8. bölüm · İllegal Kalp
8.bölüm
"Ben de seni çok seviyorum Kuzey,"dedim, sesim neredeyse bir esinti gibi hafifti ama o bunu kalbinin en derininde hissetti, biliyordum.
Beni bir an bile bırakmaya niyeti yokmuş gibi, kollarını belime daha da doladı. Sırtımdaki ellerinin sıcaklığı montumun kalın kumaşına rağmen tenimi yakıyordu. Başımı yeniden göğsüne yasladım; orada, o sert gövdenin ardında çılgın gibi çarpan kalbin ritmini dinledim. Bu kalp benim için, benim yüzümden böyle atıyordu ya, dünyadaki her şeye meydan okuyabilirdim artık.
Kuzey, çenesini saçlarımın üzerine yaslayıp derin bir nefes aldı. "Bazen," diye mırıldandı, sesi göğsünde yankılanıp doğrudan bana ulaşıyordu. "Sadece bir rüyaymışsın gibi geliyor. Uyanacağım ve yine o dükkanda, sadece motor parçalarıyla baş başa kalacağım diye korkuyorum."
Gülümseyerek başımı kaldırdım ve yüzüne baktım. Parmaklarımı yüzünün üzerinde yavaşça gezdirip yanağını avucuma aldım. "Rüya falan değilim, bak buradayım. Gerçeğim. Ve hiçbir yere gitmeye de niyetim yok," dedim.
Onu ne kadar çok sevdiğimi bir kez daha kanıtlamak ister gibi, parmak uçlarımda yükselip bu defa yavaşça dudaklarına kapandım. Bu öpücük, az önceki çılgın coşkumuzun aksine, sakin, huzurlu ve zamana yayılan bir vaat gibiydi. Kuzey, bu dingin teslimiyet karşısında erir gibi oldu; dudaklarımı öyle bir şefkatle, öyle bir dikkatle öpüyordu ki, sanki beni kırılmaktan korktuğu değerli bir mücevher gibi saklıyordu.
Dudakları dudaklarımdan ayrıldığında, gitmesine izin vermeyip bu kez boynuna küçük, ardı ardına öpücükler kondurmaya başladım. Tenine değen her öpücüğümde Kuzey’in boğazından boğuk, titrek bir nefes dökülüyordu. Kollarımı boynuna daha da sıkı sarıp kendimi ona tamamen bıraktım. O da beni saniyeler içinde tekrar havaya kaldırdı, ama bu sefer döndürmek için değil; sadece beni kendi boyuna eşitlemek, kalbini kalbime daha çok yaklaştırmak için.
Ayaklarımı beline doladım, o da kalçamın altından beni sımsıkı destekledi. Gözlerimizi açtığımızda yüzlerimiz arasında sadece milimler vardı. O kapkara gözlerin içi ilk defa bu kadar aydınlık, ilk defa bu kadar huzur doluydu.
"Sen benim hayatımın en güzel deliliğisin Derin," diye fısıldadı, alnını tekrar alnıma dayayarak. "Bu saatten sonra ne Sarp, ne mahalle, ne de bütün dünya... Kimse seni benden alamaz."
"Alamazlar," dedim kararlılıkla. "Çünkü ben zaten tamamen sana aitim."
Beni yavaşça yere indirdi ama ellerimiz bu kez kenetlendi. Parmakları parmaklarımın arasına sızdı, ellerimizi sımsıkı birleştirdi. Pistin ortasında, spot ışıklarının altında sadece ikimizin gölgesi uzanıyordu. Kuzey, elimi kaldırıp dudaklarına götürdü ve elimin üstüne derin bir öpücük bıraktı.
"Hadi bakalım güzelim," dedi, gözlerinde o eski muzip ama artık tamamen bana ait olan pırıltıyla. "Çocuklar garajda bizi bekler. Şu şampiyonluğunun tadını biraz daha çıkaralım."
El ele garajın kapısına doğru yürürken, parmaklarının arasındaki o sarsılmaz güven duygusu içimi tamamen kaplamıştı. Kapıdan içeri adım attığımız an, Özgür, Kaan ve Yağız masanın etrafında toplanmış, büyük bir gürültüyle bir şeyler tartışıyorlardı. Bizi el ele gördüklerinde Özgür elindeki anahtarı masaya vurup ıslık çaldı.
"Bakın hele, şampiyon elinde ödülüyle geri döndü!" diye bağırdı Özgür, neşeyle bize doğru yürürken. "Yenge, valla Kuzey’in yürüyüşü bile değişmiş. Adamın üzerindeki o sanayi kasvetini iki dakikada söküp atmışsın."
Kaan oturduğu sandalyeyi geri çekip bana yer gösterdi. "Geç yenge geç, baş köşeye otur. Kuzeyi pistte ağlatan kadına hürmetimiz sonsuzdur. Kuzey, sen de git bize şuradan taze çay doldur, yengeme hizmet et biraz."
