10. bölüm / 16
Kırık saat 3:06Bölüm 10: Dönüş
Bölümler 16Şu an: Bölüm 10: Dönüş
- 1 Bölüm 1: Saatın Çaldığı Gece142 kelime
- 2 Bölüm 2: Aynadaki Yüz134 kelime
- 3 Bölüm 3: Fotoğraftaki Kadın151 kelime
- 4 Bölüm 4: Anneannenin Fısıltısı189 kelime
- 5 Bölüm 5: Sabah sohbetleri143 kelime
- 6 Bölüm 6: İz124 kelime
- 7 BÖLÜM 7:3:07100 kelime
- 8 Bölüm 8: Sonsuz Kapı135 kelime
- 9 Bölüm 9: Aynadaki yüz131 kelime
- 10 Bölüm 10: Dönüş334 kelime · Okuduğun bölüm
- 11 Bölüm 11: O Diğeri140 kelime
- 12 Bölüm 12: Kimse Duymadı191 kelime
- 13 Bölüm 13: Günlük230 kelime
- 14 *Bölüm 14: Sessiz çığlıklar176 kelime
- 15 Bölüm 15: Kalbimdeki Sessizlik295 kelime
- 16 BÖLÜM 16— “Sessiz Insanlar, Çığlıklarla Konuşur246 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Altun, avucundaki metal parçayı sımsıkı tutarak koştu.
Ayakları titrese de durmadı.
Koştu… koştu… sonunda eve ulaştı.
Kapıyı hızlıca açtı, içeri girdi.Ninesi mutfaktaydı.
Sırtı dönüktü.
Altun nefes nefese bağırdı:— “O hâlâ orada!
Aynada gözü var!
Beni izliyor, nene!
Ben delirmiyorum! Gerçek bu! Gerçek!”
Ninesi döndü.
Yüzünde büyük bir endişe vardı.
— “Altun… sakin ol yavrum.
Ne diyorsun sen?”Altun ağlamaya başladı.— “Saat kırıldı sandım.
Ama yine çalışıyor…
Ben ona baktım, o da bana baktı!
O kadın geri döndü! O… gitmedi.
”Ninesi titreyerek telefonunu aldı.
Sessizce birini aradı.
— “Lütfen, yardım edin.
Torunum… iyi değil.
Lütfen hemen gelin.”
Bir saat sonra…
Beyaz giysili iki kişi geldi.
Altun duvarın dibinde oturuyordu.
Gözleri boştu.
Ellerinde hâlâ o siyah metal parça duruyordu.Doktorlar yaklaştı.
Yumuşak sesle konuştular.
— “Merhaba Altun.
Biz sana zarar vermeyeceğiz.
Sadece konuşmak istiyoruz.
”Altun başını kaldırdı.
Gülümsedi.
Sonra yavaşça konuştu:
— “Gittiğini sanıyorsunuz…
Ama o burada.
Siz görmüyorsunuz.
Ama ben görüyorum.
Her gece…
3:06’da…
O… yine geliyor.”
............................
Altun, beyaz duvarlı, soğuk odada oturuyordu.
Ellerinde hâlâ siyah metal parça vardı.
Karşısında oturan hekim, nazik bir sesle sorular soruyordu.
— “Altun…Bu kadını ilk ne zaman gördün?
Neredeydin?”
Altun başını yana eğdi.
Gözleri sabit bir noktaya bakıyordu.
Yavaşça konuştu:
— “İlk… aynada.Sanki yansımam yoktu.
O vardı.
Beni izliyordu.”Hekim not aldı.
— “Peki o saat?
Sana ne yaptı?”Altun gülümsedi.
Ama yüzü sanki acı içindeydi.
— “Saat durunca o uyanıyor.
Saniyeler… onun adımları gibi.
Tik… tak…
Tik… tak…”Birden sustu.
Avuç içindeki parça ısı yayıyordu.
Ama doktor fark etmemişti.Doktor tekrar konuştu:
— “Altun… burada güvendesin.
Kimse sana zarar veremez.”Altun başını salladı.
Sonra yavaşça fısıldadı:
— “Siz bilmiyorsunuz.
O buraya da gelir.
Kapılar, duvarlar… onu durdurmaz.
Çünkü o zamanın içinde.
Ve ben… ben zamanı bozdum.”Doktor kalemi bıraktı.
İlk defa tedirgin oldu.
— “Zamanı nasıl bozdun Altun?”
Altun gülümsedi.
Sanki ağlayacak gibi oldu.
— “Parçayı aldım.
Saatı kıramazdım… ama zamanı kesebildim.
Şimdi… o kararsız.
Nereye gitse beni arıyor.
Ve… sizi de izliyor artık.”Doktor yutkundu.
O anda odanın köşesindeki aynada küçük bir çatlak oluştu.Ve Doktor Altun’un gözlerine baktı.
Artık o gözler… bir çocuğun gözleri değildi
Bölüm etkileşimi
