Kayıp Merhamet kitap kapağı

7. bölüm / 11

Kayıp Merhamet

6-Fakirden zengine zenginden fakire

Vaveyla Yazarı: Eylül su Yalçın

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 11Şu an: 6-Fakirden zengine zenginden fakire

Aysima Yaman

Beni gratis’e doğru çekiştiren, Ahsen’e bıkkın gözlerle baktım. Zaten ikimizinde kollarında yeteri kadar poşet vardı.

Ahsen koluma daha fazla asılınca karşı koymadım.

Sarı saçlarını aşağıdan sıkı bir topuz yapmıştı. Ela gözleri parıldayarak etrafa bakıyordu. Üzerine lacivert bir body altına da beyaz bir kot şort giymişti.

“Ya Allah rızası için dur ya.” Diye söylendiğimde bakışları bana döndü. “Ne oldu ya? Geziyorduk.” Kaşlarımı çattım. Hayır gezmiyorduk sıcakta eriyorduk.

Gözlerimden ne diyeceğimi anlamış gibi “Tamam biraz oturalım şu kafede o zaman” hiç karşı koyamayacaktım.

Kolumdan düşmek üzere olan Defacto poşetine daha sıkı asıldım ve hızlı adımlar ile kafeye girdim.

Bize en yakın olan masaya oturduğumuzda resmen omuzlarımdan yük kalkmıştı.

Ahsen karşıma geçerken poşetleri yanımda duran boş koltuğa yerleştirdim. Feci halde terlemiştim. Makyajım akmış bile olabilirdi.

Salık bıraktığım saçlarımı hafifçe havaya kaldırıp ensemi açıkta bıraktım. Ahsen bu halime gülerek, “Bende toka var istersen vereyim topla” hızlıca elimi uzattığımda, kıkırdayarak siyah lastik tokayı avucuma bıraktı.

Ayaklandığımda çantamı hızlıca koluma taktım. Ahsen nereye gideceğimi anlamış gibi telefonunu çıkarıp arkasına yaslandı.

Hızlı adımlar ile lavaboya girip işimi hallettim. Çıkıp aynaya baktığımda gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım. Fazla terlemiştim.

Ahsenden aldığım tokayla kahve saçlarımı at kuyruğu yaptım. Bu havada salık saç bırakmak büyük bir hataydı.

Aynadan hafifçe uzaklaşarak üzerimdekileri kontrol ettim.

Üstümde bol bordo bir tişört altımda ise, açık mavi bir kot şort vardı.

Tişörtümü ileri geri sallayıp içimi havalandırdım. Makyajım da düşündüğüm kadar akmamıştı hatta nerdeyse akmamıştı. Zaten çokta fazla makyaj yapmamıştım.

Çantamdan deodorantımı ve rolonumu çıkardım. Onlarla işimi halledip parfüm sıktım ve çantamdan güneş gözlüğümü çıkarıp başımın üstüne itekledim.

Eşyalarımı toparlayıp lavabodan çıktım. Kasadan kahveleri sipariş ettim. Telefonuma gelen bildirim sesiyle telefonuma bakarak yürümeye başladım.

Abim denilen varlık mesaj atmıştı.

Aybars💩- Gene neredesin sen Allahın cezası? annem soruyor

Anneme söylemiştim aslında ama unutmuştu muhtemelen zaten bu ara her şeyi unutuyordu derin bir nefes alıp kolumdan düşmek için an kollayan çantamı düzelttim.

Aysima- anneme söylemiştim zaten unutmuş herhalde

Aybars💩- yani kadın unutmuş işte nerdesin? Sihirli güçlerle mi bulup nerede olduğunu söyleyeceğim?
Gözlerimi devirdim. Bazen gerçekten çok gıcık oluyordum buna.

Aysima- Ahsen ile buluştuk caddedeyim şimdi akşama doğru eve geçerim.

Aybars💩- Vallahi bıktım senden anca geziyorsun ya neyse bb.

