5. bölüm / 6
KANLI NOTALARFarklı kimlik, Aynı hisler
Bölümler 6Şu an: Farklı kimlik, Aynı hisler
İnsanlar bazen, kendi yaşamını ve tanıdığı herkesi geride bırakmak ve kaybolmak ister.
Farklı bir kasabada, farklı bir şehirde, hatta farklı bir evrende.
Bense şuan ne gitmek, ne de kalmak istiyordum. Ortada kalmıştım ve tek bildiğim hiç birşey olmaktı.
Yataktan doğrulduğumda Eva yanı başımda oturuyordu. Konuşmak istesem bile çığlık atmaktan kısılan sesim, izin vermiyordu.
"Bu bitkilerin özünden yapılmış bir ilaç. Şifacı özel olarak hazırladı. Bunu iç, sonra da biraz daha dinlen. Tanrıça Flora tekrar geleceğini iletmemi söyledi. "
Verdiği sıvıyı içtikten sonra ona döndüm.
"Ne kadar süredir böyleyim? Ailem beni merak etmiştir."
Doğrulacağım sırada omzumdan bastırdı ve yatağa itti.
"Ailene Vera haber verdi. Şu an onunla berabersin sanıyorlar. Lütfen biraz dinlen çünkü birazdan Tanrıça Flora gelir. "
Odadan çıktıktan sonra, bir süre öylece tavanı izledikten sonra elim istemsizce günlüğe gitti. Merak ediyordum içinde ne olduğunu. Kesik kesik hatıralar kafamın içinde dönerken belki hatırlardım herşeyi.
Günlüğü elime aldığımda farklı birşeyler hissettim.
Ama hissetmemeliydim. Bir yere ya da birisine ait hissederek ona güvenmemeliydim.
Kitabı açtığımda daha çocukken yaşadıklarını anlatıyordu. Bin yıldan fazla yaşayan Tanrıçayı aşk denen duygu öldürmüştü.
Bir Tanrıça, aşk yüzünden nasıl ölebilirdi ki? Aşkı uğruna mı, yoksa aşkı tarafından yediği ihanet yüzünden mi?
Neler olduğunu tahmin etsem bile, gücünü öylesine saçma birşey için kimse harcamazdı.
Güç, her varlık için önemli birşey.
Açıkan kapı ile bakışlarım oraya doğru döndü. Vera elinde tepsi ile gelmişti. Yatağın köşesine oturdu.
"Bunları yedikten sonra sirenler senin zihnini dinlendirecek. Ama bu kez acımayacak, merak etme yani. Sonra duşunu al ve tekrar dinlen. Hem fiziksel hem de ruhsal olarak. "
İçimi rahatlatmak istercesine dingin sesi ile başımı salladım. Getirdiği sebze yemeğini yedikten sonra üstümü giyindim ve aşağı indim.
Burada vakit geçirmek beni değiştiriyordu. Huzur buluyor, gevşiyordum. Bunun olmaması gereklydi.
"Sirenler hakkında ne biliyorsun? " Aşağı inerken sorduğu soru ile düşündüm.
"Denizcileri kandırdıkları, seslerinin güzel olduğu, deniz kızları gibi masum olmadıkları hakkında birçok efsane duydum. Ama gerçek olduklarını bilmiyordum. Gerçi buradaki çoğu şeyin gerçek olduğunu düşünmüyordum. Buradaki çoğu soy bizim için efsaneydi. "
Söylediklerime güldü. Buraya ilk geldiğimde yaşadığım şok zaten büyük bir baş ağrısı ve stres yapmışken, başka şeyleri dert edinemem gibi geliyor.
❃.✮.❃
Sirenlerin sakinleştirici müziği ile bsşımın ağrısını biraz da olsa geçiridikten sonraduşa girdim. Başımı suya soktuğumda farklı bir yaşamın içinde ve farklı bir bedenin içine hapsoldu gibi hissettim.
Kaçıyordum. Düşman, çoğu zaman ecel olurken benim aşkım, ecelim olmuştu.
Duygular gerçekten zayıflıktı. Özellikle birisine güvenmek. Annem bana her zaman bunu derdi.
'Aşık olma. Ama eğer farklı duygular hissediyorsan saygı duy ve sev.
Ama unutma; Saygı ve sevgi hak edene verilir, güven ise hiç kimseye. '
Ağaçlaçların ardından geçerken tükendiğimi hissediyordum. Birkaç kez üstümdeki elbiseden dolayı düşmüş, ama hemen toparlanmıştım.
"Nereye kadar kaçacaksın Nyxara Vaelora? Bak etrafına kimse yok. Ayrıca sen beni çok seviyorsun. Ne oldu da kaçmaya başladın. "
Ses çıkartamazdım. Eğer beni duyarsa, dakikasında tüm vücudumu parçalardı.
