6. bölüm · Kaosun Kıyısında 2 - Sedanur Erdoğmuş
6.Bölüm
Kaan gözlerini tamamenaçtığında, odadaki ışık ve sesler yavaş yavaş anlam kazanmaya başladı. İlkbaşta her şey bulanıktı, ama Seray’ın başındaki endişeli ve yorgun yüzünetleşti. Ellerini hâlâ Kaan’ın ellerinde tutuyordu, ve onun bakışlarındakiderin korku yerini hafif bir şaşkınlığa bırakmıştı.“Seray…” Kaan’ın sesihâlâ boğuk ve güçsüzdü. Dudaklarını araladı, ama sadece birkaç kelimeçıkabildi.Seray gülümsedi,gözlerinden yaşlar süzülüyordu. “Evet… buradayım. Hiç gitmedim. Hâlâyanındayım.” Dedi. Kaan, yavaşçagözlerini odanın diğer köşelerine çevirdi. Monitörler, hemşireler ve doktorlarfark etmeye başladı. Her şey hâlâ çok karmaşıktı ama ilk farkındalığınıkazanıyordu.Arda yanına yaklaştı,hafifçe omzuna dokundu:“İyi görünüyorsun.Şimdi biraz dinlenmen lazım, ama hayattasın.” Dedi. Kaan gözlerini açtı veodadaki her şeyi daha net fark etmeye başladı. Bip sesi çıkaran monitörler,aceleyle koşturan hemşireler ve doktorlar… Hepsi hâlâ bir karmaşa içindeydi.Ama en net gördüğü şey, Seray’ın hâlâ yanında olmasıydı. Ellerini hâlâtutuyordu, gözleri korku, endişe ve sevgiyi bir arada yansıtıyordu.“Seray…” dedi Kaan,sesi hâlâ boğuk ama anlaşılırdı.“Evet… buradayım,”dedi Seray, gözlerinden yaşlar süzülüyordu. “Hiç gitmedim… hep yanındaydım.”Dedi. Kaan dudaklarınıaraladı, hafifçe parmağını Seray’ın eline dokundurdu:“…Hisset…yorum… seni…”dedi. Arda ve Hüseyinsessizce yanına yaklaştılar. Arda hafifçe omzuna dokundu:“Bak, gözlerini açtın…şimdi biraz daha güçleneceksin. Her şey kontrol altında.” Dedi sevinçle. Hüseyingözlerini Kaan’dan ayırmadan fısıldadı:“Artık korkmana gerekyok… biz buradayız. Hep birlikteyiz.” Dedi. Kaan kısa bir süresessizce nefes aldı, ardından dudaklarını araladı:“Ne… oldu… bana?” diyesordu. Seray başını kaldırdı,gözleri Kaan’ın gözleriyle buluştu:“Silahlı birsaldırıydı… ama artık iyileşiyorsun. İki gündür buradayım, senin yanındabekledim… hiçbir saniye yalnız bırakmadım.”Kaan başını hafifçesalladı, gözlerinde hem şaşkınlık hem de rahatlama vardı.“…Buradaydın… hep…?”“Evet…” dedi Seray,gözleri dolu dolu. “Her an yanındaydım… sözümü tuttum.”Arda hafifçegülümsedi:“Artıkkonuşabiliyorsun… bu çok büyük bir adım. Şimdi biraz daha güçleneceksin.”Kaan dudaklarınıaraladı ve güçsüz bir sesle fısıldadı:“Se…ray… sev…iyorum…”Seray gözyaşlarınısilerek başını onun omzuna yasladı:“Ben de seni… hepyanındayım.”Kaan derin bir nefesaldı ve hafifçe gülümsedi. Ardından hafızasını test eder gibi mırıldandı:“Arda… hat…ırlı…yorum…biz… futbol… oyn…ardık…”Arda gülümsedi:“Evet… hatırlıyorsun…hep birlikteydik… o günler… eğlenceliydi.”Hüseyin ekledi:“Ve sen her zaman enhızlı koşardın… şimdi biraz güçlen, sonra tekrar anıları hatırlayacağız.”Kaan başını Seray’açevirdi ve boğuk bir sesle sordu:“Se…ray… hat…ırlı…yorum…sen… müzik… yap…ıyordun…”Seray hafifçegülümsedi ve saçlarını Kaan’ın ellerinin arasına aldı:“Evet… hâlâ şarkısöylüyorum… ama artık sen de dinleyebileceksin.”Kaan gülümseyerekdudaklarını oynattı:“İyi… hissediyorum…yan…ınday…ım… her…şey…”Seray başını onunomzuna yaslayarak fısıldadı:“İşte… yenidenbaşladık… artık her şey yavaş yavaş düzelecek. Yanındayım…”Kaan hafifçe başınısalladı ve gözlerini kapattı. Ama bu kez farklıydı; artık yalnız değil,sevdiklerinin yanında olmanın verdiği güvenle hayata yeniden tutunmuştu.Aradan birkaç saatgeçti. Kaan’ın bilinci güçlenmeye devam ediyordu. Bir noktada Seray ona hafifçesordu:“Acıyor mu hâlâ?”Kaan dudaklarınıaraladı, hafifçe gülümsedi:“Evet… ama… tah…ammül…edebilirim…”Seray gözlerini kısıpdudaklarından hafif bir kahkaha çıkardı:“Sen hep böyle…inatçıydın zaten.”Kaan güçsüz birşekilde başını salladı:“Evet… ben… hep…inatçıyım…”Arda, hafifçe