2. bölüm · Kapı No:12

2 - Mecburi Yardım

İley ⁷

Ertesi sabah...

Dün geceki notu düşündükçe sinirim yeniden yükseliyordu.

"Bu ses size rahatsız edici geldiyse..."

Kahvemi alıp apartmandan çıkarken kendi kendime söylendim.

"İlk fırsatta ben de ona güzel bir ders vereceğim."

Tam merdivenlerden inerken karşı dairenin kapısı açıldı.

O...

Yine aynı ifadesiz yüz.

Siyah tişört.

Dağınık saçlar.

Sanki dün gece hiçbir şey yaşanmamış gibi kapısını kilitlemeye başladı.

Ben de onu görmezden gelip yürümeye devam ettim.

Tam yanından geçecekken apartmanın giriş kapısı açıldı.

Elinde pazar poşetleriyle yaşlı bir teyze içeri girdi.

"Aaa, çocuklar!" diye gülümsedi.

"Ne güzel, ikinizi de bir arada yakaladım."

İkimiz de aynı anda dönüp baktık.

Teyze önce bana, sonra karşı komşuya baktı.

"Sen yeni taşınan Nehir kızımız olmalısın."

Gülümsedim.

"Evet, benim."

Sonra başını karşı komşuya çevirdi.

"Aras evladım..."

Demek adı Aras'tı.

"Sen Nehir kızımıza yardım ettin mi? Daha yeni taşındı yavrucak."

Aras'ın yüzündeki ifade bir anlığına dondu.

Sanki "Hayır." demek için ağzını açacak gibiydi.

Ama teyzenin umut dolu bakışlarını görünce istemsizce sahte bir gülümseme yerleştirdi yüzüne.

"Tabii..." dedi dişlerini sıkarak.

"Yardım edeceğim teyzeciğim."

Teyze memnuniyetle alkış yapar gibi ellerini birbirine vurdu.

"İşte benim yakışıklı komşum!"

Ben ise şaşkınlıkla Aras'a baktım.

Daha dün gece müzik sesim için kapıma dayanmıştı.

Şimdi ise bana yardım edecekmiş.

Aras göz ucuyla bana baktı.

O bakış resmen şunu söylüyordu:

"Sakın bunu yanlış anlama."

Teyze hiç vakit kaybetmedi.

"Harika! O zaman Nehir'in içeride hâlâ kolileri vardır. Sen de iki üç tanesini
taşırsın."

Aras'ın gülümsemesi yavaşça kayboldu.

"..."

"Tabii."

Hayatımda ilk defa bir insanın "tabii" kelimesini bu kadar isteksiz söylediğine şahit oluyordum.

Kollarımı bağlayıp masum bir gülümsemeyle ona baktım.

"Eee..."

"Madem yardım edeceksin..."

"Buyur komşu."

Aras derin bir nefes verdi.

"Sadece şunu bil."

"Neyi?"

"Bunu ben istemedim."

Gülümsememi gizleyemedim.

"Merak etme."

"Ben de istemedim."

İkimiz de aynı anda oflayınca yaşlı teyze kahkahasını tutamadı.

"Ah ah... Siz ikiniz daha çok uğraştıracaksınız beni."

Ardından teyze kendi evine gitti ve canım komşumla başbaşa kaldık.

Aras isteksizce ilk koliyi yerden aldı.

"Bu hangisi?"

"Salon."

Hiçbir şey söylemeden içeri girdi.

Kutuyu yere bıraktıktan sonra etrafına kısa bir göz gezdirdi.

Her yerde yarısı açılmış koliler vardı.

"Gerçekten daha yeni taşınmışsın."

"Fark edildi mi?"

"Biraz."

İkinci koliyi kaldırırken istemsizce konuştu.

"Demek adın Nehir."

Kaşımı kaldırdım.

"Demek adın Aras."

İkimiz de aynı anda sustuk.

Sonra ben hafifçe gülümsedim.

"Dün gece ismimizi bilmeden kavga etmişiz."

Aras omuz silkti.

"Şimdi biliyoruz."

"Bir şey değişti mi?"

"Hayır."
Hiç düşünmeden cevap vermişti.

"Ne kadar umut verici."

"Soru sordun."

"Biraz daha nazik olamaz mısın?"

"Deneyebilirim."

"Ne zaman?"

"Bilmiyorum."

İstemsizce güldüm.

"Sen gerçekten çok garip birisin."

Aras da koliyi yerine bırakırken hafifçe başını çevirdi.

"Sen de çok konuşuyorsun."

"Şikâyet mi ediyorsun?"

"Daha çok tespit."

İkimiz de istemsizce birbirimize baktık.

Bir anlığına apartman sessizleşti.

Belki de ilk kez, kavga etmeden aynı odada durabiliyorduk.

Aras son koliyi de yerine bıraktı.

"Tamam."

Odanın etrafına kısa bir göz attı.

"Evin yavaş yavaş eve benzemeye başlamış."

Kaşımı kaldırdım.

"Bu... iltifat mıydı?"

"Hayır."

"Öyle gibi geldi."

"Yanlış anlamışsın."

Tam cevap verecektim ki mutfaktan bir ses geldi.

Daha yeni yerleştirdiğim kutulardan biri devrilmişti.

Kutunun içinden çıkan cam kavanoz hızla yere düşüyordu.

Refleksle uzanıp son anda yakaladım.

"Oh..."

"Ucuz kurtuldu."

Aras bana, sonra elimdeki kavanoza baktı.

Derin bir nefes verdi.

İstemeye istemeye konuştu.

"Sanırım sana borçlandım."

Şaşkınlıkla gülümsedim.

"Borçlandın mı?"

"Az önce o kavanozu kurtarmasaydın bütün mutfak cam kırıklarıyla dolacaktı."

Kollarımı bağladım.

"Yani bana bir iyilik borcun var?"

İsteksizce başını salladı.

"Evet."

"Vay canına..."

"Komşuluk savaşında ilk puanı ben aldım galiba."

Aras hafifçe gözlerini devirdi.

"Çok sevinme."

"Neden?"

"Bir gün o borcu ödeyeceğim."

Gülümsememi gizleyemedim.

"Ben de o günü sabırsızlıkla bekleyeceğim."

Tam o sırada Aras'ın telefonu çaldı.

Ekrana baktığı anda yüzündeki ifade yeniden ciddileşti.

"Gitmem gerekiyor."

Kapıya yöneldi.

Tam çıkacakken durdu.

Arkasını dönmeden konuştu.

"Nehir."

"Efendim?"

"Borcumu unutma."

Kapı kapandı.

Ben ise kapıya bakıp kendi kendime gülümsedim.

"Merak etme komşu unutacak son kişi benim."

Kapı kapandı.

Ben ise birkaç saniye kapıya bakmaya devam ettim.

Daha dün gece birbirimizin adını bile bilmiyorduk.

Şimdi ise aksi komşum bana iyilik borçlanmıştı.

Dudaklarımın kenarı istemsizce kıvrıldı.

"Merak etme, komşu..."

"Bu borcu sana öyle kolay unutturmam."

Ve içimde garip bir his vardı.

Sanki bu apartmana taşınırken bulacağımı sandığım şey huzur değildi.

Galiba...

Baş belamı bulmuştum.