Karan kitap kapağı

7. bölüm / 7

Karan

7. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Ay Tutulması

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: 7. Bölüm

Karan’ın dudakları boynunda mühür gibi dururken Helin, gözlerini kapatıp bu yakıcı anın içinde kaybolmamak için son bir güçle Karan’ın göğsüne elini koydu. Parmakları sert kumaşın üzerinden adamın ritmik ve hızlı kalp atışlarını hissetti. Bu adam gerçekten de söylediği gibi onunla birlikte yanıyordu.Helin hafifçe onu geriye doğru itti. Bakışları karşı karşıya geldiğinde, gözlerinde korku ile teslimiyet arasında gidip gelen bir yangın vardı."Beni bu ateşin içine çekemezsin," dedi Helin, nefes nefese.
"Biz birbirimizin külüyüz Karan. Yarın sabah uyandığımızda bu taş duvarlar bize kim olduğumuzu tekrar hatırlatacak."Karan elini çekmedi; aksine Helin’in belini daha sıkı kavrayarak aralarındaki son milimlik mesafeyi de kapattı. "Bırak hatırlatsın," dedi sesi karanlık ve arzulu bir tonda. "Dünya üzerimize gelse, o duvarlar başımıza yıkılsa bile ben bu gece buradan gitmiyorum Helin. Senden gitmiyorum.
"Helin daha fazla itiraz edemedi. Karan, başını eğip dudaklarını Helin’in dudaklarıyla buluşturduğunda, ikisinin de zihnindeki tüm kalkanlar, töreler ve geçmişin acıları o an yok oldu. Mardin’in üzerindeki rüzgar şiddetlenirken, terastaki bu öpüşme iki düşman ailenin kızı ve oğlu için geri dönüşü olmayan bir eşiğin geçilmesi demekti.

Gecenin ilerleyen saatlerinde odaya döndüklerinde aralarındaki o ağır, düşmanca sessizlik yerini bambaşka bir elektriklenmeye bırakmıştı. Helin, aynanın karşısına geçip titreyen elleriyle bordo elbisesinin arkasındaki fermuarı indirmeye çalıştı ama parmakları söz dinlemiyordu.

Karan, yavaş adımlarla arkasından yaklaştı. Aynadaki yansımalarında göz göze geldiler. Karan’ın büyük elleri Helin’in ellerinin üzerine kapandı ve nazikçe geri çekti."Bırak ben yapayım," dedi kısık bir sesle.Karan’ın parmakları elbisenin fermuarını ağır ağır aşağı çekerken, soğuk havanın tenine temasıyla Helin hafifçe ürperdi. Karan, elbisenin omuzlarından kaymasına izin verirken bakışlarını bir an bile Helin’in sırtından ayırmadı. Eğilip çıplak omzuna tüy kadar hafif bir öpücük kondurdu. Helin’in gözleri kendiliğinden kapandı.Artık kaçış yoktu.

Bu gece, ne bir intikamın ne de bir törenin gecesiydi; bu gece, birbirine direnen iki mağrur ruhun birbirinde kaybolduğu geceydi.Sabahın ilk ışıkları konağın pencerelerinden içeri süzüldüğünde odada derin bir huzur vardı. Helin, gözlerini açtığında başının Karan’ın geniş göğsünde olduğunu fark etti. Karan’ın bir kolu beline sıkıca dolanmıştı, sanki uykusunda bile onun gitmesinden korkar gibi tutuyordu.

Helin, Karan’ın uykudaki o huzurlu ve tüm sertliğinden arınmış yüzünü izledi. Yüzündeki bir saç telini çekmek için elini kaldırdığında, Karan’ın gözleri yavaşça açıldı. Koyu kahve gözler doğrudan Helin’inkilerle buluştu.

Karan’ın dudaklarında uykulu ama son derece sıcak bir gülümseme belirdi."Günaydın," dedi Karan, sesi sabahın pürüzlülüğüyle daha da derin çıkıyordu.Helin’in yanakları hafifçe kızardı. "Günaydın..."Karan, Helin’in alnına uzun ve derin bir öpücük kondurdu. "Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak Helin. Ne bu konakta, ne de bizim aramızda.

"Tam o sırada kapı hızla ve vurulmadan açıldı. İçeri giren hizmetçi kızın yüzü bembeyazdı. Karan çatık kaşlarla hızla doğrulup Örtüyü üzerine çekti."Bu ne cüret! Kapıyı vurmadan nasıl girersin?" diye gürledi Karan.Hizmetçi kız korkudan titreyerek başını önüne eğdi. "Ağam... Çok özür dilerim ama aşağıda büyük bir kıyamet kopuyor. Azad Ateş... Azad Ağa konağın kapısına dayandı. Yanında onlarca silahlı adam var!"Helin duyduğu isimle yataktan fırladı. Ağabeyi Azad buradaydı ve bu, barışın tamamen kanla yazılmak üzere olduğunun habercisiydi.