Kayıp Kalp kitap kapağı

3. bölüm / 7

Kayıp Kalp

Gizemli Not

Vaveyla Yazarı: Vüno Kürkçü

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: Gizemli Not

Duru ile küçük bir kafede oturuyorduk. Masanın üzerindeki fincanın buğusu, konuşmalarımıza eşlik ediyordu. Ben, elimde fincanı evirip çevirirken, zihnimde dönüp duran sorular bir türlü durulmak bilmiyordu. Duru’nun enerjisi her zamanki gibi yüksekti; ama onun gözlerinde, saklamaya çalıştığı bir yorgunluk vardı.

“Bu kadar sessiz kalmana alışık değilim,” dedi Duru, gözlerimin içine bakarak. “Neler oluyor, Lara?”

Başımı hafifçe eğip gülümsedim. “Bir kitap aldım. Eski bir kitapçıdan. Kaybolmuş parçalardan bahsediyor. Sanırım beni biraz fazla etkiledi.”

Duru, kahvesinden bir yudum alıp dikkatle beni dinledi. “Kaybolmuş parçalar mı? İlginç. Peki, neden bu kadar düşündürüyor seni?”

Derin bir nefes aldım. “Çünkü kaybolmuş parçaları düşünmeye başladıkça, kendi eksiklerimi fark ediyorum. Sanki bende bir şeyler hep eksikti ama ne olduğunu bulamıyordum.”

Duru kaşlarını kaldırıp başını yana eğdi. “Belki de eksik olduğunu düşündüğün şey, hiç var olmamış bir parçadır. İnsan hep olmayanı arar, değil mi?”

Onun bu kadar net bir şekilde konuşması beni şaşırtmıştı. Duru, çoğu zaman neşesiyle konuşmaları hafifleten biriydi. Ama bu kez, söyledikleri bende derin bir yankı uyandırıyordu.

“Peki, ya o eksik parçayı hiç bulamazsam?” diye sordum.

Duru’nun gözleri bir an boşluğa daldı, ardından hafifçe gülümsedi. “Bence bulamazsan, onun yerine yenisini yaratabilirsin. Ama bunu yapabilmek için önce onu kaybettiğini kabul etmen gerekiyor.”

Bu sözleri, zihnimde yankılanırken bir süre sessiz kaldık. İçimde hem bir boşluk hem de bir umut vardı. Duru, beni hep olduğu gibi anlamıştı ama aynı zamanda kendi içinde bir şeylerin saklı olduğunu da hissettim.

“Duru, senin de kayıp parçaların var mı?” diye sordum, cesaretimi toplayarak.

Bir an sustu, fincanını sıkıca tuttu. “Herkesin var, Lara,” dedi alçak bir sesle. “Ama bazı parçalar, ne kadar arasak da geri gelmez. Bunu kabul etmek zorunda kalıyorsun.”

Bu sözlerin ardında çok şey yattığını biliyordum, ama daha fazlasını öğrenmek için doğru zaman olmadığını hissettim. Duru, en derin yaralarını yalnız başına taşımayı tercih eden biriydi.

Bir süre daha konuştuk, biraz güldük, biraz sustuk. Ama o sessizliklerde bile Duru’nun ne kadar güçlü ve aynı zamanda ne kadar kırılgan olduğunu fark ettim.

Eve döndüğümde, aklım hâlâ Duru’yla yaptığımız konuşmadaydı. Onun gözlerindeki o garip ifade zihnimden gitmiyordu. İçimde bir yerde, onun da kaybolmuş parçalarını aradığını biliyordum. Ama bu gece, kendi sorularımla yüzleşmek zorundaydım.

Kitabı yatağın üzerine bıraktım. Sayfalarını karıştırırken, içinden eski bir kağıt parçası yere düştü. Kağıdı alıp dikkatlice inceledim. Üzerinde, el yazısıyla yazılmış bir numara ve küçük bir kalp vardı.

"Kayıp kalbe ulaşmak için doğru yolu seç.”

Bu not beni adeta hipnotize etmişti. Kağıdın sararmış dokusunu hissettim, yazıların zamanla hafifçe solmuş olduğunu fark ettim. Kim bırakmıştı bunu? Neden bu kitapta yer alıyordu?

Telefonumu çıkardım ve numarayı rehberime kaydettim. Ama hemen aramadım ya da mesaj atmadım. Notun arkasındaki cümle zihnimi daha çok meşgul ediyordu.

Kayıp kalbe ulaşmak…

Bu ne anlama geliyordu? Kim yazmıştı bunu? Neden bu kitapta bulmuştum? Sorular zihnimde bir fırtına gibi dolanıyordu ama cevapların hiçbirine ulaşamıyordum.

Telefonumu masanın üzerine bıraktım. Notu kitabın arasına koyup bir süre izledim. İçimdeki merak, korkuyla karışıyordu. Bu numarayı hemen aramayacaktım. Belki bir gün, ama bugün değil.

O gece yatağa uzandığımda, notun üzerindeki cümle zihnimin her köşesini işgal etmişti. “Doğru yolu seçmek…” Gerçekten kaybolmuş olan parçayı bulabilecek miydim?

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

10okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.