16. bölüm · KudZir || One Shot
16 || Tartışma
Kudret ofisinde oturup dosyalara göz atarken kapısı tıklatılmış, kapı hafif açıldığında Vezir'in gülümseyerek "Gelebilir miyim?" diye soran yüzü belirmişti.
Vezir'in yüzünü gördüğü an Kudret'te gülümsemeye başlamış, az önceki gergin ifadesi yerini sakinliğe bırakmıştı. 20 küsur yıldır bu adamın ona ne yaptığını anlayamıyordu. Varlığı bile Kudret'in bütün sinirini, gerginliğini atmasına yetiyordu. "Gel Vezir." Yerinden kalkıp kapıya doğru geldi. Ellerini önünde birleştirip Vezir'e baktı merakla.
Vezir sağına soluna bakıp birinin var olup olmadığından emin olduktan sonra ofise girip kapıyı dikkatlice kapatıp Kudret'e döndü. "Kudret çok önemli bir sorunumuz var." dedi ciddi bir ses ile.
Kudret'in kaşları çatılmış, çenesi gerilmişti. Kaptanların maaşları ödenmiş, otobüslerin bakımı yapılmıştı ne gibi önemli bir sorun olabilirdi ki? "Ne sorunu Vezir?" dedi kollarını göğsünde bağlayıp tek kaşına paralel bir şekilde topuklu ayakkabının ucunu da yukarı kaldırırken. "Her şeyi hallettim, nasıl bir sorun çıkabilir!"
Vezir, Kudret'in gerçekten gerilip sinirlendiğini anlayınca biraz korkarak yanına gelip bağladığı kollarını çözüp ellerinden tuttu. "Seni özledim.." dedi suç işlemiş çocuk gibi. "Bu benim için büyük bir sorun."
Kudret sinirle ellerini çekip alnını ovalayarak "Of Vezir!" dedi derin nefes verirken. Gözlerini sakinleşmek ister gibi kapatıp açtı. "Bende gerçekten ciddi bir problem var sandım." Gözleri ateş atar gibi Vezir'i buldu. "Ödüm koptu yeni bir krizle karşı karşıya kalacağız diye!"
Vezir mahzun mahzun bakarak Kudret'e yaklaşıp az önce ayırdığı ellerini tekrar birleştirip sol elinin üzerini öptü. "Özür dilerim güzelim.." dedi gülümseyerek. "Sadece keyfini yerine getirmek istemiştim."
"Şuan keyfimi daha çok kaçırdın Vezir!" dedi Kudret, hâlâ sakinleşememişti. "Toplantıya gireceğim, hazırlanmam lazım." Ellerini Vezir'in ellerinden çekip tekrar masasına oturdu.
Vezir şaşkınca Kudret'i izliyordu. "Sen neye gerildin bu kadar?" diye sordu yanına gelip arkasında dururken. Kollarını omzundan uzatıp Kudret'e sarıldı. "Kim gerdi benim sevgilimi?"
Kudret elindeki kalemi büyük bir sıkıntı ile masaya bırakıp dönen sandalyesini Vezir'e doğru döndürdü. "Korkut." dedi Kudret derin bir nefes alırken. "İsmi bile sinir ediyor."
Vezir duyduğu isimle kaşlarını çatmış Kudret'in önünde diz çökerek göz teması kurabilmelerini sağlamıştı. "Korkut mu? O ne alaka ya?"
"Güvenli yolları açmazsanız, sizi burada barındırmam diyor."
"Bak sen Korkut efendiye!" dedi Vezir dişlerinin arasından. "Cin olmadan adam çarpmaya çalışıyor pezevenk."
"Vezir!" dedi Kudret uyarıcı ses tonuyla. "Benim yanımda, ofisimde bu şekilde konuşmandan hoşlanmadığımı biliyorsun."
Vezir gülümseyip başını aşağı yukarı salladı. "Haklısın birtanem.." diyip sağ avucunun içini öptü. "Konu Korkut denen herif olunca, sigortalarım atıyor."
"Sen niye bu kadar nefret ediyorsun bu adamdan?" dedi Kudret dirseklerini dizlerine dayayıp Vezir'e yaklaşırken. "Ne derdin var?"
"Benim ne derdim olacak canım!" dedi Vezir gerginlikle yerinden kalkıp odanın içinde gezinmeye başlayarak. Biraz gezindikten sonra camın önünde durup dışarı baktı. "Bir şeyler duydum da ondan.."
