3. bölüm / 6
Kod Adı:GÖKBÖRÜ2. BÖLÜM ŞEHADET YOLU
Bölümler 6Şu an: 2. BÖLÜM ŞEHADET YOLU
SELAMLAR BİTANLERİMMMMMMMM😙 ÖZLEDİNİZ Mİ BENİ? ÖZLEMİŞSİNİZDİR BENCE. İHİHİHİHİHİHHİHİHİH. NEYSE SİZE YENİ BÖLÜM GETİRDİM CANLARIM. BU ARADA HAFİF BİR KONUŞALIM BÖLÜM GÜNÜMÜZ CUMA GÜNÜ. NORMALDE 21:30’DA ATMAM GEREKİYORDU MAALESEF HASTA OLDUM. BİRDE SINAV SENEM OLDUĞU İÇİN KAFAM ÇOK KARMAKARIŞIK KUSURA BAKMAYINIZ LÜTFEN. EĞER WATTPAD HESABINIZ VARSA BENİ ORADAN DA TAKİP EDERSENİZ ÇOK MAKBULE GEÇER. BÜTÜN BÖLÜMLER GENELLİLE WATTPADDE VAR CANLARIM. NEYSE SİZLERİ BÖLÜMLE BERABER BIRAKIYORUM SİZE İYİ OKUMALAR💙
Bazen;hayat yorar insanı...
Şarkılar yorar... Beklemek yorar...
Özlemek yorar... Affetmek yorar... Hoş
Görmek yorar... Boş vermek bile yorar...
Ve insan susar... Her şeye, herkese rağmen...
Elinden gelen tek şeyi yapar;
Bağıra bağıra susar...
Can Yücel
🎶Aytekin Ataş - Var git ölüm🎶
ŞEHADET YOLU
2. BÖLÜM
23 yıl önce
Suriye - 4 Kasım 2000
Kayaya oturmuş sigarasını içiyordu Giray Aslanalp. Karısını düşünüyordu. Çocuklarını düşünüyordu. Onları arkasında bırakıp gelmişti bu dağlara. Ama onun için vatan aşkı mühimdi. Eşsiz de yaşanırdı, çocuksuz da yaşanırdı ama vatansız yaşanmazdı. Sırf eşi, çocukları ve Türk milleti başını yastığa, kafasına rahat koysun diye çıkmıştı bu dağlara.
Az önce karısı neşeyi aramıştı. Neşeyi "hayatımın neşesi" diye severdi Giray. Çocuklarıyla konuşmuştu. Uraz Pars yine İzgi Biken'in ona "abi" demedi diye söylenmesini dinledi tebessümle. Mengü Bala'nın abisinin sürekli onu sinirlendirmesini, Kürşat Atanın arkadaşlarıyla yaptığı maçta kendi takımının kazanmasını ve Umay Bügen'in babasının Giray'a özleminden bahsetmişti. Giray'ı en yaralayan Umay Bügen'in "Baba... Lütfen geri dön, ben seni çok özledim, daha fazla özletme kendini" olmuştu.
Giray'ın da burnunda tütüyordu ailesi, ama vatanına el uzatanlardan ellerini kırmadan rahat etmeyecekti.
Sigarasından bir nefes daha aldığında arkadan "Antepli" sesi yükseldi. Giray'ın arkasına dönmesine gerek yoktu. Bu ses Eren'in sesiydi. 2 dostundan biriydi, Eren Arıkan. Giray'dan ufak bir kahkaha sesi yükseldi. "Ne oldu, Sürmeneli?" diye sordu. Erenden de bir kahkaha sesi yükseldi.
"Ula ne olsin, nerdesun, hem sen sigara içecek, bu kayayı mı buldin?" derken şiveye kaydı konuşması. Eren'in konuşma stili buydu. Konuşması genellikle Sürmeneli olmanın etkisiyle kayardı. Giray yüzünü buruşturarak, "Kaydı senin şive yine" diye söylendi.
Eren yüzünü buruşturarak, "Diyene bak ula, daha dün Antep ağzıyla konişiydin, açturma benum ağzumu" dedi. İkisi de memleketlerine bağlı askerlerdi. Memleketleri onlar için kırmızı çizgileriydi.
