18. bölüm · KudZir || One Shot

18 || Doğum Günü

b 🍷

Kudret giydiği siyah elbise ile aynada kendisine bakıyordu. Bugün doğum günüydü. Uzun yıllardır kutlamayıp herkesin unutmasını istediği bir gün.. Bir tek Vezir unutmaz, bir şekilde kutlatırdı o doğum gününü Kudret'e. Küçük bir kek alır gelir, üzerine mum diker üfletirdi. Ya da Kudret'in en sevdiği tatlılardan alırdı. Ufak bir hediye almayı da ihmal etmezdi tabii.

Bu hediyelerden birini hatırladı Kudret. 20 yıl öncelerden bir anı çıktı, aynanın yansımasında kendini değil o anıyı gördü.

2007
Kudret mutfakta yemeklerle uğraşırken bahçe kapısının tıklatılmasıyla irkilip oraya döndüğünde Vezir'in gülerek ona baktığını gördü. Az önceki şaşkın ve gergin ifadesi gülümsemeye dönmüştü adamı görünce. Vezir eliyle gel gel yapıyordu. Kudret başını tamam der gibi sallayıp ocağın altını kıstı, ellerini yıkayıp önlüğüne kuruladı ve önlüğü de üzerinden çıkardıktan sonra bahçe kapısına doğru ilerledi. "Vezir.." dedi oldukça sakin bir ses ile. "Ne yapıyorsun burada?"

"Yine unuttunuz dimi." dedi Vezir her zamanki kocaman gülümsemesi ile. "ya da unutmak istediniz."

Kudret anlamamazlıktan geliyordu neyden bahsettiğini. Tabi ki bugün doğum günü olduğunu unutmamıştı. İnsan doğduğu, nefes aldığı günü nasıl unutabilirdi ki?Sadece son 4 yıldır unutmaya çalışıyordu. Hiç doğmamış gibi yaşamak istiyordu. "Neyi unutmuşum?" dedi Kudret kaşlarını çatarak.

Vezir masanın önünden çekilip eliyle üzerindeki ufak, yamuk yumuk pastayı gösterdi. Üzerinde bir sürü mum vardı. "Doğum gününüzü.."

Kudret dolmak için çabalayan gözlerini umursamadan Vezir'e baktı. Buruk bir gülümseme oluştu dudaklarında. "Unutabilir miyim?.."

Vezir başını pastadan çekip Kudret'e baktığında kırmızı olan göz pınarlarını ve titreyen çenesini gördü. "Ağlayın diye değil gülün diye yaptım bu pastayı."

"Sen mi yaptın?" Sesinde hayret dolu bir tını vardı. Vezir'in kendisi için pasta yapması bir çok hediyeden, güzel sözden daha değerliydi onun için. "Benim için mi?"

"Evet.." dedi Vezir utanıp başını eğerken. "Biliyorum o günden sonra doğum günlerinizi kutlamıyorsunuz ama.." Devam edemedi Vezir sözüne. Ne diyecekti bilmiyordu.

"Ama.." Kudret konuşması için cesaretlendirmeye çalışıyordu onu.

Vezir bakışlarını Kudret'in kahverengileri daha da parlak gözüken gözlerine çevirdi. "Ama yılda bir kez de olsa gerçekten mutlu olacağınız bir günü daha da mutsuz geçirmenize kalbim el vermedi."

Kudret'in gözleri daha da dolmuş, taşmak için hazır bekleyen nehirler gibi olmuştu. Parmak uçlarında yükselip Vezir'e sarıldı. "Teşekkür ederim.." dedi fısıltıyla. Sarıldığında gözlerini kapatmış, bir iki damla da bunu fırsat bilerek firar etmişti.

Vezir beklemediği bu hareket ve Kudret'in yıllar sonra ilk defa ona sarılması ile ne yapacağını bilemeyip bir kaç saniye öylece durmuştu. Sonrasında ise titreyen ellerini belli belirsiz beline yerleştirdi. "Rica ederim.."

