1. bölüm / 7
KIMSIN SEN?KÖR DÜĞÜM
Bölümler 7Şu an: KÖR DÜĞÜM
"EĞER ÇÖZMEYE ÇALIŞTIĞINIZ DÜĞÜM ÇÖZÜLMÜYORSA SİZDE İPİ KESİN"
Bugün yeni kitabım için kafamda birkaç taslaklar oluşturuyordum. Kendime hemen bir türk kahvesi hazırladım ve masama geçtim. Elime defterimi aldım ve kafamdaki taslakları birleştirip yazmaya başladım. Bu kafamda oluşturduğum hikayeyi henüz wattpadde yayınlamayı düşünmüyordum. Kimseye bu yeni yazmaya başladığım hikayeden bahsetmeyi düşünmüyordum. Başrol karakterin ismini düşünmeye başlamıştım hikaye tamamdı ama karakterler henüz hazır değildi. İnternetten biraz araştırma yapmaya başladım. Ayaz Kılıç, evet bence başrol için uygundu. Biraz daha isim araştırması yaparken yakın arkadaşım Buket yazdı. ‘’Beril acil bakmalısın.’’ Bir anda böyle mesaj alınca telaş oldum. Ne olduğunu sordum. ‘’Okula yeni kişiler gelmiş ve bizim sınıftalar.’’ Sınıfımız yeterince iyiydi yeni bir kaosa gerek yoktu. ‘’İsimleri ne?’’ Yazdım merakla. ‘’İsimlerini bilmiyorum.’’ Gerçekten şaka gibi. Sınıftaki insanları çekmek yetmiyormuş gibi bir de yeni kişiler geliyordu. ‘’Kaç kişi peki biliyor musun?’’ yazdım. ‘’2 kişi olduklarını biliyorum ama tam belli değilmiş.’’ Yazdı Buket. Telefonu kapattım ve kahvemden yudum alarak kafama takmamaya çalıştım. Tekrardan isim araştırmaya başladım. Evet 2. Erkek başrol karakterin ismini de belirledim. Mete Bulut. Saat gece 01.23 olmuştu. Çok uykum vardı yarın okul vardı ve okula yeni gelenleri merak etmiyor değildim. Evet fazla önyargılıydım. Defterimi kapattım ve okul çantamı hazırlamaya başladım. Daha sonra kulaklığımı takıp uyumaya çalıştım…
Alarmımın iğrenç müziği ile uyandım. Saat 07.35 idi. Hemen lavaboya elimi yüzümü yıkamaya gittim. Lavabodan çıktıktan sonra telefonumu elime aldım. ‘’Bestie kişisinden 3 cevapsız mesaj’’ Buket yazmıştı. ‘’Beril okula kaçta varırsın? Beril uyandın mı? Uyansana kızım!’’ Sabah sabah böyle mesajlar almasam şaşardım zaten. Buket’e yanıt olarak, ‘’Yeni uyandım şimdi hazırlanıp okula gideceğim. Kahvaltıyı okulda yapmayı düşünüyorum bu yüzden her zamankine göre daha erken varırım okula.’’ Yazdım.
