10. bölüm · Kan ve Zümrüt

Bölüm 10: Kilitli Kapılar

Büşra 💚🤍🍃

Babam beni odaya kapattı.
Gerçek anlamda.
Kapımın önünde iki muhafız durdu. Balkonumda da nöbet tutuldu. Hizmetkârlar bile gözetim altındaydı.
“Bir hafta,” demişti babam.
“Düşün.”
Sanki düşünmemiştim.
İlk gün öfkeliydim.
İkinci gün gururum konuştu.
Üçüncü gün sessizlik ağırlaştı.
Dördüncü gün bahçedeki çiçeği izledim.
Beşinci gün onu özlediğimi fark ettim.
Altıncı gün kendime kızdım.
Yedinci gün… yoruldum.
O gece muhafızların fısıldaşmalarını duydum.
“Emir değişti,” dediler.
“Balkondan çekiliyoruz.”
Kalbim hızlandı.
Ama bunu umut olarak görmemeye çalıştım.
Balkona çıktım.
Hava serindi.
Bahçedeki çiçek karanlıkta siluet gibi duruyordu.
Ve birkaç dakika sonra
Balkon kapısı açıldı.
Darius.
Bu kez tereddüt etmedi.
Balkonumdan içeri girdi.
Onu görünce kalbim hızlandı ama yüzümü sert tuttum.
“Buraya gelme,” dedim.
“Geldim,” dedi sakin bir sesle.
“Beni zor durumda bıraktın.”
“Biliyorum.”
“Bir hafta boyunca odamda kilitli kaldım.”
“Sınırda askerler öldü.”
Bu cümle havada asılı kaldı.
“Benim yüzümden mi?” dedim fısıltıyla.
“Hayır,” dedi. “Babalarımız yüzünden.”
Sustum.
Ona bakmamaya çalıştım.
Ama bakıyordum.
“Trip atma hakkın var,” dedi hafifçe.
“Trip atmıyorum.”
“Yapıyorsun.”
Sinirlendim.
“Sen plan yaptın Darius. Beni kullanmayı kabul ettin.”
Gözleri yumuşadı.
“Krallığım için.”
“Ve benim kalbim bunun bedeli olacaktı.”
Bir adım yaklaştı.
“Ben seni kullanmak istemedim.”
“İstedin.”
“Elimde değildi.”
“Yalan.”
Bu kez aramızdaki mesafe çok azdı.
Elini kaldırdı.
Yanağıma dokundu.
Sıcak.
Nazik.
Kalbim istemsiz hızlandı.
“Arwenya,” dedi yavaşça, “seni ilk gördüğüm gün değişti hayatım.”
Gözlerimi kaçırmadım.
“Geç kaldın.”
Başparmağı yanağımda hafifçe gezdi.
“Beni affet demeye gelmedim.”
“İyi.”
“Çünkü affedilecek biri değilim.”
Bir an sustuk.
Sonra derin bir nefes aldım.
“Darius… bu saatten sonra sana bir şey hissetmem imkânsız.”
Bu cümleyi söylerken içimde küçük bir şey sızladı.
“Ama arkadaş kalabiliriz,” dedim.
Gözlerinde hafif bir gölge belirdi.
“Yani, şu an evlilik söz konusu değil.”
Elini yavaşça indirdi.
“Arkadaş,” dedi.
“Evet.”
“Düşmanlıktan iyidir.”
“Belki.”
Bir süre sessiz kaldık.
Sonra hafifçe gülümsedi.
“Arkadaş olacaksak,” dedi, “sana yalan söylemeyeceğim.”
“Geç kaldın.”
“Hayır,” dedi. “Şimdi başlıyorum.”
Bahçedeki çiçek o an hafifçe titredi.
Solmamıştı.
Ama tamamen açmamıştı da.
Tıpkı biz gibi.
“Arkadaşlık zor olacak,” dedi Darius.
“Biliyorum.”
“Çünkü seni hâlâ…”
Durdu.
“Bitir cümleni,” dedim.
Gözlerimin içine baktı.
“…korumak istiyorum.”
Kalbim yine hızlandı.
Ama geri çekildim.
“Bu yeterli.”
O gece gitmeden önce bir şey daha söyledi.
“Evlilik konuşulmuyor olabilir,” dedi.
“Ama kader konuşmayı bırakmadı.”
Ve gitti.