6. bölüm / 6
KANDAN GÜLLERREZİLLİK KRALİÇESİ
Bölümler 6Şu an: REZİLLİK KRALİÇESİ
"Eve götür beni" dedim
"Zaten öyle yapıyorum" dedi düz sesle. Sanırım diretmek yerine söylediğimi uygulamasını beklemiyordum. Bu kadar kolay mıydı?
"Ne?"
Bıkkın bir nefes verdi "Yasemin, ne istiyorsun canım?" Çocuğu da kendinden bıktırdın yasmin, helal olsun sana kızım.
"Eve gitmek. Ve bana Yasemin deme"
Son sözümü umursamadan "Bende eve götürüyorum işte" dediğinde başımı anladığımı belirtircesine sallayıp önüme döndüm ve telefonumu çıkarmaya niyetlenerek elimi cebime attım. Fakat telefonum yoktu. İkinci cebimi yokladım ama burada da yoktu. Elimi araba koltuğunun kenarlarında gezdirdim, bulamadım. Kafede mi kaldı acaba?
Peki, bunu dile getirsem Uras beni arabadan atar mıydı?
Torpidoya elimi atacakken burnumun dibinde telefonumu buldum. Başta donan beynim sonra ne olduğunu kavradı. Gözümü yana çevirdim, Uras bir eliyle telefonu uzatmış diğer eliyle arabayı sürüyordu. Telefonumu alıp 17.12.05 yazarak kilidi açtım. Sonra Uras'ın sesini işittim
"Şifrenin anlamı ne?" Neden bu kadar meraklı olduğunu sormak isterdi bir yanım fakat diğer yanım sonunun pek iyi olmayacağını söylüyordu. Bu yüzden sormamayı tercih ettim.
"Bianca'nın doğum tarihi"
"Bianca kim"
"Karahan'ın bi arkadaşı. Benimde arkadaşım"
"İyi de, doğum tarihi ne alaka? Senin en yakın arkadaşların Ece, Asya ve Nisa değil miydi?"
"Öylesine yaptık Uras. Canımız istedi. Benim doğum tarihimde onun şifresi"
Cevap vermeden sürmeye devam etti. Bir süre devam eden sessizlik sonrası Uras farklı bir konu açtı. "Pazar gününü unutma. 13.00.". Gözlerimi devirerek kabul ettim. Eve yaklaştığımız sırada telefonumun titrediğini hissettim. Mesajı atan Asya'ydı
Asyapı Kredi'm 🦋🪐
Yasmin, nerede kaldın?
Geliyorum, yaklaştım eve.
Ne yaptınız?
Anlatırım evde anne
Meraktan soruyorum Yasmin. Anne muamelesi yapmıyorum
Tamam Asyapı Kredi'm
Ya sabırr
AHAHAHQISHQH
Zevk alıyorsun dimi
Fazlasıyla
Gülerek telefonu kapattığımda kapının önündeydik. Emniyet kemerimi çıkarıp kapattığım telefonu cebime attım Uras kapımı açtı ve yere ayak bastım. Yüzüme vuran rüzgarla derin bir nefes alırken içim Uras'ın verdiği notta ne yazdığı merakıyla yanıp tutuşuyordu. Elimi sallayıp veda ettikten sonra binaya giriş yaptım. Zili çaldığımda kapıyı Ece açtı. Şuan tek istediğim kıyafetimden kurtulup odama geçmek ve mektubu okumak olduğundan sessizce sarılıp odama girdim. Dolabı açıp kahverengi kazağımı üzerime geçirdim. Altıma da siyah eşofmanımı giyip hızla kıyafetlerimi geri yerime astım
heyecanla notu aldım. Kağıdın üzerinde bir resim vardı. Bir noktadan başlayıp dönüşler yapıyordu ve ortaya gül desenini çıkarmıştı. Mektupta yazanları sesli şekilde okudum.
Yasemin...
Belli ki beni hatırlamıyorsun fakat ben artık yoruldum. Hatırlanmamaktan, kenarda tozlu kalmaktan. Eskiden tüm zamanını beraber geçirdiğin bir insanın, seni unutmasına rağmen onu hatırlaman nasıl bir his anlayamazsın, Yasemin. Yokluğunda hep seni bekledim. Hep seni düşündüm. Bulmak istedim ve buldum. Hatırlar mısın? Kuzeninin bir arkadaşı vardı, abin gibi gördüğün. Size gelirdi hep.
Bendim. Bendim ve seni bulmuşken bırakamam. Bebekliğini gördüm senin. Kuzeninle yaşıttım daha. Bende çok büyük değildim ama sen büyü gibiydin. Gözlerin sıradan bir kahverengi değildi, kirpiklerin neredeyse kaşlarına uzanıyordu. Tenin ay gibiydi. Bir bebek için fazla güzeldin Yasemin.
İstediğin kadar kaç, azarla, ne yaparsan yap yinede gelir bulurum seni.