Arkadan Vedat Korkmaz ve Akay Arıkan onlara yanaşmaya başladı. Akay'dan, "Ayy, başlamayın be, yine şiveye" diye onlara doğru yürüdü. Onların karşısına toprağa oturdu. Arkalarında karakol binası vardı. Vedat'ta gülerek oturdu. "Yine başlamayın, Allah aşkına şiveye" diye söylendi Vedat.
Eren ise, "Ula, ben mi başlayarum şiveye, konuşma stilum böyledu, ne yapayum?" diye her zamanki savunmasını yaptı. Giray sigarasından bir nefes daha alıp, "Ee, konuştunuz mu ailelerinizle?" diye sordu.
Eren bıkınca nefes verip, "Konuştuk" dedi kısıktı. Sesinin kısık olduğunu fark eden Giray, "Ne oldu lan?" diye sordu. Merak etmişti. Birine mi bir şey olmuştu.
"Lan, daha ne olsun, şuna bak lan, arkamızda 5 mazlum bırakıp şehadete yürüyoruz, valla içimde bir sıkıntı var" diye normal Türkçeye geçiş yaptı Eren.
Akay ise kamuflajının içinden sigara paketini çıkarırken, "Napalım Eren, söylesene ne yapalım Allah aşkına. Evde yatıp daha gerçekten var olduğunu bile bilmediğimiz Dvandoski örgütünün evimizi ne zaman bomba atar mı diye mi bekleyelim? Eren... Onlar ne kadar senin çocuğunsa, benim de çocuğum" diyerek sigarasını dudaklarının arasına aldı. Eren'e ve Vedat'a uzattı.
Kibritine çıkarıp sigarasını yaktıktan sonra Eren ve Vedat'a uzattı. Sözüne devam etti: "Ben üzülmüyor muyum onlara, tabii ki üzülüyorum. Her gün içim içim yiyor. Onlar anne ve baba sevgisinden eksik büyüyor, ben en çok buna üzülüyorum işte. Ama ne yapacaksın, onların gururla ancağı asker anne ve babası var. Onların içinin nasıl kırık olduğunu kendi gözlerimle görüyorum. Tunay ve Tomris çok belli etmiyorlar, 'Büyüdük biz' kafasındalar ama görüyorum, her gün bizi delice özlediklerini. Ya İzgi. Eren her gün bizim ne zaman döneceğimizin gününü sayıyor. Atahan ve Asena'ya hiçbir şey diyemiyorum, daha ne olduğunun farkında bile değiller. Biz o çocukların özgürce vatanlarında yaşayabilmesi için buradayız Eren. Ben de özlüyorum ama özlemimi kalbime gömmek zorundayım" dedi Yüzbaşı Akay Arıkan.
Doğruydu, daha gerçek olduklarını bilmedikleri bir örgüt tarafından tehdit altındalardı.
Ortamdaki gergin havayı dağıtmak için Giray, Vedat'a döndü ve sordu: "Ee Sivaslı Vedat, sen konuştun mu ailenle?" Vedat'ın dudaklarında tebessüm belirmişti bile. "Konuşmaz olur muyum lan, konuştum," deyince Giray'ın yüzünde de bir tebessüm oluştu. "Ne yapıyorlarmış?" diye sordu. Vedat sigarasından bir nefes aldı ve anlattı: "Deha her zamanki top peşinde, kazandıkları maçı anlatıyordu. Taha belli etmesede kardeşini kıskanıyormuş. Rüha, sizin kızlarınızın nasıl bu kadar kavgolik olduğunu anlatıyordu. Dördüncüde yolda, birkaç haftaya alacağız inşallah kucağımıza." Hemen herkes "İnşallah" dedi.