esprilibir şekilde:“İşte bu yüzden senikaybetmek istemedik… seni yanımızda tutmak zorundaydık.”Kaan başını Arda’yaçevirdi:“Bili…yorum…teşekkür…ler…”Hüseyin gülümseyerek:“Sen hâlâ küçükşakalarını hatırlıyorsun… iyiye işaret.”Seray başını Kaan’ınomzuna yasladı, gözlerini kapattı ve fısıldadı:“Artık birlikteyiz…hep birlikte. Geçmişte ne yaşadıysak, bundan sonra daha güçlü olacağız.”Kaan dudaklarınıoynattı ve yavaşça:“…Evet… birlikteyiz…”dedi.O an, odadakisessizlik artık korkutucu değildi. Bip sesleri hâlâ duyuluyordu ama artık birhuzur ve güven havası vardı. Kaan, yeniden kendine gelmenin verdiği güçle,Seray, Arda ve Hüseyin’in yanında hayata tutunuyordu. Ertesi gün uyandıklarıise Kaan gözlerini açtı ve Seray'a :“ günaydın. “ dedi. Serayise gülümseyerek :“ Sana da günaydın.Nasılsın kendini iyi hissediyor musun eğer ağrın falan varsa söyle. “ dedi.Kaan ise :“ Bir şeyim yok iyiyimteşekkürler. “ dedi gülümseyerek. Arda ve Hüseyin ise odaya konuşarak geldiler.“Görüyorsun… her şeyyolunda,” dedi Arda, hafifçe gülümseyerek.Ardından ise Hüseyinekledi:“Bugün küçük biryürüyüş yapabiliriz… seni fazla yormadan, ama biraz hareket etmen lazım.” Dedi.Kaan başını yavaşça salladı. Bu, onun için bir ilerlemeydi; artık hem bilincihem de vücudu toparlanıyordu. Bir süre sonra odaya hemşireler gelmişti. Kaanhemşireler eşliğinde yavaşça yatağından kalktı. Seray ise onu sıkıca tuttu,Arda ve Hüseyin yanındaydı. İlk birkaç adım titrek ve yavaş oldu ama Kaangülümsüyordu.“Bak,yürüyebiliyorum…” dedi Kaan şaşkın bir şekilde. Seray hafifçe kahkaha atarak :“Evet . Sana demiştim,inatçı biri olduğunu! “ Dedi. Ardahafifçe esprili bir şekilde:“İşte bu yüzden senikaybetmek istemedik… hâlâ eski Kaan’sın.” Dedi.Kaan dudaklarınıoynattı ve mırıldandı:“Evet hala eski benim...” dedi. Gün ilerledikçe Kaan’ın hafızası yavaş yavaş geri geliyordu. Odayadönerken birden Arda’ya baktı:“Futbol maçı vardı hatırlıyor musun?” dedi. Ardagülümseyerek:“Evet… sen hep enhızlı koşardın… topu kimse senden alamazdı.” Dedi. Kaan dudaklarınıoynattı:“ Evet ve sen hep… golatmamı engel olurdun ! ” Dedi.Seray başını hafifçesalladı, gülerek:“Ve sen hâlâ o kadarinatçısın ki… her şeyi hatırlıyorsun.”Kaan başını salladı vegözlerini kapattı:“…Hatırlıyorum… herşey… güzel…” dedi. Hafızası geri geldikçe Kaan, odadaki arkadaşlarıyla hafifşakalar yapmaya başladı. Seray’a dönerek:“Hat…ırlı…yorum… sen…bana… şarkı söyle…yordun… hep…” dedi. Seray ise gülerek:“Evet… ve sen herzaman mırıldanırdın… ama şimdi dinleyebiliyorsun.” Dedi. Arda araya girdi:“Bakın… artık normalKaan geri geldi… inatçı, şakacı ve hâlâ biraz yorgun.”Hüseyin hafifçekahkaha attı: “Bu yürüyüşleri veşakaları çok uzun süredir bekliyorduk… nihayet her şey normale dönüyor.” Dedi. Hüseyinhafifçe kahkaha attı:“Bu yürüyüşleri veşakaları çok uzun süredir bekliyorduk… nihayet her şey normale dönüyor.” Dedi. Günlergeçtikçe Kaan hem konuşmayı hem de yürümeyi daha rahat yapıyordu. Seray ileuzun sohbetler ediyor, geçmişi hatırlıyor ve birlikte hayaller kuruyorlardı.Bir öğleden sonra Seray hafifçe fısıldadı:“Biliyor musun… senikaybetme korkusuyla geçen iki gün, hayatımın en uzun anlarıydı.” Dedi. Kaanbaşını hafifçe eğdi ve dudaklarından güçsüz bir gülümseme çıktı:“…Beni bırakmadın…biliyorum… teşekkür ederim…” dedi. Seray gözyaşlarınısilerken:“Her zaman yanındayım…artık korkmana gerek yok.” Dedi. Kaan gözlerini kapattı, derin bir nefes aldıve fısıldadı:“…Evet… yanındayım…her şey… iyi…” dedi. O an, odadaki sessizlik huzur doluydu. Bip sesleri hâlâvardı ama artık korkutucu değildi. Kaan, sevdiklerinin yanında yeniden hayatbulmuştu; geçmişin acısı yavaş yavaş silinirken, geleceğe dair umutlarcanlanıyordu.
