17. bölüm · Kan ve Zümrüt

Bölüm 17: Nancy

Büşra 💚🤍🍃

Kapıyı çalmadan açtım.
Kulübenin içi loştu. Kurumuş otlar tavandan sarkıyordu. Duvarlarda eski semboller vardı. Hava ağırdı ama kötü değildi… sadece eskiydi.
Ortada bir kadın duruyordu.
Saçları griydi ama yüzü yaşlı değildi. Gözleri tuhaf derecede canlıydı. Bizi görür görmez başını hafifçe eğdi.
“Arwenya ve Darius,” dedi.
“İki düşman krallığın varisleri. Ama birbirinizi seviyorsunuz. Pekâlâ… öyleyse neden geldiniz?”
Yutkundum.
“Rüyalar gördüm,” dedim. “Gökyüzü kırmızıydı. Zümrüt taşım ısındı. Kitabımdaki yazılar kırmızı oldu.”
Darius bir adım öne çıktı.
“Bileğim yandı,” dedi. “Rüzgâr ters esti. Atlar huzursuzlandı.”
Nancy bizi dinledi. Ama yüzü değişmedi.
Bir anda bana doğru yaklaştı.
Gözlerini yüzümde gezdirdi.
Sonra kaşlarını çattı.
“Arwenya,” dedi.
“Saçını mı boyattın?”
Şaşkınlıkla saçlarıma dokundum.
“Hayır,” dedim. “Boyatmadım.”
Nancy bir adım daha yaklaştı. Saç uçlarıma baktı.
“Neyin kırmızı olduğunu biliyor musun?” dedi.
Kalbim hızlandı.
“Hayır,” dedim.
“Elveda demeye hazırlanan şeyler kırmızı olur,” dedi.
Ne demek istediğini anlamadım.
Darius gerildi. “Açık konuş.”
Nancy başını yavaşça iki yana salladı.
“İkinci lanet uyandı,” dedi. “Ama siz onu atlattınız. Kan birleşti. Evlendiniz. Bu iyi.”
Bir an rahatladım.
Ama Nancy’nin bakışları sertleşti.
“Fakat…”
İçim buz kesti.
“Üçüncü olan sabırsızdır,” dedi fısıltıyla. “O beklemez. O birleşmeyi değil… gücü ister.”
Darius’un eli belimdeydi. Sıkıldığını hissettim.
“Ne istiyor?” diye sordum.
Nancy cevap vermedi.
Birden gözleri saçlarıma takıldı tekrar.
Yüzü soldu.
“Hayır,” dedi yavaşça. “Olamaz…”
“Ne?” dedim.
Nancy bir adım geri çekildi.
“Arwenya,” dedi. “Saçının uçları kırmızı. Bu sadece işaret değil.”
Nefes alamadım.
“Ne işareti?” dedi Darius sertçe.
Nancy gözlerini kapattı.
“O geliyor,” dedi.
Kulübenin içindeki mum alevleri bir anda titredi.
Rüzgâr yoktu ama kapı kendi kendine gıcırdadı.
“Çok yakın,” diye fısıldadı Nancy.
Bir adım geri attım.
“Kim?” dedim.
Nancy gözlerini açtı.
Ve ilk kez korku gördüm o gözlerde.
“Henüz adını söylemem,” dedi. “Çünkü adı söylendiği an güçlenir.”
Darius sinirlendi. “Bize bilmecelerle konuşma.”
Nancy ona döndü.
“Siz birbirinizi severek evlendiniz,” dedi. “Bu kaderi değiştirdi. Ama üçüncü olan… kaderden beslenmez. Güçten beslenir.”
“Nasıl durdururuz?” dedim.
Nancy bana uzun uzun baktı.
“Henüz durdurmazsınız,” dedi.
“Hazırlanırsınız.”
Kulübeden çıktığımızda hava daha soğuktu.
Atlara binerken ellerim titredi.
“Bana bak,” dedi Darius.
Baktım.
“Bir şey gelirse,” dedi. “Önce bana gelir.”
Başımı iki yana salladım.
“Hayır,” dedim. “Birlikte.”
Dravenmoor’a dönerken içimde garip bir his vardı.
Sanki fırtına henüz başlamamıştı.
Ama gökyüzü kararacak yeri çoktan seçmişti.