Kayıp Kalp kitap kapağı

6. bölüm / 7

Kayıp Kalp

Saatlerin Şifresi

Vaveyla Yazarı: Vüno Kürkçü

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: Saatlerin Şifresi

Evin içinde yankılanan sessizlikte kitaba odaklanmaya çalışıyordum. Kalbim hâlâ bilinmeyen numaradan gelen mesajın etkisindeydi. "Arkana bak." Sözcükler sanki beynime kazınmıştı. Ama bunu nasıl yapacağımı bilmiyordum. Kitap, bana rehberlik etmeye çalışıyor gibiydi ama aynı zamanda beni tuzağa çekiyor olabilirdi.

Bir süre daha kitabın sayfalarını inceledim, ancak hiçbir şey değişmedi. Sanki her şey beni bir yerlere yönlendirmeye çalışıyor ama aynı zamanda bir sır perdesinin ardına gizleniyordu. Babamın söylediklerini düşündüm: "Zaman, kırılabilir ama onarılabilir bir şeydir." Bu cümle bana her zamankinden daha anlamlı gelmeye başlamıştı.

Birden aklıma babamın dükkanındaki eski saat geldi. Onu hep garip bulmuştum. Belki de orada bir şeyler vardı. Kitabı çantama koydum ve adımlarımı hızlandırarak dükkanın yolunu tuttum.

Dükkanın kapısını açar açmaz o tanıdık çan sesi kulağıma çalındı. Babam, her zamanki gibi masasında oturuyordu. Ellerindeki hassas hareketler ve yüzündeki odaklanmış ifade, onu saat tamircisi olarak tanımlayan en belirgin özelliklerdi. Ancak bu kez bir şey farklıydı. Bakışları, odaya girdiğimde bana değil, masasında duran eski bir saate çevriliydi.

“Baba,” dedim, biraz tereddütle.

Başını kaldırdı ve gözlüklerinin altından bana baktı. “Lara? Neden tekrar geldin? Bir şey mi oldu?”

“Evet,” dedim, derin bir nefes alarak. Çantamdaki kitabı çıkardım ve masanın üzerine koydum. “Bu kitap. Babacığım, içinde çok garip şeyler oluyor. Bir anda yazılar beliriyor, sonra kayboluyor. Ve... ve bir mesaj aldım.”

Babam, kitabı dikkatlice eline aldı. Parmakları, sanki eski bir dostuna dokunuyormuş gibi sayfaların kenarlarını okşadı. Bir an için nefesi hızlandı. Ama hemen toparlandı ve kitabı masaya bıraktı.

“Bu kitabı nereden buldun, Lara?” diye sordu, sesi beklediğimden daha ciddi çıkmıştı.

“Eski kütüphaneden,” dedim. “Ama asıl mesele bu değil. Kitabın içindeki yazılar bana bir şeyler anlatmaya çalışıyor. Bir ipucu veriyor gibi.”

Babam sessiz kaldı. Gözleri, masanın kenarına koyduğu eski saate kaydı. Bir şeyler sakladığını hissedebiliyordum.

“Baba, o saatle ilgili bir şey mi var?” diye sordum.

Derin bir nefes aldı ve elini saate uzattı. “Bu saat...” dedi, duraksayarak. “Zamanın kontrol edildiği, belki de değiştirildiği bir dönemin parçası. Bu yüzden hep sakladım.”

Sözleri tüylerimi diken diken etmişti. Babamın gözlerinde gördüğüm ciddiyet, anlatmaya çalıştığı şeyin sıradan bir hikaye olmadığını kanıtlıyordu.

Saatin arkasında kazınmış bir tarih fark ettim: 23 Kasım 1985.

“Bu tarih nedir?” diye sordum.

Babamın bakışları bir anlığına boşluğa daldı. Sonra, düşük bir sesle konuştu: “O gün, annenle birlikte bir şey keşfettik. O zamanlar... bazı şeyler peşimizdeydi. Bu saat, bir nevi anahtar gibi. Ama o kadar tehlikeli ki, bir daha kullanmamaya yemin ettik.”

O sırada, çantamdaki telefon titredi. Kalbim hızla atmaya başladı. Telefonu elime aldım ve ekrana baktım. Yine aynı bilinmeyen numara. Mesaj şuydu:

“Saate dikkat et. İzler orada saklı.”

Mesajı babama gösterdim. Gözleri bir anlığına büyüdü, ama hemen ardından sakinliğini korudu. “Bu saat, yalnızca zamanı göstermez,” dedi. “Aynı zamanda bir yol göstericidir. Ama yanlış ellere geçerse... işler çığırından çıkar.”

Tam o sırada, dükkânın ışıkları hafifçe titredi. Sanki bir şey bizi izliyordu. Babam saate uzandı ve arkasındaki küçük bir düğmeyi çevirdi. Saatin içindeki çarklar hızla dönmeye başladı. O anda, odada garip bir uğultu yükseldi.

“Ne oluyor?” diye bağırdım.

Babam, saati bana doğru itti. “Bu yolculuk senin, Lara. Ama dikkat et. Her adımını hesaplaman gerekecek. Zaman, herkesin dostu değildir.”

Saati elime aldığım anda, odadaki her şey bir anda bulanıklaştı. Gözlerim karardı ve bir süre hiçbir şey göremedim. Sonunda gözlerimi açtığımda, kendimi tamamen farklı bir yerde buldum.

Etrafıma baktım. Burası bir kütüphane gibi görünüyordu, ama raflardaki kitaplar boştu. Her şey tozla kaplanmış, zamanın unuttuğu bir yere benziyordu. Elimdeki saat hâlâ tıkırdıyordu. Ama bir şey fark ettim: Saati doğru çevirdiğimde, odanın içindeki bazı kitaplar parlamaya başlıyordu.

Bir kitap dikkatimi çekti. Rafın en altındaki eski, tozlu cilde doğru eğildim. Kitabı elime aldığımda kapağında bir yazı belirdi: “Zamanın İzinde.”

Bir an ne yapacağımı bilemedim. Ama içimde bir his vardı: Bu, çözülmesi gereken bir bilmecenin sadece başlangıcıydı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

9okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.