1. bölüm / 6
Kehanetin cadısıİLK ADIM
Bölümler 6Şu an: İLK ADIM
- 1 İLK ADIM1.469 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 ANNESİZ BİR KIZ715 kelime
- 3 İNTİKAM DÜŞÜNCESİ1.603 kelime
- 4 HİLECİ1.117 kelime
- 5 AÇ OLAN KÜÇÜK KIZ808 kelime
- 6 KOMİK ATIŞMA1.118 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kader. Yapılması gereken çok şey vardı yeniden başlamak gibi. Bazı insanlar doğduktan sonra iyi bir hayat yaşarlar bazıları ise şansız ve ölüme mahkum doğarlar . Ben şanssız doğanlardanım soyum yüzünden her gün ölüm tehlikesiyle yaşıyorum .İyi bir hayatım olmadı ama bunun değişmesi gerekiyor .Ailem, küçük yaşta evlat edinmişlerdi beni, belki onları sevebilirdim ama buna izin vermediler, bir gün öleceğimi biliyorlardı . Ama en azından istenmediğimi yüzüme vurmasaydılar .Mariana ülkesinde çok haksızlık olurdu burada yaşayan halk fakirleri , düşkünleri ezerdi . Bu durum en çok benim canımı sıkıyordu kralın halkıyla pek ilğilendiği yoktu her neyse . Yeni uyanmıştım hemen kalkıp üstümü giyindim yapacağım çok iş vardı.Banyoya gidip yüzümü yıkadım . Yatağımın üzerine oturup neler yapacağımı düşünüyordum
Beni düşüncelerimden çıkaran üvey kardeşim Justin’ di
“Bu kız hala uyanmadı mı”
Merhaba yeni gün .Kalkıp kapıyı açacaktım ama daha kalkamadan kapı açıldı .Bunların özel hayat denen şeyden haberleri yokmuydu
Bana bakan gözleri hayatımda hiç görmemiş olmayı dilerdim ama ne yazık ki bana bakan kişi üvey kardeşim justin‘ di
“Niye bu kadar geç uyandın” Şakamı yapıyordu daha güneş doğmadı
“Sana ne”
“Kardeşinle düzgün konuşmayı daha öğrenemedin mi,sana bakıcılık yapmamız yetmiyormuş gibi birde bizi tersliyorsun”
İçimde ısrarla söylemek istediğim cümleler vardı ama değerli vaktimi onunla harcayamazdım.Ayağa kalktım ve çantamı aldım içine birkaç parça kıyafet,şifalı bitkiler,biraz para ve kendimi koruyabilmek için bir hançer koydum .Justin’ in sesiyle irkildim daha gitmemişmiydi
“Ne yapmaya çalışıyorsun”
“Gitmeye karar verdim”
“Ne demek oluyor bu”
“Bunda şaşırılacak bir şey yok .Her zaman istediğiniz gibi gidiyorum”
Çantamı alıp Justin’in yanından geçerek aşağı indim masanın üzerinde duran meyvelerden birkaçını çantama doldurdum .Ben meyve alırken annem,babam ve olmazsa olmaz justin’de geldi .Arkamı döndüğümde bana bakıyorlardı.Justin gülerek;
“Zaten fazla dayanamaz geri gelir”dedi
Annemle babamın umurunda değildim .Böyle olması daha iyi bana “gitme” diyecek halleri yok herhalde son kez bana lazım olabilecek şeyleri aklımdan geçirdim .Her şey tamamdı kapının önüne geldiğimde aileme son bir kez baktım onlardan hala nefret ediyordum .Artık gitme vakti gelmişti kapıyı açtım ve dışarıya çıktım kapı arkamdan kapandı artık özgürdüm
On sekiz yaşıma geldiğime göre istediğim şeyi yapmakta özgürdüm.Dışarısı biraz serindi güneş yeni doğmuştu .Aslında bir planım vardı ileride bir mağara olacaktı orada geceyi geçirebilirdim sabah olunca da şehir merkezine gidecektim oradan sonra ne yapacağımı bende bilmiyorum.Dikkatli olacaktım eğer birileri benim gerçek kimliğimi öğrenirse hayatım tehlikeye girer .Çantamdan hançerimi çıkardım ve cebime koydum kendimi korumalıydım bana saldırı olursa benim elim armut toplamayacaktı. Bildiğim bazı savunma ve saldırı harekeleri vardı bunlar sayesinde kendimi koruyacaktım.
Bu aralar haydutlar çoğaldı onlardan birilerine rastlarsam sonum kötü olur .Yolda iki kere mola verdim bu mağara bu kadar uzakta mıydı .O kadar yoruldum ki biraz daha yürürsem düşeceğimi sandım .Neyse ki mağarayı sonunda buldum.Etrafı kontrol ettikten sonra içeriye girdim .
