16. bölüm · KİMSESİZ KIZIN KİMSESİ
AŞK MI IYY
Romantik değil, sahil kenarındaki o meşhur, herkesin gittiği **tostçu-cafeye** geçmişlerdi. Demir, elinde iki tane soğuk meyve suyuyla masaya geldi. Ama tavrı hala o restorandaki gibi "aşık" ve dünyayı karşısına almaya hazır o adamın tavrıydı.
Deniz, az önce okulun bahçesinde Demir'in ona "Prenses" diye seslenip herkesin içinde takıldığı o anın şokunu hala atlatamamıştı.
**Demir:** (Meyve suyunu masaya bırakıp Deniz’in tam karşısına, sanki bir film sahnesindeymiş gibi oturdu) "Hala bana öyle bakıyorsun. Sanki bir suç işlemişim gibi."
**Deniz:** "Suç değil, Demir, resmen 'delilik' işledin! Okulun ortasında bağıra çağıra... Herkes bizim hakkımızda ne konuşuyor, haberin var mı? Zaten o adamlar peşimizde, bir de üstüne bu saçmalıklar!"
Demir, o alaycı, sinsi gülümsemesini takındı ama bu sefer gözlerinde gerçekten bir hayranlık vardı. Elini masaya koyup Deniz’in eline doğru uzattı, bu sefer çekinmedi.
**Demir:** "Umrumda mı sanıyorsun? Emre ne demiş, Şeyma ne paylaşmış, kim ne konuşmuş... Hepsi vızıltı. Sen benim yanımda, o dik duruşunla, o ajan zekanla varken; dünya yansa dönüp bakmam."
Deniz, elini hızla çekti. **"Bırak bu numaraları Demir! 'Aşık adam' rolünü fazla abartıyorsun. Sadece işimiz var, şu adamları halletmemiz gerekiyor, hatırla!"**
Demir, Deniz’in sertliğine aldırmadı. Aksine, ayağa kalktı ve masanın etrafından dolaşıp Deniz’in yanına geçti. Sandalyeye yaslanıp eğildi ve kulağına doğru fısıldadı—öyle bir fısıldadı ki, tüm kafe duymuştu:
**Demir:** "Rol mü? Deniz, eğer bu bir rolse, ben hayatımın en iyi performansını sergiliyorum demektir. Ama sen de biliyorsun ki, o kaset olayında sesin titrediğinde, benim kalbim yerinden çıkıyordu. Senin o 'sert kız' masken benim için bir hedef tahtası. Ve ben o tahtayı vurmaya çok kararlıyım."
Deniz, ayağa fırladı. Kalbi hızla çarpıyordu ama bunu Demir'e asla belli etmeyecekti. **"Sen kafayı yemişsin! Ben senin prensesin falan değilim, sadece senin gibi belalara karşı kendi oyununu oynayan biriyim!"** diyerek hızlı adımlarla cafeden dışarı çıktı.
Demir, arkasından bakarken hiç bozulmadı, aksine keyifliydi. **"Kaç bakalım!"** diye bağırdı arkasından. **"Nasıl olsa bir noktada o sistemi kurmak için yine yanıma geleceksin!"**