Hazırlandıktan sonra çantamı alıp evden çıktım. Bugün nedense mutlu bir şekilde uyanmıştım. Modum yerindeydi. Kulaklığımı takıp telefonumdan spotify listemden müzik bulmaya çalışıyordum. Tam o sırada otobüsüm gelmişti. Koşarak otobüse yetişmeye çalıştım. Otobüs şansıma çokta dolu değildi. Boş olan ilk koltuğa oturdum. Telefonumu tekrar elime alıp şarkı seçmeye çalışırken bir anda, ‘’Günaydın Beril’’ Diye bir erkek sesi geldi. Arkamı bir döndüm ve bizim okul formasını giymiş bir çocuk vardı. Onun kim olduğunu bilmiyordum. Sadece gülümseyerek günaydın diyebildim. Bir anda ayağı kalktı ve ‘’Yanına oturabilir miyim?’’ Dedi. Ne diyeceğimi bilemediğim için sadece kafamı evet anlamında salladım. O kimdi? Beni nerden biliyor? Ah, salak mısın Beril! Aynı okulda olduğumuz için bilmesi çok doğal değil mi? İyi de ben neden onu bilmiyordum? Dayanamayıp ona doğru döndüm, ‘’Kusura bakma, kafam bu aralar çok dalgın. Senin ile tanıştık mı bilmiyorum. İsmin ne acaba?’’ Evet çok malca bir hareket yapmıştım. Bana doğru döndü ve gülümseyerek, ‘’İsmim Kerem. Tanışmamamız normal çünkü ben seni nöbet listesinde gördüm. Bugün beraber nöbetçiyiz. İsmini görünce kim olduğunu öğrenmek istemiştim. İstersen tanışabiliriz.’’ Dedi. Ne diyeceğimi bilmiyordum bile. ‘’Nöbet listesine uzun zamandır bakmıyordum. Ondan haberim bile yoktu.’’ Dedim gülümseyerek. ‘’Bugün okula 2 kişi geliyor. Haberin var mıydı’’ Dedi. ‘’Evet haberim var arkadaşım söylemişti.’’ Dedim. ‘’2 yeni erkek. Acaba nasıl biriler umarım anlaşabileceğim tipten olurlar.’’ Erkek mi? Okula yeni gelenler cidden erkek mi? Kafayı yemek üzereydim. ‘’Umarım anlaşırsınız.’’ Dedim ve kulaklığımı takarak Lana Del Rey’in şarkısı olan ‘’Art Deco’’ Adlı şarkısını dinlemeye başladım…
Dışarıyı izlerken uyuya kalmıştım. Kerem’in sesi ile uyandım. ‘’Beril hadi kalk okula geldik.’’ Demişti. Uyandığımda etrafıma baktım ve daha sonra Kerem’e baktım. Bana gülümsüyordu. Kulaklığımı kulağımdan çıkarıp otobüsten indik. Otobüsten indikten sonra telefonumu elime alıp Buket’i aramaya başladım.
-Buket ben okula geldim. Sen neredesin?
-Arkana bak. Dedi. Arkamı döndüğüm an Buket, ‘’Günaydın bestie!’’ Diye seslendi. Keremde tam o sırada arkasını dönmüştü. Buket yanımıza geldi. Anlamsız gözleriyle Kerem’e ve bana bakıyordu. Buket’in kulağına fısıldayarak, ‘’Sonra anlatırım.’’ Dedim. Buket hemen sessizliği bozarak, ‘’Ee nasılsın Kerem?’’ Dedi. Bir dakika Buket ile tanışıyorlar mıydı? ‘’İyiyim Buket sen’’ Dedi Kerem. Sanırım daha önceden arkadaşlardı. ‘’İyiyim bende sizi gördüm daha iyi oldum.’’ Dedi Buket. Kerem gülümseyerek, ‘’Okula vardık ben sınıfa çıkıyorum bir şey olursa gelirsiniz.’’ Dedi. Ona karşı gülümsedim ve bir anda Buket kolumu çekiştirerek, ‘’Siz nerden tanışıyorsunuz bakalım?’’ Diye sordu heyecan ile. ‘’Bugün otobüste tanıştık ben daha tanımıyorum bile.’’ Dedim. Buket kolumdan çekerek beni sınıfa götürdü. ‘’Bugün yeni 2 kişi geliyor acaba erkekler mi? Erkeklerse 2 tanesini kendimize ayarlarız ne dersin?’’ Dedi göz kırparak. ‘’Ay saçmalama istersen Buket. Ve evet erkekler.’’ Dedim. Buket’in gözleri parladı. ‘’Bence ayarlayalım kendimize.’’ Dedi dalga geçerek. ‘’Of saçmalama Buket, ben öyle insanlardan çabuk hoşlanan tiplerden değilim biliyorsun.’’ Dedim. Ve bir anda telefonumdaki saate baktım. Olamaz saat 08.45 birazdan zil çalacak hemen müdür yardımcısının odasına gitmem lazımdı. Telefonumu kapattım ve Buket’e uzatarak, ‘’Lütfen telefonumu benim için dolaba koy çok acil bir işim var seni seviyorum.’’ Dedim ve koşarak Müdür yardımcısının odasına gittim. Odaya gittiğimde Kerem çoktan ordaydı. Kafamı eğerek kapıyı çaldım ‘’Geç kaldığım için özür dilerim hocam.’’ Dedim. Erdal hoca bizim Müdür yardımcımızdı. ‘’Bir daha olmasın Beril.’’ Dedi. Kerem’in elinde bir sürü dosyalar vardı. ‘’Kerem, arkadaşına anlatırsın yapmanız gerekenleri. Ben derse girecek hocalarınız ile konuştum.’’ Dedi Erdal hoca. Kerem başını sallayarak dışarı çıktı. Bende peşinden ilerledim. ‘’Ee ne yapacağız bu dosyaları?’’ Diye sorum merakla. Bana gülümseyerek, ‘’Ders zili 5 dakika sonra çalacak. Herkes sınıflara geçtiği zaman bu dosyaları öğretmenlere imzalattıracağım. Sende sınıf defterlerini dağıtırsın.’’ Dedi. Bu çocuk bana neden hep gülümsüyordu? Kafamı salladım.
