Özgürlük Gelecek Mi ?

Vaveyla Yazarı: Genç Muslim

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Özgürlük Gelecek Mi ?

4. BÖLÜM

ÖZGÜRLÜK BİR GÜN GELECEK Mİ?

Bir gün gelecek mi?

Filistinli bir çocuk sabah uyandığında bomba sesleri yerine kuşların sesini duyacak mı? Bir anne, evladını okula gönderirken arkasından korkuyla bakmak yerine gülümseyebilecek mi? Bir baba, ailesinin başını okşayıp onlara yarın ne yiyeceklerini değil, yarın birlikte nereye gideceklerini anlatabilecek mi?

Bir gün, gerçekten bir gün, bunlar yalnızca hayal olmaktan çıkacak mı?

Bazen insanın kalbine en ağır gelen şey, yaşanan acıdan bile öte, o acının ne zaman biteceğini bilememektir. Bir sabah uyanırsın ve hayatına devam edersin. Kahvaltını yaparsın, evden çıkarsın, arkadaşlarınla konuşursun. Akşam olduğunda yatağına uzanır ve ertesi gün için planlar kurarsın. Çünkü yarının geleceğine, sabahın yeniden doğacağına inanırsın.

Peki, yarınından emin olamayan bir insan ne hisseder?

Bir çocuk düşün… Henüz küçücük. Belki büyüyünce doktor olmak istiyor. Belki öğretmen olup çocuklara okumayı öğretmek istiyor. Belki de tek hayali, annesiyle babasının yanında güven içinde büyümek. O çocuğa sorsan, belki senden büyük şeyler istemeyecek. Bir oyuncak, sıcak bir yemek, rahatça uyuyabileceği bir yatak ve sevdiklerinin yanında olması…

Aslında çocukların istediği şeyler ne kadar da basit, değil mi?

Dünyanın başka bir yerindeki çocuklar doğum günlerinde hangi pastanın kesileceğini düşünürken, bazı çocuklar sevdiklerinin yanlarında olup olmayacağını düşünüyor. Bazıları okulun ilk gününü heyecanla beklerken, bazıları okullarına yeniden dönebilecekleri günü bekliyor.

Birinin hayali yeni bir bisiklet, diğerinin hayali korkmadan sokağa çıkabilmek…

Ve insan bütün bunları düşündüğünde kendine şu soruyu sormadan edemiyor:

Bir çocuğun hayalleri neden doğduğu yerin sınırları içinde hapsolsun?

Filistin denildiğinde yalnızca yıkılmış binaları, dumanları ve acıları görmeyelim. Orada yaşamak isteyen insanları da görelim. Gelecek kurmak isteyen gençleri, çocuklarının büyüdüğünü görmek isteyen anneleri, ailesiyle huzurlu bir hayat isteyen babaları düşünelim.

Çünkü Filistin yalnızca bir acının adı değildir. Aynı zamanda bir halkın evi, hatıraları, geçmişi ve geleceğe dair umutlarıdır.

Bir insanın evi yalnızca duvarlardan oluşmaz. O evde yaşanan güzel günler, ailece yenilen yemekler, çocukların kahkahaları ve yıllar boyunca biriken hatıralar vardır. Ev yıkıldığında yalnızca taşlar ve duvarlar yıkılmaz; insanın hayatına ait nice hatıra da zarar görür.

Ama insanın içindeki umut, bazen bütün bu yıkıntıların arasında bile yaşamaya devam eder.

İşte umut budur.

Her şeyin kolay olacağını düşünmek değildir. Acıları yok saymak da değildir. Bunca zorluğun ortasında bile daha güzel bir günün mümkün olduğuna inanmak, o gün için çabalamak ve vazgeçmemektir.

Biz Müslümanlar, Rabbimizin rahmetinden umut kesmemeyi biliriz. Dua ederken yalnızca kendimiz için değil, acı çeken kardeşlerimiz için de ellerimizi açarız. Onların güven içinde yaşayabilmeleri, çocukların korkmadan büyüyebilmeleri ve masum insanların korunması için Rabbimize dua ederiz.

Ama umut etmek, hiçbir şey yapmadan beklemek demek değildir. Umudumuzu iyilikle, yardımla ve adaleti savunmakla yaşatmalıyız. Bir çocuğun geleceğinin daha güzel olması için elimizden ne geliyorsa onu yapmaya çalışmalıyız.

Belki bugün özgür bir Filistin’i göremiyoruz. Belki yaşanan acılar, insanın yüreğine ağır geliyor. Belki bazen her şeyin ne zaman değişeceğini düşünüp cevabını bulamıyoruz.

Fakat bir şey var ki unutmamalıyız: Bir insanın özgürlük istemesi, bir çocuğun güven içinde yaşamak istemesi, bir annenin evladını korumak istemesi fazla bir şey istemek değildir. Bunlar insan olmanın en temel beklentileridir.

Bir gün Filistinli bir çocuk uyanacak ve o sabah korkuyla gözlerini açmayacak mı?

Bir gün bir anne, çocuğunun yüzüne bakıp onun geleceğini düşünürken içini korku değil, umut kaplayacak mı?

Bir gün insanlar, sevdiklerini kaybetme endişesi taşımadan bir arada yaşayabilecek mi?

Biz bu soruların cevabını kesin olarak bilemeyiz. Ama bu soruları sormaktan ve daha adil bir dünya için çabalamaktan vazgeçmemeliyiz.

Çünkü özgürlük, yalnızca bir kelime değildir. İnsanların kendi hayatlarını güven içinde yaşayabilmesi, çocukların geleceğe umutla bakabilmesi ve ailelerin korku içinde olmadan bir arada kalabilmesidir.

Ve belki de bir gün, bugün yalnızca hayalini kurduğumuz o sabah gelecek…

Bir çocuk gözlerini açacak. Gökyüzüne bakacak. Bu kez korkuyla değil, merakla…

Annesine sarılacak, sokağa çıkacak ve arkadaşlarıyla oynayacak. Akşam olduğunda evine dönecek, ailesiyle aynı sofraya oturacak. O günün en önemli meselesi, yarın hangi oyunu oynayacağı olacak.

Belki o gün, yıllardır beklenen huzurun ne kadar kıymetli olduğu daha iyi anlaşılacak.

O zamana kadar bize düşen, acıları unutmamak, masumları hatırlamak, elimizden gelen yardımı yapmak ve adaletin önemini anlatmaya devam etmektir.

Çünkü bir halkın umudu, yalnızca bugünün karanlığıyla ölçülemez. Bir çocuğun geleceği, yaşadığı acılardan ibaret değildir.

Filistin için özgürlük, çocuklar için güven, aileler için huzur ve insanlık için adalet…

Dileğimiz bu.

Ve son bir soru:

Bir gün o çocuklar korkmadan güldüğünde, biz de o gülüşlerin yaşaması için elimizden geleni yapmış olacak mıyız?

Özgürlük bir gün gelecek mi, bilmiyoruz. Ama masumların özgürce yaşayabileceği bir dünya için mücadele etmekten vazgeçmemeliyiz.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

4okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.