istemsiz aşk kitap kapağı

10. bölüm / 6

istemsiz aşk

2. BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: hira sahin

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 2. BÖLÜM

Ezo'nun bir şey demesine gerek kalmadan Zerda Hanım aşağı doğru bağırdı.
-Ne oluyor size ağalar, nedir bu bağırış çağırış?
Herkes birden Zerda Hanım'a baktı. Dayanamayıp Mirzah Ağa lafa girdi:
-Oğlun kardeşimizle evlenecek, Zerda Hanım.
-Tamam dedik, Mirzah Ağa neyi uzatıyorsun? İmam geldi mi?
Azat annesinin bu cümlesiyle adeta sinir küpüne döndü, annesine doğru bağırarak konuştu:
-Evlenmeyeceğim diyorum ana!
Bunun üzerine Ezo'nun diğer abisi Mehdi, belindeki silahı bir hışımla çıkarıp Azat'a doğru tuttu. Bunu gören Zerda Hanım hemen aşağı indi.
-Ne yapıyorsun sen Mehdi indir şunu!
-İndirmeyeceğim Hanımağa, kardeş dedik kalleş çıktı!
-Kes lan sesini! Madem öyle, Mehdi, DNA testi yaptıracağız. Çocuk bendense evleneceğiz değilse siz yolunuza ben yoluma.
-Bizim teste ihtiyacımız yok!
-Niye? Çocuk benden değil diye mi korkuyorsunuz?
Etraf sessizliğe büründü. Ezo büyük bir özgüvenle bu sessizliği bozdu:
-Buralarda doktor ne arar? Bunun için şehre inmemiz gerek Azat ağa? İki canlıyım o kadar yol gelemem.
-Artık var!
O an Ezo'nun içini büyük bir korku kapladı.
-Ne? Nasıl var?
O sırada Azat'ın korumalarından biri konuşmaya dahil oldu:
-Benim hanım dün rahatsızlanmıştı ağam, birçok cihazlar var anında tespit ediyorlar.
Herkes korumaya doğru dönmüştü.
-Ama burada cihaz ne gezer oğlum, köy burası?
-Yeni gelen doktor buraya gelmeden Ankara'dan getirtmiş Hanımağa'm.
Ezo'nun yüzü bembeyaz oldu. Adeta ecel terleri dökmeye başlamıştı. O an yeni gelen doktora kıl oldu. Mirzah ağa tekrar Azat'a döndü:
-Hiçbir yere kaçmaya çalışma Azat ağa, o çocuk senden.
-Nereden biliyorsun benim olduğunu?
-Benim kardeşim yalan söylemez Azat ağa!
Azat'ın bir şey demesine gerek kalmadan konağın kapısı açıldı, imam içeri girdi. Mehdi de Azat'a tuttuğu silahı tekrar beline yerleştirdi.
Azat gelen imama ters bakışlarını atmaya başlamıştı. O sırada Ezo da hemen yanındaki beyaz yazmasını başına geçirdi. Hoca masaya geçti. Önce Ezo'ya sordu:
-Ezo Kadıoğlu, Azat Şadoğlu'nu eş olarak kabul ediyor musun?
-Ediyorum.
-Kabul ediyor musun?
-Ediyorum.
-Kabul ediyor musun?
-Ediyorum.
İmam bu sefer de Azat'a döndü.
-Azat Şadoğlu, Ezo Kadıoğlunu eş olarak kabul ediyor musun?
-Etmiyorum.
Bu sefer de Mirzah sinirle belindeki silahı çıkarıp Azat'a tuttu.
-Saygısızlık etme, Mirzah Ağa otur yerine.
-Ne demek kabul etmiyorsun lan?
-Etmiyorum Mirzah. DNA testi olmadan etmeyeceğim de!
Mirzah ne imamın uyarılarını dikkate aldı ne de Azat'ın dediklerini. Tuttuğu silah ile Azat'ı vurdu. Azat'ı vurmasıyla birlikte korumalar da Mirzah ve Mehdi'ye silah çekmişti.
-Oğlum!
Zerda Hanım hemen oğlunun yanı başına geçti. Nabzını kontrol ettikten sonra başörtüsünü çıkarıp kanayan yerine bastırdı.
-Doktor çağırsanıza! Ne bakıyorsunuz öylece?

