5. bölüm · Kayıp Merhamet
3-Yaşamın kanunu
Ben her zaman karanlığa mahkumdum, bunu hep bilmiştim ama şimdi her zamankinden daha da karanlıktaydım.
Ayberkin gözlerinin içine bakarken kendimi dizginlemeye çalışıyordum. Her an üzerine atlayıp saçına başına dalabilirdim.
“Ne diyorsun sen ya” derken dişlerimi sıkıyordum. Bakışlarında büyük bir pişmanlık vardı. Daha kadın beni tanımamıştı ne kriterinden bahsediyordu acaba?
“Bak biliyorum sinirlisin ama ne yaparsan yap bu kadın peşini bırakmaz bende çok meraklı değilim sana”
Çenem dişlerimi sıkmaktan ağrımaya başlamıştı.
Ayağımdaki topuklu ayakkabıyı suratına fırlattığımda eğilerek kurtuldu
“Ya kadın beni tanımıyor bile nasıl kriterlerine nasıl uyabilirim seni öldürürüm”
Gözleri şaşkınca irileşmişti bana sen manyaksın der gibi bakıyordu.
“Manyak mısın sen lan?” Diye sordu ciddi bir ses tonuyla
“Manyaksam manyağım lan ne evlenmesi ne diyorsun sen”
Ben normalde fevri hareketlerde bulunmazdım ama şuan hiçbir şey umurumda değildi ben istediğim biri ile evlenecektim.
Diğer ayakkabımıda çıkaracakken kollarımdan tutup bedenimi bedenine yasladı aramızda tehlikeli bir yakınlık vardı.
Bu sefer dişlerinin arasından konuşan oydu.
“Ben istiyor muyum sence? Tamam kötü bir insan olabilirim ama bu kadar da değil amacım kimsenin geleceğini çalmak değil ama biliyorum annem bırakmayacak peşini”
Artık hiçbir şey umurumda değildi göğsüne sert bir yumruk attım. Muhtemelen onun için sinek ısırığıydı.
“Yapmayacağım var mı bir diyeceğin?”
Bakışları değişti artık az önceki gibi yumuşak değildi epey sert bakıyordu. Peki bana işliyor muydu? Hayır
“Berfine zarar vermemi ister misin?”
Tamam ileri gidebileceğini biliyordum ama bu kadarını tahmin etmemiştim ağzım açık kalmıştı neredeyse. Şaşkındım Çünkü böyle bir atak beklemiyordum.
Tam ona kızmak üzereydim ki kapı açıldı ardından kulağımızı zarif bir kadın sesi doldu bir tek bu seste değildi sesin yanında birde ince bir ses vardı.
Bakışlarımı gözlerinden koparıp kapıya döndüm.
Zarif sesin sahipi yaşlıydı fakat dinç bir görünüme sahipti siyah saçlarını alttan salaş bir at kuyruğu yapmıştı üzerinde siyah bir gömlek ve kumaş pantolon vardı. Kahve gözlerini öne çıkartacak bir makyaj yapmıştı Ayberke benziyordu
İnce sesin sahipi benim yaşlarımdaydı. Kahve saçları dalgalar halinde omuzlarına dökülüyordu. Aybarsta olduğu gibi buz mavisi gözleri vardı. Masumiyetini kanıtlamak istercesine üzerine beyaz bir tişört giymiş onun üstünede pembe bir deri ceket giymişti altında gri bir pileli bir etek vardı
İkiside aynı anda şu cümleyi kurmuştu.
“Abi”
“Oğlum”
Allah kahretsin
Şuanda çok uygunsuz bir pozisyondaydık. Ve ayberkin dediklerine bakılırsa bugünden sonra bu kadın peşimi asla bırakmazdı.
Hızla Ayberkten uzaklaştım. Kadının bakışları ikimiz arasında mekik dokurken tebessüm ediyordu en sonunda bakışları ayberkte durdu.
“Bu güzel kız kim oğlum”
Tipim resmen kaymıştı acaba nerem güzeldi.
Ayberk aniden elini beline koyup beni kendine çekti “sevgilim” anlamadım?