O gül ile evine girerim, attığım ilk mesajla telefonuna girerim, doğum günü kutlaması ile anılarına girerim, bu mektup ile düşüncelerine girerim. Her türlü, adım adım yaklaşıyorum senin hayatına. Sense inatlaşsan bile kapıları açıyorsun. Hayatına girmem daha da kolaylaşıyor.
Beni hatırlaman dileğiyle... -Uras Kayaoğlu-
Şaşkınlıkla bir süre okuduğum mektuba baktım. Kuzenimin arkadaşı... İyi de hangi kuzenim?
Sürekli evimize gelen, kuzenimin arkadaşı... Bir süre sonra aydınlanma yaşadım. Dudaklarım şaşkınlıkla aralanırken not elimden düştü.
O buradaydı
Çocukluğum buradaydı
Notun elimden düştüğünü gördüğümde hızla yerden aldım ve özenle katlayıp masama koydum. Yaşadığım şoku ise hala atlatamamıştım. Gözlerim halıya kilitlendi ve hayatı sorgulamaya başladım. Beni nasıl bulmuştu? Neden ayrı kalmıştık? Hatırlamıyorum. Bu kişi gerçekten o mu?
Ece'nin çat kapı odama girmesiyle irkildim
"Kapıyı çalmak diye bir şey var, duydun mu hiç?" diye çıkıştım. Bir kapıyı tıklatmak bu kadar zor olmamalıydı
"Duymadım"
"Öğren o zaman!"
"Of be. Tamam çalacağız kapını. Onu bunu bırak, sen ne için halıyla aşk yaşar gibi bakışıyordun?"
"Dalmışım öyle"
"Tamam canım. Yemek hazır. Gel sofraya"
"Yemeyeceğim ben. Ellerine sağlık yinede" dedim kestirip atarak. "Öyle mi? Hayırdır, yemek yememeler falan?" dedi kaşlarını kaldırarak. "İstemiyorum işte"
Olayı büyütmek istemiyordum. Sadece biraz uzanıp şaşkınlığımı gidermek istiyordum. Ofladığımda Ece bana doğru yürüdü ve yatağın kenarına oturdu. "Senin bir şeyin var Yasmin" dedi. Sesindeki her zaman olan şakacı ton yoktu. Daha yumuşaktı. "Hadi anlat bana" diye devam etti.
"Uras..." dedim yavaşça. "Birol abimin... Yani kuzenimin arkadaşı"
"Ee, ne var bunda?"
"Ben onun izini çocukken kaybettim Ece. Şimdi birden karşıma çıktı ve onun gerçekten kuzenimin arkadaşı olduğunu mektup sayesinde öğrendim. Dediğim gibi, abartılacak bir şey yok. Şaşırdım biraz o kadar"
Bir süre yüzüme baktı saçlarımla oynarken. Sonra "Peki" dedi. "İstemiyorsan şimdi gelme. Biraz yalnız kal, şaşkınlığını üzerinden at, sonra istersen gelip yemek yersin. Ama aç kalma tamam mı?"
"Hı hı" Ece gülümseyerek odadan çıktı. Tavana baktım. Neden şimdi gelmişti Uras? Zamanı mıydı? Bir dakika...
Benim tavanın boyası ne kadar güzelmiş
🌹
Pazar günü saat 17.00
Gözlerimi araladığımda göz kapağımda ağırlık hissediyordum. Sonra yavaşça tamamen açtım ve ilk yüzleştiğim şey tavan oldu. Ben hangi ara uyuya kalmıştım? Ellerim telefonu aradığında başucumda olduğunu fark ettim ve saate baktım. 17.00 yazıyordu.
17.00 YAZIYORDU.
BENİM BUGÜN 13.00 DA HAZIR OLMAM GEREKİYORDU
Telefonumu telaşla kurcaladım. Alarmımın kurulu olduğuna emindim! Bir iki kontrol ettikten sonra rahatsız etmeyin modunda olduğunu fark ettim. Hızlıca moddan çıkardığım an eski bildirim ekranıma düştü
bilinmeyen numara
cevapsız arama
Ben bittim. Bu sefer kesin bittim!
Koşar adımlarla mutfağa gittim. Kızlar oradaydı. Asya benden önce davranıp "Uras gitti kanka" diyerek lafı ağzıma tıkadı. Kaçırdık çocuğu! "Ama daha önemli bir olay var" kaşlarımı çattım. Daha önemli ne olayı olabilirdi ki?
"Yine ne oldu!"
"Bianca bara gitmiş"
"Ee, ne olmuş?"
