21. bölüm · Kaçış yok
20. Bölüm Sessiz
Sabah okul her zamankinden daha gürültülüydü.
Ama bu gürültü ne kahkahadan, ne de ders telaşındandı.
Fısıltılardı.
Koridorlarda isimler dolaşıyordu.
Cümleler yarım kalıyor, bakışlar tamamlıyordu.
“Nera biliyor muymuş?” “Diyar aslında…” “Başka biri varmış ya—”
Nera bir dolabın önünde durdu.
Elindeki kitabı yerine koyamadı.
Çünkü elleri bir anda ağırlaştı.
Bir kız yanından geçerken sesi kulağına çarptı:
“Diyar’ın Nera’yı aldattığı ortaya çıkmış.”
İşte o an… Zaman yavaşlamadı. Durmadı.
Çöktü.
Nera başını kaldırmadı.
Çünkü bazı gerçekler insanın yüzüne bakmaz.
Omurgasına çöker.
Koridorun diğer ucunda Arven vardı.
O da duydu.
Bir saniye. İki saniye.
Sonra çenesinin nasıl kilitlendiğini hissetti. Bu öfke bağırmak isteyen bir öfke değildi.
Bu… Sınır çizen bir öfkeydi.
Diyar birkaç adım ötede duruyordu.
Etrafında insanlar vardı.
Ama yalnızdı.
Arven yürüdü.
Hızlanmadı. Koşmadı.
Yanından geçen herkes çekildi.
Çünkü bazı insanların öfkesi sessiz olur. Ama herkes duyar.
“Bu doğru mu?” dedi Arven.
Diyar başını kaldırdı. “Bu senin—”
“Doğru mu?” diye kesti Arven.
Sessizlik.
Diyar’ın susması yeterliydi.
Arven başını eğdi. Gülümsedi.
Ama bu gülümseme sıcak değildi. Bu, son uyarıdan önceki gülümsemeydi.
“Güzel,” dedi. “O zaman dinle.”
Diyar anlamadan baktı. Arven arkasını döndü.
Ve yönünü değiştirdi.
Hoparlör odasına.
Öğretmenler fark etti ama durdurmadı. Çünkü Arven yürürken, kimse onu durduramazdı.
Mikrofonun başına geçti. Bir an durdu.
Okul susmuştu.
Ve Arven konuştu.
“Saat kaç olursa olsun,
bir insanın geçmişini onun aleyhine çevirmek alçaklıktır.”
Koridorlar nefesini tuttu.
“Birini aldatıp,
sonra da onun suskunluğunu kendine kalkan yapmak…”
Sesini alçalttı. Ama etkisi arttı.
“Bu korkaklıktır.”
Nera olduğu yerde dondu. Kalbi kulaklarında atıyordu.
“Bu okulda,” diye devam etti Arven, “kimsenin utancı başkasının eğlencesi olmayacak.”
Bir duraksama.
“Ve özellikle,” dedi, “kendi hatasını bir başkasının onuru üzerinden aklamaya çalışanlar…”
İsmini söylemedi.
Gerek yoktu.
“Bir daha Nera’nın adını, bir dedikodunun içine karıştıran olursa, benimle konuşur.”
Bu bir tehdit değildi. Bu bir gerçeklik bildirimiydi.
“Bu bir uyarıydı.”
Mikrofonu kapattı.
Okul nefes aldı ama rahatlamadı. Çünkü herkes şunu biliyordu: Bir çizgi çekilmişti.
Arven koridora çıktığında Nera’yı gördü. Gözleri doluydu ama dimdikti.
Arven yanına gitti. Hiç konuşmadı.
Sadece elini tuttu.
Nera fısıldadı: “Buna gerek yoktu.”
Arven başını eğdi. “Vardı,” dedi. “Çünkü sen susmak zorunda değilsin.”
Nera gözlerini kapattı. O an anladı.
Bu, onun adına verilen bir savaş değildi. Bu, onun yanında durulan bir savaştı.
Ve okulda o gün herkes şunu öğrendi:
Bazı insanlar kaybeder. Bazıları aldatır. Bazıları susar.
Ama bazıları… hoparlörden bile daha yüksek durur.
