2. bölüm / 6
KANLI NOTALARKüçük Vâris
Bölümler 6Şu an: Küçük Vâris
Cama çarpan damlaların sesi ile gözlerimi açtım. Görünüşe göre bugün yine kasvetli bir hava hakimdi. Yavaşça yataktan kalkıp, masadan telefonumu aldım ve saate baktım. Saat dokuza yaklaşıyordu ve benim hemen hazırlanıp kütüphaneye gitmem gerekliydi.
Üstüme bordo renginde boğazlı bol bir kazak altıma da siyah pantolonumu giyip çantamı alıp çıktım. Merdivenlerden aşağı inerken babamın sesi ile adımlarım duraksadı.
"Bugün kütüphaneye gitme. Seninle konuşmam gereken şeyler var" Sert çıkan sesiyle kaşlarım çatılsa bile başımı aşağı yukarı sallayarak onayladım.
Sofraya doğru adımlamamla babam arkamdan bana seslendi. "Akşam eve geldiğimde konuşacağız. Ama sen evden dışarı adımını atma" Onu onayladıktan sonra masaya doğru ilerledim.
Annem masada oturmuş kahvaltısını yaparken "Günaydın" Diyen sesimle başını yavaşça kaldırdı ve boş gözlerle baktı. Aldırış etmedim çünkü alışmıştım.
Kahvaltımı ettikten sonra odama gittim ve Amara'yı aradım. İkinci çalışta açılan ve yine capcanlı çıkan sesi ile gözlerimi devirdim.
"Günaydın, günaydın ve günaydın. Bugün nereye gideceğiz? " Sorusu ile derin bir nefes aldım "Aslında ben seni bunun için aradım. Babam dışarı çıkmamamı ve benimle konuşmak sitediğini söyledi. Büyük ihtimalle yine ilgili baba önerileri yapacak. Çok, çok özür dilerim'' Telefonun ucundan gelen kıkırdama sesi ile tüm kaslarımın gevşediğini hissettim.
"Önemli değil. Ama sen için üzüldüm çünkü o konuşmalar benim uykumu getiriyor ve çok sıkıcı. " Güldüm bu söylediklerine. Çünkü bu konuşmaları benim yanımdayken o da çekmek zorunda kalır ve babam odadan çıktığı an kendini boğuyormuş gibi yapardı.
Tam ağzımı açacağım anda evdeki gürültü ile Amara'ya acil işim olduğunu söyledim ve yanıt beklemeden telefonu yüzünü kapattım. Aşağa indiğimde evin hizmeti ile görevli olan Clara'yı yerdeki kırıkları temizlerken gördüm. Ne olduğunu sorduğumda verdiği cevap beni şaşırtmadı.
"Anneniz yine kriz eşiğinden döndü o sırada da elime sıcak çayı döktü onun kırılma sesiydi. Ama siz merak etmeyin ben temizlerim. " Hızlıca eline doğru baktım. Eli çok kötü yanmıştı.
"Sen eline pansuman yap, krem sür. Ben buraları yoplarım. Sakın itiraz etme yaraların daha kötü olacak böyle durusan." İtiraz etmesine izin vermeden ayağa kalkmasına yardım ettim ve eğilip cam kırıklarını topladım.
İşimi bitirdikten sonra bahçeye çıktım. Birkaç adım sonra babamın sesi ile duraksadım ve başımı öne doğru eğdim. Telefonla konuşuyordu ve kim ile konuşuyorsa yüzü sinirden kıpkırmızı kesilmişti
"Bugün söylemeyi düşünüyorum. Sakın itiraz etme çünkü vakalar artmaya başladı ve kimse farkında değil. Kimse bilmiyor biz dışında. Biz kurucu aileyiz ve benim vârisim Lilith. Ona da bugün söyleyeceğim avcı vârisi olduğunu"
Duyduklarım şey ile gözlerim irileşti. Avcılar neydi ve neden vardı. Ailem kimdi. Bulmam gerekliydi çünkü babam ne dönüyorsa söylemekten vazgeçecek gibiydi.
