KANLI NOTALAR kitap kapağı

3. bölüm / 6

KANLI NOTALAR

Av mı? Avcı mı?

Vaveyla Yazarı: Nazee37 Kdg

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Av mı? Avcı mı?

O an ağlamadım. Bağırmadım. Kaçmadım. Çünkü bazı gerçekler insanı parçalamazdı; onu değiştirirdi. Ve ben, birkaç dakika içinde eski benliğimi kaybetmiştim. Artık av değildim. Artık korktuğum şeydim.

"O kan eğer bir kez geldiyse bir daha hiçbirşey eskisi gibi olmaz" Amara'nın sesi ile arkamı döndüm ve iğrenircesine ona baktım.

"Bana öyle bakma. Dante sana bakmamı istedi. Çocuk bakıcılığı yapmak bende istemiyorum. Şimdi şu yüzünü temizle. Her yerin kan olmuş ve sen şimdi böyle gidersen diri diri yakarlar seni. " Yavaşça ayağa kalktım ve odadaki banyoya girdim.

Hızlıca aynadan kendime baktım. Yüzüm tamamen kan olmuştu. Şuan hiç istemediğim kadar ağlama isteği ile yanıp tutuşuyordum. Ama bir yandan da çok güçlü hissediyordum.

Üstümü çıkarıp, Amara'nın getirdiklerini giydim ve banyodan çıktım. Amara elinde tuttuğu kadehteki kan olduğunu düşündüğüm sıvıyı yudumlarken banyıdan çıkmamla birlikte bana baktı.

"Dante onunla görüşmeni istiyor. " Dedikleri ile yüzümü buruşturdum. Tam kapı koluna uzanmıştım ki Amara'nın sesi ile durmak zırunda kaldım.

"Kana ihtiyacın var. Eğer yanına gidip kasadan kan istersen sana kan verebilir hatta belki bunun için çağırıyordur. İnsanlara saldırmak istemiyorsan eğer, Dante'nin yanına gitmen lazım. " Derin bir nefes aldım ve gözümü yumdum. Birkaç saniye sonra gitme kararı aldım ve başımı salladım.

Odadan çıktıktan sonra asansöre binerwk en üst kata çıktık. Amara kapıyı tıklattı ve içeri girdi. Dante buzlu bardaktaki kehribar sıvıyı içiyoedu. Beni görüğü an güldü ve ayağı kalktı.

"Bu kadar çabuk toparlanacağını tahmin etmiyordum. Hadi şimdi kan iste. Gerçi sen sormadan ben söyleyeyim sana kan vermeyeceğim. Dedikleri ile kaşlarım çatıldı.

"Eğer kan vermezsen kasabadaki insanlar saldırırım ve kendimi durduramazsam ölürüm. Gerçi senin amacın da bu değil mi. Sana ihtiyacım olacak ve sana yalvaracağım. Narsist piçin tekisin. " Dediklerimle dudağını büzdü ve başını salladı.

"Düşündüğümden de zeki çıktın küçük vâris. Ama bence narsist olmakta haklıyım. Sonuçta bir soyun, ölümsüzlüğün başlangıcıyım. " Yılışıklığına ve umursamazlığına kaşımı çattım.

"Sen de duygu yok değil mi?" Dediklerimle dilini damağınan vurdu ve koltuktan doğruldu.

"Yok. Şimdi çık ve ailene nasıl yalan söyleceğini düşün çünkü seni düşünmekten önemli işlerim var. "
Getirecekti. Hemde isteyerek ayağıma gelecek, öyle buraya getirecekti beni. İnatsam eğer inattım. Küçüklüğümden beri değilmeyen nadir özelliklerimden biriydi.

⛧

Sabah büyük bir açlık ve baş ağrısı ile uyanmış, Amara'yı aramıştı ve şuan da onun evindeydim.

"Ben sana ikna et dedim, zıtlaş değil. Açlıkla buraya gelirken birine saldırabilirdin. Çömez vampirsin sen ve senin iyi beslenmen gerekli. Taze kan içmelisin. Ayrıca sana kan vermem yasakken kan verdim ve başım büyük derde girecek.

O yasağı kimin koyduğunu çok iyi bildiğim için sormadım bile. 2 serum kan içmeme rağmen hala açlık çekiyordum. Damardan beslenmek, taze kan içmek istiyordum. Aklıma dün gelince başma ağrı girdi.

Hemen kalktım ve Amara'yı dinlemeden evden çıktım. Nora aramadığına göre ceset hala bulunmamıştı. Dün kendimi öldürmek istesem bile bugün hiçbir şey hissetmiyordum.

Amara haklıydı. Kan bir kez damara girince geri dönüş yoktu. Tek olsam bile yaşamalıydım. Ağlayıp, sızlanamazdım. Aklıam gelen plan ile harekete geçecektim.