Karanlık olduğu için ateş yakacaktım bu yüzden dışarıya odun toplamaya çıktım . biraz yürüdükten ve odun bulduktan sonra mağara ya dönmeye karar verdim .Yürüyordum ama yavaş çünkü çok yorulmuştum .Yerden kafamı kaldırınca bir ışık topluluğu gördüm . Önce sabah oluyor sandım ama daha yeni akşam olmuştu sonra ise şehir merkezinin ışığı olabilir diye düşündüm fakat şehrin ışıklarının buradan gözükmesi imkansız .Bu ışık topluluğu büyüyordu sonra fark ettim ki bunlar ışık değil bana doğru gelen insanlardı .Eyvah!
Elimdeki odunları atıp koşabildim kadar hızlı koştum. Nefes nefese kalmıştım ama mağaraya ulaşmıştım hemen içeriye girdim .Bildiğim bütün tanrılara dua ediyordum .
Sesleri duyabileceğim kadar yaklaşmışlardı içlerinden biri bağırarak
“Fazla uzağı gitmiş olamaz bulun onu”
Benden mi bahsediyorlardı olamaz ölmek istemiyorum .Korkudan gözlerimi kapattım .Bir kaç dakikayı böyle geçirdikten sonra gözlerimi açtım cesaretimi toplayıp girişe doğru ilerledim .Eğilip dışarıya bakacaktım ki ayağım bir taşa takıldı .Dengemi kaybedip düşecektim ki bir şey kolumdan tuttu .Bir dakika bir şey kolumdan tuttu .Mağarada yalnız değildim . Bir çığlık atacaktım ki ağzımı kapadı sadece boğuk bir ses çıkmıştı korkumdan ne yapacağımı bile bilmiyordum sonra bir ses geldi
“Sesiz olsana, bizi yakalatacaksın”
Ben doğrumu duydum yoksa delirdim mi .Aniden geri çekildim ,mağara karanlık olduğu içi karşımda kimin olduğunu göremiyordum.Gözümün karanlığa alışması gerekiyordu . Aklıma cebimdeki hançer geldi onu cebimden çıkardım ellerim titriyordu .Gözüm artık karanlığa alışmıştı .Karşımdaki kişi en fazla yirmili yaşlarında bir adamdı .Endişeyle dışarıya bakıyordu. Sanırım gitmişlerdi .sonra kafasını bana doğru çevirdi korkunç gözüküyordu .Bana doğru gelmeye başladığında korkumu belli etmemeye çalışıyordum.
Durmuyordu bana gelmeye devam ediyordu .Elimde duran hançeri düşürünce bir ses yankılandı .O an kuş olup uçmayı isterdim.Yere bakınca hançeri gördü ve eğilip hançeri aldı . Gülerek yüzüme bakınca kendimi olabilecek en kötü sona hazırlamıştım bile. Sorusu hiç beklemediğim bir anda gelince irkildim.
“Bununla beni öldürmeyi mi düşünüyordun”
“Hayır” sesim çok kısık çıkmıştı .Korkuyordum
“Öyleyse söyle ne düşünüyordun” ben cevap bulana kadar çoktan hançeri boynuma doğrultmuştu .Öncelikle ne yapacağımı düşünmeliydim .Doğruya ben kendimi koruyabilecek kadar eğitime sahibim .Sırıttım neden güldüğümü anlamamış olacak ki yüzüme sorgulayıcı bir ifadeyle bakıyordu. Derin bir nefes aldım hızlı bir hareketle boynumdaki hançerden kurtuldum .Karnına tekme attığımda geriye doğru sendeledi. Hançeri elinden düşürünce hemen yerden aldım ve onun bana yaptığı gibi bende onun boynuna hançeri doğrulttum.
Benden beklenmeyecek bir performans .Yüzündeki şaşkınlık görülmeye değerdi .Konuşma sırası bendeydi .
“Soru sormuştun cevaplayayım kendimi korumayı düşünüyordum”
Sonra yüksek sesle kahkaha attı ve cevap verdi .
“küçük bir kız için ağır laflar bunlar”
Küçük kız mı bu beni ne sanıyor.
“Ben küçük olabilirim ama birini ortadan kaldırmayı çok iyi biliyorum”
Boynundan hançeri çektiğimde şaşırmıştı.Evet onu öldürmeyecektim.Şimdilik.Eğer yoluma taş olursa onu ortadan kaldırmam gerekebilir.Ona arkamı dönmeden birkaç adım ilerledim ve yerdeki taşın üzerine oturdum, çantamı yanıma doğru çektim içinden bir elma çıkardım ve bir ısırık aldım elmamı yerken bana bakıyordu .Belki oda acıkmıştır ona elma verip vermemek arasında kalmıştım.Ben bunları düşünürken o da karşıma oturmuştu.Ona elmayı uzattım.Ama o bir elmaya bir bana bakıyordu.