Acaba bunu yazarken ne düşünüyordu? Bedenime çarpan bedenle çantam yere düştü. Başımı kaldırıp çarpan bedene baktığımda tanıdık bir yüz gördüm.

Sarıya kaçan kumral saçlar, yeşil gözler ve uzun boy kesinlikle tanıyordum.

Yere düşen çantamı alıp bana uzattığında hala dikkatle onu süzüyordum. Zaten aynı tepki onda da vardı. O’ da beni tanımaya çalışıyormuş gibi bakıyordu.

“Sizi bir yerden tanıyor muyum?” Diye sorduğumda, dudaklarını bilmem der gibi öne büktü. Bu sırada arkadan genç bir garson “Tolga!” Diye bağırmıştı.

Onun üzerinde de garson kıyafetleri vardı.

Bakışlarını genç garsona döndürünce aklıma gelen isimle gözlerim irileşti bakışları yeniden bana dönünce irileşen gözlerimden bir şey diyeceğimi anlamış gibi başını sağına doğru eğdi.

“Tolga Baran Karakaya” diye mırıldandım dudaklarımda ki sinsi gülümsemeyle. Anlamaz gözlerle bana bakarken elimi ona doğru uzattım.

“Aysima Aydoğan ” dediğimde yüzü kireç gibi soldu. Şimdi neden güldüğümü biliyordu.

İkimizinde aklına aynı anda geçmiş düşmüştü.

O zamanlar daha zengin değilim öyle çok gelirimiz de yok. Tolga ise okulun en zenginlerinden.

Lise zamanları daha ve ben o zamanlar tolgayı manyak gibi seviyorum. Hatta ona sayısız kere açılıyorum ama kabul etmiyor.

Hatta ve hatta sürekli benimle dalga geçiyor. ‘Benim fakirlerle işim yok’ diyerek.

Ben bu mal için depresyonlara giriyorum.

Sonra beklemediğim bir şey oluyor ve tolga beni sevdiğini söylüyor tabii ki hemen kabul ediyorum.

Bir hafta sonra ‘ben sana bakar mıyım ya’ diyerek benden ayrılıyor bende bunlara katlanamayıp okuldan ayrılıyorum.

Yüzümde ki sinsi sırıtış büyürken “sen bana bir kahve al arka bahçeye gel.” Dediğimde itiraz etmek için dudaklarını aralamıştı ki “yoksa gidip patronunla mı görüşeyim?” Dudakları kapanırken yanından geçip Ahsenin yanına gittim.

“Geliyorum 15-20 dakikaya” bana sorgulayıcı bakışlar atınca “gelince anlatırım” diyerek çantamı masaya bıraktım. Telefonumu arka cebime sıkıştırıp kafeden çıktım ve hızlı adımlarla arka bahçeye doğru yürüdüm.

Tahmin ettiğin gibi oradaydı. Gülüşümü büyütüp yanına oturdum kahvemi elinden alıp rahatça arkama yaslandım. O ise diken üstünde duruyordu.

“Ee tolga bey nasıl gidiyor hayatınız hala fakirlere bakmıyor musunuz yoksa?” dedim alaycı bir sesle.

Sıkıntılı bir nefes alıp bana döndü. “Geçmişte yaşanmış bir olay ne diye abartıyorsun?” Deyince kaşlarım alayla havalandı. “Ben çok kindar bir kadınımdır biliyor musun?” Dedim dudaklarımı bükerek.

Üzerinde ki önlüğü sallayarak kendini serinletti. “Lise zamanlarıydı çocukça bir heyecan işte ikimizde büyüyüp olgunlaştık sonuç olarak.”

Dudaklarımdan minik bir kahkaha firar etti. “Eminim bu halde olmasan hiçbir şey değişmezdi be tolga. Ayrıca nereden biliyorsun belki de benim çocuk heyecanım daha yeni geliyor?”

“Ne istiyorsun Aysima?”