Kudret, Vezir'in ricası üzerine geri çekildi. Hâlâ birbirlerine yakın ama ikisinin de elleri önlerinde duruyordu. Kudret bakışlarını Vezir'den kaçırıp pastaya çevirdi. "Çok güzel olmuş."

Vezir'de pastaya baktığında istemsizce bir kahkaha mırıltısı çıktı dudaklarından. "Yani.. yamuk olmasaydı daha güzel olabilirdi."

Kudret kafasını pastadan Vezir'e kaldırıp az öncekinin aksine daha içten gülümsedi. Hâlâ daha dişlerini göstererek gülemiyordu. "Sen yapmışsın, uğraşmışsın.. hem de benim için. Düz olsun, yamuk olsun benim için dünyanın en güzel pastası bu."

Vezir başını yana eğip gülerek baktı Kudret'e. Sonra aklına hediyesi geldi. "Az kalsın unutuyordum.." diyerek elini ceketinin cebine attı. Hediye paketine sarılı bir kutu çıkarıp uzattı karşısında merakla ona bakan kadına. "Hediyeniz.."

"Niye zahmettin Vezir.." dedi Kudret mahçup bir ses ile. "Pasta yapmışsın zaten.."

"Bütün doğum günü ritüellerini gerçekleştirmem gerekiyordu.. Sizin gerçekten mutlu olmanız için."

Kudret bahçeye çıktığından beri olan gülümsemesi ile kutuyu aldı. "Teşekkür ederim." dedi tekrar. Ne kadar teşekkür etse azdı. Kendi ailesi onun mutluluğu için bu kadar çabalamıyorken Vezir'in elinden gelenin de fazlasını yaparak onu mutlu etmeye çalışması Kudret için bir ömür teşekkürü hak eden bir şeydi.

Önce hediye paketini açtı yırtmamaya özen göstererek sonra ise siyah dümdüz kutuyu. Walkman ve kulaklık çıktı içinden. "Vezir.." dedi şaşkınlıkla. "Bunu nereden buldun?"

Vezir ensesini kaşıyıp kafasını aşağı eğdi. Geri kaldırıp Kudret'in yüzüne baktı. "Siz kaset çalarınızın bozulduğundan bahsediyordunuz babanıza. Ağa da tamam hallederiz diyip kestirip atmıştı.." Onları gizli saklı dinleyişini anlatırken kafasını sağa sola salladı. "İşte orada kulak misafiri oldum. Ne hediye alayım diye düşünürken de bu Walkman'i gördüm. Artık kasetlerinizi sadece siz dinlersiniz, istediğiniz yerde istediğiniz zaman."

Kudret elinde tuttuğu makinadaki bakışlarını Vezir'e çevirdi. Minnetle baktı, bu sefer ne teşekkür etti ne de başka bir şey söyledi. Sadece baktı. "2 dakika bekler misin?" diyip koşarak içeri girdi. Vezir ise şaşkınlıkla Kudret'in gittiği yere bakıyordu. Odasına çıkıp elinde kasetle geri indi Vezir'in yanına.

Vezir elindeki kasete baktığında ona hediye ettiği kasedi gördü. Gülümsedi. "Sarı Baba.."

"Sarı Baba.." dedi Kudret de kasede bakarken. Bakışları tekrar Vezir'i buldu. "Burada oturup benimle dinler misin?"

Vezir şaşkınlıkla Kudret'e bakıyordu. Bir çok şeyden daha özeldi bu teklif onlar için. 4-5 yıl önce hediye ettiği zaman aynı ortamda dinleyip bir daha hiç birlikte dinlememişlerdi bu kasedi. İlk defa birlikte dinlemeyi teklif ediyordu Kudret nasıl kırardı ki onun bu isteğini. "Tabii dinlerim.."