"Bizde gidelim"
Avuç içimi alnıma vurdum. Sabır... Sabır! "ŞU AN KONUMUZ BU M-" daha sözümü bitirmeden Nisa arkadan yanaşıp eliyle ağzımı kapattı ve "Hazırlan." dedi. Oflayarak odama girdim. Dolabımın koluna asılı olan kıyafeti görünce göz devirdim. Yine onlar daha önce karar vermişlerdi. Elbiseyi aldımm ve inceledim. Lacivert, sırt dekoltesi olan ama diz altı bir kıyafetti. Yine şıktı. Üzerimdekileri çıkarıp kıyafeti giyindim. Saçlarımı özenli bir topuz yaptım ve içeri girdim
"Harika" diyen Ece'ydi. Aldırış etmeden kapının önündeki lacivert topuklularımı giyerken oldukça tripliydim. Onlar çoktan hazırdı. Arkamdan gelip ayakkabılarını giyinirlerken ben merdivenleri indim. Nisa'nın abisi bizi oraya bırakacaktı
🌹
Bara geldiğimizde arabadan indik. Girişe geldik. Kimliklerimizi gösterdikten sonra nihayet giriş yapabildik. Amacımız Bianca'yı bulmaktı. Tek bakışta bulmuştuk zaten. Yine fark yaratmıştı. Siyah elbisesi, turuncuya çalan kızıl saçlarıyla en büyük idolümdü kendisi. Teni süt gibi, saçları oldukça bakımlıydı. Ama görünüşe göre kendisi o kadar ayık değildi. Fark ettiğimiz ilk an Asya onu sıkıca tutmuştu. Aksi takdirde bayılabilirdi
Beklemediğim şey Bianca'nın dudaklarıma kadehi dayamasıydı. Burası gerektiğinden fazla kalabalıktı ve ben hayatımda daha önce hiç böyle bir ortama gelmemiştim. İsmini bilmediğim bir sıvıyı içtiğimde yüzümü buruşturdum.
Kızların hepsi kendi hallerindelerdi. Ben kaçıncı bardağı içtiğimi hatırlamıyordum. Muhtemelen 2 veya 3 tü. Bianca zorla içirmişti. Ece durumumu fark edip beni kollarımdan tuttu. Dışarıya çıkardı. Sessiz bir köşeye geçtiğimizde bir ağaca tutundum. Gözlerim yarım açıktı. Bir motorun yaklaştığını duydum, motor önümüzde durduğunda gözlerimi kaldırdım. Kişi tanıdık geliyordu fakat hatırlamıyordum
"Yasemin?" Uras gelmişti. "Ne işin var senin burada" diyerek kaskını çıkardı ve yanıma geldi. Elini kolumda hissettim. "Gel eve bırakayım seni. Bu ne hal?"
Ece bir şey söylemeden gitti. Ben ise olayı anlamaya çalışıyordum. Daha konuşamadan kask uzattı. Kaskı yavaşça alıp kafama taktım, vizörünü indirdiğimde arkadan tanıdık bir ses yükseldi
"Yasmin? Yeni tanıştığın bir adamın motoruna mı bineceksin?" başımı çevirdiğimde kumral saçlı biri duruyordu. Büyük ihtimalle Karahan'dı. Sersemce güldüm
"Yeni tanışmadık ki!"
kaşları çatılmıştı "Yasmin saçmalama" Uras "Sana ne lan" diye araya girdiğinde Karahan bu sefer ona döndü "Yasmini nereye götüreceğini bilmiyorum" dedi
"Bilmen gerekmiyor"
"Uras kaşınma" Karahan'ın kaşları daha çok çatılmıştı. Ona neydi ki?
"Senin beynini patlatırım Karahan" dediğinde oldukça sertti. Uras Bey, çok ayıp. Karahan sinirle bana döndü
"Gerçekten mi Yasmin? Tercihlerin neden hiç şaşırtmıyor?" Uras Karahan'a doğru yürüyecekken durdu. Sinirlerine hakim olmaya çalışıyordu. Gözlerim belindeki silaha kaydı fakat hayır, Uras silahını çıkarmadı. Sessizce motora geçti ve arkasına geçmemi işaret etti. Yavaşça oturdum ve düşmemek için belini tuttum. Bardan uzaklaşırken her şey iyi gidiyordu. Motorun hızından dolayı bedenime vuran hava tüylerimi diken diken ederken duraksadım.
Ellerimi çeksem ne olurdu?
Bence denemeye değerdi. Kendi düşünceme sırıtırken ellerimi yavaşça bıraktım.
Bırakmamla yere yapışmam bir oldu. Hızla sürüklenirken olup biten olayın hızına yetişememiştim. Yolun kenarına uçtuğumda insanların başımda toplandığını hissettim. Bir yerden acı yükseliyordu fakat nereden olduğunu anlayamıyordum. Sanırım bir yerim kırılmıştı
Sonra Uras'ın geldiğini fark ettim. "YASMİN!" diye bağırıyordu. Acıyla kıvrandığımda gerçekten bir yeri kırdığımı fark ettim. Kolum olabilirdi.
Uras'ın "Kızım neden tutmadın?!" diye bağırışını duyunca acıyla yüzümü buruştururken konuştum
"Sadece tutunmasam ne olur diye düşünmüştüm"
"Sanki düşünmekle kalmamış yapmışsın gibi Yasmin!"
"Bana bağıracağına ambulans çağır! Galiba kolum kırıldı!"
Bölüm etkileşimi