Zil çalmıştı ve herkes sınıfına dağılmıştı. ‘’İlk önce hangi sınıftan başlayalım?’’ Dedi Kerem. Bence ilk önce 9. Sınıflardan başlamamız daha iyiydi. Nedenini bilmiyorum sorgulamayın. ‘’9. Sınıflardan başlayalım’’ Dedim…
9. sınıfların sınıf defterlerini dağıtmıştım. Şimdi sıra 10. Sınıflardaydı. ‘’Sen bekle ben hemen 10ların sınıf defterlini alıp geliyorum’’ Dedim Kerem’e. Müdür yardımcısının kapısı kapalıydı. Kapıyı çalarak içeri girdim. İçeride 2 tane uzun boylu çocuk vardı. Sınıf defterlerini alıp hemen odadan çıktım.
10-A ve 10-B’nin sınıf defterlerini dağıtmıştım. Keremde dosyaları imzalatmıştı. Şimdi sırada benim sınıfım olan 11-C vardı. Kapıyı tıklattım ve Kerem ile içeri girdik. Gözlerim bir anda fal taşı gibi açıldı. Erdal hocanın odasındaki uzun boylu o iki çocuk bizim sınıfta kendilerini tanıtıyordu. Ben söze girmeyince Kerem, ‘’İyi dersler rahatsız ettiğimiz için özür dileriz. Beril sınıf defterini bende sizin imzalamanız gereken dosyaları getirdim hocam.’’ Dedi. ‘’Tamamdır. Çocuklar siz kendinizi tanıtmaya devam edin.’’ Dedi Edebiyat hocası. Sınıf defterini masanın üzerine bıraktım ve bu yenilerin kendisini tanıtmasını bekliyordum. Bir tanesi başladı konuşmaya, ‘’Ben Ayaz Kılıç.’’ Ne!? Bu nasıl olabilirdi? Şok içerisinde ona bakıyordum. Gerçekten ismi Ayaz soyadı Kılıç mıydı? Yazmaya başladığım kitap karakterinin ismi ve soyadı ile aynıydı. Kafam çok karışıktı. Tam beynimdeki düğümleri çözmeye çalışırken Kerem, ‘’Beril hadi gel 12. Sınıflara geçelim’’ Dedi. İyi dersler diyerek sınıftan çıktık. Kafam iyice allak bullak olmaya başlamıştı. ‘’Beril iyi misin? Bir sorun mu var?’’ Dedi Kerem. ‘’Yok hayır bir sorun yok sadece dalmışım öyle.’’ Diyebildim. Aslında bence fazla abartıyordum. Sonuçta bu dünyada tek Ayaz Kılıç sadece benim kitap karakterim değildi. Daha doğrusu değilmiş. Bunları düşünürken tam da o sıra 12. Sınıfların sınıf defterlerini dağıtmaya başlamıştım.