Aklıma gelenlerle hınzırca gülümsedim. Gülümsememi görünce dikleşerek başını iki yana salladı.

“Ayak işçim ol” dediğimde gözleri irileşti. “Ne” dedi anlamamış gibi. Oturduğum yerde dikleştim.

“Bak şimdi alışveriş poşetlerimi taşıyacaksın. Yemeklerimi getireceksin. Bunun gibi şeyler işte”

Kaşları çatılırken “neden böyle bir şeyi yapayım?” Dedi. Alayla ona bakarak ayaklandım.

“Müdür bey” diyerek bağırdığımda hızla ayağa kalkıp eliyle ağzımı kapattı.

“Sus Allahın cezası sus”

Bugün niye herkes bana Allahın cezası diyordu ya.

Ona dönüp kaşlarımı çattım. “Benden olsa olsa ödül olur neyse konumuz bu değil yapacak mısın?” Diye sordum.

Dişlerinin arasından “tamam” diye mırıldandı kıkırdayarak ondan uzaklaştım. Bankta ki kahvemi alıp eline tutuşturdum. “Gel bakalım”
Gülerek yeniden kafeye doğru yürüdüm. Arkamdan “gerçekten çok kindar bir kadınsın”dediğini duyunca keyfim yerine gelmişti.

Kindar bir kadındım.
Ve intikamımı alacaktım.

🎭

Azra Seren

Bir rüyanın içinde olduğumu biliyorum ama uyanamıyorum.

Karşımda en son ne zaman gördüğümü bile hatırlamadığım bir dostum var Elvin.

Onun hakkında çok bir şey bilmiyordum ama yakın bir dostumdu.

Travmalarını, acılarını bana hep anlatırdı.

Gerçi onun travmaları benimkinin yanında sinek ısırığı gibiydi.

Her zaman, Erva, ben ve Elvin takılırdık. Gerçi babam yüzünden ben genel olarak çok eğlenemiyordum.

Zaten Elvin bir anda ortadan kaybolmuştu.

Onu özlemiyorum desem yalan olurdu. Özlemiştim. Yalan söylemek istemiyordum. Elvin Ayberke gerçekten benziyordu.

Karşımdaydı. Sanki bir aynanın içindeymiş gibi yüzünün etrafında eskimiş bir çerçeve vardı. Kahverengi saçları dağılmıştı. Göz altları ve yüzü şişmiş. Kumral teni beyazlamıştı. Üzerinde kirlenmiş bir beyaz tişört vardı.

O kadar yorgun görünüyordu ki başına ne geldiğini biraz daha merak ettim.

Çok geçmeden dudaklarını oynatmaya başladı.

“Azra”

Yumuşak sesini duyunca bedenim gerildi. Acı çekiyor gibi çıkmıştı sesi

“Çevrende ki insanlara dikkat et. Seni hep kardeşim yerine koydum. Bu yüzden uyarmak istiyorum. Dikkatli ol bir savaş meydanındasın.”

İrkilerek gözlerimi açtığımda nefes nefese kalmıştım.

Terlediğimi hissediyordum. Yataktan kalktığımda Ervayı yatakta göremedim. Rüya beni epey etkilemişti.

Genel olarak rüyaların bir anlamı olduğuna inanırdım. Bu yüzden tedirgindim.

Hızlıca lavaboya girip yüzüme soğuk su çarptım azda olsa iyi gelmişti. Buradan kaçma planımı daha fazla ertelemek istemiyordum. Bu yüzden odanın içindeki camdan dışarıya doğru baktım. Tahmin ettiğim gibi korumalar oradaydı.

Derin bir nefes aldım ve dolaptan beyaz üzerinde gözlük takan güneş figürü olan bir tişört ve süt kahvesi renginde salaş bir şort çıkardım.

Hızlı hızlı üzerimi giyindim. Bu havada açık saçla gezmek istemiyordum. Komodinlerden kıskaçlı bir toka alıp saçımı at kuyruğu yaptım.

