22. bölüm · KIRILDIĞIM YERDE KALDIM

Ayeong — Bölüm 6: Jeju’da Mutluluk

Yaren Irmak

———Jeju’da Gelen Sürpriz

Ayeong ve Hyunmin, şehrin kalabalığından uzaklaşmak, sadece birbirlerine odaklanmak için Jeju Adası’na gitmeye karar verdiler. Havalimanında el ele yürürken, birbirlerine bakışlarında hem rahatlama hem de heyecan vardı.

Adada Hyunmin’in büyükannesinin evi onları bekliyordu. Geleneksel taş ev, önünde küçük bir bahçesiyle, sakinliği ve doğallığıyla büyüleyiciydi. Kapıyı açan büyükannesi, onları sıcak bir gülümsemeyle karşıladı:

“Hoş geldiniz, çocuklarım. Evinizi hissedin, burası sizin eviniz gibi.”

Ayeong biraz utangaç ama mutlu bir şekilde başını salladı. Hyunmin ise büyükannesinin elini öperek teşekkür etti.

O akşam, geleneksel bir Jeju yemeği eşliğinde sohbet ettiler. Küçük evin sıcak atmosferi, şehirdeki streslerini unutturdu.

Ertesi sabah, büyük bahçede kahvaltı yaptılar. Taze meyveler, ev yapımı reçeller ve taze ekmekler masayı süslüyordu.

Ayeong, Hyunmin’in elini tutarak gülümsedi:

“Burası… inanılmaz. Sanki zaman duruyor.”

Hyunmin başını salladı:

“Seninle her şey daha güzel, Ayeong. Sadece seninle olmak… yeterli.”

Kahvaltıdan sonra gün boyu adayı gezdiler: plajda yürüyüş yaptılar, deniz kenarında birbirlerine şakalaştılar, küçük tepelere tırmandılar ve fotoğraf çektirdiler. Her an, birbirlerini daha yakından tanımak ve geçmişin yüklerinden uzaklaşmak için bir fırsattı.

Akşam, evin bahçesinde otururken, Hyunmin Ayeong’un saçlarını hafifçe okşadı:

“Seninle… bütün bu karmaşanın ardından böyle huzurlu bir an yaşamak… inanılmaz bir his.”

Ayeong başını Hyunmin’in omzuna yasladı.

“Ben de… seninle her şey çok daha kolay, Hyunmin.”

Hyunmin ve Ayeong göz göze geldiler ve birden öpüşmeye başladılar. Araldımdaki çekim çok güçlüydü ve hyunmin kızı kaldırıp odaya götürdü. Ve ön sevişme başladı. İçeriden kapı kapanla sesi geldi ve İkisde bir an duraksadı. Hyunmin altındaki kızın gözlerinin içine bakarak altını çıkartarak yavaş yavaş içine girmeye başladı. Ayeong gözlerini kapattı çok fazla ses çıkarmaması gerektiğini biliyordu kendine Hakim olmaya çalıştı. Ama o kadar hızlı girip çıkıyordu ki ona dokunamadığı zamanların acısını çıkartır gibi. Kız daha fazla dayanamayıp zevkten iniltiler koparmaya başladı. Hyunmin elini Ayeong ‘um ağzına koyarak kapattı. Hard core başlamıştı…

Sabah 6’yı buldu büyük anne kalkmıştı ama onlar daha yeni uyuyorlardı.

İki günün ardından, Minji ve Jisoo da sürpriz bir şekilde onlara katıldı. Yanlarında elleri birbirine kenetlenmiş, gülümseyerek:

“Selam, biz de buradayız!” dediler.

Ayeong ve Hyunmin bir an şaşkınlıktan birbirlerine baktılar, sonra gülmeye başladılar. Minji ve Jisoo’nun mutluluğu onları da etkiledi.

Birkaç gün boyunca birlikte gezdiler, birlikte yemekler yaptılar, hatta küçük oyunlar oynayıp, deniz kenarında şarkılar söylediler. Havanın temizliği, dalgaların sesi ve arkadaşlıklarının sıcaklığıyla hayatın ne kadar güzel olabileceğini hissettiler.

Akşamları, evin terasında oturup yıldızları izlediler. Hyunmin, Ayeong’un elini tuttu ve fısıldadı:

“Hayat… belki bazen zordu, ama seninle her şey mümkün.”

Ayeong, gözlerini Hyunmin’in gözlerine dikti: “Evet… artık birlikte her şeyi aşabiliriz.”

Ve o an, hem geçmişin acısı hem de geleceğin belirsizliği, yerini huzur ve mutluluğa bıraktı.

——Gelen Teklif

Son gün, güneş yavaş yavaş batarken Ayeong ve Hyunmin sahilde yürüyordu. Deniz hafif dalgalanıyor, turuncu ve pembe tonları gökyüzünü boyuyordu. Sessizlik, yalnızca dalgaların sesiyle doluydu.

Hyunmin aniden durdu ve Ayeong’a döndü.
Gözlerinde ciddi bir ifade vardı, ama dudaklarında hafif bir gülümseme:

“Biliyorum, hayatımız karmaşık… ama seninle her şeyi göğüslemeye hazırım.”

Ayeong gözlerini kocaman açtı.

“Hyunmin… ne demek istiyorsun?”

Hyunmin diz çöktü ve cebinden küçük bir kutu çıkardı. Kutuyu açtığında içinde sade ama zarif bir yüzük vardı.

“Ayeong, seninle birlikte olduğum her an, her zorlukta senin yanında olmak istedim. Hayat kısa, ama seninle her saniyesi değerli… Benimle… gerçekten benimle olmaya devam eder misin?”

Ayeong’ın gözleri doldu. Rüzgar saçlarını savururken, kalbi hızla çarpıyordu. Sessizce başını salladı:

“Evet… evet, Hyunmin.”

Hyunmin yüzüğünü parmağına taktı ve birlikte sahilde yürümeye devam ettiler, elleri birbirine kenetlenmişti.

O sırada ufukta deniz fenerinin ışıkları yandı, ve dalgaların arasında güneşin son ışıkları, ikisinin yüzünü aydınlattı.

Hayatın karmaşası ve geçmişin acısı, o an için tamamen silinmiş gibiydi…