Ağlıyordum. Ama korkudan değil. Aptallığımdan. En güçlü soy iken bir duygu uğruna tüm gücüm elimden alınmıştı.
Tekrar dünyaya geleceğim ve ilk başta o adamdan, sonra ise o adamı var eden cadıdan kurtulacaktım.
Farklı beden, ama aynı hisler
Ve seni buldum. Hadı ama Nyxara, benden bu acınası halin ile kurtulacağını mı sandın? Ne kadar aptalca. "
Bulunduğum halden zevk alıyor, beni aşağılamaktan geri durmuyordu.
"Hatırlıyor musun bilmem ama, bana ilk geldiğinde acınası duruyordun. Ayaklarıma kapanmıştın lütfen beni kurtar diye. Belki de seni atsaydım dışarı. Geberseydin geldiğin yerde yani çöplüğünde."
Söylediğim sözler ona dokunuyordu bile. Öylesine kör olmuştu.
"Bırakdaydın o zaman Nyxara. Seni ben değil, kibrin ve merhametin öldürdü. Aşkı için ölen Tanrıça diye de arkandan gülerler belki."
"Yemin ederim ki tekrar geleceğim. Belki farklı bedenle ama yine de aynı duygular ile geleceğim. Ben, aşkım yüzünden ölüyor isem sen de aşkın ile öleceksin. Seni zehirleyeceğim ama senin ruhun bile duymayacak."
Adam, artık kadını duymuyordu bile. Tek istediği eline gelecek güçtü. Kadın, aşkı için ölmüştü.
Savaşta, en çok duygular ve zaaflar darbe verirdi.
Gözümü açtığımda Vera yanı başımda, bana korku ile bakıyordu.
"Nasıl olduğuna bakmak için gelmiştim. Öyle hareket etmeden durduğunu görünce çok korktum. İyi misin?"
Başımı salladım. Söylemek ve söylememek arasında kalmıştım.
Kimseye güvenme.
Nyxara, güven verdiği kişi tarafından ihanete uğramıştı ve ben daha bu kişileri tanımıyor, anımsayamıyordum. Kimseye birşey dememek ve sessiz kalmak şu an için en iyisi gibi geliyordu.
"Birşey olmadı. Ayrıca boğulmuyordum, sadece tüm sesler ve hisler bu şekilde gidecek gibi hissettim. Panik yapmanı gerektirecek hiç bir şey yok"
Ters sesim ve cevabım ile derin bir nefes verdi.
"Sadece merak etmiştim. Neyse, sen dinlen ben tekrar geleceğim."
Odadan çıkması ile üstümü giyinmeye başladım. Yatağa oturdum ve günlüğü elime aldım. Vakit gelmişti. Artık kaçamazdım. Bir şeyler hatırlamaya başlamıştım.
Günlüğü açtığımda, daha çocukluk günlerini anlatıyordu.
Sabah kalktığımda yine ders olduğunu söylemişlerdi. İstemiyordum. Ne burada durmak, ne de ders istemiyordum. Annemin ağlaması ve çığlık sesleri hala aklımdaydı. Annem her gece rüyalarıma geliyor ve beni çok sevdiğini söylüyordu.
Bunu, benimle ilgilenen kişilere söylediğimde bana cevap vermiyorlardı. Buraya ilk geldiğimde kaçmaya çalışmıştım ve birisi beni görmüş, görevlilere teslim etmişti. Sonra beni bir kadının yanına götürmüşlerdi.
"Senin evin artık burası. Burada senin gibi arkadaşların var. Annen de hasta o yüzden seni onun yanından aldık sende çok hasta olmak diye." Çocuk aklımla inanmıştım tabii.
O gün, dersten sonra bahçede benim yaşlarımda bir kız ile tanışmıştım. Kumral saçları, yeşil gözü ile çok güzel bir kızdı. O, doğduğu günden beri burada yaşıyormuş. Annesini ve babasını sorduğumda kazada öldüklerini, kendisinin sağ çıktığını söylemişti.
Birlikte gezmiş, konuşmuştuk. Artık yalnız değildim ve bir arkadaşım vardı. Hizmetlilerin dediğine göre asırlar sürecek bir arkadaşlık.
Kapının tıklatılması ile günlüğü kapatım ve yataktan kalkıp, kapıyı açtım.
Flora ve Eva kapıda duruyordu. Eva'nın elindeki elbiseyi görmemle kaşlarımı çattım.
"Bugün hatırladığın anılara ve gelmene özel bir kutlama yapılacak. Vera, bugün sana ne olduğunu bana anlattı."
Vera'nın anladığını tahmin etmiştim. Ama emin olmadan ve tüm anılar geri gelmeden bir kutlama yapmaları şaşırtmıştı.
Burdan kurtulmak isterken daha da gömülüyordum.
