2. bölüm · Kaosun Kıyısında 2 - Sedanur Erdoğmuş

2.Bölüm

Sedanur Erdoğmuş

Geceye karşı şehir hâlâ sessizdi ama Seray ve Kaan bunu hissedemiyordu; adımlarını takip eden gölgeler vardı.
“Burası güvenli değil,” dedi Kaan, ceketini sıkıca kapatırken. Seray ise başını sallayarak . “Biliyorum… ama başka gidecek yerimiz yok.” Dedi.
Hüseyin ve Arda, aracın içinde gülüşüyorlardı.
“Hüseyin, bu gece biraz fazla sessiz değil mi?” diye sordu Arda.
“Haha, evet… Ama Kaan ve Seray’ın yanında olmak her zaman gerilimi artırıyor,” dedi Hüseyin. Seray Kaan’a baktı, hafifçe gülümsedi. “Senin yanında olduğumda gerilim de bir şekilde azalıyor.”
Kaan başını salladı. “Bunu bilmek güzel… ama dikkatli olmalıyız.” Dedi ve tam o sırada bir çatıdan aşağıya hareket eden gölgeler görüldü. Hakan’ın adamları şehrin içinden sinsice ilerliyordu. Kaan Seray’ı hemen bir binanın arka sokağına çekti. Elleri birbirine kenetlenmişti; kısa ama anlamlı bir temas, sessiz bir güveni hissettirdi.
Sokak dar, arabalar park etmiş ve ışıklar kırılgandı. Hakan’ın adamları etraflarını sardı. Bir adam sırıtarak:
“Kaçış yok, Kaan. Patron seni görmek istiyor.” Dedi.

Seray ise korkarak Kaan'a baktı :
“ Hakan…” dedi. Kaan ise gözlerini ona çevirdi ve :
“ Sakın korkma ben yanındayım ve birlikteyiz. “ dedi. İlk çatışma başladı. Kaan hızlıca siper aldı, kurşunlar neredeyse Seray’a isabet edecekti. Seray yere eğildi, ama gözlerini Kaan’dan ayırmadı. Birbirlerinin yanında olmanın verdiği güven, kalplerini hızlandırıyor ama adrenalinle doluyordu. Arda ise uzaktan bağırıyordu:
“Haha, Kaan! Sen süper kahraman mısın?” dedi gülerek.
“Arda, artık sessiz ol!” diye cevapladı Kaan.
Seray hafifçe gülümsedi.
“ Kızma çocuğa eğleniyor işte . ” dedi.
Kaan bir anda Seray’ın elini tuttu, göz göze geldiler. Sessiz bir bağ, tehlikenin ortasında oluştu. Adamlar saldırmaya devam etti. Kaan onları geri püskürtmeye çalışıyordu, ama Seray’ın gözünde korku vardı.
Kaan başını hafifçe salladı.
“Sakın geri çekilme… elimi bırakma.”
Seray başını salladı.
“Sakın bırakmam.” Dedi. Bir patlama sesi uzaklardan geldi. Şehir adeta sallandı. Hakan’ın adamları daha agresif hale geldi. Kaan ve Seray hızla bir binaya sığındı. İçeride kısa bir sessizlik oldu.
Seray endişe ile :
“Peki şimdi ne yapacağız?” diye sordu. Kaan omzuna yaslandı, gözleri kararlı:
“Önce hayatta kalacağız… sonra Hakan’ı durduracağız.” dedi. O sırada telefon çaldı. Kaan açtı. Bilinmeyen numara. Hakan.
“Biraz eğlenelim,” dedi Hakan, sesi buz gibi.
Kaan dişlerini sıktı. “Seray’a dokunma.”
Hakan gülerek telefonu kapattı. “Oyun devam ediyor.”
Seray, Kaan’ın yanına yaklaştı. Ellerini tuttu. “Bunu atlatacağız… değil mi?”
Kaan başını salladı.
“Birlikteyiz. Her şeyden geçeriz.” Dedi. Dışarıdaki şehir kaos hâlindeydi. Yağmur hızlanmış, ışıklar daha parlak bir şekilde sokağı aydınlatıyordu. Kaan ve Seray ellerini sıkıca kenetlemiş, karanlığa bakıyorlardı. Hakan’ın planı hâlâ gizemli, ama tehdit çok yakındaydı.
Hüseyin ve Arda ise köşeden izliyor, Kaan’a komik sorular soruyordu:
“Hey Kaan, Seray’la birlikteyken kalbin kaç bpm?” dedi. Dalga geçerek. Kaan ise sinirle :
“Arda, defol!” dedi.
Seray gülerek Kaan’ın omzuna dokundu. “Boşver bırak. “ dedi.

Ve o an, Seray ve Kaan bir kez daha anladı: birlikte olduklarında tehlike ne kadar büyük olursa olsun, ayakta kalabileceklerdi...