1. bölüm · KudZir || One Shot

1 || Yüzleşme

b 🍷

"Yapamicam Kudret..."

Günlerdir beynin içinde dönüyordu bu ses. Vezir'i son gördüğü an söylediği son cümle..

Kudret, 30 yıldır tek bir an karşı çıkmadığı babasının karşısında durup 'Ben Vezir'i seviyorum.' diyebilme cesaretini gösterebilmişken Vezir'in bir hiç uğruna onu yarı yolda bırakması canını yakıyordu. Sevmiyor değildi biliyordu da.. anlayamıyordu, açıklayamıyordu kendine.

Ateşe kitlediği gözlerini hareket ettirmeden önündeki kadehe uzanıp dibindeki rakıyı dikti kafasına. Bu herkesin bildiği Kudret değildi. Ağzına alkol sürmeyen kadın, her gece içer olmuştu. Vezir uzattığı eliyle onu zincirlerinden kurtarmış, yaşanabilir bir hayat olduğuna inandırmıştı onu. Yıllardır açmadığı saçlarını açmış, gülmeyen yüzü gülmüştü onunla. Sonra tuttuğu eli bırakmış, Kudret'i bambaşka bir Kudret yapıp gitmişti.

Kudret titreyen eli ile kadehine rakı doldururken bir el durdurdu onu. Sinirle elin sahibine döndü, Deryaydı. "Derya bırak!"

"Bırakmıyorum!" dedi Derya masmavi gözleriyle bakarken. "Bırakmıyorum abla seni." Kudret elini rakı şişesinden çekti. Dolan gözlerini beyaz kar ve kırmızı ateşin arasında bir noktaya çevirdi. "Daha ne kadar kendine eziyet edeceksin?"

"Ben kendime eziyet etmiyorum!" Ses tonunun ayarı yoktu. Alışık olmadığından 2 kadehte gitmişti. Gözlerini acıyla Deryaya çevirdi. "Siz bana yıllardır eziyet ettiniz, onun acısı çıkıyor."

Derya dolan gözlerinden akan bir iki damla yaş ile sarıldı ablasına. Büyüdüklerinden beri hep zıt giderlerdi birbirlerine ama canları yansa en çok onlar üzülürlerdi. Çoğu zaman bilmezlerdi bunu ama canlarından can kopardı ikisininde. "Özür dilerim..." dedi Derya titreyen sesiyle. "Ben sana yaptığım, dediğim her şey için özür dilerim." Başından öpüp geri çekildi. Ellerinden tutup burukça gülümsedi. "Sen.. hayatımda tanıdığım en güçlü kadınsın."

"Ben güçlü falan olmak istemiyorum Derya.." dedi Kudret omuzlarını iki yana bırakırken. "Yıllardır taşıdığım yükler bana ağır geliyor. Onlar yetmiyormuş gibi yenileri yükleniyor.. ben çok yoruldum." diyip hıçkırarak ağlamaya başladı. "Ben.. ben keyfimden mi içiyorum? Unutmak istiyorum her şeyi. Unutmak, hiç olmamış gibi yaşamak istiyorum."

"Anlıyorum... bu evde seni en iyi anlayan kişi benim." dedi ellerini daha da sıkı tutarak. "Ama olmuyor be ablam. İçmek, uyumak unutturmuyor hiçbir şeyi. Kalbinde kalıyor, ruhunda kalıyor o iz."

Kudret yaşlı gözleriyle baktı kardeşine. "O zaman... ben babama söylediğimde çok yandı dimi canın?"

Derya gözlerini sıkıca yumup başını aşağı yukarı sallayarak onayladı. "O kadar çok yandı ki... canımdan can koptu. Yıllarca Vezir'e.." diyip duraksadı. Ablasının tepkisini ölçtü. Ne hissettiğini anlayamıyordu. ".. ona kızdım ama senin yaptığını öğrenince, daha da yandı canım."

"Neden sende bana aynısını yaşattın?" diye sordu hayal kırıklığıyla. "O kadar mı nefret ettin benden? O kadar mı katlanılmaz, çekilmez bir kadınım?"

"Hayır.. hayır. Ben senden hiçbir zaman nefret etmedim abla. Tamam arada sinirimi bozuyordun.." dedi kıkırdayarak. "ama ben içten içe hep sana hayran oldum, anlamaya çalıştım. Arada çekilmez oluyordun ama ablamdın sen benim, nasıl katlanmayayım ben sana? Canımdan bir parçasın sen."

Kudret burukça gülümsedi. "Bir siz katlanırsınız zaten... babam bile katlanmadı bana. Vezir de katlanamadı.."

