Kayıp Kalp kitap kapağı

1. bölüm / 7

Kayıp Kalp

Kayıp Bir Parça

Vaveyla Yazarı: Vüno Kürkçü

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: Kayıp Bir Parça

Kayıp Bir Parça

Benim adım Lara. Bunu söylemek bile tuhaf geliyor aslında. İnsanın kendi adını dile getirmesi, bir tür kendini var etme çabası mı yoksa sadece alışkanlık mı? Adımı her söylediğimde, sanki birilerinin beni daha iyi anlayacağını sanıyorum. Ama hiç öyle olmadı. İnsanların yüzünde o tanıdık bakış: “Anlamıyorum ama dinliyormuş gibi yapacağım.”

Yirmi üç yaşındayım. Uzun bir süre gibi görünüyor ama aynı zamanda bir göz açıp kapayıncaya kadar geçti. Zaman, hayatımdaki en büyük muamma. Geçiyor ama ne getirdiği ya da ne götürdüğü hiçbir zaman tam net değil. İçimde hep bir eksiklik var. Bunu dile getirmek kolay değil çünkü insanlar eksikliği bir kusur gibi görüyor. Ama belki de en büyük kusur, eksik olduğumuzu hissetmemek.

Ailem her zaman sevgi dolu bir destek kaynağı oldu. Ama ne kadar sevgiyle çevrili olursanız olun, bazen o sevginin size yetmediğini fark ediyorsunuz. Annem, mutfağın içinde sürekli bir şeylerle uğraşır, evin içinde her şeyin düzenli olması için çabalardı. Babam ise marangozluk yapmaz; o bir saat tamircisi. Eski saatleri tamir etmekle uğraşır, her dişliyi yerli yerine oturtarak zamanı yeniden işler hale getirirdi. Ne kadar tuhaf, değil mi? Zamanla bu kadar uğraşan bir babanın, kızının zamanla bu kadar kaybolması...

Babamın işine hayranım aslında. Eski, unutulmuş saatlere bakıp onları tekrar çalıştırması bana hep inanılmaz gelmiştir. Ama beni en çok etkileyen şey, onların içinde kaybolmuş olmasına rağmen bir şekilde yeniden işler hale gelmesi. Bir keresinde ona sordum:
“Bu kadar eski bir saati neden tamir ediyorsun? Yeni bir tane almak daha kolay olmaz mı?”
Gülümseyip başını eğdi, “Yeni olanlar bir süre çalışır ama eskiler her zaman daha değerlidir,” dedi.

Kendi kendime düşündüm o an: Ben de eski bir saat gibiyim belki. Ama beni tamir edebilecek biri var mı, bilmiyorum.

Hayatım boyunca hep kitaplarla bir bağım oldu. Edebiyat okudum çünkü kelimelerin bir şeyleri değiştirebileceğine inanmak istedim. Ama bazen kelimeler bile bir yere kadar. Üniversiteden mezun olduğumda büyük hayallerim yoktu. Mezuniyet töreninde herkes mutluydu, ben ise bir şeylerin bittiğini değil, hiç başlamadığını hissediyordum. Bir iş buldum, bir ofiste çalışıyorum. Her sabah alarmın sesiyle kalkıp aynı yollardan geçiyorum. Monoton, renksiz bir hayat. Bazen düşünüyorum, insanlar neden bu kadar acele ediyor? Ben neden edemiyorum?

Bir gün, o sıradan günlerden birinde, rastgele bir kitapçıya girdim. Girmem planlı değildi; adımlarım beni oraya götürdü. İçeri adım attığım anda o tanıdık koku... Kitapların hafif nemli sayfalarından gelen o huzur dolu hava... Sanki kaybolan parçama bir adım daha yaklaşmıştım.

Raflardan birine uzandım. Kitapların arasında bir tanesi dikkatimi çekti. İnce bir şeydi, kapağı hafif eskimiş. Sayfalarını çevirdim ve gözüme bir cümle takıldı:
“Kaybolan parçalar her zaman bulunmaz; bazen onları sen yaratmalısın.”

Bu cümle bir anda içimde yankılandı. Kitabı elimde sımsıkı tutarken, iç sesim devreye girdi:
“Beni mi anlatıyorsun? Bu kadar mı kolay? Sadece yaratmak mı gerek? Yoksa çoktan yaratmaya çalıştım da beceremedim mi?”

Kitabı o gün aldım. O cümleyle birlikte, içimde bir şeyler kıpırdanmaya başladı. O an, belki de ilk kez bir eksikliği tamamlamak için çabalamanın değerli olduğunu düşündüm. Kaybolmuş olabilirim, ama bu kayboluş beni kendime getirebilir.

Bir yanda annem ve babam var; bir yanda kitaplar. Ama her şeyde bir eksiklik var. Bir gün o eksik parça tamamlanır mı bilmiyorum. Ama belki de her şeyin cevabı, o rafların arasında gördüğüm kitaptan gelen bir cümlede gizlidir. Ve belki de o parçayı bulduğum gün, kendimi gerçekten bulurum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

10okunma 1beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.