Kudret kaşları çatık odanın içinde gezinen Vezir'i izliyordu. Camın önünde durduğunda kalkıp yanına geldi. Koluna girip başını omzuna yaslayarak o da camdan dışarı baktı. "Ne duydun Korkut ile ilgili?"
Vezir'in çenesi gerilmeye, gözü seyirmeye başlamıştı. "Boşver.." dedi başını yukarı kaldırıp güçlü bir nefes alarak. "Seni yemeğe mi götürsem ya ben?"
"Toplantı var dedim ya Vezir." dedi Kudret gözlerini camdan ayırıp saatine bakarken. "Çok az kalmış zaten." Vezir'in kolundan çıkıp masaya doğru ilerlemeye başladı.
Vezir kolundan tutup durdurdu. "Bu kez Derya tek gitse toplantıya olmaz mı?"
"Olmaz Vezir! Adam alenen tehdit ediyor bizi." diyip başını iyice dikleştirdi. "Kudret Karslı korktu, kaçtı mı dedirteyim arkamdan?"
"Kim diyecekmiş onu? Alırım façasını aşağı!"
Kudret gülüp Vezir'in yanına geldi, elinden tutup parmak uçlarında yükselerek yanağını öptü. "Sakin ol sevgilim, kimse öyle bir şey deme cesareti gösteremez. Korkuttan başka.. O yüzden gidip karşısına hodri meydan, o yollar size ilelebet kapalı diyip yanına geleceğim."
"Vaay, o anı canlı kanlı izlemek isterdim." dedi Vezir kollarını Kudret'in beline dolayıp tamamen kendine yaslayarak. Kulağına doğru eğildi. "Çok ateşli olursun." Bunu dedikten sonra gerginlikle geri çekildi. "Bir dakika Korkut o hâlini görecek!"
"Ya sen niye Korkut'a kuruluyorsun şimdi." dedi Kudret anlamayarak. "Hadi ben toplantıya gideyim, sende işlerini hallet. Çıktığımızda her zamanki restauranta gidelim tamam mı?" Tekrar yaklaşıp yanağından öptü. "Ve sakin ol." diyip kravatını düzeltti, masadan dosyaları alıp kapıya doğru ilerledi. Kapının önünde durduğunda arkasını dönüp Vezir'e öpücük atıp çıktı.
Vezir ise odanın ortasında sinirli bir şekilde duruyordu. Korkut'un Kudert'in yakınlarında dolaşması sinirini bozuyor, sakin kalmasını zorlaştırıyordu. O buradan gitmeden de geçmeyecekti. Çarşıya indi esnafla sohbet etti, kaptanlarla konuşup sorunlarını dinledi ama zaman durup ilerlemiyor gibi geliyordu. Biraz daha aşağıda takıldıktan sonra Kudret'in ofisine çıktı. En iyisi burada oturup bekleyeyim zaten birazdan çıkar diye düşünüp odasındaki koltuklara oturup dışarı baktı. Tam tahmin ettiği gibi, kısa süre sonra Kudret'te gelmişti. Ama tek değil. Vezir kapının açılma sesiyle arkasını döndüğünde Korkut ile birlikte içeri giren Kudret'i gördü. Çenesi gerilip öne çıkmıştı. Yutkundu. Elleri yumruk yapılı kalktı yerinden.
"Vezir sen burada mıydın?" dedi Kudret şaşkınlıkla. Dosyaları masaya koyup az önce Vezir'in kalktığı koltuğuna oturup kollarını masada birleştirerek Korkut'a döndü. "Dediğim gibi Korkut, ne yaparsanız yapın o yolları sana açmam!"
"Demek öyle ha Kudret Hanım?" dedi Korkut yan yan gülüp masanın hemen önündeki tekli koltuğa otururken. "Ailenizin duymak istemeyeceği şeyleri anlatsam da mı?" Kudret'in hemen yanında öldürecek gibi bakan Vezir gözlerini kapatıp açarak sakinleşmeye çalışıyordu. "Mesela.." diyip Vezir'e baktı. "Sevgilinin babanın arkasından çevirdiği işleri bilip yine de onunla beraber olduğunu?"
Vezir bu son hamleyle kendini tutamayıp Korkut'un üzerine atlayıp yakasına yapışmıştı. "Sen kim oluyorsun da Kudret'i tehdit ediyorsun lan!" diyip yüzüne yumruk attı. Kudret ise Vezir'i tutmaya çalışıyor ama başaramıyordu. "Seni yaşatmam! Duydun mu? Bir daha bu kadını tehdit edersen seni yaşatmam Korkut!"