Giray bu sefer Akay'a döndü: "Ee Rizeli Akay, sen konuştun mu bari?" Akay'ın açıksözlülüğü herkesi güldürdü: "Bu ne lan, tanışma programında gibi hissettim." Vedat araya girdi: "Kızım, sohbet olsun diye soruyor işte, ne yadırgıyorsun?" Akay sigarasından bir nefes alıp başladı: "Konuştum derim, bitiririm konuşmamı ama sen yine ne konuştun dersin, direk anlatayım. Annem akşama Neşeleri çağırmış, yemek yapıyormuş. Babam yine dışarıdaymış. Tunay arkadaşlarıyla top oynamaya gitmiş, Tomris odasında kitap okuyormuş, Asena ve Atahan birbirlerinin saçlarını yoluyormuş." Eren hemen sordu: "İzgim ne yapıyormuş?" Akay'dan kahkaha yükseldi: "Mengü ile bir olup Uraz'ın çakmakla defterini yakmışlar." Eren kahkahasını tutamadı, Vedat da ona eşlik etti. Giray ise, "Bizim bu kızlarda bir sıkıntı var," dedi ve kahkaha atan Eren'in koluna vurup ekledi: "Oğlum, niye bunlar ortalıkta erkek fatma gibi dolanıyor lan?"
Eren'in kahkahası kesildi ve hayata sorgular gibi bakmaya başladı: "Hakket lan, bunların cinsiyetleri mi değişti? Düşünsene, lojmanda kavga oluyor. İzleyiciler: Atahan, Kürşat, Uraz, Tunay, Deha, Taha. Kavgayı çıkaran: Mengü ve İzgi." Giray, "Aynen lan, bunlar niye böyle?" deyince Vedat'tan büyük bir kahkaha koptu. Eren, Vedat'a elini sallayarak, "Ne gülüyorsun lan, senin böyle kızın olsunda göreyim," derken Vedat kulak memesini çekiştirip iki kere kayaya vurdu: "Allah korusun lan. Ağzınızı hayra açın. Benim zaten böyle iki tane yeğenim var, böyle bir kızım olmasına gerek yok." Akay iç çekti, Eren hemen atladı: "Siz bir de benim kızımı büyüyünce görün, düğününde nasıl Trabzon horonu tepecek." Akay'ın kaşları çatıldı: "Hayır! Benim kızım düğününde Rize horonu oynayacak." Eren Trabzonluyken Akay Rizeliydi; ikisi de Karadeniz'in inatçı çocuklarıydı.
Eren, "İzgi Trabzon horonu tepecek," dedi. Akay: "İzgi Rize horonu tepecek." Giray ve Vedat nefeslerini kesmiş bu sahneleri izliyordu. İnatlaşmaların uzun süreceğini bilen Vedat, "Benim yeğenim ellik çekecek," deyince Giray hafif tebessümle cıkladı: "Yok, ne ellik oynayacak ne horon tepecek. Uraz'la evlenip halay çekecek." Eren ve Akay gözlerini Giray'a çevirdi, ikisi de "Ne?!" dedi. Vedat'tan büyük bir kahkaha yükseldi. Eren'in kaşları daha çok çatıldı: "Ne evlenmesi lan?" Giray ısrarla: "Oğlum, İzgi'nin diğer ismi Bike, sana ben önermedim mi?" Eren: "Uraz'ın diğer ismi Pars'ı da ben önerdim," deyince Giray'ın yüzünde tebessüm büyüdü. "Bike ne anlama geliyor?" diye sordu. Herkes düşünmeye koyuldu. Eren en sonunda patladı: "Nereden bileyim lan?" Giray anlattı: "Bike, Türk kökenli bir isim, hanım, hatun, kadın anlamına geliyor." Eren ve Akay'ın kaşları havaya kalktı, Vedat gülmesini zor tutuyordu: "Eee Giray?" Giray: "İzgi, oğlumun hanımı, hatunu, kadını olsun diye o ismi önerdim ben," dedi. Eren sigarasını atıp Giray'ın üstüne atladı ve boğazını sıkmaya başladı: "Lan pislik, doğar doğmaz kızımı oğluna yapmış."