Ayberkle konuşmak istiyordum. Bence burada kalmamın bir manası yoktu. Tamam sevgili rolü yapıyor olabilirdik ama bunu ayrı evlerde kalarakta yapabilirdik.

Odadan çıkıp Ayberkin odasına girdim zaten odalarımız çok uzak değildi.

Bu sefer kitap köşesindeki beyaz pufun üzerinde oturuyordu. Bakışları bana dönünce, “Sen kapı çalmayı bilmiyor olabilir misin?” Olabilirdim. Gerçekten de kapıları genelde çalmıyordum.

Omuz silkip yanına doğru ilerledim. Ne oldu der gibi bakınca, “konuşmamız lazım.” Diyerek pufun önüne bağdaş kurarak oturdum.

Elinde tuttuğu kitapı kapatıp sehpanın üzerine koyunca bakışlarım kitapa kaydı. Kağıttan uçaklar adlı kitapı okuyordu. Okuduğum bir kitaptı. İçinde körü körüne inandığım bir cümle vardı.

Ucuz bir şey aşk, üç harf, toplasan etmez bir halt.

“Ne konuşacağız?” Diye sorunca bakışlarımı kitaptan çekip yeniden ona baktım.

“Anlayamıyorum.” Diye mırıldanınca, kaşlarını kaldırıp, neyi anlamıyorsun der gibi bir bakış attı.

“Neden bu evde kalıyorum ben? Tamam rol yapıyor olabiliriz ama bunu farklı evler de yapabiliriz.”

Başını eğdiğinde anlamaz gözlerle ona bakıyordum.

“Belki sana saçma gelebilir hatta tahminen gelecek ama,” bakışları bana dönünce gözlerinde koruma duygusunu gördüğüme yemin edebilirdim.

Devam et der gibi başımı sol omzuma doğru eğince, “Feriti gördüğünde bedeninde ki tepkilerden bir problem olduğunu anlamıştım. kızma ama iyi olduğundan emin olmam lazımdı sizi izledim. Sadece; bir kaç cümleyi duydum ve peşini bırakmayacağını anladım. Bu yüzden buradasın.”

Dediğinde gözlerim irileşti. Şaka falan mı yapıyordu acaba?

Şoke olmuş gibiydim. Zaten hala gördüğüm rüyanın etkisinden çıkamamıştım. Birde üstüne bunları bilmek hiç iyi olmamıştı.

Sanırım artık kaçmanın pek bir manası yoktu. Kaçsam bile peşimde ki beladan kurtulamayacaktım.

Saçmaydı bu adam ne zamandan beri bu kadar yumuşak kalpliydi? Nedense artık onun karanlık işler yürüttüğüne inanmıyordum.

Yutkunup “bir şey daha sorabilir miyim?”diye mırıldandım.

Başıyla onaylayınca, “bazen senin karanlık işler yürüttüğüne inanamıyorum. Gerçektende mafya mısın?” Diye sordum. Tedirgin olarak. İstemiyordum mafya olmasını.

Hafifçe gülümseyip başını iki yana salladı. “Yani aileme ve sevdiklerime zarar vermedikleri sürece kimseye dokunmam.” Deyince rahat bir nefes almıştım. Aklıma gelen şeyle duraksayarak ona döndüm. “Ferite neden bulaş-“ lafımı keserek ayaklandı.

“Hadi kahvaltıya inelim.” Kaşlarımı çattım ama ayaklanarak odadan çıktım. Aşağı indiğime Erva ve Aybarsı masada otururken gördüm. Gülmemek için yanağımın içini dişlerken yanlarına doğru yürüdüm.

İkiside diken üstünde oturuyor, gergin görünüyordu. Erva saçlarını iki yandan balık sırtı şeklinde örmüş, güzel yüzünü ortaya çıkarmıştı. Üzerine beyaz transparan bol bir üst giymiş, altınada siyah salaş bir şort giymişti. Hava o kadar sıcaktı ki genel olarak hep şort giyiyorduk.