"Orada bir dur." dedi Derya, önündeki masanın ucuna otururken. "Ben onun sevgisinin gerçek olduğuna eminim. Seni hâlâ çok seviyor, çok aşık sana."

"Aşık adam bırakır mı Derya? Onca şey dedi.. çıkar Zaro ağanın karşısına söylerim dedi, ben sensiz yaşayamam dedi.. hiçbir sözünün arkasında durmadı. Benim arkamda duramadı." diyip tekrar rakı şişesine uzandı. Derya bu sefer durdurmadı onu. Doldurduğu sek rakıyı dikti kafasına. "Korkak!" diye bağırdı. "Korkak!'

Derya, bunun böyle gitmeyeceğinin farkındaydı. Yıllarca her şeyi göğüsleyen, herkese kök söktüren kadın bambaşka birine dönüşmüştü. Bir yandan ablasının da gerçekten bir kalbi olduğunu görmek iyiydi ama o kalbin paramparça edilmesi hiç iyi değildi. Hızla yerinden kalkıp Kudreti orada tek bırakıp içeri geçti. Telefonunu çıkartıp Vezir'i aradı.

"Derya Hanım.." diyerek açtı telefonu Vezir. "Hayırdır, her şey yolunda mı?"

"Bilmem.. yolunda mı?" dedi Derya, sesinde iğneleyici bir ton vardı. "O kadar şeyden sonra her şey yolunda olur mu Vezir?"

"Derya Hanım ben.."

"Sözümü kesme Vezir." dedi Derya net bir ses tonuyla. "Senin ablamı gerçekten sevdiğini biliyorum ama bu şekilde sevmek olmaz."

"Kudret.. iyi mi? Bir şey mi oldu?" diye sordu Vezir endişeyle.

"İyi değil, tahmin edersin ki. Alkol kullanmayan kadın günlerdir her akşam içiyor. Korkuyorum. Ablam için korkuyorum ve maalesef ki onu çekip kurtaracak kişi de sensin."

"Ne istiyorsunuz Derya Hanım?"

"Vezir gerçekten salak mısın, yoksa anlamamazlıktan mı geliyorsun?" dedi Derya daha fazla dayanamayarak. "Gel ablamla konuş, bir şey yap. Yılların Kudret Karslısı gözümün önünde yok olup gidiyor."

Vezirin nefes alıp verme sesi duyuldu. "Tamam.. tamam ben geliyorum."

"Şükür." diyip kapattı telefonu Derya. Bıyık altından gülerek dışarda oturan ablasına baktı.

Kudret kafasını koltuğun arkasına dayamış yüzüne düşen karları umursamadan gökyüzüne bakıyordu. Bir anda ağzından ufak mırıltılar çıkmaya başladı. "Maksadın öldürmekse öldür de kurtulayım... Nazlanıp yalvartmak mı dizine kapanayım..." Kafasını doğrultup kadehinden bir yudum aldı. "Uçurumun kenarına getirdin ömrümü.. harabeye döndürdün garip gönlümü.." Sesi daha yüksek çıkıyordu. Umrunda bile değildi gecenin kaçı olduğu. O uyuyamıyorsa kimse uyumayacaktı bundan sonra.

Onun arkasından başka bir ses duyuldu. "Uçurumun kenarına getirdin ömrümü..." Vezirin sesiydi bu. Kudret susup arkasını döndü hızla. Bir an çok içtiği için gaipten sesler duyuyor sanmıştı ama gerçekten Vezir'di.

"Vezir.." dedi sarhoşluğun diline yansımasıyla. Hızla yerinden kalktı, sendeledi. Tam düşeceği an Vezir tuttu kolundan. "Kudret, ne yaptın sen?"

"Ne yapmışım?" dedi Kudret Vezir'in koluna sıkıca tutunup gözlerine bakarken. Birbirlerinin nefesini yüzlerinde hissedebiliyorlardı. Vezir gözlerini bir iki saniye kapatıp kokusunu içine çekti. Ne kadar çok özlediğini düşündü. Sonra toparlanıp "Ayakta duramıyorsun Kudret." diyip Kudret'i koltuğa oturttu.

"Sana ne?!" diye yükseldi Kudret. "Sana ne Vezir? Benim ne hâlde olduğumdan, ayakta durup duramamdan sana ne?" Ufak bir hıçkırık tuttu. Vezir yanındaki bardağa su doldurup Kudret'e uzattı. Kudret bir şey demeden suyu içti.

