7. bölüm · Kapı No:12

7 - Yeni Psikolog

İley ⁷

"Merak, bazen insanı gerçeğe götürür... Bazen de tehlikeye."

Sabah alarm çalmadan birkaç dakika önce uyandım.

Gözlerimi açar açmaz dün gece gördüğüm rüya aklıma geldi.

Uzun, karanlık bir koridor...

Koridorun sonunda siyah bir kapı...

Üzerinde beyaz rakamlarla tek bir sayı...

12.

Kapıya doğru yürürken içeriden gelen vurma sesi hâlâ kulaklarımdaydı.

Tak...

Tak...

Tak...

Derin bir nefes alıp doğruldum.

"Galiba şu notlar beni yavaş yavaş delirtmeye başladı."

Komodinin çekmecesini açtım.

İki beyaz zarf...

İki kısa not...

Ve ikisinin de üzerinde aynı siyah mühür.

Parmağımla mührün üzerinden geçtim.

13...

"Neden 13?"

Tam o sırada kapım çaldı.

Kapıyı açar açmaz burnuma mis gibi poğaça kokusu geldi.

Ayşe Teyze elindeki tepsiyle kocaman gülümsüyordu.

"Günaydın kızım."

"Günaydın teyzeciğim."

"Bugün kahvaltıyı yalnız yapmana izin vermiyorum."

Şaşkınlıkla güldüm.

"Niye ki?"

"Çünkü gençler yalnız kalınca ya kahvaltıyı atlıyor ya da sadece kahve içiyor."

"Eee... Ben de kahve yapıyordum."

"Bak gördün mü? Haklı çıktım."

İkimiz de güldük.

Ayşe Teyze koluma girip beni apartmanın küçük bahçesine götürdü.

Masaya otururken karşı dairenin kapısı açıldı.

Aras...

Her zamanki gibi siyah tişörtü, kot pantolonu ve omzundaki çantasıyla dışarı çıktı.

Bizi görünce kısa bir baş selamı verdi.

"Günaydın."

"Günaydın." dedim.

Ayşe Teyze ise hiç fırsatı kaçırmadı.

"Aras!"

Aras olduğu yerde durdu.

"Efendim?"

"Gel bakalım."

"Kahvaltı hazır."

Aras önce bana baktı.

Sonra masaya.

"Rahatsız etmeyeyim."

Ayşe Teyze hemen kaşlarını çattı.

"Ne rahatsız etmesi evladım?"

"Poğaça mı seni yiyecek?"

Gülmemek için dudaklarımı ısırdım.

Aras hafifçe iç çekti.

"Peki..."

Sandalyeyi çekip yanıma oturdu.

Kısa bir sessizlik oldu.

Ayşe Teyze ikimize sırayla bakıyordu.

Öyle dikkatli bakıyordu ki sonunda dayanamadım.

"Bir şey mi oldu?"

"Yok."

"Emin misiniz?"

"Evet."

Sonra yüzünde muzip bir gülümseme belirdi.

"Çok yakışıyorsunuz."

Ben elimdeki çayı yanlışlıkla boğazıma kaçırdım.

"Ne?"

Aras da tam o sırada çay içerken öksürmeye başladı.

Ayşe Teyze gayet rahat bir şekilde konuşmaya devam etti.

"Boylarınız da uyuyor."

"Apartmanda da yan yanasınız."

"Allah nazardan saklasın."

"Teyzeciğim!" dedim utançla.

Aras eliyle yüzünü kapatıp başını eğdi.

"Biz sadece komşuyuz."

Ayşe Teyze omuz silkti.

"Şimdilik."

İkimiz de aynı anda sustuk.

Bahçeyi birkaç saniyelik garip bir sessizlik kapladı.

Sonra Aras hafifçe boğazını temizledi.

"Poğaçalar gerçekten güzel olmuş."

Ayşe Teyze sırıttı.

"Konuyu değiştirmeye çalışma."

Ben artık kahkahamı tutamıyordum.

Aras ise çaresizce bana baktı.

"Sen de gülüyorsun."

"Çünkü çok komik."

"Bence hiç komik değil."

"Yüzün kıpkırmızı oldu."

"Biliyorum."

Ayşe Teyze keyifle ikimizi izliyordu.

"Ben daha torun seveceğim..."

"Teyze!" diye ikimiz aynı anda bağırdık.

Ayşe Teyze kıkırdamaya başladı.

"Tamam tamam, sustum."

Bir süre sonra sohbet sakinleşti.

Ayşe Teyze apartmana dalgın dalgın baktı.

"Eskiden burası ne kadar cıvıl cıvıldı..."

Sonra gözlerini benim oturduğum daireye çevirdi.

"Özellikle 12 numara..."

Dikkatim bir anda toplandı.

"12 numara mı?"

"Evet..."

