Kaosun Külleri kitap kapağı

4. bölüm / 7

Kaosun Külleri

Kaderin Ağları

Vaveyla Yazarı: defne

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: Kaderin Ağları

Yıllar su gibi akıp gitmişti... Lisenin o gürültülü koridorları, yerini demir parmaklıkların soğuk yankısına ve beton duvarların kasvetine bırakmıştı. Los Angeles Yüksek Güvenlikli Cezaevi, şehrin en karanlık sırlarını koynunda saklayan bir dev gibi dikiliyordu. Scarlett, revirin önündeki koridorda adeta bir defiledeymiş gibi yürüyordu. Üzerindeki mahkum kıyafetini bile bir şekilde tarzına uydurmuştu. Yanından geçen gardiyanlar ona müdahale etmek yerine başlarıyla selam veriyordu. Çünkü herkes biliyordu: Scarlett bu hapishanenin görünmez kraliçesiydi. Müdürün odasının kapısı ona her zaman açıktı, müdürle aralarındaki o tehlikeli, flörtöz pazarlıklar sayesinde Scarlett koğuşta ne derse o oluyordu. Scarlett revirin kapısını açıp içeri girdiğinde, Tan masasında oturmuş, bir mahkumun dosyasını inceliyordu.
"Yine mi sen Scarlett?" dedi Tan, kafasını kaldırmadan. Sesi her zamanki gibi buz gibi ve sakindi.
Scarlett masanın kenarına oturup bacak bacak üstüne attı. "Doktor... Müdür bey bu akşamki nöbetinde senin de yukarıda olmanı istiyor. Biliyorsun, yeni nakiller geliyor." Tan gözlüğünü çıkardı. Yıllar Tan’ı daha da karizmatik ve tehlikeli bir adama dönüştürmüştü. Hapishanede sadece doktor değildi; müdür bile onun zekasına güvenir, kritik kararları Tan’a danışırdı. "Yeni nakiller ilgimi çekmiyor," dedi Tan soğukkanlılıkla. Ama aklı başka yerdeydi... Jude’un kardeşi...Ashly O masum yüze duyduğu o karmaşık, takıntılı hisler ve geçmişte Jude’un hayatını gizlice nasıl mahvettiği gerçeği zihninin bir köşesinde her zaman bir melodi gibi çalıyordu. Gece yarısına doğru hapishanenin devasa demir kapısı gürültüyle çatırdadı.
Rina, üzerine yıkılan o iftira ve dolandırıcılık suçu yüzünden elleri kelepçeli halde içeri getiriliyordu. O masum lise kızı, şimdi bu karanlık labirentin tam ortasındaydı. Gözyaşlarını tutmaya çalışarak gardiyanların önünde yürüyordu. Tan, idari koridorda dosyaları incelerken yeni gelen nakil listesindeki ismi gördü: Rina...
Soğukkanlılığıyla bilinen Tan'ın elindeki kalem bir anlığına duraksadı. Gözleri şokla açıldı.
Rina, Scarlett’ın da olduğu ana koğuştan içeri adım attığında, Scarlett ranzasında sigarasını tüttürüyordu. Kapı açılınca gözleri içeri giren kıza kaydı. Scarlett’ın dudaklarında alaycı, tehlikeli bir gülümseme belirdi. Lise bahçesinde uzaktan izlediği o "masum kız" seneler sonra ayağına kadar gelmişti.
"Bakın burada kim var..." dedi Scarlett yavaşça ayağa kalkarak. "Küçük masum ceylan, kurtsalına düşmüş."
Ertesi sabah havalandırma saatinde haberler hapishanede fısıltı gazetesi gibi yayıldı.
Ren, avlunun köşesinde tek başına durmuş sigarasını içerken, yanına gelen bir mahkum mırıldandı: "Duydun mu? Dün gece kadınlar koğuşuna yeni bir kız getirdiler. Bayağı sosyete, masum bir tipten iftirayla girmiş içeri. Adı Rina mı ne..." Ren’in elindeki sigara yere düştü.
"Ne dedin sen?" dedi Ren, adama doğru bir adım atarak. "Ne Rina’sı oğlum?!" "B-bilmiyoruz Rina dediler... Scarlett’ın koğuşuna vermişler..."
Ren’in gözü o an tamamen karardı. Yıllardır görmediği, kalbinin derinliklerine gömdüğü o masum kız bu cehennemin ortasındaydı! Ren parmaklıklara doğru fırladı, damarları fırlamıştı. O sırada koridorun sonundan Tan yürüyerek geldi. İki eski lise arkadaşı, demir parmaklıkların iki yanında göz göze geldi. Ren öfkeyle Tan’ın yakasına yapışacak gibi parmaklıklara yüklendi:
"Tan! O kızın burada ne işi var?! Ona kim ne yaptı, çabuk söyle!"
Tan ise gözlüğünü düzeltti, sesindeki o ölümcül sakinlikle yanıt verdi: "Sakin ol Ren. Burası lise bahçesi değil... Ve Rina artık yalnız değil."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

14okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.