Aybars ise üzerine beyaz bol bir tişört giymiş altınada mavi bol bir şort giymişti. Bugün muhtemelen Aysel teyzeler gelecekti. Aybars telefondan ayak üstü ervayı anlatmıştı. Bakışlarım saate kayınca 1’e geldiğini gördüm. 3 gibi gelirlerdi.

Ervanın yanında ki sandalyeyi çekip oturduğumda gerilen bedeni gevşemişti. “Ne bu gerginlik ya?” Diye sordum.

Çay bardağına çay doldururken birbirlerine baktıklarında ikiside aynı anda hızla gözlerini kaçırdı. Ben kıkırdamaya başladığımda Ayberk karşımda ki sandalyeyi çekip oturdu.

Hızlıca kahvaltımızı yapıp Erva ile odaya geçtik. Saçlarını açarken gerginliğini saklayamıyordu.

“Ya anlarlarsa” diye mırıldandığında elimi güven vermek istercesine omuzuna koydum. “Rol yapan bir tek siz olmayacaksınız sakin ol” elimi çekip dolapı açtım.

Hızlıca üzerime bordo bir crop altıma da siyah bir pantolon geçirdim. Muhtemelen terleyecektim. Ama klimayı açarsak problem olmazdı. Saçlarımı bozmadım. Yeniden Ervaya baktığımda. Üzerini değiştirmişti. Saçları çok hızlı şekil aldığı için su dalgası şeklini almıştı.

Üzerine zeytin yeşili bir polo yaka altınada beyaz bir keten pantolon giydiğini gördüm. Güzel olmuştu ama genelde böyle şeyler giymezdi.

“Hayırdır sen niye böyle giyindin?” Diye sorduğumda, “inandırıcı olmak istedik te”diye mırıldandı. Gülmeye başlarken çalan kapıyı duydum. Erva olduğu yerde dikleşirken ben odadan çıkmıştım.

Aşağı indiğimde Ayberk ve Aybarsı kapının önünde gördüm. Ayberkin yanına indiğimde elimi tuttu.

Üzerine beyaz tişört altınada şort geçirmişti. Aybarsta Erva gibi giyinmişti.

Erva merdivenlerden inip Aybarsın yanına geçtiğinde Ayberk kapıyı açacakken kolunu tuttum bakışları bana dönünce Aybarsa dönüp ellerini işaret ettim.

Aynı anda ellerine baktıklarında aynı anda yutkundular ama ellerini birbirine kenetlediler.

Kapıyı açtıklarında Aysima içeri doğru düşecekken Ayberk kolundan tutup onu dikleştirdi. Saçlarını at kuyruğu yapmıştı. Üzerinde bol bordo bir tişört altında da mavi bir kot şort vardı.

“Uyuyakalmışım abi erken açtınızda kapıyı biraz” deyince Ayberk kıkırdayarak kardeşini kolları arasına çekti. Aysimada gülerek “iyi bari bu sefer az parfüm sıkmışsın.” Dediğinde Aybarsın güldüğünü duydum.

Ayberkin kollarının arasından çıkıp hızla bana sarıldı. “Canım yengem” diyerek salladığında Aysel teyzenin “boğacan kızı” diyerek kızdığını duydum aysima gülerek geri çekildiğinde Aybarsa ters bakışlar attı. “Benden Allahın ödülü olur tamam mı?” Diye kızdı ama kendisini abisinin kolları arasına bıraktı. Bir eliyle Ervanın elini tutarak tek koluyla karşılık verdi Aybars.

Aysima geri çekilip Ervayı süzdüğünde gözlerinin içi parıldamıştı. “Ay sen ne kadar güzelsin.” Erva içtenlikle gülümsediğinde Aysima hızla Ervaya sarıldı. O kadar sıcakkanlı birisiydi ki ister istemez ona hızla alışıyordunuz.