Aklıma gelen şey ile koşar adım eve gittim. Hızlıca etrafı kontrol edip çalışma odasına girdim. Masadaki evrakları incelerken aklıma kasa geldi. Hızlıca arkamı dönüp dolabın içindeki kasayı açtım. Üstünde kırmızı harfler ile gizli yazan dosyayı aldım ve fotokop makinasına ilerledim. Fotokopileri çıkartırıp hızlıca aldım ve dosyayı yerine koydum.
Arkamı döndüğümünde kapının sesi ile kağıtları kazağımın içine koydum. Açılan kapıdan içeri babam girdi.
"Birşey mi oldu. Neden odamdasın" Sorgulayan sesi ile başımı sağa sola doğru salladım.
"Yok önemli birşey konuşacağız demiştin. Bende seni odanda sandım ondan geldim. Ne söyleyecektin" Kaşlarını havaya kaldırdı
"Aslında o kadar da önemli değildi yani ertelenebilir. Başım çok ağrıyor dinlenmeye gideceğim başka sorun yoksa. " Başımı olumsuz anlamda salladım ve odadan çıktım.
Hızlıca ama birşey belli etmemeye çalışarak odama girdim. Derin bir nefes verdim. Dosyayı okumaya hazır hissetmesem de kafamdaki soru işaretleri delirmeme neden olmadan gerçekleri öğrenmem gerekliydi.
Dosyayı akşam açmaya karar verdim ve kafamı dağıtmak için kitap okumaya karar verdim.
⛧
Akşam yemeğini yedikten sonra annemin yanına gittim. Elinin bir kısmı sabah ki yaşanlardan dolayı yanmış ve pansumana izin vermediği için su toplamıştı.
Yemek yedirmeye çalışan ve bakımıyla görevli kadını uzaklaştırmaya çalışıyor ve kadına bağırıyordu.
Duruma hızlıca müdahale ettim ve hizmetlinin elindeki tepsiyi alıp dışarıya çıkmasını söyledim. Bu durumdan kurtulmak için hemen başını salladı ve dışarı çıktı.
Yatağın yanındaki sandalyeye oturdum ve yemeğini sakin bir şekilde yedirdim. İtiraz etmemesine şaşırsamda az önce kullandığı yüksek dozdaki ilaçlardan dolayı olduğunu anladım.
Yemeğinin yarısını yedikten sonra ağır ağır kapanmaya başlayan göz kapakları ile hızlıca odadan çıktım.
Annem on üç yaşımdan beri böyleydi ve şu an 17 yaşındaydım. Kardeşimin doğum sırasında ölmesi ile annem kafayı yiyecek duruma gelmiş ve herkese zarar vermeye başlamıştı. 3 senedir de psikolojik destek görüyor ve ilaçlar kullanıyordu.
Saatin sekiz olması ve herkesin dağılması ile bende tepsiyi mutfağa bıraktım ve odama geçtim. Dosyaya bakacaktım.
Derin bir nefes alıp açtıpım dosyada ilk başta kasaba tarihi, kurucu aile ve birkeç cinayet yazıyordu. Normal olan şeylerdi bunlar ama başka şeylerin de olduğunu tahmin edebiliyordum.
2 sayfa sonra gördüğüm ceset fotoğrafları ile kanımın donduğunu hissettim. Öldürülen cesetlerin boynunda ve bileğinde ısırık izleri vardı.
Birkaç sayfa daha çevirdikten sonra başlıkta yazan 𝘢𝘷𝘤ı𝘭𝘢𝘳 kelimesi ile dikkatimi oraya verdim.
Yazanları okudukça delirecek gibi oluyor, midem düğümleniyordu. Burada yazana göre vampirler bir efsane değil gerçek ve kurucu aileler de Avcıydı.
Kasabada birkaç sene önce birisi böyle birşey olduğunu iddia etmişti ama babam bu olayın yalan olduğunu ve bunu söyleyen adamın, kızının ölümünden sonra delirdiğini söylemişti ve herkes inanmıştı.