2026

Kudret hatırladığı bu anı ile gülümseyerek aynadaki yansımasına dönüp kırmızı rujunu sürdü. Telefonunun mesaj bildirimi ile bakışları kendisinden solundaki telefona kaydı. Eline aldığında mesajın Vezir'den olduğunu gördü. "Medeni kapının önünde sizi bekliyor." Dudağı hafif yukarı kıvrıldı.

Vezir ona sürpriz hazırladığı için gelemeyeceğini, Medeni'nin onu alıp kendisine getireceğini söylemişti sabah evden çıkarken. Sonrasında da üzerindeki elbiseyi göndermişti Kudret'e. Üzerinde 'Doğum günü kızına yakışacak asilliktedir umarım.' yazılı bir not vardı elbise kutusunun.

"Tamam, hemen çıkıyorum. Nasıl bir sürpriz bekliyor acaba beni?" Yazıp gönderdi Vezir'e. Telefonu tekrar yerine koyup aynaya döndü ve makyajının son rötuşlarını yapıp kalktı yerinden. Az ilerideki boy aynasından üzerini ve su dalgası yaparak yarım topladığı saçlarını düzeltti. Parfümünü sıkıp küçük çantası ve ceketini aldığında odaya göz attı bir şey unutup unutmadığını kontrol etmek için. Tam o sırada makyaj masasının üzerine koyduğu telefonun sesi ile 'Tabi ya!' dedi kendi kendisine.

Telefonu eline aldığında bildirimin Vezir'den geldiğini ve "Çok mutlu olacağın bir sürpriz ;)" yazdığını görüp kocaman gülerek kafasını iki yana salladı.

Vezir'e cevap yazmadan çıktı odasından ve merdivenleri inip kapının önüne geldiğinde salonda oturan ailesinin gözlerini kendi üzerinde hissetti. "Kudret Hanım.." dedi Cennet hoplaya zıplaya ablasının yanına gelirken. "Şahane gözüküyorsunuz."

Kudret utanıp gülümseyerek Cennet'in omzuna vurdu hafifçe. "Zevzeklik yapma." Daha sonra otoriter abla modunu açıp "Yokluğumu fırsat bilip kudurmayın." diyerek arkadaki Derya'ya baktı. "E mi ablacım?"

Derya bu sözlerin kendisine söylediğini bilerek gülümsedi. "Merak etmeyin Kudret Hanım. Burası bende."

Kudret kapıyı açtığı an durup Derya'ya baktı. "Beni de o korkutuyor ya. Hadi gidiyorum ben" diyerek çıktı evden. Arkadakilerin iyi eğlenceler demesini bile dinlemeden evin önündeki merdivenleri hızlı hızlı inip karşısında duran arabaya baktı. Medeni koşarak inip arka kapıyı açmıştı Kudret'e. İçindeki heyecan duygusu daha da artmıştı. Az öncekine göre daha sakin adımlar atarak arabanın yanına gelip Medeni'ye teşekkür ettikten sonra arka koltuğa bindi.

Yol boyunca açtığı camdan esen rüzgar ile kendisini sakinleştirmeye çalışıyordu. Yıllardır ilk defa bu kadar büyük bir kutlama yapacaktı, hem de Vezirle. Ve bu kutlamadan herkesin haberi vardı, gizli saklı değildi hiçbir şey. Kudret derin derin nefes alırken araba şık bir restaurantın önünde durdu. Etrafta kimse yoktu. "Medeni burası olduğuna emin misin?" diyerek binayı inceledi. "Işıkları da yanmıyor."

"Yenge abim buranın konumunu attı." dedi Medeni arabadan inmeden önce. Kudret hâlâ ışıkları yanmayan restauranta bakarken Medeni çoktan arabanın etrafından dönüp Kudret'in kapısını açmıştı. Kudret gülümseyerek indi arabadan bir süre kapının önünde bakıp durdu sadece.