"Yıllar önce orada genç bir kadın yaşardı."

"Psikologdu."

Şaşkınlıkla ona baktım.

"Benim gibi mi?"

"Aynen senin gibi."

"Çok güler yüzlüydü."

Tam devam edecekken Aras'ın yüzündeki ifade değişti.

"Teyze..."

"Bence bunu konuşmayalım."

"Neden?" diye sordum.

Aras birkaç saniye sustu.

Bakışlarını yerde gezdirdi.

"Çünkü..."

Bir an sustu

"...o hikâyenin sonu güzel bitmedi."

Ayşe Teyze de sessizleşti.

Az önceki neşeli kahvaltının yerini garip bir huzursuzluk almıştı.

İçimde tek bir düşünce vardı.

12 numarada benden önce yaşayan psikoloğa ne olmuştu?

Poğaçaların son lokmasını da aldıktan sonra masada kısa bir sessizlik oluştu.

Aras bileğindeki saate baktı.

"Ben artık işe gideyim."

Ayşe Teyze başını salladı.

"Haklısın evladım, seni daha fazla tutmayayım."

Aras ayağa kalktı.

Boş bardağını masaya bıraktı.

"Nehir."

Başımı kaldırdım.

"İyi çalışmalar."

"Teşekkür ederim."

"Senin de."

Ayşe Teyze gülümseyerek başını iki yana salladı.

"Akşam da beraber gelirsiniz artık."

"Teyze..." dedik Aras'la aynı anda.

Ayşe Teyze kıkırdadı.

"Tamam tamam, şaka yaptım."

Aras hafifçe gülümseyip başını salladı.

"Hoşça kalın."

"Hoşça kal evladım."

Bir an arkasını dönüp bana baktı.

Ardından hiçbir şey demeden önüne döndü.

Onun apartmandan çıkışını birkaç saniye izledim.

Kapı kapanınca bahçe yeniden sessizleşti.

Ayşe Teyze tabakları toplamaya başladı.

Ben ise merakıma engel olamadım.

"Ayşe Teyze..."

"Hı kızım?"

"Az önce bahsettiğiniz... 12 numarada yaşayan psikolog."

Ayşe Teyze'nin elleri bir an durdu.

Boş bardağı yavaşça masaya bıraktı.

"Onu boş ver."

"Ama neden?"

"Eski mesele."

"Konuşmaya değmez."

"Merak ettim."

"Sonuçta ben de psikoloğum."

"Üstelik onun yaşadığı evde oturuyorum."

Ayşe Teyze derin bir nefes verdi.

"İşte tam da bu yüzden anlatmak istemiyorum."

"Neden?"

"Bazı hikâyeleri bilmemek daha iyidir."

Başımı iki yana salladım.

"Ama artık çok merak ediyorum."

Ayşe Teyze gözlerini bana çevirdi.

İçimdeki merakı anlamış gibiydi.

Sonunda yavaşça sandalyeye yeniden oturdu.

"Adı Ece'ydi."

"Çok gençti."

"Çok da güler yüzlüydü."

"Herkes onu severdi."

Ben sessizce dinliyordum.

"Sonra ne oldu?"

Ayşe Teyze birkaç saniye sustu.

Sanki devam etmek istemiyordu.

"Bir sabah..."

"...ortadan kayboldu."

"Kimse nereye gittiğini öğrenemedi."

"Polis geldi."

"Günlerce araştırma yaptılar."

"Sonra dosya kapandı."

"Taşındığını söylediler."

Kaşlarımı çattım.

"Siz inandınız mı?"

Ayşe Teyze hiç düşünmeden başını iki yana salladı.

"Hayır."

"Neden?"

"Çünkü..."

Bir an sustu.

Gözleri benim oturduğum 12 numaralı daireye kaydı.

"Ece, evini ardında bırakıp gidecek biri değildi."

"Ve o günden sonra..."

"...bu apartmanda hiçbir şey eskisi gibi olmadı."

İçime tarif edemediğim bir ürperti yayıldı.

"Ece'nin ailesi?"

"Arkadaşı?"

"Onlar ne yaptı?"

Ayşe Teyze başını eğdi.

"Bilmiyorum kızım."

"Ya da..."

Kısa bir duraksamanın ardından bana baktı.

"...belki de bildiklerimi anlatmak istemiyorum."

Bu sözlerden sonra yeniden ayağa kalktı.

"Haydi."

"Sen de işe geç kalacaksın."

"Peki, görüşürüz teyzecim."

"Hadi kolay gelsin yavrum."

Eve çıkmak için merdivenlere yöneldim.

Ama attığım her adımda aklımda aynı isim vardı.

Ece Demir...

Eğer gerçekten kaybolmadıysa...

Ona ne olmuştu?

Ve neden, yıllar sonra bile herkes bu isimden bahsetmekten kaçıyordu?