"Bu kıyafet, Nyxara'nın özel olarak diktirdiği elbise. Gücünü ve zerafetini temsil ediyor. Ama giyemeden öldüğü için bugün sen onun yerine giyeceksin. Ne de olsa gücünü ve ruhunu içinde taşıyorsun. "
Beni, başka birisinin yerine koyuyorlardı. Ben, onlar için güç ve yedektim. Asla Nyxara olarak görülmeyecektim. Asla onun gibi sevilmeyecektim. Asla böyle arkadaşlarım olmayacaktı.
"Ben sana yardım edeyim. " Eva'nın dedikleri ile başımı salladım. Daldığımı fark eden Flora, Eva'ya beni gösterdi ve bana gülümseyerek kapıyı ardında kapatıp çıktı.
Eva elbiseyi yatağa bıraktığında inceleme fırsatı buldum. Yere değecek kadar uzun, kumaşın kalitesi nerden bakarsan bak anlayacağın şekilde, koyu mavi belime tam oturan bir elbiseydi.
Masaya oturdum ve dalgalı saçlarımı düzleştirdim. Makyaj yapmak için elimi fırçaya götürdüğümde, Eva fırçayı elimden almış ve kendisinin yapacağını söylemişti. Keyifsiz olduğundan başımı salladım ve ona karışmadım.
Yaklaşık bir saat sonra dudağımı ısırarak kendime bakıyordum. Gerçekten temiz ve iyi bir iş çıkmıştı ortaya Eva, saatin geciktiğini söylediği için oyalanmadan Eva'yı odadan çıkarıdm.
Üstüme giydiğim elbise tahmin ettiğim gibi belime oturmuştu. Elbisenin yanında gelen kolyeyi taktım ve Eva'yı tekrar çağırdım.
Kendim değilmişim gibi hissediyordum. Bu kıyafetin içinde farklı birisiydim. Sanki gerçek anlamda gitsem nefes alabilecek gibiyim. Herşeyden kimse ismimi bile bilmeden.
Eva, odaya giridiğinde şaşkınlıkla bana baktı. "Seni ilk gördüğümde geri geldiğini düşünmüştüm. " Rahatsızca yerimden kıpırdandım.
"Ben o değilim Eva. Yalnızca bir ruh bağı. " Eva, rahatsızlığımı anlamış gibi sesini çıkarmadı ve başını salladı.
Aşağı indiğinde, Lunarisi olduğundan çok daha farklı olduğunu gördüm. Bütün soyları var, vampirler yok.
Ben dışında.
"Bazı soyları masada oturmaz Lilith. "
Flora'nın sesi ile arkamı döndüm. Aklımdan geçen şeyleri söylemiş ve yerleri olmadığını belirtmişti.
Burada kaldığım süre boyunca vampir güçlerinin elimden alınması için her şeyi yapacaklarını biliyordum. Burada durmak bana sadece daha çok acı ve daha çok soru veriyordu. Bende sadece cevapları ve sakinliği istiyordum.
Hayatım boyunca asla sabırlı değildim. Her şeyin hemen olmasını ve mükemmel olmasını bekliyordum. Bu yüzden çevremdekiler bnei bu konuda sürekli uyarıyordu.
Flora'nın sesi ile dikkatimi oraya verdim.
"İşte Nyxara Vaelora'nın mirasçısı"
Herkes bana baktığında rahatsız olmuştum ama bunu belli etmemek adına başımı eğmek yerine dik tuttum. Sessizlik içerisinde birkaç kişiyi süzdüğümde giyimi Glora ve benimkine benzeyen birkaç kadın vardı.
Bir an kalbimde hissettiğim garip sıçrama ile Flora'nın yüzündeki gülümseme kayboldu. Başımı eğdiğimde, kolyenin parladığını gördüm.
"Bu daha önce olmuş muydu?" Diye soran Eva'ya baktım ve başımı olumsuz anlamda salladım.
Flora hala sessizliğini koruyor, kimseye cevap vermiyordu.
Birşeyler dönüyordu "Ne oldu?" diye sorduğumda Flora'nın yanına bir kadın geldi ve uyarır gibi öksürdü. Flora irkildi ve omzunu kaldırdı.
"Hiçbir şey."
Çok şey olduğu belliydi.
Yanındaki kadın bana doğru yaklaştı ve gerginli dağıtmak ister gibi gülümsedi.
"Ben Amelia. Senin gibi Tanrıça mirasçısıyım." Başımı salladım ve gülümsedim. Flora hala sakinleşmeye çalışıyor gibi duruyordu.
Vera yanıma geldi ve beni geriye doğru çekiştirdi.
Oturma alanına doğru yönlendirmesine karşı gelmedim.
Birden gözümün önü karardı ve bir ses duydum.
"Seni bulacağım."
