi dolabın üstüne koyarken Cennet'e baktı. "Sen neden geldin?"

Cennet bu soruyla şaşırmıştı. "Burası benim de odam ya abla?" dedi alayla gülüp koltuğa otururken. "Sen hâlâ konaktaki düzende kaldın galiba."

Kudret, Vezir'e kaçamak bakış atıp tekrar Cennet'e döndü. "Yok orada kalmadım da, hiçbir işin ucundan tutmadığından acaba yardıma mı geldin diye merak ettim."

Cennet oturduğu yerden "Ha bende ne zaman azar işiteceğim diyordum." diyerek kalkıp kendi çantasını aldı. "Merak etme ablacım kendi eşyalarımı yerleştirmeye geldim."

"İyi afferin, en azından bunu yap." diyip Vezir'e döndü. "Gel Vezir ben sana odanı göstereyim.." Koluna baktı, pansumanın da değişmesi gerekiyordu. "Hem şu pansumanını da değiştirelim."

Vezir'in canına minnetti Kudret'in pansumanını değiştirmesi ama tam Kudret'in arkasında durup onlara bakan Cennet varken bunu dile getiremezdi. "Gerek yok Kudret.." diyip duraksadığında Cennet'in bıyık altından gülümsediğini görüp yutkunarak bakışlarını Kudret'e çevirdi. Kudret'in de gözlerini kocaman açarak baktığını gördü. "Kudret Hanım, ben hallederim."

"Olmaz öyle tek elle, hatta battaniyeyi de bana ver ben getireyim." diyip elini uzattığında elleri birbirine temas etmiş, gözleri bir kaç saniye birbirine bakmış ve yüzlerinde hafif bir tebessüm oluşmuştu. İkisinin de Cennet'in varlığını unutması an meselesiydi. Vezir çok fazla diretmeden battaniyeyi Kudret'in kucağına bıraktı. Vezir önde Kudret arkasında kapıdan çıktılar. Kudret kapıyı kapatmadan önce Cennet'e dönüp "Tek bir dağınıklık olmayacak odada." diyip kapattı ve Vezir'e döndü. "Ne bakıyorsun öyle gülerek?" Vezir gülerek kıpkırmızı ve gergin Kudret'e bakıyordu.

"Gerilip utanınca daha da güzel oluyorsun." dedi elini okşayarak. Kudret gülümsememek için dudak içini kemiriyordu ama gözlerinde o gülümseme ifadesi belli oluyordu. Vezir hafif yaklaşıp kahverengi gözlerine yakından baktı. "Ve gülümsememek için çabaladığın ama kahverengilerinin içinde parlayan o gülümsemen ile de.."

Kudret kafasını sağa çevirip yan gözle bakıp yan yan güldü. "Tamam hadi sen geç odana.." diyip az önce elinden aldığı battaniyeyi tekrar tek koluna tutuşturdu.

"E hani sen getirecektin battaniyeyi, pansuman falan yapacaktın?" dedi Vezir kaşlarını aşağı indirip küçük çocuk gibi bakarken.

Kudret bu hâline gülüp arkalarında duvara asılı duran pansuman dolabını açtı. "Pansuman malzemelerini alıp geleceğim." dedi batikon, pamuk ve sargı bezini alırken. Vezir sadece ona bakıyordu. Ne bir şey diyor ne odaya gidiyordu. Kudret malzemeleri alıp arkasını döndüğünde öylece durup ona bakan Vezir'i görünce "Hadi yürü." diyip ilerlemesi için başıyla hareket yaptı. Vezir, Kudret'e bakarken dalmıştı, konuşması ile daldığı yerden çıkıp yutkundu ve başını sallayıp arkasını dönüp Timur ile beraber kalacağı odaya doğru ilerledi.

Odaya girdiklerinde Kudret kapıyı kapattı. Vezir ise odanın ortasında elinde battaniye ile duruyordu. Kudret'in odasındaki Vezir gitmiş aylar önce Kudret'in karşısında utanan Vezir gelmişti. "Ne dikiliyorsun Vezir öyle? Geçsene koltuğa." dedi Kudret bu hâline gülerek. "Az önce beni odada sıkıştırıyordun ne oldu?"

"Bir şey olmadı.." dedi Vezir gülümseyerek. "Kasedi görünce geçmişe gittim.." Battaniyeyi koltuğa bırakıp Kudret'in karşısında durdu. "O zamanlardan hatta bir kaç ay öncesi bulunduğumuz konumdan şimdi geldiğimiz yere bakınca.. garip geldi." Bir iki adım daha atıp Kudret'in elindeki pansuman malzemelerini alıp masanın üzerine bıraktı. Kudret hafif tebessümle izliyordu her hareketini. Vezir malzemeleri masaya koyduktan sonra Kudret'in ellerini tuttu. "Aynı evde kalacağız, sana Kudret diyebiliyorum.." diyip tuttuğu ellerine baktı. Gülümsedi ve tekrar bakışlarını Kudret'e çevirdi. "Ellerini tutabiliyorum.." elini bırakıp saçlarını okşayarak kulağının arkasına attı. "Saçlarını okşayabiliyorum. Bir kaç ay önce elin elime değdiğinde içimde kelebekler uçar, utanırdım. Şimdi.. aynı kelebekler yine uçuyor ama ben utanan Vezir değilim." diyip başını başına yaslayıp gözlerine bakmaya devam etti. Kudret'in gözleri dolmuştu. "Kudret biz birlikteyiz, yan yanayız.. sen benim sevgilimsin.." diyip kaşlarını çatıp kafasını geri çekti. "Öylesin dimi?"

