11. bölüm · KIRILDIĞIM YERDE KALDIM

Ayeong — Bölüm 3: Ayeong’un Karanlık Geçmişi ve Kaçışı

Yaren Irmak

Ayeong’un Girişimi ve Baştan Çıkarıcı Başlangıç
Ayeong telefonu açtı, birkaç aramayla garsonları içeri soktu. Masayı hazırlattı: viskiler, çerezler ve özenle seçilmiş ortam.Ardından baştan çıkarıcı bir müzik başladı. Ayeong ayağa kalktı ve dans etmeye başladı

Her hareketi kararlı, özgüvenli ve seksiydi.Hyunmin dayanamadı, kalbinin hızlı çarpışını hissederek kendini dışarı attı.

Dışarısı kalabalıktı, insanlar içerisinden zar zor sıyrıldı.Kapının kenarında kaldırıma çöktü, derin bir nefes aldı:

“Bu Ayeong olamaz… benim tanıdığım masum kız bu olamaz,” dedi kendi kendine.

Aynı anda, içeride Ayeong durdu ve kapıya bakıyordu. Yüzündeki sert ifade yerini hüzne bırakmıştı. Arkadaşlarına bakıp sessizce özür diledi.

⸻ Karanlık Geçmişin İtirafı

Hyerim ayağa kalktı, endişeli ama şokta olduğu için hareket edemedi.Ayeong gözlerini kapattı, yüzünü buruşturdu:

“Mecburdum… onun bunu görmesi lazım… ve benden nefret etmesi lazım,” dedi sessizce.

İçeridekiler konuyu anladı ama yine kimse konuşamadı.

Jisoo sessizliği bozdu:

“Sen burada mı çalışıyorsun?”

Ayeong üzgün bir ifadeyle anlattı:

“Kore’ye ilk geldiğim zaman buraya getirildim… tam olarak bu oda… bir sürü adam önünde… sarhoş olana kadar içtim, her itaatsizlik ettiğimde yüzüme parayı savurdular. Burası benim karanlık geçmişim. Ben iyi biri değildim ama kandırıldım.”

Herkes şoktaydı. Daha önce hiç böyle bir geçmişini bilmemişlerdi.

Ayeong devam etti:

“Buraya tekrar geldim çünkü ait olduğum yer mutluluk değil, hüzün. Ben iyi biri olmaya çalıştım ama başaramadım. Her şey tam düzelirken, tam mutlu olurken tekrar mahvoldu. Ve ben de kendimi buraya attım.”

“Evet… burada çalışmaya devam edeceğim.”

Hyerim söze girecekken Ayeong sözünü kesti:

“Kimse kararımı değiştiremez. Benimle görüşememek isterseniz… anlarım. Ama gerçek bunlar.”

Ve oradan çıktı. Herkes arkasından bakakaldı.

⸻ Çarpışma ve Karşılaşma

Kapıdan çıkarken Hyunmin ile çarpıştı.Hyunmin onu belinden yakaladı. O an aralarındaki çekim durdurulamaz bir haz oluşturdu.

Hyunmin söze girdi:

“Sen bu değilsin!”

Ayeong ciddileşti:

“Tam olarak bu… bu benim geçmişim. Belli bir geleceğim olacağını düşündüm ama olmadı. Artık geçmişimden kaçmıyorum, ait olduğum yerdeyim.”

Hyunmin’in kollarından kurtuldu ve kalabalık arasında kayboldu.Hyunmin içeri döndü, herkes sessizdi.

⸻ Klupten Ayrılma ve Evde İçsel Savaş

Kapı açıldı, bir adam içeri girdi:

“Hesabınız ödendi. Başka bir isteğiniz var mı?”

Hyunmin öfkesine hakim olamadı, adamın yüzüne yumruğunu indirdi. Ortalık karıştı, adam klüpten atıldı.

Arkalarında Ayeong’u bıraktılar.
Eve vardıklarında:

Hyerim:

“Artık bunu değiştiremeyiz.”

Minji:

“Haklı… artık izimiz yok.”

Jisoo:

“Ayeong çok büyük bir boşluğa sürüklendi, bazı şeyleri halletmedi. Ama bu yanlış…”

Hyerim:

“Elimden geleni yapmaya hazırım, ama işe yarayacağını sanmıyorum.”