Arabayı Noxvera'ya doğru sürdüm. Dünkü dosyada okuduğum kadarı ile Noxvera, terk edilmiş kasaba ve oraya kimse girmiyordu. Lanetli olduğu inancı ile ve vampirlerin yaşam yeri orasıydı.

Arazide gezinirken arkamda duyduğum ses ile arkamı döndüm. Dün beni Dante'nin önüne atan adamdu bu.

"Bunu arıyorsun her halde. Ne kadar şansız ki ölmemiş ve bizim için artık sadece bir kan torbası." Dedikleri ile bir hışımla üstüne atıldım. Ama benden daha yaşlı ve güçlü olduğu için hızlıca geriye çekilidi ve beni fırlattı. Ağaca değen sırtımla yüzümü buruşturdum.

Yan taraftaki ağacın dalını kırması ve üstüme atılması ile geri çekilm. Tam tekrar üstüm atılıyordu ki Vera'yı aldım ve oradan uzaklaştım.

Vera'yı iyileştirmem ve babama birisinin ona saldırdığını söylemem gerekliydi. Vera'yı hemen benim üstüme olan bir eve getirdim ve yatağa yatırdım. Amaradan aşırdığım kan torbalarından Vera'nın kan grubuna ait olanı buldum ve Kan torbasını bağlarken ellerimin titrediğini fark ettim. Bir insanı kurtarmaya çalışıyordum ama içimdeki açlık hâlâ onun damarlarında dolaşan kanı istiyordu. Tam yarasını kapatacağım sırada bileğindeki işareti gördüm.

O sembolü daha önce görmüştüm.

Dosyada.

Hemen evden çıktım ve arabadan çantamdaki dosyayı çıkartıp eve girdim. Tam odaya doğtu adımlamıştım ki duyduğum sesle duraksadım.

"Bu imkansız... " Vera ayakta ve oldukça güçlü bir şekilde karşımda dikiliyordu.

"Beni neden kurtardın?" Demeai ile kaşlarımı çattım.

"Çünkü seni öldürmek istemedim." Gülümsedi ama gözlerinde garip bir parıltı vardı.

"İlginç... Bunu söyleyen ilk vampirsin" Dedikleri ile gerildim ve adımlarım arkaya doğru atmaya başladı.

"Sen bir vampir misin?" Minik bir kahkaha attı ve başını olumsuzca salladı.

"Görünen o ki kafanı epey bir karıştırmışım. Ben senin ufkunu açmak için birşey hediye edeceğim ama onu sen bul. " Dedi ve ben birşey diyemeden çıktı. Doayayı tekrar açtım ve baktım. Bileğindeki sembolün aynısı bu sayfada da vardı ve altında birşeyler yazıyordu.

"Karanlık melek soyu" Yazan şey ile yüzümü buruşturdum. Efsane olarak bile duymadığım bu soyu kimden öğrenebilirdim ki. En altta yazan şey ile durdum. Bir adresti. Noxvera ve benim şu anda bulunduğum konum arasındaydı. Sanki bir ev.

⛧

Dosyanın içinde yazan yere geldiğimde burada bir ev gözükmüyordu. Sadece demir bir kapı ve çitler vardı. Ama üstünden geçemiyordum. Sanki bir 𝘣𝘶̈𝘺𝘶̈ var gibiydi.

Avcılar bunu buraya bir amaç için koymuş olmalıydı. Acaba sadece vampirler mi giremiyordu yoksa herkes mi onu yazmamışları.

Etrafı biraz gezdikten sonra büyük bir ağacın içinde parlayan bir şey görmemle duraksadım ve oraya yaklaştım. Gördüğüm bir kitap ile kitabı elime aldım ve içeri tekrar girmeye çalıştım.

Sınırdan içeri girdim ama hiç birşey yoktu burada. Kitabın içine bakmaya başladım. Garip harfler ve şekiller vardı. Çantama koydum ve çıkacağım sırada bir ses duydum.

"Seni izledim, küçük vâris.” Arkadan gelen sesle olduğum yerde donup kaldım. Dante karanlığın içinden yavaşça çıktı.

“Sınırı bana gösterdiğin için sana birkaç torba kan vereceğim.”Sınırı geçmek için bir adım attığı anda görünmez bir güç onu geriye doğru savurdu.

“Sen buradan içeri geçemezsin.”
Duyduğum sesle birlikte karanlığın içinde eski bir ev belirdi. Kapının önünde duran kadın, gözlerini Dante’den ayırmadan konuştu.

“Galiba buraya sadece davet edilenler girebiliyor. Sen ise davetli listesinde yoksun.”
Sözlerim üzerine Dante’nin yüzündeki ifade sertleşti. Burnundan öfkeyle soludu ve tekrar sınırı geçmeyi denedi.

