10. bölüm · ISSIZ CİNAYET

10.BÖLÜM-SAVCI KAAN’I FARK EDİYOR

karabatak asker

Savcı dosyaları masanın üzerine tek tek dizmişti.
Kâğıtların çıkardığı ses, odadaki sessizlikte gereğinden fazla yankılanıyordu.
Her şey yerli yerindeydi; dosyalar, klasörler, kalem…
Ama düzenin kendisi bile huzursuz ediyordu insanı.
Üç isim vardı dosyada.
Üç arkadaş.
Aynı mahalle.
Aynı okul.
Aynı sokak aralarında geçen çocukluklar.
Bu tür dosyaları savcı daha önce defalarca görmüştü.
Arkadaşlık, tesadüf, yanlış zamanda yanlış yerde olmak…
Hepsi tanıdıktı.
Ama bu kez bir şey eksikti.
Ya da fazlaydı.
Bakışları ilk iki isimde oyalanmadı bile.
Emre.
Serkan.
Cümleler dağınıktı.
Kelimeler yer yer birbirine dolanmıştı.
Bazı sorulara fazla, bazılarına eksik cevap verilmişti.
İnsanîydi.
Korku vardı, şaşkınlık vardı.
Sonra üçüncü dosyaya geçti.
Kaan.
Savcı kâğıdı eline aldı.
Bir an durdu.
İfade düzgündü.
Fazla düzgündü.
Polis masanın karşısında bekliyordu.
Bir süre sessiz kaldılar.
“İfadede çelişki yok.” Dedi polis.
Sesinden memnuniyet akıyordu.
Savcı başını kaldırmadan konuştu.
“İşte sorun orada.”
Polis hafifçe kaşlarını çattı.
Savcı klasöre parmağıyla vurdu.
Sert değil.
Kesin.
“İnsanlar bu kadar düzgün yalan söylemez.” Dedi.
“Yalan dağılır. Nefes alır. Bir yerinden sızar.”
Sayfayı çevirdi.
Sonra bir daha.
Sonra geri döndü.
Kaan’ın cümleleri aynı ritimdeydi.
Ne acele vardı ne tereddüt.
Sorularla cevaplar arasında boşluk yoktu.
“Ezber bellidir.” Dedi savcı kendi kendine konuşur gibi.
“Ezberlenen şey, bozulmaz.”
Gözleri bir satıra takıldı.
Kaçan çocuk bilgisi.
Detaylar…
Saatler, yönler, duyulan sesler.
Bir tanık gibi değil,
Olayın içinden biri gibi anlatılmıştı.
Savcı sandalyesinde biraz geriye yaslandı.
Tavana baktı.
Sonra tekrar dosyaya döndü.
“Bu adam,” dedi yavaşça,
“olaydan fazla şey biliyor.”
Polis sessiz kaldı.
Bu cümleye itiraz edilmezdi.
Savcı Kaan’ın ifadesini bir kez daha okudu.
Bu kez kelimeleri değil, boşlukları takip etti.
Söylenmeyenleri.
“Kaçan çocuğu bu kadar net tarif etmez.” Dedi.
“Biri ancak görmüşse bu kadar emin olur.”
Bir an durdu.
Kalemi masaya bıraktı.
“Ya da,” dedi,
“kaçanın korkacağını önceden biliyorsa.”
Oda yeniden sessizliğe gömüldü.
Savcı öne eğildi.
Dosyayı kapattı.
“Onu tekrar çağırın.” Dedi.
Polis not aldı.
Savcı bir an daha düşündü.
Sonra ekledi:
“Yalnız.”
Bu kelime odada kaldı.
Kısa ama ağır.
Savcı içinden şunu geçirdi:
Bazı insanlar suç işlemez.
Ama suça yol verir.
Ve Kaan,
Tam da bu noktadaydı.