18. bölüm · Kırılan Şafak-2: Geceye Yazılan Ağıt
18. Bölüm: Fırtınanın Kalbi ve Uyanış
Mert, elleriyle harita masasına tutunurken aniden acıyla haykırdı. Gözleri süt beyazına döndü ve bir anda kendini Los Angeles’ın yıkık limanında, Chloe’nin gözlerinden bakarken buldu.
Mert: -"Hayır... Jack! Dikkat et! Chloe, arkana bak!"
Yavuz Üsteğmen Mert’i omuzlarından yakaladı.
Yavuz: -"Mert! Neler oluyor? Gemiyi dalgalara kaptırıyoruz, kendine gel!"
Mert: -"Orada... Los Angeles'ta... Merkez Zihin'in gönderdiği ışık yaratıkları limanı kuşattı! Jack ve Chloe kapana kısıldı!"
Okyanusun ötesinde, durum tam bir felaketti. Chloe, son zihinsel saldırıdan dolayı bitkin düşmüş, limandaki bir konteynerin dibine yığılmıştı. Üzerlerine süzülen üç kanatlı ışık yaratığı, Chloe’nin zihnini tamamen ele geçirmek için pençelerini uzatıyordu. Jack, haftalardır süren o şaşkın ve korkak halinden sıyrılmak zorundaydı.
Chloe’nin acı içindeki inlemesini duyan Jack’in gözlerinde eski, sert bir ışık parladı. Mert ile Chloe arasındaki o kan bağını gördüğünden beri kendini dışlanmış hisseden Jack, sonunda kim olduğunu hatırladı.
Jack: -"Benden uzak durun! Sizi lanet olası piç kuruları."
Jack, yerden kaptığı paslı bir demir çubuğu ve belindeki son sarsıntı bombasını kullanarak öne atıldı. Aylardır süren pasifliği bir anda yok olmuştu. Chloe’nin önüne bir kalkan gibi dikildi. İlk ışık yaratığının göğsüne bombayı yerleştirip onu havaya uçururken, diğerinin pençesini çıplak elleriyle yakaladı.
Jack: -"Onu alamazsınız! Ben nefes aldığım sürece ona dokunamazsınız!"
Jack, yaralanmasına rağmen geri adım atmıyordu. Chloe, Jack’in bu ani uyanışıyla kendine geldi. Mert’e olan bağından aldığı güçle Jack’in etrafında bir enerji kalkanı oluşturdu. Jack, bu güçle adeta bir savaş makinesine dönüştü.
Gemide ise Mert, Jack’in bu kahramanlığını bizzat hissediyordu.
"Aferin Jack... Dayan dostum," diye fısıldadı Mert.
Ancak gemide işler iyice sarpa sarmıştı. Fırtınanın ortasında devasa bir dalga geminin ambar kapağını parçaladı. Hakan ve Ali, geminin su almasını engellemek için kendilerini tehlikeye atarken, Ebru Mert’in yanından ayrılmıyordu.
Ebru: -"Mert! Chloe güvende, Jack onu koruyor! Şimdi bize odaklan! Geminin motorları durmak üzere!"
Mert: -"Duyuyorum Ebru... Jack’in kalp atışlarını duyuyorum. O geri döndü. Chloe’yi bırakmayacak."
Mert, Jack’in cesaretinden aldığı ilhamla geminin kontrolünü tekrar ele aldı. Scarlett muhafızlarına zihinsel bir komut gönderdi:"Geminin altına girin! Gövdeyi dengede tutun!" Yüzlerce Scarlett, dalgaların altında gemiyi bir temel gibi desteklemeye başladı.
Fırtına en şiddetli anına ulaştığında, Mert ve Chloe’nin zihni tamamen birleşti. İkisi de aynı fırtınayı, aynı korkuyu ama aynı zamanda aynı umudu hissediyordu.
Chloe: -"Ağabey... Jack beni kurtardı. O çok güçlü. Biz limandayız, gemini bekliyoruz. Fırtınanın gözüne bak Mert, orada bir ışık göreceksin."
Mert: -"Görüyorum Chloe. Az kaldı... Sadece iki gün... 19 yıllık bu karanlık bitecek."
Fırtına yavaş yavaş etkisini kaybederken, buz kıran gemisi ağır hasar almış olsa da hala suyun üstündeydi. Mert, ufuk çizgisinde Amerika kıtasının karartısını görmeye başladı. Jack’in Los Angeles’taki o kahramanca savunması, Mert’e sadece zaman kazandırmamış, aynı zamanda Chloe’nin güvende olduğunu bilmenin verdiği huzuru sağlamıştı.
Ancak denizin derinliklerinden gelen o siyah gölge (Sızıntı), geminin hemen altında son saldırısını yapmak için pusudaydı.