Vedat kahkaha atarken Eren'i geri çekmeye çalışıyordu. Akay sigarasını ağırca içip, kahkaha atan Vedat'a, Giray'ı boğan Eren'e ve hala sırıtan Giray'a bakıyordu. Sigarasını söndürüp yavaşça ayağa kalktı: "Sohbetinize gerçekten doyum olmuyor. Ben karakoldayım," diyip deniz mavisi gözlerini Eren'in zifiri siyah gözlerine değdirdi. "Çocuklarımız büyüyünce görürüz, kimin Rize horonu kimin Trabzon horonu tepeceğini," dedi. Eren, Giray'ı boğazını sıkarken başını hafifçe eğdi ve "Görelim ama İzgi Trabzon horonu tepecek," demeyi ihmal etmedi. Akay göz devirip karakol binasına doğru yürümeye başladı; kalbinde anlamsız bir ağrı vardı, başına vuruyordu.
15 yaşındaki genç adam, karakola doğru yürüyen Yüzbaşı Akay Arıkan'dan gözlerini ayırmıyordu. Çalılıkların arkasına saklanmış, bir yandan ilerde sataşan erkeklere bakıyor, bir yandan yürüyen Akay'ı izliyordu. Uzak kalıyordu ama iyi kamufle olmuştu. Dürbününden Akay'ı izlemeye devam etti. Yanındaki telsizden bir cızırtı geldi: "Kayından Mirşad'a, tekrar ediyorum, Kayından Mirşad'a." Genç adam elini mikrofonuna götürdü: "Mirşad, dinlemede," dedi. Telsizden yine cızırtı geldi. Ardından kayının sesi yükseldi: "Durum bildir Mirşad."
"Yüzbaşı Akay ve diğer piçler, aileleri ile neler konuştuklarını anlattılar," dedi Mirşad. Kayın: "Akay kim Mirşad?"
"Şafak Tim'in yüzbaşısı ve tek kadın askeri, Kayın," dedi Mirşad.
"Demek kadın," sesi şaşkındı.
"Binbaşı Eren Arıkan'ın karısı, 5 tane çocuğu varmış."
"Vay vay, evli ve 5 çocuk... Asker olmasına hiç bir fırsatı kaçırmamış anlaşılan," dedi Kayın.
"Öyle gözüküyor," derken Mirşad gözlerini Eren, Giray ve Vedat'tan ayırmıyordu.
"Çocuklarının isimleri ne Mirşad?"
"Tunay, Tomris, Asena, Atahan, İzgi."
"Salaklar, arkalarında orospularını bırakıp ölüme yürüyorlar." Kayın derin bir nefes aldı: "Akay Yüzbaşı ile diğer piçler, en çok hangi çocuğundan konuştu Mirşad?"
"En çok kıdemli Yüzbaşı Giray Aslanalp'in oğlu Uraz ve Akay Yüzbaşı'dan İzgi denen çocuğu konuştular."
"Uraz ve İzgi'nin başka ismi var mıymış Mirşad?"
"Bike. İzgi, Bike Arıkan."
"Birazdan orası kan gölüne dönecek Mirşad. Şafak Tim'den kim örgütün dosyasını bulmuştu?" Telsizin arkasından bir adamın sesi yankılandı: "Giray, Akay, Eren ve Vedat, Kayın." Kayından intikam dolu bir kahkaha yükseldi:
"Mirşad, Giray ve Eren geberecek. Vedat dışında bütün Şafak Timi geberecek. Özellikle onlar geberecek Mirşad. Akay ne olursa olsun karakolda kalacak. Gün sonunda karakol patlayacak. Ziad ve Serhiy adamlarıyla gelecek Mirşad. Onlar gelene kadar yerinden ayrılma, anladın mı beni Mirşad?"
"Anladım Kayın," diyerek telsizi kapattı Mirşad.