İçeriden en şık siyah takımını giymiş olan Vezir'in çıkması ile az önceki meraklı bakışları kayboldu. Vezir merdivenleri hızla inip Kudret'in önündeki merdivenin ucunda durdu. "Çok güzel olmuşsun." dedi onu baştan aşağı süzerken. Elini uzatıp Kudret elini koyduğunda öpücük kondurdu üzerine ve koluna girmesi için Kudret'in sağ tarafına geçti. Kudret kalbinin hızlı atışını umursamamaya çalışarak Vezir'in koluna girdi. Heyecandan bayılmamak için ihtiyacı olan şey tam olarak bu koldu.

Kol kola girdiler restaurant kapısından. Etrafta hiç kimse yoktu. Kudret şaşkınlıkla içerisini inceleyip tam sağında duran Vezir'e baktı. Kafasını çevirdiğinde ona bakan adamın mavi gözleri ile göz göze geldi. "Neden kimse yok burada?" diye sordu merakla.

Vezir kafası ile az ilerilerinde mumlarla aydınlatılmış masayı işaret ettiğinde Kudret kafasını oraya doğru çevirdi. "Sadece ikimizin olacağı, hiç kimsenin bölemeyeceği bir an olsun istedim." dedi gözlerini yanındaki kadından ayırmadan. Kudret'in şaşkınlık dolu ifadesini görünce gülümsedi. "20 yıl sonra kutlayacağın doğum gününün unutulmaz olmasını istedim."

Kudret bakışlarını muhteşem masadan güçlükle ayırıp yanındaki adama çevirdi. Yüzündeki kocaman gülüş zarif bir gülümsemeye bırakmıştı yerini. Gözlerindeki bakış ise aşk doluydu. Vücudunu tamamen Vezir'e döndürüp kolundan çıkmadan, diğer eliyle yeni tıraş olduğu her halinden belli olan yüzünü okşadı. "Seninle kutladığım hiçbir doğum gününü unutmam ki ben."

Vezir kafasını hafif çevirerek yüzündeki elinin avucuna öpücük kondurdu. Bu hareket ile Kudret gözlerini kapatıp derin nefes alıp geri açtı. Vezir'de öperken gözlerini kapatıp bir iki saniye öyle kalmıştı. Gözlerini açtığında elini öne atıp "Masaya geçelim mi?" dedi kafasını yana eğip Kudret'e bakarak.

Kudret sadece başıyla onaylayıp Vezir'in kolunda, boğaz manzarasına karşı hazırlanmış masaya doğru ilerledi. Masanın yanına geldiklerinde Kudret duraksayıp Vezir'in kolundan çıktı. Özenle hazırlanmış masaya bakıp Vezir'e döndü. "Hepsini sen mi hazırladın?"

"Ben hazırladım.." diyip Kudret'in sandalyesini çekti. Kudret oturduğunda Vezir masanın yanında ayakta durmaya devam etmişti. "Ne içmek istersiniz Kudret Hanım?"

"Servisi de sen mi yapacaksın?" dedi Kudret gülerek.

Vezir gözlerini açıp kapatarak onayladı. "Bu gece sadece size hizmet edeceğim."

"Ben bir kırmızı şarap alabilir miyim garson bey?" dedi sandalyesine tamamen yerleşirken.

Vezir arkasındaki tekerlekli servis aracına dönüp bir sürü alkol şişesi içerisinden kırmızı şarabı alıp tirbüşon ile açtı. Kudret'in önünde ters duran kadehi alıp dikkatli bir şekilde doldurduktan sonra kendisinin oturacağı taraftaki kadehi de alıp aynı şekilde doldurdu. Şarap şişesini yerine koyup kendisi de yerine geçti. Oturduktan sonra kadehini eline alıp Kudret'e doğru uzattı. "Dünyanın en güzel, en zarif kadının doğumuna."

Kudret gülerek kadehini Vezir'in kadehine dokundurdu. "Dünyanın en yakışıklı ve abartan adamına.."

Vezir şarabından bir yudum alıp yerine koyarken kaşlarını çattı. "Neyi abartıyormuş o adam?"

"Her şeyi.." dedi Kudret şarap kadehinin altıyla oynarken.

