7. bölüm / 7
Karanlığın Kralı : Menata'nın ÇöküşüEski Yemin
Bölümler 7Şu an: Eski Yemin
"Demir'i Döveriz , Tronkları daha çok döveriz."
- Zucari Atasözü
"Estabelen savaşında, sadece onurumuz hayatta kaldı."
- Dunghe
1.6 Eski Yemin
Esta'nın uyanışından 30 yıl öncesi
Güneşin en parlak hali gökyüzündeyken, Estabelen ovasında Truyasera ordularının ayak sesleri yankılanıyordu. Gözleri olmayan bu yaratıklar, kulaklarının aşırı gelişmiş olmaları nedeniyle, en ufak sesi bile duyabiliyordu. Truyasera kralı Vicius'un daha fazla toprağa sahip olma arzusu ve diğer ırkları köleleştirme isteği, bütün dünyayı bıktırmıştı.
Garidler ve Menata krallığı birleşerek karşılarındaki kana susamış düşmanı alt etmek istiyordu. İki ordu tek bir orduya dönüşmüş, başlarında ise yeryüzündeki en iyi komutanlardan olan Azur vardı.
Truyasera ordusu ve Garid orduları karşı karşıya gelmişti. Yaklaşık yüzbin Truyaseralı ve karşılarında duran kırkbin Garid ve Menat ordusu hiç kıpırdamadan duruyordu. Zucari krallığı savaşa girmeyeceklerini bildirmişti aylar öncesinden.
Azur kılıcını kaldırdı ve ön safları atlılardan oluşan birliğine hücum emrini verdi. Truyaseralılar ise ellerindeki mızrakları öne doğru çıkarıp savunma pozisyonu aldı. Savaş artık başlamıştı.
Truyaseralılar zafere çok yakındı, sayıca fazla olan orduları ve savaşçı özellikleri onları zafere ulaştıracak en önemli özellikleriydi. Garidli büyücüler devasa kayaları büyünün gücüyle kaldırıp düşmana doğru atıyordu. Atlılar düşmanın ortalarına kadar ilerlemeye çalışsada başarısız olmuştu. Azur bütün askerlere çekilme emri verdi. Kura kalesinin dininde toplanan yaklaşıl 15 bin asker kalmıştı.
Bütün umutlar tükenmişti, teslim olmak isteyen askerler ve köle olmak istemeyen askerler arasında bile çatışma çıkıyordu. Azur atından indi ve kılıcını çekti.
"Bugün burada bulunan herkes ölecek. Ben teslim olup bu yaratıklara köle olacağıma ölmeyi isterim. Sayımız belki az, ama tarih bizi şerefeli 15 bin asker diye yazacak."
Azur'un konuşması askerlere hem umut hemde anlamsız bir güç vermişti. Herkes komutana hayran hayran bakıyor, onun arkasında durmaktan şeref duyuyordu.
Garid ve Menata orduları savunma pozisyonunda üzerlerine gelen devasa orduyu bekliyor, ölümü tatmak için sadece saniyeleri sayıyorlardı. Herkesin ölümü kabullendiği anda, düşmanın arkasından beliren Zucari ordusunun sancağı göründü. Şimdi işler tamamen değişmiş, Truyasera ordusu azınlık olmuştu.
Zucari ordusu Genç Kral Tuadin önderliğinde hücuma geçti. İki askeri birlik arasında kalan Truyasera ordusu, komutanlarının emriyle savunma pozisyonuna geçti ve düşmanı beklemeye başladı. Zucari ordusu arka safları biçerek girmişti savaşa. Gökyüzü maviliğini kaybetmiş, yeryüzü ise kıpkırmızı kan ile bezenmişti.
Kral Tuadin atına saplanan mızrak yüzünden yere düştü. Truyasera askerlerinden bir tanesi onu hissedince, elinde ki gürzü ona doğru sallamak istedi ama arkasından gelen Azur'un kılıcı kafasını koparmıştı çoktan. Tuadin ve Azur ilk defa orada denk geldiler. Tuadin hayatını kurtaran adama gülümsedi ve ayağa kalkıp savaşa devam ettiler.
Azur'un saçlarından ayak uçlarına kadar bütün vücudu kana bulanmıştı. Truyasera ordusunun merkezine çekilen Kral Vicius'u gördü. Son bir güç patlaması yaşadı önündeki askerleri bir bir doğrayarak ona doğru ilerledi. Öldürdüğü askerlerden bir tanesinin mızrağını eline aldı, olan bütün gücüyle mızrağı ona doğru fırlattı. Mızrak Vicius'un tam boynundan girip yere saplandı.
Kralları ve en yetkili komutanları ölünce, 10 bin kadar kalan Truyasera askeri, kaçışmaya başladı. Onları takip eden atlı birlikleri öldürebildikleri kadarını öldürdüler.