"Bana ne öyle mi?" dedi Vezir masanın ucuna oturup tam gözlerinin içine bakarken. "Bana ne.."

"Evet. Sana ne? Sen bırakmadın mı benim elimi? Yanımda olduğunu sanarken arkamdan itmedin mi sen?"

"Kudret.. bak.."

"Bakıyorum... ama gördüğüm Vezir benim tanıdığım, sevdiğim, aşık olduğum Vezir değil." Hayal kırıklığı oturdu gözlerinin içine. Karşısında olan adamın elini tutamıyor, öpemiyor olmak çok zorluyordu onu. Şuan sıkıca sarılmak ve her şeyi unutmak istiyordu ama yapamıyordu. Hayatında ilk defa sorgusuz sualsiz güvendiği, kalbini açtığı kişi tarafından yarı yolda bırakılmayı hazmedemiyordu. "Git.. sen neden geldin ki zaten? Bıraktın beni, neden geri geldin?"

"Konuşmak için." dedi Vezir gülümseyerek yüzüne bakarken. "Ama bu hâlde ve burada değil." Elini tuttu buz gibiydi. "Buz gibi olmuş ellerin, hasta olacaksın."

"Olayım. Olayım ne var?"

Vezir sabır çekip yerinden kalktı. Kudreti de yerinden kaldırmaya çalışıyordu ama inat etmiş kalkmıyordu. "Kudret kalk hadi içeri geçelim, hava buz gibi. Kar yağıyor üzerimize."

"İstemiyorum!"

"Öyle mi?" dedi Vezir kaşını kaldırarak. Kudrette kaşını kaldırdı. "Öyle!" dediği an kendini yukarda, Vezir'in omzunda buldu. "Sen inatsan ben senden inadım." dedi Vezir. Kudret sırtını yumrukluyor, ayaklarını sallayıp "İndir beni!" diye bağırıyordu ama hiç oralı değildi. İçeri girip mutfaktaki koltuğa oturttu Kudreti. "Ben sana kahve yapayım."

Kudret konuşmuyor, yüzüne bile bakmıyordu. Midesi bulanıyor ve başı dönüyordu. "Vez.." dediği an yere kustu. Vezir hızla gerisin geri dönüp yere peçete attı Kudreti de yerinden kaldırdı. Banyoya doğru ilerlerken Kudret'in başı Vezir'in omzuna düşmüş gözleri yarı açıktı. Banyoya girdiklerinde Kudret lavaboya dayanmış Vezir saçlarını geri atıp yüzünü yıkamaya çalışıyordu. "Vezir..."

"Buradayım.. buradayım."

"Sen.." dedi Kudret zorlukla. "Bıraktın.." Kelimeler ağzından güçlükle çıkıyor ama susmayı dahi aklından geçirmiyordu.

"Şşt, tamam.. geçti bak buradayım." dedi kadını kendisine çevirip havluyla yüzünü ve ıslanan saçlarını silerken. Kudret yarı açık gözleriyle, susmuş sadece yüzüne bakıyordu. Bu hali gülümsetmişti. Yıllardır herkese ahkam kesen, sert sert bakan kadın gitmiş yerine kedi gibi uysal bir kadın gelmişti. "Sen kendine gel, konuşacağız söz veriyorum. Gitmek, kaçmak, korkmak yok."

Kudret başını dikleştirdi. "Ben kaçmam, korkmam Vezir." Az önceki hâlinin aksine eski dominant Kudret gibiydi.

Vezir güldü. "Biliyorum, Kudret Karslı babasından bile korkmaz."

Kudret gururla baktı. "Evet ama şuan.. başım dönüyor." dedi elini zorla başına götürüp diğer eliyle de Vezir'in koluna dayanırken.

"Tamam, tamam seni odana götüreyim. Kahve yapayım iyi gelir."

Kudret başıyla onayladı. Karşı çıkabilecek bir hâlde değildi. Vezirin kolundan destek alarak odasına gittiler. İstanbuldaki odasına göre daha küçük, daha az eşya olan ama daha sıcak ve samimi bir odaydı. Vezir, Kudret'i yatağına yatırırken bir yandan da odayı inceliyordu. Kudret'in rahat olduğuna emin olup döndüğü an makyaj masasının üzerinde yıllar önce ona verdiği 'Harabe Gönlüm' kasedini gördü. Yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluştu. Göz ucuyla Kudret'e baktı, o da ona bakıyordu. "Duruyor mu hâlâ?"

"Evet.. ben anılara, yaşanmışlıklara ihanet etmem." dedi Kudret yatakta dikleşerek.