Eren hâlâ Giray'ın boğazını sıkmakla meşguldü. "Kızımdan ne istedin lan?" deyince Giray hırıltılı bir şekilde gülüp, "Oğlum, fena mı? Benim oğlum gibi iyi bir damat mı bulursun?" dedi. Erenin gözleri faltaşı gibi açıldı. "Ne damadı lan! Benim kızlarım evlenmeyecek!" dediğinde, Eren'i tutmayı bırakan Vedat araya girdi: "Bok evlenmez. Sen onları büyüyünce gör. Getirirler karşına birini, damadın derler valla." Erenin zifiri karanlık gözleri Vedat'ın karamel kahvesi gibi derin bakışlarıyla çarpıştı. "Lan, Rüha senin karşına damat getirmez sanki," dedi, Vedat'ın kaşları anında çatıldı. "Rüha hiç kimseyle evlenmez," dedi. Giray boğazına sarılan elden kurtulup "Nah, evlenmez," dedi ve elini kayaya sürterek ekledi: "Tomris, İzgi, Asena, Umay, Mengü ve Rüha... Hepsi getirir, bizim de ellerimiz boş değil ya, geçiririz hepsini bir elden." Kaşlar yavaş yavaş düzeldi, kahkahalar yükselmeye başladı; ta ki Mirşad'ın kurşunu Eren'in üstüne gelene dek.
Erenin yüzünde tebessüm kaybolmadı ama yavaşça çökmeye başladı. Erene sıkılan kurşunu algılamayan Vedat ve Giray zor bela kayayı kalkan olarak geçtiler, ama bir kör kurşun daha Eren'e isabet etti. Ve bir tane daha. Erenin bedeni yıkıldı; dudaklarındaki tebessüm ve gözlerindeki parıltı soldu, kalbi durdu. Arkasında beş mazlum bırakarak bu dünyadan göç etti Binbaşı Eren Arıkan. Ne Giray arkasına bakabiliyordu ne de Vedat. Delice korkuyorlardı; hem de görecekleri manzaradan. Erene sıkılan dört kurşundan başka bir ses yankılanmadı dağlarda. Giray ağırca yutkundu ve Eren'in yanına emekledi. Dostunun dudaklarında hafif bir tebessüm, gözleri açıktı. Sol bileğinden nabzını ölçmeye çalıştı; ne nabız vardı ne de nefes alıp veren bir göğüs. Giray Eren'i salladı: "Nereye lan, nereye? Ölemezsin sen! Daha damadın Uraz deyip seni sinir edecektim. Daha çocuklarının düğününde hangi horonu oynayacak görecektin!" Salladı, sarstı, kalp masajı yaptı, ama hiç bir şey Eren'i hayata döndürmedi. Giray'ın gözlerinden bir damla yaş düştü. "Ölme lan, ölme," dedi ama nafileydi. Eli yavaşça Eren'in gözlerine gitti ve kapattı. Şimdi Akay'a ne diyecekti?
Derken sarsıcı bir ses yükseldi. Giray ve Vedat'ın vücudu bir an savruldu; arkalarına baktıklarında karakol binası cayır cayır yanıyordu. İçinde Şafak Tim'i ve çok sayıda asker vardı. Vedat'ın dilinden çıkan fısıltı: "Akay..." Giray'ın yüzü kasıldı. Karakol binası yanıyordu. Giray aniden kalktı ama kör kurşunlardan biri onu buldu. Önemsemedi. Ardından Vedat kalktı, ama bir kör kurşun Giray'ı buldu. Bir tane daha, bir daha, bir tane daha... Bir Vedat'a gelmezken Giray'ın vücuduna beş kurşun isabet etti. Vücudu Vedat'ın ellerine düştü. Vedat şokla, elinde tuttuğu vücuda bakarken, "Giray..." nidası yükseldi. Şu an apaçık ortadayken bir kurşun bile ona değmemişti. Arkasında yerde yatan, can veren Eren ve alevlerin arasındaki silah arkadaşları vardı, ama Vedat'a hiç bir şey olmamıştı. Bir sıyrık bile yoktu. Ellerinde silah, birinde Kuran, zamansız gelmişti şehitlik mertebesi...
