25. bölüm · KORİDORDA KALAN SES

24. Bölüm

Miray Kibar

Telefon çaldığında gülümsüyordum.
Deniz’in attığı sesli mesajı dinliyordum. Lena’nın yarın için plan yaptığı mesaj hâlâ açıktı. Hayat… normaldi.
Ekranda ismi görünce her şey durdu.
Hasan.
Kalbim hızlandı.
Bu hız korkudan değildi.
Bir saniye düşündüm.
İki.
Sonra açtım.
— Sıla, dedi.
Sesini duyar duymaz içimde bir şey çözüldü. Ne kadar bastırırsam bastırayım, ne kadar inkâr edersem edeyim… gerçek buydu:
Ben ona sırılsıklam âşıktım.
— Buradayım, dedim.
— Eve döndüğünü biliyorum.
Şaşırmadım.
O hep bilirdi.
— Aramaman gerekiyordu, dedim.
— Bunu ikimiz de biliyoruz.
— Biliyorum, dedi.
— Ama denedim.
— Yapamadım.
Sessizlik oldu.
O sessizlikte kalbimin sesini duydum.
— İyi misin? diye sordu.
Bu soru…
beni çözdü.
— İyiyim, dedim.
— İlk kez gerçekten.
Derin bir nefes aldı.
— Sevindim.
Bu “sevindim”, sahiplenmiyordu.
Talep etmiyordu.
Sadece vardı.
— Seni seviyorum, dedi.
Cümle sade çıktı ağzından.
Savunmasız.
Maskesiz.
Gözlerim doldu.
— Bunu duymamam gerekiyordu, dedim.
— Çünkü ben de seni seviyorum.
Bu itiraf,
en tehlikeli olanıydı.
— Ama, diye devam ettim,
— bu sevgi bizi haklı yapmıyor.
— Biliyorum, dedi.
— Seni geri istemiyorum.
Bu cümle beni şaşırttı.
— O zaman neden aradın?
Bir an sustu.
Sonra fısıldar gibi konuştu:
— Seni sevmeyi bırakmadığımı bil istedim.
— Ve seni serbest bıraktığımı.
Gözlerimden bir damla yaş aktı.
— Hasan, dedim,
— bu daha zor.
— Biliyorum, dedi.
— Ama doğru olan genelde zor.
Telefonu kapatmadan önce ekledi:
— Eğer bir gün…
— sadece bir gün…
— beni seçmek istersen…
— ben aynı yerde olmayacağım.
Bu cümle bir vaat değildi.
Bir kapı da değildi.
Bir veda ihtimaliydi.
Telefon kapandı.
Elimde cihazla kaldım.
Aşktım.
Ama özgürdüm.
Ve ilk kez şunu anladım:
Bazen en büyük sevgi,
yan yana olmak değil,
birbirini zincirsiz bırakmaktır.
Bu hikâye hâlâ bitmemişti.
Ama artık
benim kalbimle yazılıyordu.