Vezir yaptığı imânın farkındaydı. Başını önüne eğdi, haklıydı. Onun gözünden korkak, kaçan, aşkına sahip çıkamayan, sevdiği kadına ihanet eden bir adamdı. Ne dese hakkıydı. "Biliyorum.." diyebildi sadece. "Ben kahve yapıp geliyorum." dedi ve çıktı odadan. Kapının önünden kaybolduktan sonra duvara dayanıp durdu sadece. Kudret Karslı bir kaç günde ne hâle gelmişti, hemde onun yüzünden. Kendisine kızdı. Saçının teline zarar gelse dünyayı yakacağı kadının canını en çok yakanın kendisi olduğunu bir kez daha fark ettikçe yerin dibine girmek istedi. Gözlerini sıkıca kapatıp kafasını duvara vurdu. "Ah salak Vezir! Değdi mi?" dedi kendi kendine.

Ardından Derya "Bende bunu soracaktım sana, değdi mi?" diyerek yanına geldi ve tam önünde durup kollarını göğsünde dayadı. "Zaro ağaya ihanet etmeyip sevdiğin kadını yarı yolda bırakmana değdi mi?"

Vezir mahçup ve suçlu bir şekilde baktı yüzüne. "Değmedi.."

"Bak Vezir.." dedi Derya biraz daha yaklaşarak. "Ablam zor anlaşılır, sinir bozar ama iyidir, hoş sana karşı bize olduğundan daha da yumuşaktır. Bakma biz birbirimize gireriz, canımızı yakmaya çalışırız buna alıştık ama.. bir başkası canımızı yakmaya kalksa en çok biz öfkeleniriz." Sesi titremişti. "Ama ben.. sana karşı öfkelenemiyorum, anlıyorum seni. Ablama olan sevgini, aşkını görebiliyorum. O gece o masada yaşadığın şoku, ablama bakışını gördüm. İstanbul'da sizi bahçede konuşurken gördüm ben. Senin bakışlarını, ablamın yüzündeki gülümsemeyi gördüm." diyip burukça gülümsedi. "Ablam en son 18inde böyle güldü.. bir daha da böyle gülemedi. Ama şimdi, senin son yaptığından sonra tekrar o eski hâline hatta daha kötü bir hâle geldi. Ben ablamın böyle olmasını, senin böyle olmanı istemiyorum."

Vezir başını sallayarak önüne eğdi. "Ben korkağın tekiyim."

"Hayır.." dedi Derya kollarından tutup gözlerine bakmaya çalışarak. "Sen korkak değilsin Zülfikar Karslı iyi bir manipülasyoncu. Hepimiz onun bu manipülasyonlarına kandık. En ince noktanı yakalar ve oradan vurur. İnsanları kendine bağımlı yapmayı, onsuz bir hiç olduklarına inandırmayı çok sever."

"Öyle ama... hiçbir şey yaptığım şeyin alçaklığını değiştirmez."

"Değiştirir.. ablamla açık konuşman, onu ne kadar çok sevdiğini göstermen, hissettirmen değiştirir." diyip içten güldü. "Sevginin çözemeyeceği, aşamayacağı engel yok."

Vezir'de gülümsedi. "Sağol Derya.." dedi dostça ellerinden tutarak. "Sen iyi bir kardeş ve dostsun."

"Aa senden bunları da duyacakmışım demek." dedi Derya şakayla karışık. "Neyse hadi sen Kudret Karslının yanına git. Halletmeden de çıkma!" diyip göz kırptı ve odasına döndü. Vezir utanarak mutfağa gitti. Dolapları karıştırıp kahveyi buldu. Hemen kahveyi yapıp Kudret'in odasına geldi.

Kudret başını yatağın demirine dayamış tavana bakarak duruyor, gözlerinden ufak ufak damlalar düşüyordu. "Kahveniz geldi Kudret Hanım." dedi Vezir biraz munzur bir sesle. Kudret'in kafasını çok sert bir şekilde çevirip keskin bakışları ile karşı karşıya kalması ile munzurluk gitmiş ve sus pus olmuştu. Tepsiyi komidine koyup fincanı Kudret'e verdi. Kudret bir yudum alıp yüzünü buruşturdu. "Çok acı olmuş bu."

"Acı kahve ayıltır." dedi Vezir tek düze bir sesle. "Hepsini iç direkt. O zaman çok hissetmezsin."

