Bir Çocuğun Suçu Ne ?

Vaveyla Yazarı: Genç Muslim

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Bir Çocuğun Suçu Ne ?

2. BÖLÜM

BİR ÇOCUĞUN SUÇU NE?

Bu dünya, adaletsizliğiyle bilinir. Peki, henüz üç ya da dört yaşında olan masum bir çocuk sana nasıl batabilir? Söyle bana, katil! Daha hayatın ne olduğunu bile tam olarak bilmeyen, dünyayı yeni yeni tanımaya başlayan küçücük bir bebek sana ne yapmış olabilir? Onun suçu ne? Neden bu çocuklar, daha çocukluklarını bile yaşayamadan savaşın ortasında kalıyor?

Senin Müslüman olman önemli değil. Ateist, deist veya Hristiyan olman da önemli değil. Çünkü bu, yalnızca bir dinin veya bir inancın meselesi değildir. Bu, bir vicdan meselesidir. İnsan olmanın, masum bir canın değerini anlayabilmenin meselesidir. Bir çocuğun acısını hissetmek için onunla aynı dine inanman gerekmez. Onun da senin gibi korkuları, hayalleri ve yaşama hakkı olduğunu anlaman yeterlidir.

Gelin, yalnızca geçmişte yaşananları konuşmakla kalmayalım. Bugün yaşananlara da bakalım. Henüz üç yaşında, dört yaşında olan küçücük çocukların Allah’a seslenerek son nefeslerini verdiği anları düşünelim. Daha hayatın başında olan çocukların bomba sesleriyle uyanmasını, korkuyla ailelerine sarılmasını, güvenli bir yer aramasını konuşalım. Bir çocuğun sabah uyandığında duyacağı şey annesinin şefkatli sesi olmalıyken neden bomba sesleri olsun? Bir çocuk, güne oyun oynama hayaliyle başlaması gerekirken neden hayatta kalmayı düşünmek zorunda kalsın?

Şimdi biraz da kendimize bakalım.

Türkiye’de yaşayan insanlar bugün sosyal medyada akışlarını izliyor, arkadaşlarıyla konuşuyor, gülüyor ve günlük hayatlarına devam ediyor. Evet, bu normal. İnsanların mutlu olması, yemek yemesi, eğlenmesi ve hayatını sürdürmesi elbette yanlış değil. Herkes kendi hayatını yaşıyor. Fakat insan, kendi hayatına devam ederken dünyanın başka bir yerinde yaşanan acıları da unutmamalı.

Önüne bir yemek geldiğini düşün. Beğenmediğinde yüzünü ekşitiyor, belki başka bir yemek istiyorsun. Çünkü önünde seçeneklerin var. Karnın doyuyor, istediğin yemeği seçebiliyorsun. Peki, bir de Filistin’deki küçücük çocukları düşün.

Sen önüne gelen yemeği beğenmezken, o çocuklar her sabah yeni bir güne bomba sesleriyle uyanıyorsa ne yapacaksın?

Sen yemeğini beğenmediğinde başka bir şey yiyebilirsin. Peki, savaşın ortasında kalan, temel ihtiyaçlarına ulaşmakta zorlanan bir çocuğun seçeneği ne? Sen evinde huzur içinde otururken onun güvenli bir yerde uyuyamamasını ne yapacaksın? Sen yarın ne giyeceğini düşünürken onun yarını görüp göremeyeceğini bilmemesini nasıl açıklayacaksın?

Bunları düşünmek, kendi hayatından vazgeçmen gerektiği anlamına gelmiyor. Yalnızca sahip olduklarının kıymetini bilmeni ve başkasının yaşadığı acıya karşı duyarsızlaşmamanı istiyorum.

Bir de bazen insanın ağzından şu sözler çıkıyor: “Benim gücüm neye yeter ki? Ben ne yapabilirim? Benim neyim var ki?”

Evet, belki tek başına bir savaşı durduramazsın. Belki bütün çocukları koruyamazsın. Ama bu, hiçbir şey yapamayacağın anlamına gelmez. Elinden geldiğince yardım edebilir, güvenilir yardım kuruluşlarını destekleyebilir, doğru bilgileri paylaşabilir ve masum insanların yaşadığı acıları görmezden gelmeyebilirsin.

Her şeyi değiştiremiyor olman, hiçbir şeyi değiştiremeyeceğin anlamına gelmez.

Ne olur, hayatın zorlukları karşısında isyan edip her şeye sahip olmak zorundaymışsın gibi düşünürken o küçücük çocukları da hatırla. Sahip olduklarını küçümsemeden önce, bugün güvenli bir yerde uyanabilmenin bile ne kadar kıymetli olduğunu düşün. Bir şey istediğinde hemen gerçekleşmedi diye öfkelenirken, ailesine sarılmak isteyen ama buna imkân bulamayan çocukları hatırla.

“Benim neyim var ki?” demeden önce, sahip olduklarını ve sahip olamadıkları için acı çekenleri düşün.

Bu satırları yazarken senden bütün dünyayı kurtarmanı istemiyorum. Senden yalnızca bir an durmanı, düşünmeni ve vicdanına şu soruyu sormanı istiyorum:

Bir çocuk, yalnızca dünyaya geldiği yer yüzünden bu kadar acı çekmek zorunda mı?

Eğer cevabın hayırsa, o zaman bu çocukların yaşadığı acıyı görmezden gelme. Çünkü mesele yalnızca uzaktaki bir ülke değil. Mesele, bir insanın başka bir insanın acısına ne kadar duyarlı olabildiğidir.

Bir çocuğun suçu ne?

Belki de bu soruyu kendimize sormayı hiç bırakmamalıyız.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

5okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.