Ama bu sefer güç onu daha sert bir şekilde geriye fırlattı.

İçeri geçen kadınla bende arkasından ilerledim. İçerisi kütüphane gibi binlerce kitapla doluydu. Kadın bana döndü.

"Normalde hiçbir vampire anlatmadığımız sırların birkaçını Vera'nın isteği üzerine anlatacağım. Melek soyu ikiye ayrılır: karanlık melekler ve aydınlık melekler. "

Karanlık Melekler, cadılar ve vampirler gibi doğuştan büyü gücüne sahip varlıklarla ilgilenirdi. Aydınlık Melekler ise insan soyunu korumakla görevlendirilmişti.
Bundan tam 542 yıl önce, bir cadı öfkesine yenik düştü ve yasak bir büyü kullanarak yenilmez vampir soyunu ortaya çıkardı. O günden sonra bizim soyumuz başladı. Çünkü biz, vampirleri kontrol edebilen tek varlıklardık."

"Peki Vera bu işin neresinde" Bildiğim kadarı ile Norada böyle bir güç yoktu.

"Vera öldükten sonra gücünü ortaya çıktı. O soyun başlangıcı. Tıpkı avcı soyunun başlangıcının Ash ailesi olması gibi" Son cümleyi gözümün içine bakarak ve iğneleyerek söylemişti. Büyük ihtimalle artık bir vampir olduğumdandı.

"Şimdi bu bilgilere karşılık olarak sende bize bir iyilik yapmalısın."

"Şuna Dante bizi duyamıyor merak etme. Senden isteğim Dante'nin zayıf noktasını bulman. Dante'yi ne mahvedebilir. Bunu bize bul. Dante ölürse hem sen intikamını alırsın, hem de insanlığı tehdit eden vampir soyu yok olur. "

Dediklerini düşündüm. Dante'den intikamımı daha acı bir şekilde olabilirdi.

"Tamam kabul ediyorum. Ama ne oşrsa olsun yaşayacağım. " Dediğimle başını sallaldı ve bir silüeti haline gelip yok oldu.

Evden çıkarken aklımda daha farklı şeyler vardı. Ne karanlık meleklere bağlı olacaktım ne de Dante'ye. Ben kendi başıma farklı bir oyun oynayacaktım.

⛧

Vampirler hakkında bildiğim tüm bilgilerin yalan olduğunu iki günde anladım. Sarımsak kokusuna dayanamamak, aynada gözükmemek, kutsal şeylere dokunamamak...
Aslında vampirler sadece herkesin görebileceği bir hayalet gibi.

Şu iki gün benim için iki asır gibi geçmişti. Hiç ölemeyeceğimi ve nasıl yaşayacağımı düşünmek bile benim için ürkütücüydü. Ama uzun yaşayacağımı pek sanmıyordum. Amara ile Dante hakkında birşeyler öğrenmek için yakın durmaya çalışıyordum ama hala yaptığını unutmamıştım.

Şuan sınırın içinde kimse gelemesin diye Gizemli kadının verdiği kitabı okuyordum. Anladığıma göre birçok sıra dışı varlık vardı. Zaten bu evrende tek soy olmayacağımızı düşünürken bu da üstüne kanıt olmuştu.

Ruh soyu ve gölge soyu en çok ilgimi çekenler olmuştu ve hepsinim bir sembolü vardı.

Ruh soyu, İçinden ince bir ışık çıkan kırık bir ay.
Gölge soyu, İç içe geçmiş siyah hilaller veya duman şeklinde bir kurt figürü. Ama gölge ile kurtların bağlantısı yazmıyordu.

Cadı soyunda yine değişik harfler ve semboller varken, diğerlerinde bizim halkımızın dili kullanılmıştı.

En son sayfayı açtığımda sekiz tane sembolün ortasında bir yıldız vardı. Yıldızın üzerinde hava, su, ateş ve toprak elemtleri vardı. Altı tane sembolü biliyordum ama iki tanesini bilmiyordum. Arkamda duyduğum minik bir çalı sesi ile kitabı kapattım.

"Sen benimle Başa çıkabileceğini mi zannediyorsun? " Sorusu ile başımı sağa doğru eğdim. Beni zavallı bir çömez varmpir sanıyorsa yanılıyordu. Çünkü zaafından haberim vardı.

"Ne kadar ilk vampir olursan ol bende kindar bir kadınım. Senden korkacağımı sanıyorsan yanılıyorsun. Bu oyunda sen av ben avcı olacağım. " Dediklerim ile dudağını büzdü.

"Bakalım kim av kim avcı olacak küçük vâris. Ya da dur çömez vampir." Artık birbirimize nefretle bakıyorduk. İkimizde avcı olmak istiyorduk.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

11okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.