"Bence az bile söylüyor." Kudret gülerek başını cama doğru çevirip tekrar Vezir'e döndü. Vezir muzip bir çocuk gibi gülerek Kudret'e bakıyordu. "Sen böyle gül diye ben her şeyi yaparım."

Kudret'in yüzü yanmaya, kulakları kızarmaya başlamıştı. Utanıyordu. Gözlerini Vezir'den kaçırıp etrafa baktı. Odağı kendisinden almak istiyordu ama bu akşamın odak noktası tam olarak kendisiydi. "Ee yemekler nerede?" Konuyu değiştirmek için gayet mantıklı bir konuydu Kudret için. Tek kaşını kaldırıp tehditkâr olduğunu düşündüğü ama aksine ışıltıyla parlayan bakış attı. "Beni aç aç oturtmak için mi kapattın burayı?"

Vezir hemen ayaklandı. "Olur mu öyle şey Kudret Hanım. Şarabınızın tadını çıkartmanız için.." diyip arka tarafa işaret yaptı. Kudret gözleri ile Vezir'in hareketlerini takip ediyordu. "Hani sen hizmet edecektin bana?" diye sordu yan yan gülerken.

"Yemekleri ben yapmadım, ben sadece servis kısmından sorumluyum."

"Eh peki öyle olsun."

Vezir'in işaret ettiği taraftan elinde yemek tabakları ile Reyhan çıkıp gelmişti. Kudret şaşkınlıkla bir zamanlar hazzetmediği kadına bakıyordu. Her şey gibi onların ilişkisi de değişmiş, iyi yönde gelişmişti. "Reyhan!" dedi Kudret şaşkınlıkla yerinden kalkarken.

Reyhan gülerek tabakları masaya koyup Kudret'in karşısında durdu. Elinden tutup etrafında döndürdü. "Kudret çok güzel olmuşsun!" Kudret utanarak başını eğip geri kaldırdı. Reyhan kollarını Kudret'e dolayıp "İyi ki doğdun!" dedi kulağına doğru.

Kudret geri çekildi. "Teşekkür ederim." Masadaki tabaklara baktı. "Sende harika şeyler yapmışsın.." diyip arkalarında onlara bakan Vezir' çevirdi gözlerini. "Uğraştırmış seni."

Reyhan'da gülerek Vezir'e bakıp göz kırptı ve Kudret'e geri döndü. "Benim işim bu.. hem en zevk alarak yaptığım yemek oldu. Umarım çok güzel vakit geçirirsiniz." diyip kolundaki saate baktı. "Benim çıkıyorum." Tekrar Kudret'e sarılıp Vezir'in de elini sıktıktan sonra kapıya doğru ilerledi. Çıkmadan tekrar ikiliye dönüp "İyi eğlenceler." diye bağırıp gözden kayboldu.

Kudret, Reyhan'ın arkasından salladığı elini indirip Vezir'e döndü. İkisi de hâlâ ayakta duruyorlardı. "Yemeği de Reyhan'a mı yaptırdın?" dedi gülerek ve yerine oturdu.

Vezir de ceketini çıkartıp sandalyesine astıktan sonra şaraplarını tazeledi. "Kendim yapamazdım, henüz o kadar iyi değilim. Bu geceye böyle bir lezzet şöleni yakışır." Kudret'in şarabını doldurduktan sonra gülümseyerek baktı.

"Teşekkür ederim.." dedi Kudret, Vezir'in boş elini tutarken. "Yıllardır yaptığın, yapmaya çalıştığın her şey için teşekkür ederim Vezir."

Vezir, Kudret'in başına öpücük kondurup elindeki şarap şişesini masaya koyup Kudret'in yüzünü okşadı baş parmağı ile. "Ben teşekkür ederim.. doğduğun, beni bulup hayatına kattığın için."