“bu ne” gerçekten bu soruyu mu soruyor
“Körmüsün elma”
Elmayı yine almayınca elmayı eline bıraktım .Artık yemek istemiyorsa yemeyebilirdi. Hava esmeye başlamıştı ayağa kalktım ve dışarıya odun almaya gittim. Biraz önce düşürdüğüm odunlar buradaydı onları aldım ve mağaraya döndüm . Getirdiğim odunları yere bıraktım
“Ne yapıyorsun”
“Seni bilmiyorum ama benim donarak ölmeye niyetim yok”
Ateşi yaktıktan sonra ısınmak için bitki çayı yaptım ama biraz fazla yapmışım sonuçta yalnız
değildim karşımda duran adama çayı uzattım.
Almıyordu onu zehirleyeceğimi mi sanıyordu. Sinirlendim benimde bir sabrım var.Ona uzattığım çaydan bir yudum aldım sonra ona geri uzattım
“Şimdi oldu mu”
“Oldu teşekkürler”
Ona güvenmiyorum zaten öylede olması gerekiyor .çayımı yavaş yudumlarla içtim .Kendim için bir köşe seçtim oraya oturup yanımdaki taşa yaslandım.bu günü atlattıktan sonra şehir merkezine ineceğim orayı en son sekiz yaşımda görmüştüm .Belki orada bir ev bululurdum . ben düşüncelerim ile uğraşırken bir soru sordu.
“sen kimsin” bu soruyu cevaplamayacaktım kim olduğumu öğrenirse anında beni öldüreceğini biliyorum . Bu gece uyumayacağım ama gözlerimi dinlendirebilirim değil mi.
…
Uyuya kalmışım nasıl böyle bir hata yaparım olamaz eğer bana bir şey olduysa ya hayvanlar tarafından yendiysem. Hemen vücudumu yokladım hala sapa sağlamım bir şey olmamış . Ses gelince kafamı girişe doğru çevirdim ama bir şey yoktu ayağa kalktım ve girişe doğru yürüdüm mağaradan çıkacak kadar değil sadece olanı görebilecek kadar adım attım dışarıya doğru bakınca ses yapanın dünkü adam olduğunu fark ettim boşuna endişelenmişim. Dışarıya çıktım beni görüce şöyle dedi.
“Uyandın mı uyuyan güzel”
“evet uyandırdın diyelim”
“Böyle her kaldığın yerde uyursan fazla yaşamazsın”
“Bu seni ilgilendirmez”
İçeri girdim ve çantamı aldım hançerim yerdeydi onu da cebime koydum yola çıkmaya hazırdım .
“Gidiyormusun”
“Evet benden bu kadar sana iyi eğlenceler”
Yanından geçerek mağaradan çıktım ve oradan uzaklaştım umarım bir daha karşılaşmayız yoksa onu öldürmek zorunda kalabilirdim .
Yürümeye devam ediyordum başka çarem yoktu en az üç saat yürümüştüm burada mola verdim çantamda kalan son iki elmadan birini aldım yemeye başladım . Elma bitince yanımdaki derede elimi yüzümü yıkadım sonra yola devam ettim. Yürümek yorucu ama özgürlük için yürümek yorgunluğu azaltıyor .Sonunda şehrin kapısının önüne geldim.Büyük bir kapıydı, açmak için en az on kişi lazımdı ama şu an açıktı açık kapıdan içeriye girdiğimde yolun kenarlarına tüccarlar masa benzeri bir tahtanın üzerinde getirdikleri ithal malzemeleri satıyorlardı .Çeşitli kıyafetler kitaplar hayvanlar ve meyveler satıyorlardı . Bu tezgahlardan kitap satanın önünde durdum.Diğer tezgahlardan tek farkı önünde sıra olmamasıydı . Kitaplara göz gezdirdim . biri diğerlerinden daha farklıydı elime alıp incelemeye başladım.
İçini açtığımda bunun bir büyü kitabı olduğunu gördüm aramadan hemen bulmak işime gelmişti.
“Bu ne kadar”
Adam sorumla neredeyse havaya uçacak kadar heyecanlanmıştı sanırım çok fazla satış yapamıyordu.
“Üç altın”
Ne sanki tezgahı satın alacağım.
“iki gümüşten fazla vermem”
“Ama bu ithal bir ürün ve sadece bir tane var başka yerde bulamazsınız”
“Peki o zaman bu saçma kitaba üç altın verecek olan birini bul”
Elimdeki kitabı tezgaha bıraktım arkamı döndüm ve yürümeye başladım üç saniye içinde iki gümüşe satmayı kabul edecekti .Bir… İki…Üç…
“Bekleyin kitabı iki gümüşe alabilirsiniz”
İşte beklediğim cevap. Tezgaha geri döndüm ve kitabı aldım. Bu kitap benim için üç altından daha değerliydi on altın dese yinede bu kitabı alırdım. Kitabı çantama koydum ve yürümeye devam ettim .Köylülerin toplandığı yer dikkatimi çekti oraya doğru yürümeye başladım. Geldiğim yer meydandı kafamı kaldırdığımda gördüğüm manzarayla dona kaldım .Tahta bir kazığa bağlı bir kadın vardı aynı onun gibi
Bölüm etkileşimi