Savaş artık bitmişti. Azur ve Tuadin ordularından geriye kalanları topladı. Etrafta binlerce cansız beden öylece duruyordu. Ordu Zafer çığlıkları atıyordu. Menata ve Garid Kralları ile bir araya gelen Tuadin onlara Azur'u sordu. Hayatını kurtaran adamı bilmek istiyordu. Azur, toplantının yapıldığı odaya çağrıldı.
"İşte benim hayatımı kurtaran asker."
Tuadin ona minnet duyarak bakıyordu. Azur ise yüzündeki donuk ve yorgun bakışlarını değiştirmedi. Kılıcını yere bıraktı ve Kral Tuadin'in önünde diz çöktü.
"Bugün siz gelmeseydiniz savaşı kaybetmiştik. Ömür boyu size sadakatimi sunuyorum." Dedi Azur.
Kral Tuadin gülümsedi, odanın içerisinde dolanmaya başladı.
"Sen benim dostumsun artık, bana dostluğunu versen yeter."
Azur tekrar ayağa kalktı ve onunla sarıldılar. O esnada Menata Krallığı ve Garid Krallığı, Zucari Tahtının varisine yemin ettiler. Eğer Zuari Kralı ne zaman isterse Menata ve Garid Orduları her zaman hizmetinde olacaktı. Tahta edilen bu yemin, yazılı olarakta imzalandı.
Azur, Truyaseralı büyücülere saldıran arkadaşı ve Menata kumandalarından birisi olan Koha'nın kurt ile yaratık arasında bir canlıya dönüştürülmesini dile getirdi. Fakat Garid'li büyücüler en eski lisan ile yapılan bu büyüyü çözemeyeceğini belirtti. Azur'un canı çok sıkılmıştı ama hiç belli etmedi.
Zucari Kralı Tuadin ülkesine doğru yola koyulacakken, Azur ve Yaratığı Koha'nın ona doğru geldiğini gördü.
"Teşekkürler dostum Kral Tuadin." Dedi.
Tuadin atından indi ve ona doğru yaklaştı.
"Seni Zucari'ye bekliyorum dostum Azur."
Azur gülümsedi ve kafasını salladı. Geleceğini söyler gibi.
Günümüz Esta'nın Uyanışı Zamanları
Azur odaya girdiğinde yuvarlak masanın etrafına toplanan diğer kralları gördü. Menata Kralı Menat, Garid Kralı Estuka ve Zucari Kralı Tuadin hepsi gözünü Azur'a dikmişti. Nemra ise bu gözler karşısında iyice utanmış ve ne yapacağını bilemez halde Azur'un elini sımsıkı tutuyordu. Azur masaya doğru yaklaştı iyice. Kralların suratında sinirli bir ifade vardı. Nemra git gide daha çok geriliyor ama sesini çıkaramıyordu. Masanın tam ucuna geldikleri anda Krallar birden gülmeye başladı.
"Neredeydin sen onca yıl Estabelen'in Gücü ?" Dedi Kral Menat.
Azur tebessüm etti hafif, Nemra'nın ekini bıraktı ve kendisine ayrılan sandalyeyi çekip yerine oturdu.
"Aradan yıllar geçti ve yine bir masada toplandık. Ama bu sefer düşmanımız bir öncekinden çok daha fazla güçlü."
Azur cümlesini bitirmişti, bu esnada Garid Kralı Estuka ayağa kalktı ve pencereden Demhan Dağı'nı gösterdi.
"Dağın arka tarafı Tronkia bölgesi. Orada bir enerji var ve inanılmaz bir güçte. Dağa incelemeye gittiğimizde zirveden sonraki kısımda binlerce Tronkların ve Truyasera askerlerinin birleştiğini gördük." Dedi.
Kral Menat yerinden fırladı ve ayağa kalktı.
"Hepsini öldürmeliydik o savaşta. Kaçmalarına müsaade etmemeliydik." Dedi.
Estuka, tekrar pencereden görünen dağı işaret etti.
"Keşke demeye zamanımız yok. Bütün orduları toplayıp onlar daha fazla güçlenmeden saldırmamız lazım." Dedi.
Kral Tuadin öksürerek söze girdi.
"Onlara saldırmak için geçmemiz gereken bir geçit var. Tek bir geçit, ama askerleri oraya götürmek ile hepsini şu an öldürmek aynı şey."
Azur kafasını sallayarak Tuadin'i onayladı. Elinde ki şarap bardağını kafasına dikti ve sert bir şekilde masaya koydu.
"Bir fikrim var ve tek yolda bu onları yenmemizin."
*** yorum yapıp oy vermiyorsunuz ve ben üzülüyorum.
(( Oy vermeyi unutmayın))
Bölüm etkileşimi