Destek ekip geldi. Karakoldan tüm naaşlar çıkarıldı ve ay-yıldızlı tabutlara konuldu. Karakol binası söndürüldü ama hiçbir su Vedat'ın kalbindeki yangını söndüremedi. Bütün naaşlar bulunmuştu, ama bir tek Yüzbaşı Akay Arıkan'ın naaşı yoktu; parçalanmıştı belki de. Saat 10:30'du. Dostlarının ailelerinin bulunduğu evin önündeydi, ama Vedat'ın zile basacak dirayeti yoktu. Eli gitti zile. Kapıyı açan Nazife, Akay'ın annesi, "Vedat, döndünüz mü görevden?" dediğinde Vedat ağırca yutkundu. Nazife'nin arkasında Seyfettin Çakaoğlu ve en yakın dostu Giray'ın eşi Neşe Aslanalp çıktı. Vedat üzerindeki bilgi yükünü omuzlayıp dikleşti, yüzünü dikleştirdi. Önündeki insanlara bakmak yerine direkt Seyfettin Çakaoğlu'na baktı. "Binbaşı Eren Arıkan, Kıdemli Yüzbaşı Giray Aslanalp, Yüzbaşı Akay Arıkan şehit düştü. Başınız sağ olsun," dedi Vedat zor bela. Kimse Vedat'ın dediğini algılayamadı, ama kapıda duran Tunay, Tomris ve Uraz çok iyi algıladı.
Tunay, Tomris ve Urazın adımları direkt odaya yöneldi. Mengü ve İzgi sohbet ediyordu; Asena ve Umay bez bebekle oynuyordu; Kürşat ve Atahan futbol konuşuyordu. Hepsinin gözleri bir anda içeri giren çocuklara döndü. Tunay kapıyı örttü, kimse duymasın diye. Tomris, Umay ve Asena'nın yanına oturdu; Tunay, Kürşat ve Atahan'ın; Uraz, İzgi'nin karşısına eğildi. Ama İzgi Uraz'a ters ters bakıyordu. Mengü, yanında oturan abisine ve diğerlerine bakıyordu. Uraz, "Bike," dedi. İzgi'nin suratı buruştu: "Efendim?" dedi ama gönülsüzce. "Sen ve ben şimdi bir söz vereceğiz, tamam mı?" dedi Uraz. "Neye?" dedi İzgi direkt. "Bir daha birbirimizin karşısına bile isteyerek çıkmayacağız, söz mü?" Herkesin bakışları Uraz'a döndü; ama Uraz aldırmadı. İzgi, "Neden böyle bir söz veriyoruz?" dedi. "Vermemiz gerekiyor," dedi Uraz. İzgi omuz silkti: "İyi o zaman, sana söz olsun; bir daha bile isteye karşına çıkmayacağım." Uraz, "Sana söz, aynı şekilde; ben de karşına çıkmayacağım," dedi. Kapı kapalı olmasa da Neşe'den büyük bir bağırış: "GİRAYIM!" Nazife'den ise "AKAYIM!" Çığlığı yükseldi. Herkes artık birbirine tedirgin bakıyordu. Olayları Umay, Atahan, Kürşat ve Asena anlamıyordu. Onlar dışında herkes anlıyordu; anlamamak istiyorlardı ama anlıyorlardı.
O günün sabahı üç mezar ve ardından onlarca mezar kazıldı. Bir mezara Binbaşı Eren Arıkan'ın naaşı konuldu; bir diğerine Kıdemli Yüzbaşı Giray Aslanalp'in naaşı; bir mezar daha kazıldı, içine naaşı olmayan Yüzbaşı Akay Arıkan'ın mezarına toprak atıldı ve mezar taşı dikildi. O gün bu vatanda onlarca mezar kazıldı; içinde şehit tüm naaşlar toprağa verildi. Ama Akay'ın naaşı toprakla buluşmadı. Uraz ve İzgi ise sözlerini tutmaya başladılar. O gün bu vatan, Dvandoski örgütü tarafından çok sayıda şehit verdi.
BÖLÜMÜ NASIL BULDUNUZ CANLARIM YORUMLARINIZI VE BEĞENİLERİNİZİ BEKLİYORUM. VE SİZİ KOSKOCAMAN ÖPÜYORUM.
ASVERALANDINIZ🤍
Instagram hesabı: asveraninbooklari (takip edersiniz makbule geçer😉)
Bölüm etkileşimi