Ses var, yüz yok. Zihnim sanki benimle bir oyun oynuyordu. Herşey üstüme üstüme geliyor, nefes alamıyordum.
"Bugün yalnızca geçmişini hatırladığın için burada değiliz. Bugün, gücünün seni hatırlamaya başladığı gün." Vera'nın bana dedikleri ile ona baktım ve başımı yana çevirdim.
"Beni başkalarının yerine koyarken dikkat et Vera. Başkaları da senin yerine koyulabilir. Boş yeri doldurmak zor birşey değil yani."
Flora kaşını kaldırdı ve Vera'ya döndü. Vera şok içinde bana baktı. Biraz pişmanlık yaşasamda dayanamamıştım. Flora'ya demem gerekenleri Vera'ya demiştim.
Ama ihanet affedilmezdi. Vera'nın yaptıklarını unutmamıştım.
Geri yerime oturduğumda üstümdeki bakışları aldırmamıştım. Artık alttan almayacak, kendim gibi olacaktım.
Birkaç dakika sonra baş ağrısı tekrar yerini almıştı. Sirenlerin melodisi beni rahatlatmak yerine daha da geriyordu. O an bir şey gördüm
Bir çift yeşil göz
"Daha nereye kadar kaçacaksın Nyxara Vaelora. Mirasçının gölgesine, zekasına saklanmayı bırak. Bu kadar korkak bir Tanrıça daha önce görmemiştim. Bu dünyada güç sizlere yer yok Nyxara. İyi ki seni öldürmüşüm. "
Zihnimdeki ses tanıdık ama boğuk bir sestir. Ayırt edemiyordum. Sonra birley oldu.
Masadaki bardak çatladı.
Mumlar söndü.
Sirenler müziği kesti.
Herkes bana bakıyordu. Hemen kaçmak ve kurtulmak istiyırdum, ama içimdeki ses güçlü durmamı, sadece başımı dik tutup gözlerimi kimseye çevirmemem gerektiğini söylüyordu. Artık damarlarımda gezinen kan, güce dönüşmüştü.
Birkaç dakika sonra Amelia'nın sesi ile herkes önüne döndü ve sirenlerin melodisi tekrar ortamı yatıştırdı. Seslere odaklanmaya çalışsamda kafamdaki doluluk buna izin vermiyordu.
Ortalık tamamen yatışınca ayağa kalktım ve Vera'nın yanına gittim. Başını kaldırıp bana baktığında konuşmasına fırsat vermeden kolundan tuttum ve çekiştirdim.
Kütüphaneye girdiğimizde kolunu bıraktım ve kapıyı kapattım.
"Bana ne oluyor?" Vera, sorduğum soru karşısında afallamış ve yutkunmıştu.
"Henüz bilmiyoruz." Sinirlerim bozulmuş gibi kahkaha attım. Vera bana korku ve hayretle bakıyordu. Bi anda ciddileltim ve bağırdım.
"Sen biliyorsun Vera. Yalnızca sen değil, oradaki tüm Tanrıçalar biliyordu. Hatta tüm hizmetliler. Flora'nın birden korkması boşa değildi. " Vera sustu ve başını yere eğdi.
"Bunu söyleyemem Lilith. Zaman sana ne olduğunu gösterecek." Benim soru sormama izin bile vermeden koşar adım kütüphaneden çıktı. Aklıma gelen şey ile adımlarım kitapların arasına gitti
Günlük.
Aşağı indiğimde kitabı buraya bırakmıştım. Hemen Nyxara'nın bölgesine geldiğimde kitabı yerinden aldım.
Günlüğü açtığımda gördüğüm şey ile dizlerimin kuvvetinin kalmadığını hissettim.
Boş olan sayfada yazılar vardı.
Belki yanılmışımdır diyerek kitapların hepsine baktım. Ama renkler farklıydı. Tek yeşil günlük buydu.
Sabah okuduğum sayfayı açtığumda aynıydı herşey. Derin bir nefes aldım ve sayfayı açtım.
"Eğer bunu okuyorsan, yeniden doğdun demektir." Göz bebeklerim titredi. Korkmaya başlamıştım. Adımlarım ne ileri ne de geri gidiyordu. Sanki donmuş, yere çivilenmişti ayaklarım.
"Fakat sen Nyxara değilsin."
"Çünkü Nyxara'nın ölümüyle birlikte onun ruhu da ölmedi."
Bu ne demekti? Yalanlar ve yılanlar birbirinin en iyi sırdaşıydı.
Ama bu oyunda kim yılan, kim yalandı. Ne oyunun kuralları, ne de oyuncular tam olarak belliydi.
❃.✮.❃
Bölüm sonuuu
Buraya kadar okuduysanız lütfen oy verin. Teşekkürler 💚💕🦢

Spotify hesabım. Müzik listesi burada var
Bölüm etkileşimi
