Karan kitap kapağı

1. bölüm / 7

Karan

1. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Ay Tutulması

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: 1. Bölüm

Gece, Mardin’in kadim topraklarına ağır bir matem örtüsü gibi çökmüştü. Şahmaran Konağı’nın avlusunda yükselen uğultu, fırtınadan önceki o tekinsiz sessizliği yırtıp geçiyordu. Taş duvarlara çarpan her fısıltı, asırlık bir törenin, ayakları yere basan en sert gerçeğine dönüşmek üzereydi.Karan Şahmaran, avlunun yüksek kemerli penceresinden dışarıya, karanlığın yuttuğu mezopotamya ovasına bakıyordu.
Çenesindeki kaslar gerilmiş, gözleri gecenin siyahında tek bir noktaya kilitlenmişti. Ailesinin ve soyadının yükü, omuzlarında her zamankinden daha ağır bir zırh gibi duruyordu. Şahmaran adını taşımak, bu topraklarda sadece güç demek değildi; aynı zamanda bedeli kanla ödenen kurallara boyun eğmek demekti.
Arkasındaki ahşap kapı sertçe sertçe vurulmadan açıldı. İçeri giren babası Agit Şahmaran’dı. Yüzündeki derin çizgiler, öfkenin ve zedelenen gururun izleriyle daha da derinleşmişti."Kız kardeşin..." dedi Agit Bey, sesi adeta kısılarak. "Rojin yok. Ateş ailesinin oğlu Baver... Baver kızımı kaçırmış."Karan ağır ağır arkasını döndü. Gözlerindeki soğuk ifade, odadaki sıcaklığı bir anda yok etti. "Baver Ateş," diye fısıldadı Karan. İsim dudaklarından bir zehir gibi döküldü. Ailelerin yıllardır süren kırılgan dengesi, tek bir gecede yerle bir olmuştu.Aynı dakikalarda Ateş Konağı’nda da fırtına kopuyordu.Helin Ateş, odasının ortasında bir o yana bir bu yana yürüyordu. Kalbi göğüs kafesini delercesine çarpmaktaydı. Abisi Baver’in yaptığı şey, sadece kendi hayatını değil, iki aileyi de ateşe atmaktı. Şahmaranlar, bu yapılanı asla karşılıksız bırakmazdı.
Şahmaran ailesinin gazabı, bu coğrafyada kimsenin göze almak istemeyeceği tek şeydi.Gözleri pencerden dışarı kaydı. Konağın kapısındaki korumaların koşuşturmacası, feryat eden annesi Dicle Hanım’ın çığlıkları ve babası azad Ateş’in gürleyen sesi evi sarhoş bir kabusun içine çekiyordu.Çok geçmeden kapı bir kez daha büyük bir gürültüyle açıldı. İçeri giren babasının yüzü kireç gibi beyazlamıştı. Anneleri Dicle Hanım, ellerini dizlerine vurarak ağlıyordu.
"Şahmaranlar kapıda..." dedi babası, sesi titreyerek. "Agit Şahmaran ve oğlu Karan. Hüküm verdirmek için ağaları toplamışlar."Helin’in kanı çekildi. Karan Şahmaran adını duymak bile içini derin bir ürpertiyle kaplamaya yetti. O adamın acımasızlığı, kararlılığı ve ailesine olan bağlılığı nam salmıştı.Sokakları inleten konvoy sesleri, Ateş Konağı’nın önünde durdu.
Karan Şahmaran, arabadan indiğinde gece adeta soluğunu tuttu. Arkasında babası ve aşiretin ileri gelenleri vardı. Konağın büyük ahşap kapısı açıldığında iki aile, avlunun ortasında yüz yüze geldi.Agit Şahmaran ileri atıldı. "Oğlun kızımı kaçırdı azad! Bu hakaretin, bu lekenin bedeli nedir, bilirsin! Kan dökülecek!"Ahmet Ateş çaresizce ellerini kaldırdı.
"Agit Bey, dur! Baver’in yaptığı cahilliktir, ama kan dökülmesin. Ağalar toplansın, töre ne derse o olsun!"Avluda beliren sessizliği bölen şey, Karan’ın adımları oldu. Karan, kalabalığın arasından öne doğru yürüdü. Bakışları, konağın merdivenlerinin başında duran ve gözlerinde korkusuz ama endişeli bir ışık taşıyan Helin’e kaydı. Helin de gözlerini ondan kaçırmadı. İki yabancı, birbirlerinin gözlerinde geleceğin getireceği felaketi okuyordu.Çok geçmeden aşiret ağalarının yaşlı ve otoriter sesi avluda yankılandı:"Kan dökülmeyecek! Ancak bu leke temizlenecek. Töre bellidir. Eğer Baver, rojini geri getirmeyecekse...
Şahmaranlar’ın şerefini kurtaracak tek bir yol vardır."Ağa, parmağını merdivenlerde duran Helin’e doğru kaldırdı."Berdel!"Sözcük avluda bir bomba gibi patladı. Annesi Dicle Hanım bir çığlık atarak yere yığıldı. Helin’in nefesi boğazında düğümlendi.Ağa kararını tamamladı:
"Baver, Şahmaran kızını aldıysa; Karan Şahmaran da Ateş kızı Helin’i nikahına alacak! Ya berdel kıyılır, ya da yarın güneş doğmadan kan akar!"Bütün gözler Helin’e ve Karan’a döndü. Helin, bir anda bütün hayatının, hayallerinin elinden kayıp gittiğini hissetti. Karan ise bir adım daha öne çıkarak Helin’e doğru baktı. Yüzünde hiçbir duygu belirtisi yoktu; kararlı, sert ve kaçınılmazdı.
Helin titreyen sesiyle, "Hayır..." diye fısıldadı. "Ben başkasının günahının bedelini ödemeyeceğim!
"Karan, Helin’e doğru yaklaştı. Aralarındaki mesafe kapandığında, sadece ikisinin duyabileceği bir ses tonuyla, gözlerinin içine bakarak konuştu:"Bu bir seçim değil Helin Ateş. Ya benimle o nikah masasına oturursun... Ya da bu gece abinin ve babanın toprağa verilişini izlersin."Tam o sırada konağın dışından acı bir silah sesi patladı. Avludaki herkes bir anda silahlarına sarılırken, çığlıklar geceyi böldü...