...

Anastasia masasında oturmuş hastaların kan sonuçlarına bakıyordu. Durmadan hasta kabul ediyor, kafasını bile kaldırmıyordu.
-Amma da çalışkan kızmış.
-Öyle valla, hastanın damarını bulamadım geldi iki saniye de buldu.
Doktorlar kendi aralarında kaynatırken Anastasia'nın çığlığı yükseldi.
-Teyzeciğim kürtçe bilmiyorum. Türkçeyi bile zor öğrendim! Yok mu bana çeviri yapacak bir Allah'ın kulu?
Anastasia'nın bu küçük isyanıyla iki doktor da birbirine bakıp güldü.
-Geliyorum Anastasia.
İsmi Zelal olan doktor Anastasia'nın yanına gitti. Eda ise kan alma odasındaki telefonun çalmasıyla oraya doğru ilerledi.
-Kurudere Sağlık Ocağı, buyurun?
-Şadoğlu konağına doktor istiyoruz.
-Tabii efendim, vaka nedir?
-Azat ağa vuruldu!
-Hemen doktor gönderiyoruz.
Eda hızlıca Anastasia'nın olduğu odaya gitti. Yüzü telaşlıydı. Odaya girer girmez Anastasia ve Zelal Eda'ya baktılar.
-Ne oluyor Eda ne bu telaş?
-Anastasia, Şadoğlu konağına acil doktor istiyorlar. Azat ağa vurulmuş. Burayı biz hallederiz Zülfikar seni bıraksın.
-Tamam.
Anastasia ilk yardım çantasını kaptığı gibi sağlık ocağına verilen ambulansa doğru koştu. Kısa süre sonra ambulans durdu, Anastasia da hemen indi. Karşısında Şadoğlu konağı duruyordu. Hiç vakit kaybetmeden kapıdaki korumaya doğru ilerledi.
-Ben Anastasia Marshall, Azat ağa vurulmuş ona geldim.
Adamlar hiçbir şey demeden hızlıca kapıyı açtılar, Anastasia da hemen içeri girdi. Zerda Hanım Anastasia'yı gördüğü gibi yanına koştu.
-Yardım et doktor hanım, oğlum vuruldu.
-Tamam, siz sakin olun hemen hallediyorum.
Anastasia biraz daha ilerleyince Azat'ı gördü ve büyük bir paniğe kapıldı. Aynı zamanda içinden "Şansa bak arkadaş yine mi bu herif" diye geçirdi.
-Oğlum iyi olacak mı, doktor?
-Elimden geleni yapacağım, Zerda Hanım. Makas getirin!
Herkesin dilinde Şadoğlu ailesi olduğu için isimleri direkt aklına kazınmıştı.
Korumalardan biri hemen içeri gitti. Elinde makasla Anastasia'ya doğru koştu. Anastasia eline makası aldığı gibi Azat'ın pantolonunu kesmeye başlayacaktı ki Ezo müdahale etti.
-Sözlümü çıplak mı görecek bu?
-Benim adım bu değil, Anastasia. Senin sözlüne meraklı falan da değilim. Ama yaraya müdahale etmem için pantolonunu kesmem gerekiyor!
-Bu nasıl doktor? Sahte misin yoksa?
Ezo sanki çok mutlu olmuşçasına deli gibi sırıtmaya başlamıştı.
-Gördün? Doktorum ayağına Azat'ıma yürüyecek. Hiç utanma yok mu kız, sende?
Anastasia steril eldivenini takarken duyduklarıyla donakaldı.
-Ne? Ne diyorsun be sen? İnanmıyorsan muhtara git, doktor dosyalarının arasında kocaman ismim yazıyor: Anastasia Marshall. O dosyayı al ve oku.