Kudret daha fazla dayanamayıp "Yeter!" diye bağırarak dikkati üzerine çekmeye çalışmış ve başarılı olmuştu. İkili durup Kudret'e döndüler. Kudret, Vezir'i kolundan çekip Korkut'un üzerinden kaldırıp tekrar harekete geçmesin diye de sıkıca tutuyordu. "Korkut sen kalk git, sakin bir zamanda konuşalım." diyerek Korkut'u göndermeye çalışıyordu. Korkut ise hiç oralı değildi. "Korkut siktir git!" diye bağırdı en sonunda. Kudret'in söylediği şey ile iki adamında gözleri kocaman olmuş Kudret'e bakıyorlardı. Özellikle de Vezir şok olmuştu. 20 yıldır yanında olduğu kadının bu kadar içten küfür ettiğini duyuyordu.
Korkut yerinden kalkıp üzerini düzeltip antipatik gülümsemesi ile Kudret'e dönüp elini öptü. "Peki Kudret Hanım, siz nasıl isterseniz." diyip Kudret'in hemen arkasındaki Vezir'e baktı. Birbirlerine göz teması ile meydan okuyor gibiydiler. Vezir'e de başıyla selam verdikten sonra odadan çıktı. Kudret hemen Vezir'e dönüp dudağının kenarındaki kanayan yaraya baktı. "Ne yapıyorsun sen?" diye bağırdı. "Ne yapıyorsun Vezir sen?"
"Ne yapmışım?" dedi Vezir kafasını dikleştirip ciddi bir ifade ile Kudret'e bakarken. "Sevdiğim kadını savundum suç mu?"
"Ben kendimi savunabilirdim!" dedi Kudret Vezir'den uzaklaşırken. "Şimdi işi daha da içinden çıkılmaz hâle getirdin." Sahte tebrik alkışı yaparak Vezir'e döndü. "Afferin Vezir Yılmaz! İlmek ilmek işlediğim her şeyin içine ettin, afferin!"
Vezir kaşları çatılmış, hayal kırıklığı ile Kudret'e bakıyordu. "Özür dilerim, bir daha işine karışmam." diyip kapıya doğru ilerledi.
"Nereye?"
Vezir arkasını dönmeden durdu. "İşine karışmayacağım bir yere."
Kudret derin bir nefes alıp verdi. "Vezir gelir misin şuraya?" dedi sakin olmaya çalışarak. "Yarana bakayım en azından."
Vezir hâlâ arkasını dönmeden duruyordu açık kapının önünde. "Gerek yok. Ben bakarım." diyip çıktı ve kapıyı kapattı.
Kudret elini saçlarına atıp sıktı, başını önüne eğip geri kaldırdı. "Ben ne yapacağım seninle?" diye söylenip gülümsedi. Çocuk gibiydi bu adam. Kocaman olduğu söyleniyordu ama hâlâ 5 yaşında gibi davranıyordu. Gülümseyerek masaya geçip işlerine odaklandı.
Vezir ise odadan çıktıktan sonra aşağı inip Esenler'in kara kutusu olan, Kapalıçarşı'nın altına, tamircilerin, lastikçilerin ve bir kaç yemek, çay ocağı olan yere indi. Biraz dolanıp Tostçu Ekrem'in önündeki sandalyelere oturdu. "Ekrem abi bana acı bir kahve yapsana."
"Hayırdır Vezir?" dedi Ekrem kapıdan çıkıp Vezir'e bakarken. "Sen orta şekerli içerdin kahveyi. Bir şey mi oldu?"
Vezir yan gözle Ekrem'e bakıp parmaklarını masaya vurarak kafasını önüne eğdi. "Yok bir şey Ekrem abi. Bu sefer acı içmek istedim kahveyi."
Ekrem daha fazla uzatmadan içeri geçti.
O sırada dalgın dalgın önündeki kağıtlara bakan Kudret yazılanları anlamıyordu. Kafası Vezir'deydi. Araları kötü olduğunda ne işine ne de başka bir şeye odaklanabiliyordu. Kapısı tıklatıldığında kafasını kaldırmadan "Gel!" diye bağırdı.
Derya kapıyı açıp içeri girdi. "Abla.." dedi masanın önündeki tekli koltuğa otururken. "Toplantı notları.."
Kudret derin bir nefes verip kalemi elinden masaya fırlattı. "Toplantı ile ilgili sonra konuşsak Derya." dedi yerinden kalkıp odanın içinde dolaşırken.
"Tamam.." dedi Derya şaşkınlıkla. "Sen iyi misin? Bir şey mi oldu? Korkut.."
