1. bölüm · Kankamın abisi
1.Yağmur Yılmaz
11.10.2025
Bu gün yoğun bir gün olucakdı. Çünki bu gün benim doğum günümdü. Çok mutluydum. Kendimi çok seviyorum ayol. Keşke babam da yanında olsaydı . Onsuz ilk doğum günümdü. Bu gün hem mutlu hemde üzgündum.18 yaşım tamam oluyordu. Bu gün kimliyimide deyişmem gerekiyordu. Çok işim vardı.
Yatakadan zar-zor kalktım. Aynada ayıcıklı pijamaları görüp kendimi gülmemek için zor tutuyordum. Bu gün okul yokdu. Elbise giyesim vardı. Dışarda yağmur yağıyordu. Kahverengi kollarında gümüş düğmeleri olan uzun bir elbisemi giyindim. Üzerinden siyah uzun kabanımı giyindim. Çanta olarak beyaz üzerinden gümüş detalları vardı. Ayakkabı ise çantama uygun olarak beyaz tercih ettim. Ben her zaman makyajımı sade yaparım gümüş takılarımı taktıktan hemen sonra yatağımı topladım sonra mutfağa annemin yanına gitmeli oldum çünkü beni çağırıyordu:
- Hadi canim kızım sofra hazır,gel artık.
Hemen mutfağa geçtim. Hiç yemek yemek istemiyorumdum. Karadeniz'li olduğuma göre sadece çay içmek istiyordum. Çayımı içip hemen evden çıktım. Ayakkabılarımı giyindim sonra aklıma şemsiye almadığım geldi sağ olsun annem getirdi.
En yakın arkadaşım olan Elif'in evine gitdim. Ben 3 katdaydım oların evleri ise 2. katdaydılar. Hem yürüyordum hemde telefonuma bakıyordum. Evlerinin önündeydim kapıyı çaldım hiç kimse açmadı. Yeniden çalmak istedim ama telefonuma bildirim geldi. Hemen bakdım. Elifdi doğum günümü kutluyordu. Yeniden kapıyı çaldım. Bu sefer açtılar karşımdakı Elifin annesiydi. Oda kutladı. Hemen Elifi çağırdı. Elif geldi ve çiktık.
Pasta ve takı almaya gitdik. Pasta olarak nasıl bir şey düşündün, aklında varmı bir şey diye sordu Elif ona cevap verdi:
-Sade olsun istiyorum, beyaz bir pastanın üzerinde siyah kurdeleli pastalar var ya ondan istiyorum.
- Tam senin tarzın çok güzel bir tercih çok beyendim.
Pastacının karşısındaydık artık pastamı seçtik ve hemen kiyafet ve takı almaya yollandık. Ben takılarımı gümüş tercih etmiştim,Elif ise benim aksime altın rengi takı aldı. Mağazaya gitdik. Kitap almaya. Ben ve Elif kitabları aldık ve pastanı almak için pastacıya gitdik.Pastacıda içeri adımımızı atar atmaz Elif bir anda durdu. Gözleri bir köşeye kilitlendi. Ben de merakla baktım. Ayaz’dı. Elif’in abisi. Siyah kabanı, boğazlı kazakla klasik Ayaz duruşu… Ama bu sefer başka bir şey vardı. Göz göze geldik. Ve o an, zaman durdu sanki.
Ayaz, beni görür görmez hafifçe gülümsedi.
— Doğum günün kutlu olsun Yağmur, dedi.
Şaşırmıştım. Beni hatırlıyor muydu? Sesi, duruşu, o sıcak gülümsemesi… İçimde kelebekler uçuştu.
— Teşekkür ederim Ayaz abi, dedim ama sesim hafif titriyordu.
Elif hemen araya girdi:
— Hadi Ayaz, bizim aldığımız pastayı gölgelemeye çalışma, sen gel bak bakalım beğenecek misin?
Pastamızı aldık, paketlettik. Ama Ayaz bizimle çıkmak için gönüllü olmuştu. Elif dalga geçer gibi baksa da bir şey demedi. Dışarı çıktık. Yağmur hâlâ yağıyordu ama bu sefer içimdeki fırtınayla yarışamıyordu.
Ayaz, elindeki şemsiyeyi bana uzattı.
— Senin saçların ıslanmasın, dedi.
Gülümsedim. Belki de bu doğum günü gerçekten unutulmaz olacaktı. Belki de bu sadece bir başlangıçtı…
Eve dönüş yolunda Elif önde yürüyor, ben ve Ayaz arkada biraz yavaş kalıyorduk. Aramızda ufak sohbetler dönüyordu ama her kelime sanki içimde yankılanıyordu.
— Üniversite planın var mı? diye sordu bir anda Ayaz.
— Evet… Hukuk düşünüyorum. Herkesin derdini çözmek gibi bir niyetim var galiba, dedim gülerek.
— Güzel. Sana yakışır. Adaletli olduğun belli, dedi ve gözlerimin içine baktı.
O an Elif bir anda arkasını döndü:
— Siz baya kaynaştınız ha! Ne dedikodular dönüyor orda?
Gülüştük ama Ayaz hiç bozuntuya vermedi:
— Sadece sohbet, küçük hanım.
Eve geldik. İçeri girer girmez annem "iyi ki doğdun" şarkısını açmıştı. Elif’le bakıştık, tabii ki annemin dramatik kutlama tarzı! Her yer süslenmişti, balonlar, renkli ışıklar… Ama benim gözüm sürekli Ayaz’daydı.
Pasta kesildi. Herkes alkışladı. Dilek diledim. Ama o dileği sadece ben ve yıldızlar bilecekti.
Sonra Ayaz yanıma geldi. Elinde küçük bir kutu vardı.
— Bu da benden küçük bir doğum günü hediyesi, dedi.
Kutuyu açtım. İçinde gümüş bir bileklik vardı. Üzerinde ince ince işlenmiş küçük bir kalp ve yanında adım: Yağmur.
— Ayaz… Bu… Bu çok güzel, dedim.
— Beğenmene sevindim. Gözlerinde gördüm. Gümüş seviyorsun.
Kalbim küt küt atıyordu. O an Elif uzaktan bize bakıyordu. Sanki olan her şeyin farkındaydı ama hiçbir şey demedi.
O gece bittiğinde, odamda bilekliği elimde tutarken düşündüm: Bu sadece bir doğum günü değildi. Bu bir başlangıçtı.