Kudret, yüzündeki elini tutup öptü. "Yemeklerimizi yiyelim mi?" dedi ortamdaki duygusal havayı dağıtmak için. Eğer biraz daha konuşurlarsa ağlardı, bu gece ağlamak istemiyordu. Son 20 yıldır yeterince ağlamış, her doğum gününü ağlayarak geçirmişti. Bu gece ağlamanın değil gülmenin gecesi olacaktı. Her yaşanana gülmenin yaşı olacaktı yeni yaşı.

Vezir anlamıştı Kudret'in yapmak istediği şeyi. Yıllardır yanındaydı, nasıl anlamasındı? Bir bakışından, kaşının kıvrılışından anlardı ne düşündüğünü, hissettiğini. Gülümsedi. "Yiyelim.." dedi başından öpüp yerine geçerken.

Sohbet edip, manzarayı izleyerek yediler yemeklerini. İlk defa bu kadar sakin, huzurlu hissediyorlardı kendilerini. Sanki hiç böyle bir an yaşayamayacaklarmış gibi gelmişti 20 yıl onlara. Hep bir sorun, kaos, mutsuzluk olacakmış da hiç mutlu olamayacaklarmış gibi.. Kudret ellerini çenesinde birleştirerek baktı karşısında oturup boğazı izleyen adama. "Bizde mutlu olduk ha Vezir?" dedi gülümseyerek. Sesi de yüzü gibi gülümser tonda çıkmıştı. "Hiç olmaz sanıyordum.. annemden sonra toparlayamayız, mutlu olamayız sanıyordum."

Vezir gülümseyip başını önüne eğdi. Gülümsemesi hafif buruk, acı dolu gibiydi ama bunu Kudret'ten gizliyordu, ya da o öyle sanıyordu. Başını kaldırdığında Kudret'in kaşlarını çatarak kendisine baktığını gördü. "Niye acıyla güldün?" diye sordu Kudret. Vezir şaşkınlıkla nasıl anladığını düşünürken Kudret masadaki ellerini tutup Vezir'e yaklaşabileceği en yakın mesafeye geldi. "Sen nasıl anlayabiliyorsan bende anlıyorum. 20 yıldır her gün yan yanaydık Vezir. O kadar konuşmuyorduk ki ben mimiklerini çözdüm."

"Ben gizleyebiliyorum sanıyordum." dedi alayla. "Ama Kudret Karslı'nın dikkatinden hiçbir şey kaçmaz." Kadehini Kudret'e doğru uzatıp önünde duran kadehine dokundurduktan sonra bir yudum aldı. "Bende mutlu olamayacağız sanıyordum. Biliyorsun zaten tanıştığımızdan beri benim için imkânsızdı her şey. Seninle bırak böyle karşılıklı yemek yemeyi yan yana duramayız sanıyordum."

"İmkânsız diye bir şey yok Vezir.." Baş parmağı ile elini okşuyordu.

"Yokmuş.. bana bunu da öğrettin."

Birbirlerinin gözlerinde kayboldular bir süre. Hiçbir şey demeden, el ele göz göze oturdular. Vezir ayaklandı bir anda hiçbir şey demeden. "Ne oldu?" diye sordu Kudret şaşkınca.

"Bir şey yok. Hemen geliyorum."

Kudret arka tarafa doğru koşar adım giden adamın arkasından bakıyordu hâlâ. Ardından içeride doğum günü şarkısı yankılanmaya başladı. Bir kaç saniye sonra ise Vezir'in gittiği taraf mum ışıkları ile aydınlanmaya başladı. Vezir elinde pasta ile Kudret'e doğru geliyordu. Kudret şaşkınlıkla elini ağzına kapatmış bir hâlde ayağa fırladı. Yanına yaklaştıkça "İyi ki doğdun Kudret." diyordu şarkının ritmine göre. Tam önünde durduğunda "İyi ki doğdun sevgilim.. iyi ki doğdun." dedi Vezir. Gözleri biraz buğulanmıştı. Kudret'in göz pınarlarına gelen bir iki damla akmıştı bile.

