15. bölüm / 16
Kırık saat 3:06Bölüm 15: Kalbimdeki Sessizlik
Bölümler 16Şu an: Bölüm 15: Kalbimdeki Sessizlik
- 1 Bölüm 1: Saatın Çaldığı Gece142 kelime
- 2 Bölüm 2: Aynadaki Yüz134 kelime
- 3 Bölüm 3: Fotoğraftaki Kadın151 kelime
- 4 Bölüm 4: Anneannenin Fısıltısı189 kelime
- 5 Bölüm 5: Sabah sohbetleri143 kelime
- 6 Bölüm 6: İz124 kelime
- 7 BÖLÜM 7:3:07100 kelime
- 8 Bölüm 8: Sonsuz Kapı135 kelime
- 9 Bölüm 9: Aynadaki yüz131 kelime
- 10 Bölüm 10: Dönüş334 kelime
- 11 Bölüm 11: O Diğeri140 kelime
- 12 Bölüm 12: Kimse Duymadı191 kelime
- 13 Bölüm 13: Günlük230 kelime
- 14 *Bölüm 14: Sessiz çığlıklar176 kelime
- 15 Bölüm 15: Kalbimdeki Sessizlik295 kelime · Okuduğun bölüm
- 16 BÖLÜM 16— “Sessiz Insanlar, Çığlıklarla Konuşur246 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hastanede günler geçiyordu.
Altun artık konuşmuyordu.
Doktorlar, hemşireler, herkes onun sessizliğine alışmıştı.
Ama kimse onun sessizliğinin ne kadar bağırdığını duymuyordu.Altun’un gözleri hep boşluğa dalıyordu.
Bazen pencereden dışarı bakarken,
elleri dizlerinde titriyordu.
Ama o titremeyi bastıracak biri yoktu artık.
Annesinin sımsıcak elleri yoktu.
Babası onu “Korkma oğlum” diye kucaklamıyordu.
Yokluk, nefes gibi olmuştu.Bir gece, herkes uyurken Altun yataktan kalktı.
Ay ışığı odaya süzülüyordu.
Adımlarını sessizce attı.
Hastanenin koridorları bomboştu.
Sadece ayak sesleri yankılanıyordu.Bir pencerenin önünde durdu.
Gökyüzüne baktı.
Bir yıldız kaydı.
Altun gözlerini kırpmadan izledi.
“Anne...
baba...
sizi çok özledim.
Neden gittiniz?
Neden beni tek başıma bıraktınız?”
İçinde büyüyen acıyı dışarı çıkaramadı.
Çünkü ağlamayı bile unutmuştu.Ertesi sabah, doktor onu odasına çağırdı.
Altun yine sessizdi.
Doktor defteri masanın üzerine bıraktı.
Sonra ona baktı.
Yavaşça konuştu:— Altun… Seninle konuşmak istemiyorum bu kez.
Sadece okumak istiyorum.Doktor, Altun’un nenesinin verdiği günlüğü eline aldı.
Ve sayfaları çevirmeye başladı.
“Bugün annem ağladı.
Beni fark etmedi.
Ama ben gördüm.
Annem üzülünce, benim de içim ağlıyor.”
“Babam akşam geç geldi.
Ama geldi.
Ben uyumadım, çünkü sarılmadan uyuyamam.”
“Annemin sesi sustu o gün.
Bağırdı önce, sonra sustu.
Ambulans geldi.
Sonra... bir daha annem gelmedi.”
“Babam da sustu.
Elleri buz gibiydi.
Ben ona sarıldım ama uyanmadı.
Sonra herkes ağladı.
Ben ağlamadım.
Çünkü içim kurumuştu.”
Doktorun gözleri doldu.
Altun hâlâ susuyordu.
Ama suskunluğu bir çığlık gibiydi.
“Siz hiç içten ölmek nedir bilir misiniz?”
diye yazmıştı bir sayfada.
“İçinize gömülmek.
Kalbinizi bir mezara çevirmek.
Geceleri nefes alırken boğulmak.
Gündüzleri herkes gülüyor sanarken, siz içten parçalanmak.”
Doktor defteri kapattı.
Altun’a baktı.
Gözleri dolmuştu.— Sen… çok büyümüşsün Altun.
Ama çok da yalnız kalmışsın.Altun yine konuşmadı.
Ama gözlerinden yaş süzüldü.
İlk kez, günler sonra…O çocuk hâlâ içindeydi.
Sarılmak isteyen,
sevgi bekleyen,
“Anne” diye bağırmak isteyen o çocuk…Ama ona sarılacak kimse yoktu.
Sadece yıldızlar vardı,
ve kırık bir saat,
hala 3:06’da durmuştu…
Bölüm etkileşimi