Aysel teyze beni kollarının arasına çekip sarıldı. Aybarsada “oğlum” diyerek sarıldı. Ondan ayrılıp Ervayı süzdüğünde “oyy kuzum” diyerek onuda kollarının arasına çekti. Veysel amca gelmemiş olmalıydı.

İçeriye geçip hızlıca koltuklara yayıldık.

Yanıma Ayberk otururken, Aysima aldığı makyaj malzemelerini Ervaya gösteriyordu. Aysel teyze öne atılıp “kızım bir çekilde tanışalım kızla” deyince aysima makyaj malzemelerini toparladı.

Aybarsa sert bakışlar attığımda ne demek istediğimi anladı ve ellerini Ervanın kine kenetleyip kucağına çekti.

Erva’nın gerildiğini bir tek ben anlamıştım.

Aysel teyze Ervaya bakarak elini uzattı. “Aysel Yaman” dedi sevecen bir sesle.

Erva Aybarsın tutmadığı elini öne uzatıp aysel teyzenin elini tuttu. “Erva Karan” Aysel teyze gülümseyip geri çekilince Aysima öne atılıp,Ervaya baktı.

“Yani bir şey sorabilir miyim?” Diye sorunca Erva başını salladı. “Bu güzellikle abime nasıl baktın?” Ayberk büyük bir kahkaha patlattığında bende gülmeye başlamıştım.

Aybars kaşlarını çatıp Aysimaya baktığında Ervada başını çevirip, Aybarsa baktı.

Erva gülmeye başladığında, Aybarsın bakışları Ervaya kaydı. “Niye gülüyorsun sen?” Diyerek yanağından makas aldı. Gerilmişti yine ama belli etmedi.

“Hiç öyle komik geldi de” diye mırıldanınca Aybars sabır dilenir gibi başını yukarı doğru kaldırdı.

Aysel teyze “bir de bir damat alsam iyi olacak da” diyerek Aysimaya bakınca aysima kaşlarını çatıp “hayır yok sana damat falan” diyerek kızdı.

Ben gülerek ayaklandığımda Ervada ayaklanmıştı. Ayberk soran bakışlar gönderince “kahve yapalım” diye mırıldandı Erva. Aybars gülerek “benim ki tuzlu olsun” dediğinde Erva hızla mutfağa doğru gitti arkasından gülerek girdim.

“Belli oluyor mu?” Diye sordu gergince. Başımı iki yana sallayarak güldüm. Sertçe bana baktığında daha fazla güldüm.

🎭

Aysel teyzeler gittiğinde rahat bir nefes almıştım. Kendimi koltuğa bıraktığımda Erva da kendini yanıma bıraktı.

Ayberk ve Aybarsta oturunca Erva “Yemin ederim gerim gerim gerildim ya” diyerek homurdandı.

Aybars hafifçe gülerek “Ben o kadar da gerilmedim şahsen.” Dediğinde Erva başını kaldırıp bana baktı. “Sen hiç gerilmiyor musun ya?” Diye sordu.

Gülerek başımı iki yana salladım. “Zaten Aysel teyzelere ister istemez çabuk alışıyorsun” dediğimde Erva kaşlarını çattı. “Sence ben bundan mı bahsediyorum?” Diyerek Aybarsı gösterdi. “Hem bu elimi tutuyor hemde belli ettim mi diye düşünmekten kafayı yiyorum sende olmuyor mu?” Başımı iki yana salladım. Cidden ben alışmış gibiydim.

Aybarsta gülmeye başlamıştı. “Aramızda gerilen tek kişisin bir sakin ol ya” diyerek rahatça arkasına yaslandı.

Erva kaşlarını mümkünmüş gibi daha da çatarak “pardon da her gün insanlarla sevgili rolü yapmıyorum.” Aybars bir şey diyecekti ki odayı bir şarkı sesi doldurdu.