Kudret gözlerini yamuk pastadan Vezir'e çevirdi. "Yine sen mi yaptın?" dedi gülerek. "O günkü gibi.."

"Unutmamışsın.." dedi Vezir pastayı masaya koyarken.

"Senin kutladığın hiçbir doğum gününü unutmam dedim sana."

"O zaman.." dedi Kudret'i masaya doğru çevirip sağ elini tutarken. Kulağına doğru eğildi. "Pastanın mumlarını üfle ve daha da unutulmaz olacak anlara geçelim."

Kudret yan yan gülerek Vezir'e bakıp kafasını tekrar pastaya çevirdi. Gözlerini kapatıp Vezir'in elini daha sıkı tuttu. Sanki ne dilediğini anlatmaya çalışıyordu Vezir'e. Gözlerini açmadan nefesini üfleyip mumların sönmesine müsaade etti ve Vezir'e döndü. Sol elini de tutup biraz daha yaklaştı ona. "İyi ki varsın Vezir.." dedi gözlerini gözlerinden ayırmadan. "Yıllardır ailem benim mutluluğumu önemsemezken sen.. sen her an benim mutluluğum için çabaladın. Ben sana her ne kadar git desem de gitmedin. Fiziksel olarak elimi tutamasan da ruhen hiç bırakmadın.." Sözlerine devam edemeyeceğini fark ettiği an susup dudaklarına yöneldi. Tutku dolu öpüp geri çekildi ve başını başına dayayıp gözlerini kapattı. Vezir'de gözlerini kapatmıştı bu anda. "Sen olmasaydın hayat benim için daha zor olurdu.." dedi Kudret.

Vezir konuşmuyordu, konuşamıyordu. Kudret'in sözlerinin üstüne ne söylerse az kalırdı onun için. Vezir konuşmaların değil eylemlerin adamıydı. Konuşmazdı ama gösterirdi. Gözlerini yavaş yavaş açıp aynı yavaşlıkla başını da geri çekti. "Yine unutuyordum.." dedi gülerek.

Vezir'in geri çekilmesi ile Kudret'te gözlerini açmıştı. "Neyi unutuyordun?" dedi anlamayarak. Daha ne yapacaktı ki bu adam?

"Bekle, hemen geliyorum." diyip yanağından öptü ve kasanın olduğu tarafa doğru ilerledi. Kudret sadece onu izliyordu. Kasanın altına eğilip kucağına bir hediyeye göre oldukça büyük bir kutu aldığını gördü. İçinde ne olduğunu tahmin bile edemiyordu. Vezir kutuyla beraber yanına gelip arkalarındaki boş masaya bıraktı. Kudret'i de elinden tutup masaya doğru ilerletti. "Yıllar önce.." diye başladı konuşmaya. "Sana o yamuk pastayı yaptığım doğum gününde bir hediye almıştım.."

"Walkman.." dedi Kudret dikkatle Vezir'e bakarken. Vezir başını salladı. "Evet walkman.. Beraber Sarı Babayı dinlemiştik, yıllar sonra ilk defa.." Başını kutuya çevirdi. "Bu da onun gibi bir hediye, beğenirsin diye düşünüyorum."

Kudret kutuyu açmaya başladığında "Senin hediyen.. Tabi ki beğenirim Vezir." dedi ona doğru bakarken. Ardından tekrar kutuya dönüp açmaya devam etti. Kutunun kapağını kaldırdığında eski bir kasetçalar olduğunu gördü. "Bu.." dedi Kudret bakışlarını şaşkınca Vezir'e döndürürken. "Bu o zaman bozulan, babamın yaptırmadığı kasetçalarım.." Vezir gülümseyerek başını salladı. "Sen.. nasıl?"

"Odada duruyordu... kutuların arasında. Bir iki ay önce bulmuştum, sonra bu sana çok güzel hediye olur diye düşündüm. Tamir işi biraz uzun sürdü doğum gününe yetişti en azından."