Hyunmin sessizdi, içten bir savaş hâlindeydi.

———Sessiz Vedanın Başlangıcı

AB ekibi Ayeong’a ulaşmaya çalıştı, sonunda telefonu açtı.

Hyerim:

“Müsait olduğunda görüşelim.”

Ayeong:

“Tamam.”

Kafe sakindi. Pencereden içeri giren gün ışığı masanın üzerine düşüyordu. Hyerim karşısında oturan Ayeong’u izliyordu.İlk fark ettiği şey saçları olmuştu.O eski yumuşak kahküller yoktu.
Yerine daha sert kesilmiş saçlar…
Daha uzak bir yüz…Ve gözlerinde garip bir boşluk.

Hyerim yumuşak bir sesle sordu:

“İyi misin?”

Ayeong dudaklarının bir kenarıyla gülümsedi.
Ama bu gerçek bir gülümseme değildi.

“İyi gibi mi duruyorum?”

Sessizlik.
Kahvesini karıştırdı.

“Benim bu saatten sonra iyi olmam… imkânsız.”

Hyerim’in kalbi sıkıştı. Tam konuşacakken
Ayeong’un telefonu çaldı. Masanın üzerinde titreşiyordu.
Ekrana baktığı an…
Ayeong’un yüzü değişti.
Gözbebekleri küçüldü.
Nefesi hafifçe durdu.
Hyerim bunu fark etti.

“Kim arıyor?”

Ayeong cevap vermedi. Telefonu yavaşça aldı.
Bir an… açmamayı düşündü. Ama açtı.
Telefonu kulağına götürdü. Sessizce:

“Alo…”

Karşı taraftan gelen ses alçaktı.Ne bağırıyordu… ne tehdit ediyordu. Ama insanın içini donduran türdendi.

“Sana zaman tanıdım, Ayeong.”

Ayeong’un parmakları titredi.

“Yeni bir hayat oynuyordun. İzledim.”

Nefesi hızlandı. Hyerim karşıdan sadece Ayeong’un yüzünü görebiliyordu. Ve ilk kez…
Ayeong korkmuş görünüyordu.
Ses devam etti:

“Ama kuralları unutma.”“Eğer geri dönmezsen…
Seni değil… sevdiklerini bulurum.”

Sessizlik.
Kafenin sesi uzaklaştı.
Sanki dünya durmuştu.
Ayeong gözlerini kapattı.
Çok kısa bir süre…

Sonra tamamen sakin bir sesle konuştu:

“Anladım.”

Telefonu kapattı. Masaya bıraktı.Ellerini dizlerinin üzerine koydu.Derin bir nefes aldı.

Hyerim artık dayanamadı:

“Ayeong… kimdi o?”

Ayeong gözlerini kaldırdı. Ama cevap yoktu.
Sadece karar vardı. Sandalyeden aniden kalktı.

“Gitmem gerekiyor.”

Hyerim şaşkınlıkla ayağa kalktı:

“Ne oldu? Bir şey mi oldu? Ayeong bekle….“

Ayeong başını hafifçe salladı.
Sesini alçaltarak:

“Lütfen beni takip etme.”

Bu bir rica değildi. Bir vedaydı. Hyerim dondu kaldı.
Ayeong çantasını aldı. Kapıya doğru yürüdü.
Bir an durdu. Arkasına bakmadı.

Ama sesi titredi:

“Bu… benim çözmem gereken bir şey.”

Ve çıktı. Kapı kapandı. Kafe tekrar sessizleşti.
Hyerim sandalyeye yavaşça geri oturdu. Kalbi hızla atıyordu. Fısıldadı:

“Ayeong… seni kim korkutuyor?”

Dışarıda—
Ayeong hızlı adımlarla yürüyordu.
Telefonunu tekrar çıkardı.
Ekrana baktı. Numara yoktu.
Sadece tek bir mesaj gelmişti:

“Onları korumak istiyorsan doğru kararı ver.”

Ayeong’un gözleri doldu. Ama ağlamadı.
Kendi kendine fısıldadı:

“Tamam…— O zaman beni nefret ettirecek kadar uzaklaştıracağım herkesi.”

Adımlarını hızlandırdı.
Kalabalığın içine karıştı.
Ve…kayboldu.