Ben şaşkınca Ayberk’e dönerken kadın yüzünde ki gülümseme büyümüştü. Kadın gülerek “gel bakalım kızım” bana seslendiğini anlayınca bakışlarım kadına döndü tam itiraz etmek için dudaklarımı aralamıştım ki Ayberk kulağıma eğildi sıcak nefesi kulağıma değerken “Berfin” diye mırıldandı dudaklarım kapanırken yüz ifademi sabit tutmak için büyük bir çaba sarf ediyordum.
Ayberkin kollarından kurtulup kadına doğru yürüdüm. Kadının yüzünde öyle bir tebessüm vardı ki sanki dünya için en yararlı icat bulunmuştu öyle bir gülümsemeydi.
Allahtan rol yapma konusunda iyiydim. Dudaklarımı onların anlayamayacağı bir şekilde zorla kıvırdım.
Kadın samimiyetle kollarını iki yana açınca ister istemez şaşırdım. Nasıl tanımadığı birine bu kadar iyi davranabiliyordu?
Küçük adımlar ile kadının kollarının arasına girdim. Açıkça beni sıkıca sarmasını da beklemiyordum. “Güzel kızım benim” içli içli kokumu içine çekince bedenim gerilmişti neden şuan annemden görmediğim sevgiyi görüyordum? Geri çekilip dolu gözlerle bana baktı. Sanki uzun zamandır oğlunun evlenmesini istiyordu.
“Tanışalım o zaman”
Dedi yüzünde sıcacık bir gülümseme ile gözleri dolmuştu ağladı ağlayacak gibi duruyordu. Bana sanki değerli bir mücevhermişim gibi bakmasını da garipsiyordum. Çünkü ben anne sevgisi ne demek bilmiyorum
Kıvrılan dudaklarım ile “tanışalım efendim” diye mırıldanınca, kadın kaşlarını çattı “bana efendim demene gerek yok kızım istersen anne istersen teyze de” anne diyebileceğimi sanmıyordum. O kelimeyi her kullandığımda ağzımda acı bir tat kalıyordu.
“Tanışalım teyze”
Gülümseyerek elini bana uzattı. Sanırım bu evde tuttuğum ilk eldi.
“Aysel Aydoğan”
Uzattığı eli tutarak “Azra seren” diye mırıldandım. Gülerek geri çekildi ve ince sesin sahipine döndü “kızım Aysima” bakışlarım yeniden kıza döndü yüzünde derin bir tebessüm vardı. Elimi uzattığımda saygılı bir şekilde sıkıp geri çekildi.
Ne yapacağımı bilemediğimde beni kurtaran Aysima oldu heyecanla bana bakıp “Nasıl tanıştınız” diye sorunca sessizce yutkundum.
Gelde cevap ver şimdi
Bir an için ne yaptığını sorguladım ne yapıyordum ben?
Cevap veremeyeceğimi düşünürken bel oyuntumda bir sıcaklık hissettim. Bakışlarımı yanıma çevirince aniden Ayberk ile göz göze geldik.
Geriliyordum, rahatsız olmaya başlıyordum. Ayberkin bakışları Aysel teyzeye döndü “Bunu sonra konuşalım anne” Aysel teyze başıyla onaylayıp Aysima ile odadan çıktı. Onlar çıkar çıkmaz hızla ayberkten uzaklaştım bu sırada dişlerimin arasından “seni geberteceğim” dedim.
Bu dediğime güldü yanaklarında ki o çukurlar yine kendini belli etmişti.
“Ne diyeceğiz şimdi annene ha? Düşündünmü bunları?”
Beni umursamadan yatağı gösterdi “Otur konuşacağız” yapmazsam üsteleyeceğini düşündüğümden gidip yatağa oturacakken duraksadım. Üzerime bakınıp yeniden Ayberke baktım.
Ne diyeceğimi anlamış gibi “dolabında her şey var giy çıkıyorum” diyerek kapıya yürüyünce kaşlarım çatıldı “bunlar kimin eşyaları”
Bana bakıp hafifçe güldü “misafir kıyafeti” o ne demekti ya?
Daha fazla üstelemedim odadan çıkınca üstümü giyinmeye başlamıştım. iç çamaşırlarımı değiştirirken homurdanıyordum “bir insanın evinde neden misafir kıyafeti olur ki?”
Üzerime bebek mavisi bir kazak altıma ise mavi bir kot pantolon giydim ve daha fazla beklemeden kapıyı açıp Ayberki içeri soktum.