Kudret kutunun kapağını bir kenara bırakıp kollarını Vezir'in boynuna doladı. "Teşekkür ederim Vezir.. çok teşekkür ederim." Geri çekilip kasetçalarına baktı. "Bu kaset çalar benim gençliğim demekti.. sen bana hayatımın en özel şeyini geri verdin. Gençliğimi geri verdin."

Vezir, Kudret'in yüzünü okşadı. "Keşke sana kaybettiğin 20 yılı da geri verebilsem.."

Kudret yüzündeki elinin avucunu öpüp başını avucuna dayadı. "Vermiş kadar oldun.." diyip kafasını hafif hareket ettirip kasetçalara baktı. "Bu sefer hangi şarkıyı dinliyoruz?"

"Onu da hallettim.." Kudret'ten biraz uzaklaşıp ceketinin cebinden kaset çıkarıp tekrar yanına döndü. Kudret kasete baktı. Sezen Aksu'nun Kaç Yıl Geçti Aradan şarkısının kasediydi. "Düşündüm bu geceye hangi şarkı yakışır diye.." diye konuşmaya başladı. "Çok fazla şarkı yakışırdı ama.. bu.. bu tam olarak bu gecenin şarkısı." Sözünü bitirdiğinde Kudret kasedi çoktan elinden alıp kasetçalara yerleştirmişti. İçeride şarkının giriş melodisi yankılanıyordu. Ardından ise Sezen'in sesi doldu.

Nolur sormasınlar bana
Nolur söyletmesinler derdimi
Saklarım ben onu kendime
Yerim kendi kendimi

"Dans edelim mi?" diye sordu Kudret.

Vezir gülümsedi. "Bunu benim sana teklif etmem gerekmiyor mu?"

Kudret'te gülmüştü. "Bizim hiçbir şeyimiz normal değil ki.."

Akıyorsa yaşlar gözümden
Dinmiyorsa bir türlü gece gündüz
Karardıysa bütün dünya
Vardır elbet bir sebebi

"Bu normal olsun.." diyip elini uzattı. "Bu dansı bana lütfeder misiniz Kudret Hanım?"

Kudret gülümseyerek başını salladı ve elini uzattığı elinin üzerine koydu. Vezir eline konan eli sıkıca kavrayıp Kudret'i kendisine doğru çekip diğer elini de beline yerleştirdi. Kudret'te boşta kalan elini boynuna koymuştu.

Kaç yıl geçti aradan ayrı ayrı
Bitsin artık bu hasret buluşalım gayrı
Kaç yıl geçti aradan ayrı ayrı
Bitsin artık bu hasret buluşalım gayrı

İki beden boş restaurantın içinde şarkının ritmine göre salınıyorlardı. Gözlerini kapatıp başlarını birbirine dayadılar. Sezen onları anlatıyor, onlar ise bunda dans ediyorlardı. Hayallerindeki gibi..

Benim bütün derdim özlem
Biliyorum kavuşur böyle seven
Biz bir elmanın iki yarısıyız
o en çok sevdiğim ve ben

Yıllarca birbirlerinin hasretlerini çekmişler ve böyle severek kavuşmuşlardı. Yan yana ama ayrı ayrı kaç yıl geçirmişler, şimdi bir elmanın iki yarısı olarak tamamlanmışlardı. Bomboş restaurantın içinde şarkının melodisi, Sezen'in sesi ve ikisinin kalp atışları yankılanıyordu sadece. Kudret yeni yaşına eksiklerini tamamlayarak girmişti. Bu tamamlanma yıllarca sürmüştü ama bütün dağılan parçalarını birleştirmeyi başarmıştı. Şuan kolları arasında dans ettiği adamın desteği sayesinde olmuştu. Vezir olmasa çok daha zor olurdu onun için her şey biliyordu.

Kudret, Vezir'in elindeki elini boynuna yerleştirip dudaklarını dudaklarına bastırıp geri çekildi. "Seni çok seviyorum.." diye fısıldadı dudakları üzerine.

"Bende seni çok seviyorum.."