Dosyayı kapatıp önemli yerlerin fotoğraflarını çektim ve ceset fotoğraflarını da çantaya koydum. Odamdan çıktım ve babama seslendim. Birkaç dakika sonra odadan çıktı. Çıktığı an dosyayı yere fırlattım ve bağırmaya başladım.
"Bu ne demek oluyor. Vampirler ne demek var ve kasabamızın hemen yanında. Nasıl bunu halka söylemezsiniz. Zaten birkaç kişi yaralanmış hatta ölmüş ve burada yaşayanların haberi yok. "
"Sakinleşmen gerekli şuan. Mantıklı düşün eğer insanlara söyleseydik herkes panikleyecek ve kasabayı terk edeceklerdi. Ayrıca gereken önlemleri aldık. Birkaç cinayet ve yaralanma olsa bile sınır çizildi. Yan artık buraya giremezler."
"Kasabayı terk etmeleri normal değil mi? Ayrıca ölen insanlara, onların ailelerine ve sevdiklerine yazık değil mi? Ayrıca bana doğru düzgün bir açıklama yapmazsan evden çıkarım. Gerçi birşey oldu değil mi o yüzden evde durmamı söylüyordun sen. "
Derin bir nefes aldı. "Çıkamazsın evden. Hemen odana git. " İtiraz edeceğim sırada aklıma gelen şey ile odama çıktım.
⛧
Saat on bir olmuştu evdeki herkes uyumuştu ve ben dosyalar ile camdan atlayıp çıkmıştım evden. Yıllardır süren ama bitmeyen inşaat alanına doğru geldim.
İnşaatın bölgesinde oturmak yasak olduğu için hiç kimse yoktu burada. Dosyaları incelemek için yere oturduğumda üçüncü sayfayı açtım. Cinayet izlerini ne ile kapattıklarını okudum.
Merak edip sınırı nerede çizdiklerini bulmaya çalıştım ve harita olan sayfayı inceledim. Gördüklerim ile hızlıca ayağa kalktım. Çünkü sınır yeri burasıydı ve hatta ben sınırı geçmiştim.
Arkamı dönüp koşacağım sırada birkaç adım atmamla birsinin kolumu tutması bir oldu. Kolumu tutan adam çizginin diğer tarafındaydı ve büyük ihtimalle bir 𝘷𝘢𝘮𝘱𝘪𝘳𝘥𝘪. Bana bakıp sırırttı
"Seni Dante'ye versem mutlu olur ve beni ödüllendirir mi acaba. Hadi deneyelim" Koluma asılması ile çığlık atavak gibi oldum ama beni durdurdu.
"Sınırı kim geçerse o diğer tarafta kalır tabii yakalanırsa. Bizden daha olmadı ama sen be diğer aptallar geçti. Aptallığınız da ölüm ile cezalandırıldı. "
Korkudan ağlamamak için kendimi zor tutyum. Beni bir arabanın içine resmen fırlattı ve sürücü koltuğuna geçti. Birkaç dakika süren yolculuktan sonra bar gibi bir yere geldik beni arabadan indirdi ve zorla içeri soktu.
Biz geldikten birkaç saniye sonra tüm bakışlar bize döndü. Beni tutan adam birisinin önüne doğru itti. Adam bana baktı ve yanıma yaklaştı ve baş hareketi ile arkamdaki adam beni tutup yukarı doğru zorla çıkardı.
Birkeç dakika bekleyişin ardından bize duğru ağır adımlarla gelen adam ile kaşlarım çatıldı. Diğerlerinden daha iriydi ve buradaki herkesin saygı duyduğu belliydi.