“Anlat dinliyorum.”
⚔️
Gergindim. Salondaydık Aysel teyze ve Aysima buradaydı. Ve bizi sorguya çekecekmiş gibi bakıyorlardı.
Salon büyüktü lacivert bir L koltuğun üzerinde oturuyorduk. Bütün odayı kaplayan geometrik desenli bir halı vardı. Büyük televizyon ünitesine bakmakla meşguldüm. Koltuğun diğer tarafında abajur bir lamba vardı. Salon kesinlikle estetik bir görünüme sahipti.
L koltuğun bir ucunda Ayberk ile ben, diğer ucunda ise Aysel teyze ve Aysima oturuyordu.
Aysel teyzenin bakışlarında gram değişim olmaması beni şaşırtıyordu.
Aysima heyecanla doğrulup “Nasıl tanıştınız?” Diye sorunca Ayberk ile birbirimize baktık. Cevap veren o oldu
“Ortak arkadaş”
Bu şekilde kısa cevaplar vererek bu işten sıyrılacaktık.
Muhtemelen sadece Aysima soracaktı.
Aysimanın yüzünde büyük bir gülümseme belirirken bir defter çıkarınca şaşkınca Aysimaya baktım bakışlarıma karşılık sadece güldü.
Sabahtan beri odada Ayberkle birbirimiz hakkında bilgi alıyorduk. Hiç tanımadığım bir insana bilgi vermek beni epey gerip rahatsız etmişti ama başka şansım yoktu. Berfin benim tek ailemdi.
Aysima Ayberke bakıp benim hakkımda soru soracağını belli etti.
“Burcu”
“Başak”
“Yaşı”
“24”
“Doğum günü”
“09.04.2002”
“En sevdiği renk”
“Yeşil”
“En sevdiği yemek”
“Patates kızartması”
“En sevmediği?”
“Pırasa”
Derince yutkunmaktan alıkoyamadım kendimi ayrıca biz neden bu soruları cevaplıyorduk?
“En sevdiği çiçek”
“Şakayık”
“En sevdiği hayvan”
“Sincap”
Aysimanın keyfi yerindeydi fakat bizim değildi gerginlikten bayılacaktım şuraya aysima bakışlarını bana çevirince dikleştim.
“Sıra sende”
Başımla onayladım sanki biz suçluyduk ve polis bizi sorguya alıyordu öyle bir ortam vardı.
“Burcu”
Ayı
“Terazi”
“Yaşı”
80
“27”
“Doğum günü”
3 aralık
“10.05.1999”
“En sevdiği renk”
Bok rengi
“Lacivert”
“En sevdiği yemek”
“Mantı”
“En sevmediği?”
Zıkkım
“Ispanak”
“En sevdiği hayvan”
Kendi
“Köpek”
Kendi gibi
Aysima gülerek “oldu bu iş tam puan” dediğinde göz devirmemek için resmen efor sarfettim.
Aysel teyze gülerek ayaklandı ve aysimayı da kaldırdı “Hadi biz kalkalım uğrarım yine buralardayım” dediğinde oturduğum yerde doğruldum.
Aysel teyze beni yine kolları arasına çekip sıkıca sarıldı. Bu sefer uzun sürmeden kendimi geri çektim.
Oğluna ilerleyip eğilmesini işaret etti Ayberk hafifçe eğilince onuda kolları arasına aldı “hay anası kurban” kadının dış görünüşü ile alakası yoktu.
Ayrıldıklarında Ayberkin bakışları kardeşine kaydı. Aysima sarılmayacağını belli ederek omuz silkti “Mikrop kaparım” diyerek koşmaya başladı. Ayberk arkasından göz devirdi. Bence kız haklıydı.
İkiside evden çıktıklarında rahat bir nefes aldım. Fakat aldığım nefes boğazımda kaldı. Az önce yaşananlar aklıma gelince dişlerimi kırarcasına sıkıp, Ayberke baktım. Onun bakışları zaten üzerimdeydi.
“Ayberk”
Ben buna mecbur kalmak istemiyordum. En azından sevdiğim adamı kendim seçmeliydim. Ayberkin bakışları efendim der gibi bakınca
“Ben buna mecbur kalmak istemiyorum en azından sevdiğim adamı kendim seçeyim”
Omuz silkti. Söylediklerimin ona etki etmemesi beni sinirlendirmişti. Hızla doğruldum. “Beni odama götür” deyince rahatlamış gibi omuzları nı düşürmüştü.