Yansın zaten yanıyor
Bir boşluk var yer-

Ayberk cebinden telefonunu çıkartıp arayan kişiye bakıp kaşlarını çattı ve telefonu kulağına yasladı.

“Ne var?”

Karşıda ki kişi her ne dediyse kaşlarını çatarak ayaklandı.

“Konum at” telefonu kapatıp bize döndü. “Bir işim var hemen geliyorum” bir cevap beklemeden arkasını dönüp gitti.

🎭

Evden çıkıp hızlı adımlarla arabaya bindi Ayberk.

Geçen hafta Feritten maskeyi alıp akına göndermişti. Araştırması için. Az öncede akın aramış maskenin anlamını bulduğunu söylemişti.

Konuma vardığında hızla arabadan inip akının evinin kapısını çaldı.

Akın kapıyı açınca hızla girip koltuğa oturdu. “Ne oldu ne anlama geliyormuş”. Akın karşısına oturup. Maskeyi sehpaya koydu.

Ayberk maskeyi alıp incelemeye başladı. İncilerle bezenmiş beyaz bir maskeydi. Maskeli balolarda kullanılan türden maskelerdendi. Gerçekten güzel bir maskeydi. Elvinin sesi zihninde yankılandı Ayberkin

Bu maske hiç normal bir maske değil güzeliğine aldanmayın.

Ters çevirip içindeki sayılara baktı.

11081996

Elvinin doğum tarihi

Akına dönüp “adresi ver.” Diye mırıldandı. Akın adresi eline bıraktığında akına teşekkür edip evden çıktı.

Hızlı adımlar ile arabaya binip konuma doğru sürdü geldiği yere baktığında eskimiş bir ev gördü. Hızlı adımlarla eve girdi. Adreste kasanın çatı katında olduğu yazıyordu merdivenleri çıkıp çatı katına ulaştı.

Çatı katına girecekken gözüne bir oda ilişti. Girmek istemiyordu ama ayakları onu odaya. götürdü. İki tane eskimiş yatak vardı.

Duvara bakınca duraksadı Ayberk. Duvarlarda Azra seren yazıyordu yutkunarak odadan çıkıp çatı katına girdi.

Enayiler kasayı saklama gereği bile duymamışlardı. Hızlı adımlar ile gidip kasanın şifresini açtı.

Kasadan ‘tık’ sesi duyuldu ve kasa açıldı. Kasanın içinden çıkan fotoğrafı aldı Ayberk.

Fotoğrafta Erva,Azra ve Elvin vardı üçü yana yana durmuş gülümsüyordu.

Bu kadar yakın olduklarını hiç düşünmemişti Ayberk. Fotoğrafın arkasını çevirdiğinde Elvinin el yazısı ile karşılaştı.

Aybars ve Ayberk az kaldı çok az kaldı kardeşlerim eğer bu kasayı bulduysanız beni bulmanıza gerçekten çok az kalmıştır.

Biliyorum şimdi bu kasanın şifresi neden senin doğum tarihin diye soracaksınız.

Ferit. Bana takıntılıydı. Belkide bu yüzden şuan onun elindeyim.

Evet kardeşim Feritin elindeyim. Bunlarıda ondan gizli yazıp içeride ki casusa vericem o da kasaya götürecek.

Ne yapmamız gerekiyor diye soracaksınız. Ne yapacaksınız işte şimdi son adımlardasınız. Yapmanız gereken Azraya beni hatırlatmak abisinin bana takıntılı olduğunu biliyordu ve beni sürekli ondan uzak tutmaya çalışırdı.

Ama gördüğünüz üzere başarısız oldu.

Eğer Azra beni hatırlarsa nerede olduğumuda hatırlayacaktır ona her şeyi anlatın hem de her şeyi.

Ve son bir şey kardeşim Azra çevresine dikkat etsin yakınlarında bir hain var.

Sizi seviyor güveniyorum.

Ablanız;Elvin Aydoğan

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

39okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18