"Korkut bana hiçbir şey yapamaz!" dedi Kudret sinirle Derya'ya dönerken. "Ama Vezir'e.." dediği an durup ellerini masaya dayayıp kafasını önüne eğdi. "Neyse.." diyip kafasını kaldırdı. "Ben şuan çok müsait değilim. Evde bakalım olur mu?"
"Olur.. olur tabii." diyip yerinden kalktı. Ablasının yanına gelip kolunu sıvazladı. "Ne olursa olsun ben senin yanında, kararlarının arkasındayım." Hâlâ konunun Korkut ile aralarındaki gerginlik olduğunu sanıyordu.
Kudret gülümseyip kolundaki elini okşadı. "Biliyorum.. sağol." Derya, Kudret'in bu hareketiyle gülümseyip geri çekildi ve kapıya doğru ilerledi. "Derya.." Derya ablasının sesiyle durup arkasını döndü. "Vezir'i gördün mü?"
"Yok görmedim." dedi Derya şaşkınlıkla. "Bir şey mi oldu? Sen nerede olduğunu bilirsin genelde."
"Önemli bir şey değil." dedi Kudret dayandığı masadan kalkıp camın önünde dururken. "Ufak bir atıştık.."
"Ha ondan senin bu sinirin." dedi Derya gülerek. "Görürsem çok sinirli olduğunu söylerim."
Kudret hızla arkasını döndü. "Söyleme." dedi net bir sesle. "Biliyor zaten. Ben hallederim."
Derya 'peki' der gibi bir ifade yapıp "O zaman ben çıkıyorum." dedi.
Kudret başıyla onayladığında Derya çıkmış Kudret ise masanın başına gelip telefonunu eline almıştı. Vezir'i arasa açmayacağını bildiğinden Medeni'yi aradı. "Kudret Yenge?" diyerek açtı Medeni telefonu.
"Medeni Vezir'i gördün mü?"
"Görmedim Yenge, bir sorun.."
"Yok Medeni, sağol." diyip kapattı telefonu.
Nereye gidebilirdi ki bu adam? Eve gitse, Kudretsiz gitmezdi. Bu saatte otogardan da dışarı çıkmazdı. Telefonunu elinde sıkıca tutup ofisten çıktı. Önce peronlara, sonra çarşıya baktı ama yoktu. Kapalıçarşı'dan çıktığında sağına soluna baktığında sol tarafta aşağı inen merdivenleri gördü. "Tabi ya!" dedi kendi kendisine. Telefonu sol tırnaklarına vurup başını dikleştirdi. Sonra hızla merdivenleri indi. Gördüğü herkese başıyla selam verip Vezir'i aramaya kuruldu. Bir süre sonra az ilerisinde, Tostçu Ekrem'in önündeki sandalyeye oturmuş, başı önünde dalgın dalgın oturan Vezir'i gördü. Gülümsedi. Başını önüne eğip yavaş adımlarla ona doğru ilerleyip önünde durdu. Vezir o kadar dalgındı ki Kudret'in geldiğini bile fark etmemişti. Ancak Kudret'in "Oturabilir miyim?" demesi ile kafasını kaldırıp bakmıştı.
Gülümseyip karşısındaki boş sandalyeyi işaret etti. "Oturun Kudret Hanım. Ne de olsa sizin otogarınız."
Kudret sandalyeye oturup bacak bacak üzerine attıktan sonra Vezir'e bakmadan "Yine Kudret Hanım olduk ha Vezir?" dedi. Dudağı hafif kıvrılmıştı.
"O anlamda demediğimi biliyorsun." dedi Vezir de kafasını kaldırmadan. "Toparlayabildin mi işleri?"
"Hayır.." dedi Kudret hafif kafasını çevirip Vezir'e bakarken. "Eve gidelim mi?"
Vezir bir şey demeden yerinden kalkıp içeri gitti. Bir kaç dakika sonra cüzdanını ceketinin iç cebine koyarak geri çıktı. Kudret'in önünde durup eliyle geçmesi için işaret yaptı. Kudret konuşmamasından kendine baya kırgın olduğunu anlıyordu. Şuan tartışmak istemediğinden uzatmıyordu da. Yerinden kalktı, hiç konuşmadan merdiveni çıktılar. Kapalıçarşı'nın önünde durdular. "Ben ofisten eşyalarımı alayım, Derya'ya haber vereyim."
"Tamam.." dedi Vezir sadece.