“Soldan ikinci oda”
Bir şey demeden odaya çıkarken gözlerim dolmuştu. Hayatın karanlık olmasından bıkmıştım. Hiç yüzüme gülmemesinden bıkmıştım. Zaten hayatım anne ve babamın isteklerine göre şekillenmişti. Evleneceğim kişiyi bari ben seçseydim.
Odaya girip derin bir nefes aldım. Belki de bu yaşadıklarım ablamın suçuydu bu yaşadığım herşeyden daha korkunçtu.
Kapının ardına oturunca gözyaşlarımın akmasına engel olamadım.
Bu muydu yani? Hayatımı daha yeni yeni düzene sokmaya başlamışken yine mi bir gecede mahvol muştu?
Şimdi sırtımı sıvazlayacak bir Erva da yoktu. Onuda arkamda bırakmıştım. Onlar ne haldeydi? Ervanın mahvolduğunu tahmin edebiliyordum. Muhtemelen Ayberk telefonumuda elimden almıştı. Uyandığımda çantam yanımda değildi.
Ayağa kalkıp yatağa ilerledim. Yatağa girdiğimde gözyaşlarım şiddetlendi. Ervayı istiyordum. Ablamı istiyordum. Evimi istiyordum daha da önemlisi hayatımı istiyordum. Gerçi bir hayatım hiç olmamıştı.
Daha fazla ağlamak istemiyordum fakat sular seller gibi akıp durmuyordu.
⚔️
Derin bir nefes aldı Ayberk. O’da bu durumdan hoşnut değildi.
Fakat annesi bu yaşadıklarından sonra asla bırakmazdı. Biliyordu.
Annesi uzun bir zamandır bilmediği bir sebepten dolayı, evlenmesini istiyordu. Peki Ayberk istiyor muydu? Hayır
Sabahtan beri koltukta genç kızın duyulmadığını düşünerek döktüğü gözyaşlarını dinliyordu. Ve aldığı her nefes daha da pişmanlık dolu oluyordu.
Buna katlanmak istemiyordu. Zordu. Sanki kızın döktüğü her gözyaşı ondan dökülüyormuş gibi hissediyordu.
Diğerlerinde böyle hissetmemişti. Çünkü bu kız diğerlerinin aksine masumdu.
Ayaklandı. Abisinin kapısının önüne gelip derin bir nefes aldı. Odaya girdiğinde Aybarsı çalışma masasında bilgisayardaki evraklara bakarken buldu.
Çıkan kapı sesinden dolayı başını kaldırıp kapıya baktı Aybars. Kardeşini görünce şaşırmadı zaten bekliyordu. Tahminlerinin doğru çıkması hoşuna gidiyordu.
Bu yüzden ağzında yarım bir gülüşle ayağa kalktı.
“Anlat ne oldu?”
Ayberkten sinirli bir soluk döküldü sinirliydi çünkü kız masumdu. Suçlu ablasıyken zarar görmesini istemiyordu.
“Anlamıyorum, anlayamıyorum, anlamama izin vermiyordun hadi diğerleri; suçlu ceza çekmelerine bir şey demiyorum. Ama bu kız masum neden zarar görüyor?”
Başını iki yana sallayarak güldü. Aybars
“Kız ablasına bir şey olmasın diye geldi uzatma Ayberk”
Uzatmadı manası yoktu. Derin bir nefes alıp odadan çıktı.
Kızın kapısının önünde adımları kendiliğinden durdu. Sanki bir şey olmuştu içinde bir ses içeri girmesini bağıra çağıra söylüyordu.
Direndi gitmeyi denedi ama olmadı derin bir soluk verirken kapıyı araladı.
Görmeyi en son bekleyeceği şeyi görmüştü panikle içeri daldı.
Genç kızın elinde bir bıçak vardı nereden bulmuştu?
Bıçağı kalbine yaslamış gözlerini sıkıca yummuştu.
Belki de ilk defa iç sesini dinlemişti. Şimdi bilmiyordu ama ilerleyen zamanlarda bu gün için defalarca şükredecekti.
