22. bölüm · Kaçış yok
21.Bölüm Fark Edilememk
Neva koridorun sonunda duruyordu.
Kalabalığın içindeydi ama kimseyle değildi.
Bakışları tek bir noktaya kilitlenmişti.
Arven.
Onun yürüyüşünü izledi.
Nera’nın elini nasıl tuttuğunu.
Başını ona doğru eğişini.
Ve ilk kez şunu anladı:
Arven bakmıyordu.
Bilerek.
Neva birkaç adım attı.
Ayakları onu durdurmadı, aklı da.
“Arven,” dedi.
Sesini yükseltmedi.
Çünkü bazı insanlar bağırarak değil, var olarak yaklaşır.
Arven durmadı.
Neva biraz daha yaklaştı. “Ben—” dedi. “Bir şey söylemek istiyorum.”
Arven yürümeye devam etti. Bakışı sabitti. Sanki Neva orada yokmuş gibi.
İşte bu… Neva’nın beklemediği şeydi.
Görmezden gelinmek.
Bir insanın sana bakmaması, seninle tartışmamasından daha ağırdır. Çünkü bu, seni seçenek bile saymadığını gösterir.
Neva sesini yumuşattı. “Bu kadarını hak etmedim,” dedi.
Arven ilk kez durdu.
Ama dönmedi.
Sesi arkadan geldi. Net. Kısa. Kesin.
“Hak etmekle ilgisi yok.”
Neva nefesini tuttu. “Öyleyse neyle ilgili?”
Arven bu kez başını çok az çevirdi. Ama bakışı yine ona değmedi. Bakışını Nera’da tuttu.
“Yerle ilgili,” dedi. “Ve sen… benim yerimde değilsin.”
Neva’nın parmakları titredi. “Ben sadece—”
“Yaklaşma,” dedi Arven. Sesi yükselmedi. Ama hava sertleşti.
“Bazı mesafeler,” diye devam etti, “saygıdan konur.”
Nera bu konuşmayı duyuyordu. Ama karışmadı.
Çünkü bu kez… birinin onu seçtiğini görmek, konuşmaktan daha güçlüydü.
Neva geri çekildi. Bir adım. Sonra bir tane daha.
Gözleri dolmadı. Çünkü bu bir ağlama anı değildi.
Bu… kabullenme anıydı.
Arven artık bir ihtimal değildi. Bir sınırdı.
Ve Neva ilk kez şunu anladı: Bazı savaşlar kaybedilmez. Sadece hiç başlamaz.
Arven yürümeye devam etti. Nera’ya döndü.
“Elin üşüyor,” dedi. Avucunu biraz daha sıktı.
Nera başını ona yasladı. İçinden tek bir cümle geçti:
Görülmek böyle bir şeydi.
Ve Neva… arkalarında kaldı.
Sessiz. Bakılmadan. Ve en çok da bu yüzden, yıkılmış.Nera bunu kendine itiraf etmek istemedi.
Ama hissettiği şey nett i.
Paylaşamıyordu.
Arven yanındayken dünya daralıyordu.
Yaklaşan herkes tehdit gibi geliyordu.
Bakışlar fazla uzun, sesler fazla yakındı.
Ve sonra…
Rüzgar.
Bahçede duruyorlardı. Gün sıradan görünüyordu ama Nera’nın içi huzursuzdu. Arven bir anlık uzaklaştı; biriyle konuşmak için. İşte tam o anda Rüzgar yanına geldi.
Sessizdi. Her zamanki gibi.
“Bir şey söylemem lazım,” dedi.
Nera ona baktı.
İçinden bir ses git dedi ama kalakaldı.
“Söyle,” dedi kısa.
Rüzgar nefes aldı.
Sanki uzun zamandır taşıdığı bir yükü bırakacakmış gibi.
“Seni seviyorum,” dedi. “Bir süredir.”
Zaman durmadı. Ama Nera’nın içi durdu.
“Rüzgar—” dedi ama sesi çıkmadı devamı.
“Biliyorum,” dedi Rüzgar hemen. “Arven var. Görüyorum. Kör değilim.”
Bir adım geri çekildi. “Bu bir beklenti değil,” dedi. “Bir itiraf. Susarsam daha kötü olacaktı.”
Nera’nın göğsü sıkıştı. İlk refleksi Arven’e bakmak oldu.
Ve o bakış…
Arven görmüştü.
Yaklaşma şeklinden. Nera’nın yüzünden. Rüzgar’ın duruşundan.
Yanlarına geldi. Sessiz. Ama fırtına gibi.
“Bir sorun mu var?” dedi.
Rüzgar ona döndü. Geri adım atmadı.
“Yok,” dedi. “Artık yok.”
Arven’in çenesi gerildi. “Neyi kastediyorsun?”
Rüzgar bir an Nera’ya baktı. Sonra tekrar Arven’e.
“Onu seviyorum,” dedi. “Ve bunu bilmen gerekiyordu.”
İşte o an… hava değişti.
Nera araya girmek istedi. “Arven, ben—”
“Dur,” dedi Arven. Sesi sert değildi ama kesinlik taşıyordu. “Bırak konuşsun.”
Rüzgar başını kaldırdı. “Seçim hakkı var,” dedi. “Ve sen bunu elinden alamazsın.”
Arven bir adım yaklaştı. “Ben onun hakkını almıyorum,” dedi. “Ben onun durduğu yerde duruyorum.”
Rüzgar güldü. Acı bir gülüş. “Bu sahiplenmek,” dedi. “Bu sevgi değil.”
İşte o cümle… yanlıştı.
Arven’in sesi düştü. Ama kelimeler ağırlaştı.
“Sevgi,” dedi, “birinin elini tuttuğunda bırakmamak değildir. Sevgi, o el zaten senin elindeyken başkasının uzanmasına izin vermemektir.”
Nera kalbinin çarptığını hissetti. Bu kavga onun yüzünden çıkıyordu. Ama ilk kez…
geri durmadı.
“Yeter,” dedi.
İkisi de sustu.
Nera Arven’e döndü. Bakışı netti. Hiç kaçmıyordu.
“Ben paylaşılmak istemiyorum,” dedi. “Sanki bir seçenekmişim gibi konuşulmak istemiyorum.”
Sonra Rüzgar’a baktı. Sesi yumuşadı ama kararlıydı.
“Hislerin için suçlu değilsin,” dedi. “Ama ben seni seçmedim.”
Rüzgar’ın yüzü düştü. Ama itiraz etmedi.
Arven Nera’ya baktı. Gözlerinde korku vardı. Kaybetme korkusu.
Nera bunu gördü. Ve ilk kez şunu yaptı:
Arven’in elini tuttu. Sıkıca.
“Bak,” dedi. “Buradayım.”
Arven nefes aldı. Sanki dünyaya geri dönmüş gibi.
Rüzgar başını eğdi. “Anladım,” dedi. Ve gerçekten anlamıştı.
Arkasını döndü. Giderken son bir kez konuştu: “Bazen sevgi, gitmeyi bilmektir.”
Sessizlik kaldı.
Arven Nera’ya döndü. “Seni kaybetmekten korktum,” dedi dürüstçe.
Nera başını onun omzuna yasladı. “Ben de,” dedi. “O yüzden kaçmadım.”
Ve o an Nera şunu fark etti: Paylaşamamak bazen zayıflık değildir.
Bazen… kendini bilmenin en net hâlidir.
