7. bölüm · Kan ve Zümrüt

Bölüm 7: Zümrüt Gecesi

Büşra 💚🤍🍃

Sabah gözlerimi ağır bir hisle açtım.
Gece boyunca uyuyamamıştım. Zümrüt Taşı’nın sıcaklığı hâlâ göğsümdeydi. Bahçeye diktiğimiz çiçek aklımdan çıkmamıştı.
Bugün Magnus bizi yemeğe çağırmıştı.
“Barış konuşacağız,” demişti.
Barış.
Bu kelime artık bana masal gibi geliyordu.
Yatağımdan kalktım. Pencereye yürüdüm. Bahçeye baktım.
Çiçek hâlâ oradaydı.
Yaşayan tek umut gibi.
Ama içimde huzur yoktu.
Kahvaltı salonuna indiğimde babam çoktan oturmuştu.
“Bu akşam dikkatli ol,” dedi.
“Her zamanki gibi.”
“Magnus’un barış teklifine güvenme.”
“Darius’a güveneyim mi?” dedim.
Babam bakışlarını sertleştirdi.
“Hiçbirine güvenme.”
Bu cümle içime oturdu.
Çünkü ben… belki biraz güvenmiştim.
Hazırlık
Akşam için zümrüt yeşili elbisemi giydim.
Korse kısmı altın işlemeliydi. Omuzlarım açıkta kalıyordu. Etekleri ağır ve ihtişamlıydı.
Aynaya baktım.
Güçlü görünüyordum.
Ama içimde bir şey titriyordu.
Bu gece bir şey olacaktı.
Hissediyordum.
Dravenmoor Sarayı
Magnus bizi büyük bir ihtişamla karşıladı.
Sahte bir sıcaklık vardı yüzünde.
Darius yanındaydı.
Beni görünce bakışları bir an yumuşadı.
O an kalbim istemsizce hızlandı.
Neden?
Yemek boyunca siyaset konuşuldu. Sınırlar. Topraklar. Askerler.
Ben sustum.
Darius da sustu.
Ama gözlerimiz birkaç kez buluştu.
Ve her seferinde içimde bir şey kıpırdadı.
Yemek Sonrası
Lyria elimi tuttu.
“Benimle oynar mısın?” dedi.
Gülümsedim.
Onunla koridorda yürüdüm.
Gülüyordu.
Bir an için her şey normal gibiydi.
Sonra…
Yemek salonunun kapısından geçerken içeriden sesler duydum.
Magnus.
Ve Darius.
Durduk.
Lyria ilerideydi. Beni bekliyordu.
Ama ben kapının yanında kaldım.
“Onu yumuşattın mı?” dedi Magnus.
Kalbim durdu.
Darius’un sesi geldi.
“Zor değil.”
Boğazım kurudu.
“Zümrüt Taşı ancak evlilikle alınır,” dedi Magnus. “Onu kendine bağla. Aşık olsun. Taşı alırız. Sonra Valthera düşer.”
Nefes alamadım.
Darius sustu.
Sonra…
“Çocukluğumdan beri onu tanıyorum,” dedi.
Dünya başıma yıkıldı.
“Yaz şenliklerinde onu görmüştüm. O günden beri…”
Magnus güldü.
“Daha kolay o zaman. Hislerin varsa kullan.”
Bir sessizlik oldu.
Sonra Darius konuştu.
“Senin istediğini yapmak istemiyorum ama."
Magnus’un sesi sertleşti.
“Unutma Darius. Krallık önce gelir.”
Adım geri kaydı.
Kalbim parçalandı.
Yani…
Her şey bir oyundu.
Ben bir hamleydim.
Kapıyı ittim.
İkisi de bana döndü.
Gözlerimde yaş vardı ama durdurmadım.
“Ya ben sana güvendim inandım!” diye bağırdım.
Darius’un yüzü soldu.
“Arwenya—”
“SUS!”
Sesim salonda yankılandı.
“Belki aramızda bir şey olmadı. Ama olabilirdi! Darius, olabilirdi!”
Göğsüm sıkıştı.
“Sana karşı bir şey hissetmedim belki… ama sana karşı ısındım ya! Gece odama geldin! Bana umut verdin!”
Gözlerim yandı.
“Senden nefret ediyorum Darius. Nefret!”
Magnus bir adım attı.
“Elini çek!” diye bağırdım.
Sonra Darius’a baktım.
“Seninle de evlenmiyorum! Laneti de kaldırmıyorum! İkibkrallık ta kül olsun gitsin,banane."
Elim istemsizce kalktı.
Ve yüzüne tokat attım.
Ses keskin çıktı.
Salonda yankılandı.
Darius başını yana çevirdi.
Ama karşılık vermedi.
Sadece bana baktı.
Gözlerinde… acı vardı.
“Bitirdin,” dedim titreyerek.
“Her şeyi bitirdin.”
Arkamı döndüm.
Koştum.
Koridor boyunca eteklerim sürüklendi.
Lyria’nın sesi arkamdan geldi ama durmadım.
O gece zümrüt elbisem ağır gelmedi.
Kalbim daha ağırdı.