-Gerek yok canım muhtar zaten yanımda.
O sırada Mirzah'la göz göze geldi. Anladı ki muhtar oymuş.
-Demek yeni gelen Rus doktor sizsiniz, Anastasia Hanım. Çok memnun oldum. Siz kardeşimin kusuruna bakmayın.
-Ne? Nasıl yani, gerçekten doktor mu?
-Hem de en âlâsından.
Mehdi, Anastasia'ya bakarak sırıtıp göz kırptı.
Anastasia bunların hepsini şimdilik boş vererek Azat'a odaklandı. Yarasına baktı ve şu an yalnızca kanamayı durdurabilirdi. Acilen sağlık ocağına gitmeleri gerekiyordu. Kanamayı durdurunca Zerda Hanım'a dönerek konuşmaya başladı:
-Zerda Hanım şu an sadece kanamayı durdurdum, sağlık ocağına gitmemiz gerekiyor.
-Tamam kızım ne gerekiyorsa yapalım.
Anastasia konağın kapısına doğru seslendi:
-Hemen sedyeyi getirin.
Sedye gelince Azat'ı yavaşça sedyeye koydular ve ambulansla yola çıktılar. Kısa süre sonra sağlık ocağına ulaştılar. Anastasia hemen içeri doğru seslendi:
-Zelaal! Biriniz buraya bakın.
Azat Anastasia'nın dediklerinden sonra Anastasia'ya seslendi:
-Benimle sen ilgilen doktor.
Anastasia şaşkın bakışlarıyla Azat'a baktı. Hiçbir şey demeden içeri götürdü ve diğer sedyeye taşımak için bu sefer de Zülfikar'a seslendi:
-Zülfikar! Bana yardımcı olur musun? Azat Ağa'yı sedyeye taşıyalım.
-Geldim Anastasia Hanım.
Zülfikar'la birlikte Azat'ı sedyeye taşıdılar.
-Sağ ol, Zülfikar. Sen çıkabilirsin.
Zülfikar hiçbir şey demeden odadan çıktı.
Anastasia, Azat için gerekli müdahaleleri yaptı.
-Geçmiş olsun.
Odadan tam çıkacakken Azat bileğinden tuttu. Anastasia büyük bir şaşkınlıkla bir bileğini tutan eline bir de Azat'a baktı.
-Teşekkür ederim, doktor.
-Teşekkür mü edersin? Ne için?
-Hayatımı kurtardın. İkinci kez.
-Teşekküre gerek yok, Azat Bey. Ben işimi yapıyorum.
-Bey demene gerek yok. Direkt Azat diyebilirsin.
-Peki Azat. Unutmadan söyleyeyim, bu hafta her gün pansuman için gelmen gerekiyor.
-Sen ilgileneceksin?
-Ben ilgileneceğim Azat. Ben olmadığımda diğer doktor arkadaşlara söyle onlar halletsinler.
-Gerek yok doktor. Sen ilgilenirsin.
-Geçmiş olsun Azat.
Anastasia odadan çıktı. Bugünkü mesaisinin sonuna gelmişti. Hazırlandı, sağlık ocağından çıktı. Karşısında Azat'ı görmüştü, belli ki henüz gitmemişti. Anastasia ona doğru gülümsedi, tam ilerleyecekken Azat seslendi:
-Doktor?
-Efendim?
-Çıkıyor musun?
-Evet.
-Sakıncası yoksa ben bırakayım eve? Teşekkür mahiyetinde.
-Teşekküre gerek yok demiştim. Ama sağ ol, ben giderim.
-Eminsin? Bak, hava kapalı, yağmur yağacak.
Azat'ın demesiyle yağmur başlamıştı.
-Peki, olur.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

35okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.