26. bölüm · KORİDORDA KALAN SES
25. Bölüm
Telefonu kapattıktan sonra uzun süre yerimden kalkmadım.
Ekran karardı.
Ama içim aydınlandı diyemem.
Hasan’ın sesi odada asılı kaldı.
Sözleri değil… niyeti.
Beni istememişti.
Beni tutmamıştı.
Ama kalbime dokunmuştu.
Bu daha zordu.
Pencereyi açtım. Gece serindi. Sokaktan bir araba geçti. Hayat, beni beklemeden akıyordu.
Ve ben ilk kez birine koşmamayı seçmiştim.
Aşık olmak kolaydı.
Kalmak da.
Ama gitmek…
işte o güç istiyordu.
Yatağa uzandım. Gözlerimi kapadım.
Hasan’ı düşündüm.
Onun yorgunluğunu.
Değişmeye çalışırken kırılan taraflarını.
Sonra kendimi düşündüm.
Kayıp yıllarımı.
Yasımı.
Geri dönüşümü.
İkimiz de enkazdan çıkmıştık.
Ama aynı binaya geri dönmek zorunda değildik.
Sabah uyandığımda telefonuma bakmadım.
Bu küçük bir zaferdi.
Annem kahvaltı hazırlıyordu. Babam gazeteyi okuyordu.
Gündelik hayat…
Bir zamanlar hayal bile edemediğim bir lüks.
— Bugün ne yapacaksın? diye sordu annem.
Bir an durdum.
Bu soru,
geleceği olan insanların sorusuydu.
— Deniz’le Lena’yı göreceğim, dedim.
— Sonra da…
— okula dönmeyi düşüneceğim.
Babam gazeteyi indirdi. Bana baktı.
— Ne zaman istersen, dedi.
— Biz buradayız.
Bu cümle,
dünyadaki en sağlam temeldi.
Deniz’le bir kafede buluştuk. Lena da geldi.
Gülüştük.
Ama ben bir noktada sustum.
— Hasan aradı, dedim.
İkisi birden bana baktı.
— Ne dedi? diye sordu Deniz.
— Beni sevdiğini, dedim.
— Ve beni serbest bıraktığını.
Lena başını eğdi.
— Bu… karmaşık, dedi.
— Evet, dedim.
— Ve tehlikeli.
— Peki sen? dedi Deniz.
— Ne hissediyorsun?
Cevap vermek zor geldi.
Ama kaçmadım.
— Onu seviyorum, dedim.
— Ama kendimi daha çok.
Bu cümleyi yüksek sesle söylemek…
beni büyüttü.
Deniz gülümsedi.
— İşte bu, dedi.
— Bu senin hikâyenin dönüm noktası.
Eve dönerken şunu biliyordum:
Hasan bir ihtimaldi.
Ama ben bir zorunluluk değildim.
Onu sevmek,
ona dönmek anlamına gelmiyordu.
Belki bir gün yollarımız tekrar kesişirdi.
Belki hiç.
Ama artık bu belirsizlik beni korkutmuyordu.
Çünkü ilk kez
birini sevmekle
kendimi seçmek
aynı anda mümkün olmuştu.
Ve bu hikâye…
Aşkın değil,
özgürlüğün hikâyesiydi.
Devam edecek...
