6. bölüm / 7
KIMSIN SEN?YENIDEN BAŞLAMAK
Bölümler 7Şu an: YENIDEN BAŞLAMAK
(Kafamda roman yazarken ağzımdan bir cümle bile çıkamıyor…)
‘’12.02.2024 günler sonra…’’
Kitap yazmayı bu yaşanan olaylar yüzünden bayağı boşlamıştım. Bütün yazdığım bölümler babamın evinde kalmıştı. Buket’ten bir defter ve bir kalem rica ederek yeniden yazmaya karar vermiştim. Bu yazmış olduğum kitap ‘’Ayaz Kılıç’’
adlı karakterimin ağzından anlatılıyordu. Yani okuyucular onun anlatılışı ve onun duyguları ile okuyacaklardı. Henüz bir kız karakter belirlememiştim. Belirlemeli miydim onu bile bilmiyorum. Kafam çok dalgın ve karışıktı. Ama artık kendime bir söz vermiştim. Kendimi hiç üzmeyecektim. Arada sırada ise babamın yanına gidecektim. 18 yaşıma basmak için 2 senem vardı. 2 sene sonra hayatımın harika bir evren içerisinde olacağından hiç şüphem yoktu. Bunları düşünürken bakmıştım ki deftere birkaç karalamalar çizmiştim. Bir insan ve beyninde oluşan dağınıklık. Etrafında ise ses dalgaları vardı. Belki kendimi çizmiştim. Belki de kız karakter olarak kendimi seçmeliyim. Aslından neden olmasın? Kendimi yansıtan bir
karakter yazıp insanların beni daha iyi tanımasını sağlayabilirdim. Evet bunu yapmalıydım. Kendimi de kitap karakterlerine ekleyecektim. Yeni karakterim, Beril Aksoy… Saat sabahın dokuzuydu. Ben kafamdaki düşünceleri deftere aktarırken Buket uyanıp yanıma gelmişti. Saat 8de uyanıp tekrar yatmıştı ve şimdi de tekrardan uyanmıştı. Esneyerek kısık gözleri ile yanıma doğru ilerledi.
-Günaydın, sen niye tekrar uyumadın?
-Uyku tutmadı. Dedim gülümseyerek.
-Sen tekrardan mı kitap yazmaya başladın! Dedi heyecanla.
Normalde kimseye söylemeyecektim ama Buket’e kitap yazdığımı söyleyebilirdim. Fakat kitap karakterlerimi söylemeyecektim. Söylesem beni muhtemelen deli sanabilirdi.
-Evet, tekrardan yazmaya başladım. Ama şu an kimseye konusundan bahsetmeyeceğim.
-Ben bile mi? Dedi hüzünle.
-Maalesef sen bile. Bu dediğim Buket’i azda olsa üzmüştü ama söyleyemezdim.
-Peki o zaman Beril Hanım, bende kahvaltı falan hazırlayım ne istersin?
-Okula gitmeyecek miyiz?
-Az önce Yeliz ile konuştum öğleden önceki bütün dersler boşmuş bizimde gitmemize gerek yok diye düşünüyorum. Dedi. Yeliz, Buket ile ortak yakın arkadaşımızdı.
-Fark etmez. Dedim ve elimdeki yastık yorganları Buket’in odasındaki dolaba koydum. Buket kahvaltıyı hazırlıyordu bende etrafı topluyordum.
Etrafı toparladıktan sonra, koltuğa oturdum ve uzun zamandır instagrama girmediğimi fark ettim. Acaba o Umut denen Galatasaraylı çocuk yazmış mıydı? Olaylar o kadar karışıktı ki onu tamamen unutmuştum. Hemen hesabıma girdim mesajlar kısmına tıkladım. Bayağı mesaj atmıştı mesajları göz gezdirerek okurken ses kaydı attığını gördüm. Açıp açmamak arasından tereddüt içindeydim ama çok meraklandığım için ses kaydını açtım, ‘’Defne iyi misin? Seni fazla tanımıyorum ama bir şeylerin ters gittiğini anlamış gibiyim. Konuşmak ister misin?’’ Sesi o kadar tanıdık ve huzurlu geliyordu ki ama kim olduğunu çıkartamıyordum. Bana Defne demesi azda olsa koyuyordu ama yüzünü bile görmediğim çocuk için fazla da kafamı yormaya gerek yoktu. Ne yazmalıydım bilmiyorum. Sadece, ‘’İyi miyim bilmiyorum ama beni düşünmene gerek yok. Ben çokta önemli bir insan değilim.’’ Yazdım. Hemen mesaj attı. Cidden bu çocuk benim yazmam için hesabımda falan mı yatıyordu? ‘’Neden okula gitmedin?’’ yazmıştı. Bende yanıt olarak, ‘’Sen neden gitmedin?’’ yazdım. ‘’Öğleden önce dersler boşmuş bende öğleden sonra gideceğim.’’ Yazmıştı. ‘’Belki inanmayacaksın ama bizimde öğleden önce derslerimiz boş ve bende öğleden sonra gideceğim.’’ Yazdım. ‘’Ne güzel şans işte.’’ Yazmıştı. ‘’Şanslara inanmıyorum.’’ ‘’Neden?’’ ‘’Bilmiyorum, belki de bana hiç şans denk gelmediği içindir.’’
‘’Bazen istediğin şeylerin olmaması senin için bir şanstır.’’ Yazmıştı. O kadar çok hoşuma gitmişti ki bu söz. Mesajını beğenerek, ‘’Neyse şimdi kahvaltı yapmalıyım akşam konuşuruz.’’ O da benim mesajıma yanıt olarak, ‘’Umarım. (ters gülümseyen emoji)’’ Mesajını beğendim ve Buket’in salona gelmesi ile ayağı kalktım.
-Hadi bakalım pankekler hazır!
-Salonda mı yiyeceğiz? Dedim şaşırarak.
-Neden olmasın! Dedi Buket mutlu bir ses tonuyla.
-Etrafa adeta neşe saçıyorsunuz Buket Hanım. Bu neşenin formülü veya sırrı nedir acaba? Dedim gülümseyerek.
-Bugün okula gideceğiz ve Mete’yi sonunda görebileceğim.
-E oha yani. Cidden bunun için mi? Bir dakika ne! Siz çıkıyor musunuz?
Buket büyük bir kahkaha atarak,
-Hayır ama flörtleşiyoruz ve ondan hoşlanıyorum.
-Cidden sana anlam veremiyorum Buket. Dedim ve Gözlerimi devirerek pankekten yemeğe başladım.
Buket karşımda kıkırdamaya devam ediyordu. Artık ona aldırış etmeden önümdekileri yemeğe başladım.
Saat 11.35 olmuştu. Hazırlanmaya başladım. Okul eşyalarım babamın evinde olduğu için çantama sadece Buket’in vermiş olduğu o kitap yazmak için kullandığım defteri koydum. Ardından saçlarımı taradım ve makyaj yapmaya başladım. Kapatıcı, maskara ve son olarak böğürtlenli lip balm. Okul için en ideal makyajdı. Hazırlanmamı bitirir bitirmez Buket’e seslenerek, ‘’Ben hazırım!’’ ‘’Tamam geliyorum!’’ (…)
Otobüste bile Mete’den bahsedip duruyordu. Artık Buket’i dinlememek için kulaklığımı takıp müzik dinlemeye başladım.
Rastgele müzik seçmiştim ve açılan şarkı Uzaktan (Göksel) şarkısı açılmıştı.
‘’Seni tanımam görmem lazımdı.’’
‘’Bu hikayeye bir son lazımdı.’’
Bölüm etkileşimi