" Lilith Ash. Avcıların vârisi. Kurucu ailenin kızı. Seni buralara hangi rüzgar attı seni buralara." Konuşması ile irkilsemde belli etmemeye çalıştım. Gülerek bana yaklaştı
"Korkuyorsun ama sınıra giriyorsun. Kurucu ailelerden olmasan bilmediğine inanacağım ama kurucu ailedensin o yüzden inanmam kusura bakma. "
Birden ciddileşti "E sen bizim için sınırı geçtin biz de sana bir süpriz hazırlayalım o zaman. "
Arkasında Amara'yı görmemle onun da istemeyerek geldiğini düşündüm. Tam ilerlediğim anda bana baktı ve güldü
"Ne kadar körsün. Benim kim olduğumu anlamadın. Dur ben söyleyeyim. Ben vampirim. Hep sana anlattığım ve seninde nefret ettiğin o canavarlardan, katillerdenim. Ama maalesef artık sende öylesin. "
Saniye bile diyemeyeceğim kadar hızlı bir sürede hızlıca bana doğru atılıp, boynunu ısırdı. Gözlerimin kararması ve mide bulantısı ile dayanamadım ve bayıldım.
⛧
Kandırılmıştım. Ailem tarafından. Arkadaşım tarafından Ufacık bir duygu boşluğu hayatımı karartmış, belki de hayatımın geri kalanını belirlemişti. Şimdi ise tüm duygularım kapalı, sadece yaşadığım ihanet ve birkaç dakika önce tüm damarlarımda hissettiğim adrenalin vardı. Başım dönüyor, damarlarım patlayacakmış gibi şişiyor ve büyük bir açlık yaşıyordum. Etrafımdaki 𝘤𝘢𝘯𝘢𝘷𝘢𝘳𝘭𝘢𝘳 gözlerini bile kırpmadan bakıyorlardı.
Başımı yukarı doğru kaldırdığımda sırıtarak beni izleyen bir adam gördüm. Gözlerindeki eğence ve merak pırıltılarının altında başarmışlık vardı. Bir vârisi dönüştürmüş olmanın başarısı ve mutluluğu nereden bakılırsa bakılsın belli olurdu.
Arkasına dönerek ufak bir baş haraketi ile beni işaret etti. Ne olacağını beklerken birden önüme birşey fırlarıldı. Kafasına bez bir torba geçirilmiş, vücudundaki hatlardan dolayı kadın olduğu belli olan, muhtemelen baygın bir kadın. Kadını fırlatan adam dişlerini kadının bileğine doğru götürdüğünde başımı yana arkaya çevirdim.
Birkaç saniye sonra aldığım kan kokusu ile açlığım daha da arttı. Başım yana doğru çevrildiğinde kadının kanını zorla içirmeye çalıştılar. Dudağıma değen birkaç damla ile kendime karşı koyamadığımı hissettim. Ama engel olmalıydım. Engel olmazsam eğer bende onlar gibi olacaktım.
"İçmezsen ölürsün" Yukarıdan yükselen sesin kimden geldiğini biliyordum. Etrafımdaki herkes pür dikkat bana bakıyor, ne yapacağımı merak ediyordu.
"Sizin gibi olmaktansa ölmeği yeğlerim." iğreniyormuş gibi çıkan sesimle etrafta kahkaha sesleri yüksedi. Bsna doğru döndü.
"Biz ölümsüzüz. Her zaman güçlüyüz ve sen bizim gibi olmak istemediğini söylüyorsun. Ne yazık ki küçük vâris dönüşümünü tamamlaman gerek. Ya isteyerek ya da zorla. Çünkü sen benim en önemli projem olacaksın. "
Elini enseme koydu ve birkaç damla kanın kanın dudağımda hissetmemle açlığa karşı koyamadım ve içmeye devam ettim. Ta ki. Kadının bütün damarları kuruyana kadar içtim.
Kalabalıktan gelen uğultuyu alkış sesi böldü.
"Avcıların vârisine küçük bir hediyem var. "
Damarları kurumuş ve artık bir 𝘤𝘦𝘴𝘦𝘵 olmuş kadının başındaki bez torbayı çıkardı.
Gördüğüm şey ile donakaldım. Az önce büyük bir iştahla içtiğim kan, benim en yakın arkadaşımın kardeşine aitti. Ben en yakın arkadaşımın kardeşini öldürmüştüm. Ben artık hep iğrenerek ve korkarak baktığım o canavarlara, katillere benzemiştim.
Bölüm etkileşimi