Kudret kahveyi kafasına dikip fincanı tepsiye geri koydu. "Kapıyı kapat." dedi yatakta doğrulurken. "Sonra da karşıma otur." Vezir dediği gibi önce kapıyı kapattı sonra da ayak ucuna oturdu. "Neden?" diye sordu Kudret. "Tek bir şey soruyorum sana neden?"

"Kudret.." dedi Vezir başını öne eğerek. "Yaptığım şeyin affedilir bir tarafı yok biliyorum. Sana beni affet diye yalvaramam da zaten. Sadece seni korumam gerekiyordu.."

"Kimden koruyacaktın ya beni?" diye bağırdı bir anda. "Kendi babamdan mı? Ya ben zaten her şeyi göze alıp tuttum o eli. Zaro ağanın ne yapacağı ne diyeceği umrumda mıydı sence benim? Ayrıca beni korumak sana mı kaldı Vezir?! Ben bir koruma değil beni gerçekten seven bir adam istiyordum yanımda." Son cümleyi söylerken sesi azalmaya omuzları düşmeye başlamıştı.

"Seni korumak benim ne haddime." dedi Vezir iğneleyici bir tonda. "Ben babanın ayak işlerini yapan bir adamım Kudret. O kadar temiz bir insan değilim ki bunu en iyi sen biliyorsun. Ben seni babandan değil kendimden korumaya çalışıyordum!"

Kudret yataktan kalkıp odanın içinde yürümeye başladı. Ayılmıştı. "Kendinden mi korumaya çalışıyordun?" dedi kaşlarını çatarak. "Sen bana nasıl bir zarar verebilirsin ki Vezir?"

"Ben sana zarar vermem." dedi Vezir de bir anda kalkarak. "Ben sana nasıl kıyayım Kudret?"

Kudret alayla güldü. "Kıymayan halin buysa... ya ben seninle yeniden hayata tutundum. Yıllar önce bağladığım saçlarımı açtım ben seninle. Hayatımda ilk defa kendim için bir şey yapıp senin elini tuttum. Kalbimi açtım Vezir ben. Kırılganlığımı, yorgunluğumu paylaştım ben seninle."

Vezir yanına gelip yüzünü elleri arasına aldı. "Biliyorum.. bunların senin için ne kadar önemli olduğunu biliyorum. Benim için de ne kadar önemli olduğunu bilemezsin."

"O zaman ne Vezir?" dedi Kudret. Yüzünü elleri arasından çekmiyor, az önceki sert bakışlarının aksine yumuşak bir bakışla bakıyodu gözlerine. Vezir yutkundu. Bir an kendini tutamayıp dudaklarına yöneldi ve tutkulu bir öpücük bıraktı dudaklarına. Kudret'te boş bulunup karşılık verdi ama kısa süre sonra kendini geri çekip tokat attı Vezir'e. "Sen ne hakla beni öpüyorsun? Beni yarı yolda bıraktın, şimdi de bir şeyler geveliyorsun ama hâlâ açık açık sebebini söyleyemedin ve beni öpüyorsun ha Vezir?"

"Özür dilerim.." dedi Vezir arkasını dönerken. "Ben senin yanında ne yapacağımı bilemiyorum Kudret. Aklımı başımdan alıyorsun, düşünme yetimi kaybediyorum."

"Ha o gün de düşünme yetini kaybettin her halde?" dedi Kudret alayla. "Sen ne anlatıyorsun Vezir? Bırak bunları gevelemeyi de kendinden neden koruyacaksın onu söyle?!"

"Ben babanın yanına sızmış bir hainim!" diye bağırdı Vezir. Kudret karşısında şok olmuş duruyordu. Eli şaşkınlıkla ağzına gitti. "En başından beri babanı içerden çökertmek istiyordum ama planlamadığım şeyler oldu.. aşık oldum Kudret." Kudret, Vezir'i duymuyordu. Az önce söylediği cümle beyninde dönüyor, kulakları uğulduyordu. Bir anda başı döndü, Vezir onu tutmak istedi ama izin vermedi. Sağ eliyle makyaj masasından destek alıp sol eliyle Vezir'i uzaklaştırdı.

"Sen.." dedi Kudret. "Başından beri babama ihanet ediyordun."

Vezir başını önüne eğdi. "Evet.. ama seninle konakta tekrar karşılaşınca.. ben.. yapamadım Kudret. Ama hâlâ bunun bedelini ödüyorum. Ve bu sana da zarar verecek diye ödüm kopuyor."

"Git Vezir!" dedi Kudret yatağa otururken. "Git, beni yalnız bırak."

Vezir başıyla onaylayıp son bir kez baktı kadına. "Ben evin yakınında olacağım." diyip çıktı odadan.