28. bölüm · KİMSESİZ KIZIN KİMSESİ

Masal prensesi

Yağmur Aksu

Demir, karnını tutarak zar zor doğrulur, yüzündeki o sinir bozucu sırıtışıyla arkasından bağırmaya devam eder.
**Demir:** "Arasana dağda bayırda! Nasıl olsa kalbim de aklım da sende kaldı deli kız, kaybolmam merak etme!"
Deniz, sınıfın kapısını hırsla açıp içeri girer ve arkasından öyle bir çarpar ki, bütün tahta kapı ve camekanlar zangır zangır titrer. Soluk soluğa sırasına geçip oturduğunda yüzü hâlâ alev alev yanmaktadır.
Tam o sırada, sınıftakilerin şaşkın bakışları arasında kapı tekrar açılır; karnını hâlâ hafifçe tutan ama yüzünde o kazanan edasıyla **Demir** içeri girer. Arkasından da kahkahalarını tutmaya çalışan **Emre** sırıta sırıta yerini alır.
**Demir:** (Doğruca Deniz’in sırasına yürür, masanın kenarına yaslanıp tepeden ona bakar) "Kaçmakla olmuyormuş değil mi hırt? 27 bölümün intikamını aldın ama gerçeği değiştiremezsin."
Leyla hanım okula gelir
Leyla hanım: demir sen niye denizin öptün
Demir: ne karımı öpmek suç mu
Deniz: bak beni sinirlendirme odun
**Leyla Hanım:** (Demir’in annesi olmasının verdiği o yetkiyle ellerini beline daha da sıkı koyar, gözlerini kısarak oğluna ters ters bakar) "O resmiyeti ben bir boğazlarım senin, görürsün! Daha dün 'anne bu kızla aynı havayı solumak bile zulüm' diyordun, bugün ne ara karın oldu!"
**Demir:** (Annesinin çıkışına hiç istifini bozmaz, yüzündeki o piç sırıtışla Deniz'e bir göz atıp omuz silker) "Aşkın gözü kör ediyormuş anne, sen de babama aşık olduğunda böyle aniden çarpılmamış mıydın?"
**Deniz:** (Olduğu yerde donakalır, az önce Demir'e dalmak için kalktığı sırasına geri çöküp eliyle yüzünü kapatır) "Yer yerinden oynasın, şu an bu sınıfta yerin dibine girmek istiyorum... Anneye bak, bir de savunuyor!"
**Emre:** (Arkadan dayanamayıp fısıltıyla ama bütün sınıfın duyacağı şekilde araya girer) "Vay be, kayınvalide baskısı 28. bölümde erken başladı! Kurultay toplansın, Demir'in işi zor!"
Deniz: ben ona aşık değilim
Demir: gözlerin hiç öyle demiyo prensesimm
Deniz: piç
**Leyla Hanım:** (Gözlerini kısıp ikisinin arasında gidip gelen bakışlar attıktan sonra ellerini birbirine vurur) "Prensess mi? Hımm... Bak sen şu işe! Demek gözler öyle diyor."
**Deniz:** (Hınçla ayağa kalkıp bardağın taştığı o anı yaşar, eliyle Demir'i gösterir) "Gözlerimi de o sinsi kafanı da oyduracağım sana! Yemin ederim yalancı bu kadın, inanmayın şuna!"
**Demir:** (Annesinin yanında bile hiç istifini bozmaz, o piç sırıtışıyla Deniz'e doğru bir adım daha yaklaşır) "İftira atma güzelim, kalbin küt küt atarken gözlerin açık açık 'Demir'im' diye bağırıyordu resmen."
**Emre:** (Arkadan kahkahayı bastırıp dayanamaz) "Hocaam, DNA testi falan yapın bence, çocuk tam bir deliye dönüştü ama hakkını vermek lazım, özgüven tavan!"

**Deniz:** (Gözleri tehlikeli bir şekilde kısılır, yüzündeki o sinirden gerilen kaslar bir anda buz gibi bir sakinliğe bırakır kendini) "Öyle mi? Demek aşıksın."
Demir, o her zamanki şakacı ve korkusuz havasıyla sırıtmaya devam ederken Deniz bir anda öyle bir hamle yapar ki, kimse ne olduğunu anlayamaz. Saniyeler içinde kusursuz bir refleksle Demir'in kolunu arkaya kıvırıp onu masaya sabitler, diğer eliyle de boğazına ardına kadar zayıf nokta baskısı uygular.
**Demir:** (Yüzündeki sırıtış anında acıyla ve şaşkınlıkla bozulur, nefesi kesilir) "Dur ya! Ah! Yavaş ol ajan hanım, kalbimi söküverdin!"
**Emre:** (Sırtını yasladığı yerden öne fırlar, gözleri porselen tabak gibi açılır) "Oha! Kadın CIA ajanı çıktı beyler! Kaçın, operasyon var!"
**Deniz:** (Demir'in kulağına doğru eğilir, sesi buz gibi ve net çıkar) "Bir daha o boş boğazını açıp saçma sapan şeyler söylersen, o kalbini söküp kargalara veririm hırt. Anladın mı?"
**Demir:** (Hâlâ kilit altında olmasına rağmen, acı içinde ama o inatçı gülümsemesini yüzüne kondurarak zorla konuşur) "Anladım... ama yine de sana aşığım..."