Kudret dolan gözlerini gülerek kapatıp başını salladı. "Yani öyleyim galiba.."

"Galiba mı? Öylesindir.."

Kudret cilveyle güldü. "Bunun için bir soru, bir seni seviyorum falan duymadım ben.."

"Seni sevdiğimi söylememe gerek var mı?" dedi Vezir gülerek. "Seni sadece sevmiyorum, ben sana tapıyorum tapıyorum. Ama yine de seni seviyorum."

Kudret Vezir'in ağzından duyduğu seni seviyorum ile yutkunup gülümsedi. Kollarını Vezir'in boynuna dolayarak sarıldı. "Bende seni seviyorum Vezir.."

Vezir tek kolunu beline dolayıp burnunu saçları arasına daldırıp gözlerini kapatarak kokusunu içine çekti. Ayrılmadan önce boynunu öpüp geri çekildi. Kudret gözlerindeki akmaya hazır yaşları silip "Bu kadar duygusallık yeter." diyerek güldü. "Hadi geç koltuğa pansumanını yapayım, sonra da gerçekten dinlen. Akşam oldu zaten."

Vezir bir şey demeyip koltuğa oturdu, Kudret pansuman malzemelerini alıp yanına oturdu. Kolunu tutması için takılan aparatı çıkarıp sargısını açtı. Yarası ortaya çıktıkça boğazına yumru oturuyor, elleri titriyordu. "Bizim için aldığın kaçıncı yara bu Vezir.." dedi titreyen sesiyle.

Vezir gözleri titreyerek ona bakan kadına bakıp yarasının üzerindeki titreyen elini tutup öptü. "Bahçede de dediğim gibi.. sana değer." diyip gülümsedi. Kudret'te gülümsedi. Yarasına batikon sürüp yeni sargı bezini sardıktan sonra kol askını koluna yerleştirdi. Askının sapını boynundan geçirirken yüzleri birbirine çok yakındı. Bu yakınlıkla Kudret duraksamış, gözleri birbirine kenetlenmiş nefesleri birbirinin nefesine karışmıştı. Kudret'in gözleri Vezir'in dudaklarına kaydı ve yutkundu. Vezir'de bu hamleyle yutkunup Kudret'e biraz daha yakınlaşıp dudaklarını dudaklarına sürttü. Bu hareketle Kudret gözlerini kapatmış Vezir'in hareketini bekliyordu. Vezir gözlerini kapatmış duran kadını görünce gülümseyip Kudret'in alt dudağını dudakları arasına alıp usul usul öpmeye başladı. Kudret askıyı bırakıp kollarını Vezir'in boynuna doladı, Vezir yaralı koluna dikkat edip tek koluyla Kudret'i kucağına alıp kolunu beline sabitledi ve Kudret'in bedenini kendisine daha da yaklaştırdı. İkisinin de kalbi deli gibi çarpıyordu. Tutkuyla öpüyorlardı birbirlerini. Kudret aldığı zevk ile Vezir'in ensesine tırnaklarını geçiriyordu ama Vezir'in umrundabile değildi.

Nefes nefese geri çekildiklerinde başlarını birbirine dayayıp gözleri kapalı durup nefeslerinin düzene girmesini beklediler. İkisi de aynı anda gözlerini açıp birbirlerine baktılar ve kıkırdayarak güldüler. Kudret, Vezir'in yüzünü okşayıp yanağına öpücük kondurdu. "Biz ne yapıyoruz?" dedi Kudret gülerek. Vezir de kocaman güldü. "Bilmiyorum.. düşünme yetimi kaybediyorum senin yanında."

Derya'nın "Abla!" diye seslenmesi ile Kudret gözlerini kapatıp açtı. "Her şey çok güzel ama bizim gerçekliğimiz bu." dedi Kudret kapıyı işaret ederek. Vezir'in kucağından inip üstünü başını düzeltti. Sonra ona dönüp "Hadi sende biraz dinlen, gerçekten endişeleniyorum." dedi kolundan tutarken. Vezir kolundaki elini tutup güldü. "Tamam yatıcam." diyip yatmak için hareket ederken sargılı kolundan dolayı zorlandı. Kudret kolundan tutarak yatmasına yardım etti. Ayak ucundaki battaniyeyi eline alıp üzerini örttü. Yanağından öpüp "İyi uykular." diyerek geri çekildi. Vezir elinden tutup üzerine öpücük kondurdu. Kudret kapıdan çıkıp önünde durup Vezir'e bakıp öpücük atıp kapattı kapıyı.