Kudret kafasını iki yana sallayarak Doğukapı yazan yere doğru ilerleyip ofisine çıktı. Korkut ofisin kapısının önünde onu bekliyordu. Kaşları çatıldı. "Korkut?" dedi sorgularca. "Ne oldu? Yediğin dayak yetmedi her hâlde.."
Korkut gülerek başını öne eğip geri kaldırdı. "Sizin için dayak da yeriz, kurşun da Kudret Hanım."
Kudret bu cümleden ziyadesiyle rahatsız olmuştu. Yüzünü buruşturdu. "Ne istiyorsun?"
"Yemek yerken şu iş meselesini konuşsak diyorum. Sakin bir zamanda konuşalım demiştin." diyip etrafı işaret etti. "Burasının sakin olduğunu daha hiç göremedim."
Kudret sinirle başını aşağı eğip geri kaldırdı. "Seninle baş başa yemek yemeyeceğimi çok iyi biliyorsun Hemşinli." diyip ofisin kapısını açıp içeri girdi. "Bu konuşma yapılmadı, bende duymadı."
Vezir Çarşı önünde Kudret'i beklerken normalden daha uzun süre gelmediği için merak edip ofise doğru ilerlemiş, merdivenin ucundan yukardan gelen sesleri dinliyordu. Korkut itinin cüretkar teklifini duyduğunda çenesi gerilmiş, alnındaki damar atmaya başlamıştı. Ofisin içine girdiklerini anladığında hızla merdivenleri çıkıp kapının önünde durdu.
Tam o sırada Kudret çantasını ve kabanını koluna atmış kapıya doğru gelip "Görüyorsun ki bende çıkıyordum." dedi. Kapıya geldiği an Vezir ile göz göze geldiler. Vezir'in gerginlik seviyesinin az öncekinden daha yüksek olduğunun farkındaydı. Yeni bir olay da çıksın istemiyordu. "Hayatım.." diyip gülerek Vezir'in yanına gelip elini tuttu. Sakinleştirmeye çalışıyordu. "Bende şimdi yanına geliyordum."
Vezir gerginlikle kafasını yanında elini tutan Kudret'e çevirip tekrar Korkut'a baktı. "Hayırdır birader?" dedi göz kırparak. "Senin derdin ne?"
Korkut bir iki adım atıp önlerinde durdu. "Benim derdim.." diyip Kudret'e baktı. "Kudret Hanım iyi bilir benim derdimi." Yanlarından geçip merdivenin başına geldi ve arkasını dönmeden "İyi günler." diyip merdivenlerden indi.
Vezir hiçbir şey demeden Kudret'in tuttuğu eli bırakmadı ve az önce Korkut'un indiği merdivenlerden inmeye başladılar birlikte. "Vezir.." dedi Kudret net bir sesle.
"Sonra Kudret." dedi Vezir durmadan yürümeye devam ederken.
Peronlardan içeri giren Derya ikiliyi sinirli bir şekilde el ele yürürken görünce duraksadı. "Abla.." diye bağırdı arkalarından. Durmayan Vezir Derya'nın sesi ile durmuştu. Kudret ellerini ayırmadan Derya'ya doğru döndü. Derya onlara doğru döndü. "Nereye böyle? Savaş mı çıktı hayırdır?"
Vezir "Yok Derya Hanım.." diyip Kudret'e baktı. "Henüz çıkmadı."
Kudret bir şey yok der gibi gülümseyerek baktı Derya'ya. "Evde görüşürüz." dedi sadece.
Derya şaşkınca duruyordu hâlâ. "Görüşürüz." dediği an Vezir ve Kudret tekrar aynı hızla Doğukapı Seyahat'ten çıkıp tam önlerinde duran arabaya doğru ilerlediler. Vezir, Kudret'in kapısını açıp binmesini bekledi. Ne kadar sinirli olursa olsun Kudret'e karşı edindiği alışkanlıklardan vazgeçemiyordu. Kudret arabaya bindiğinde kapısını kapatıp kendisi de şoför koltuğuna oturdu.
Son bir kaç saattir aralarında var olan gerginlik daha yüksek bir şekilde varlığını devam ettiriyordu. Kudret arada Vezir'e bakıp kafasını geri çeviriyordu. Vezir de aynı şekilde Kudret'e göz ucuyla bakıp önüne dönüyordu. Direksiyonu o kadar sıkıyordu ki elleri kıpkırmızı olmuştu. Kudret farkındaydı ama eve gidip odasına çıkana kadar ağzını açmayacaktı. Ne olacaksa kapalı kapılar ardında olacaktı.