Sonunda görevimiz bitmişti Kerem ile müdür yardımcısının odasına tam girecekken, ‘’Beril, iyi olduğundan emin misin?’’ Dedi Kerem. Aslında iyiydim sadece çok fazla şaşırmıştım. Gülümseyerek, ‘’Evet iyiyim Kerem merak etme.’’ Dedim ve daha sonra müdür yardımcısının odasına girdik. Erdal hoca şu anlık bir işimizin olmadığını sınıflara geçmemizi söyledi. Kerem ile sınıflara dağılacakken, ‘’Kerem sen hangi sınıftasın?’’ Diye sordum. Bana gülümsedi ve eli ile bizim sınıfın karşısındaki sınıfı yani 12-A’yı gösterdi. Bir dakika ne? Kerem benden büyük müydü? Onu da geçtim bu zamana kadar nasıl onu görmedim? Kafamda bir de bunları düşünürken, ‘’ İyi dersler Beril.’’ Dedi Kerem. Bende ona kafamı aşağı yukarı sallayarak, ‘’Sana da’’ Dedim. Daha sonra kapıyı çaldım ve sınıfa geçtim. Sıram en arkanın 2 önüydü yani ne çok arkada ne de çok öndeydi. Tam ortadaydı. Cam kenarı kısmında oturuyordum. Sıraya oturdum ve Buket’e hiçbir şey demeden sadece pencereden dışarıyı izledim.
‘’Beril hadi uyan. Uyansana hadi!’’ Buket’in beni bu şekilde dürtmesi ile uyuduğumu ve şimdide ne yazık ki uyandırıldığımı anladım. Gözlerimi açmaya çalışırken, ‘’Hangi dersteyiz?’’ Diye sordum. ‘’Ne dersi kızım öğlen yemeğine geçtik.’’ Cidden o kadar uyumuş muydum? ‘’Seninle konuşmam lazım çabuk gel.’’ Diyerek kolumdan tutarak kızlar tuvaletine götürdü. ‘’Ne oldu apar topar çağırıyorsun Buket?’’ Diye sordum. ‘’Yeni gelenleri görmedin mi? Taş gibiler kızım.’’ Cidden Buket niye her yakışıklı erkek gördüğünde bu kadar abartıyordu. ‘’Ay abartma Buket.’’ Dedim. Bıkmış bir ses tonuyla. ‘’Sence en yakışıklısı hangisi?’’ Dedi gülerek. ‘’Hiç biri.’’ Dedim ve tuvaletten çıkıp sınıfa doğru gittim. Kapıyı tam açacakken Ayaz açtı. Kitap karakterimin ismini çalan Ayaz desem daha mantıklı olurdu. Uzun süre bakıştık ve bir anda gitti. Neler oluyordu böyle? Gözlerimi devirerek sınıfa girdim. Sınıf boştu. Arkamdan Kerem kapıyı çalarak içeri girdi. ‘’Afiyet olsun Beril.’’ Dedi gülümseyerek. Ben de teşekkür ettim ve hemen ardından Buket içeri girdi. Kerem bir anda, ‘’Ben gidiyim o zaman.’’ Dedi ve sınıftan çıktı. Buket bana bakarak, ‘’Sevgili misiniz?’’ Dedi. ‘’ Oha Buket abart istersen. Daha bugün tanıştığım biri ile nasıl sevgili olabilirim?’’ Dedim anlamsız bakışlar atarak. ‘’Aman neyse onu bunu bırak da sence Mete mi daha yakışıklı yoksa Ayaz mı?’’ Mete mi? Mete de kimdi böyle? ‘’Mete kim?’’ Dedim merakla. ‘’İşte bizim sınıfa yeni gelen çocuk Mete Bulut.’’ Dedi. Şuan bir rüyada mıydım yoksa gerçekten kitap karakterlerim canlanmış mıydı? Şok içinde çantamı ve masamdaki dağınıklığı toplayarak okuldan çıktım. Buket arkamdan koştura koştura geliyordu. ‘’Hey Beril! Nereye?’’ Kafam çok dağınık ve karışmıştı. Bu nedenle kimseye cevap falan veremiyordum. Şuan belki çok abartıyor olabilirdim ama içimden bir ses eve gitmemi söylüyordu. Ancak bu şekilde kendimi kaldırabilirdim.
Bölüm etkileşimi