Kuzey, Kaan’ın bu lafına hafifçe gülüp başını salladı. Beni sandalyeye yerleştirirken elini omzuma koydu, eğilip kulağıma fısıldadı: "Sen bakma bunlara güzelim, iyice şımardılar. Bir çay alıp geliyorum hemen."
O mutfak tezgahına doğru ilerlerken Yağız hemen masaya doğru eğildi, gözlerini muzipçe kısarak, "Yenge, dürüst ol," dedi fısıldayarak. "Bu adamı nasıl delirttin böyle? Biz yıllardır tanırız, arkasına bir kadının bindiğini bırak, dükkana bir kadının girdiğini görse ters ters bakıp işine dönerdi. Şimdi gözü senden başkasını görmüyor."
"Bilmem," dedim gururla gülümseyerek. "Belki de sadece doğru anahtarı bulmuşumdur."
"Oooo!" diye hep bir ağızdan bağırdılar. Özgür masaya vurup, "Lafı gediğine koydu yenge! Kuzey, duydun mu? Doğru anahtarı bulmuş!" diye arkaya doğru seslendi.
Kuzey elinde iki ince belli çay bardağıyla geri döndü. Bardaklardan birini önüme bırakırken Kaan’a ters bir bakış attı. "Çeneni kapat Kaan, sesin ta arkaya geliyor. Derin’i lafa tutup yormayın." Sonra hemen yanıma, sandalyesini bana iyice yaklaştırarak oturdu. Bir elini masanın altından uzatıp dizimin üzerine koydu; parmaklarının sıcaklığı montumun üzerinden bile hissetmiştim.
"Yorulmadım ki," dedim çayımdan bir yudum alıp Kuzey’e bakarak. "Aksine, hayatımda hiç bu kadar eğlenmemiştim."
"Daha çok eğleneceğiz yenge," dedi Yağız, bardağını havaya kaldırarak. "Haftaya pazar günü şehri turlayacağız, motorları parlatıp konvoy yapıyoruz. Kuzey seni getirmezse biz gelip evden alırız, ona göre."
Kuzey dizimin üzerindeki elini hafifçe sıktı, gözlerini Yağız’a dikti. "Derin’in ne zaman, nereye geleceğine sadece kendisi karar verir Yağız. Ama merak etmeyin, o nereye gitmek isterse motorun yönü orası olur zaten."
Kuzey’in bu sahiplenici, bir o kadar da bana özgürlük tanıyan sözleri içimi tekrar sevgiyle doldurdu. Masanın altından elimi onun dizindeki elinin üzerine koydum, parmaklarımızı kenetledim. Çocuklar kendi aralarında eski yarış hikayelerini anlatıp gülüşürken, Kuzey başını bana doğru eğdi.
"İyi misin güzelim?" diye sordu, o sadece bana özel olan yumuşak sesiyle. "Sıkılmıyorsun değil mi?"
"Çok iyiyim," dedim, gözlerinin içine bakarak. "Senin yanında, senin dünyanda olduğum her an çok iyiyim."
Kuzey dudak kenarıyla hafifçe gülümsedi, masanın altındaki elimi kaldırıp herkesin içinde hızlıca dudaklarına götürdü ve elimin üzerine derin, sıcak bir öpücük bıraktı. Özgür o sırada kafasını çevirip bizi görünce, "Aman aman, biz kalkalım bari, ortam iyice eridi burada!" diye takıldı. Hep birlikte kahkahayı bastık. O an, abimin yokluğunun verdiği o küçük korku bile tamamen yok olmuştu; sadece Kuzey ve onun bana sunduğu bu deli dolu, sevgi dolu dünya vardı.
Saat gece yarısını çoktan geçmişti. Garajdaki o gürültülü, eğlenceli sohbet devam ederken gözüm bir an duvardaki eski saate kaydı. Akrep ve yelkovanın durduğu yer kalbimin hızla çarpmasına yetti. Abimin halı saha maçı bitmiş, eve dönme vakti çoktan yaklaşmıştı. İçimi aniden o tanıdık, tatlı ama gergin telaş kapladı.
Masanın altından Kuzey’in elini hafifçe sıktım. O keskin gözleri anında beni buldu, yüzümdeki ifadeden ne hissettiğimi saniyeler içinde anladı.
"Çocuklar, bize müsaade," dedi Kuzey, sandalyesini geri itip ayağa kalkarak. Sesi her zamanki gibi net ve tartışmaya kapalıydı. "Yengenizin artık eve dönme vakti geldi. Geç oldu."
Özgür, Kaan ve Yağız aynı anda ayaklandı. Özgür elini göğsüne koyup hafifçe eğildi. "Baş üstüne Kuzey. Yenge, ayağına sağlık. Bu gece bize çok iyi bir ders verdin, haftaya konvoyda gözümüz yollarda olacak, unutma!"
"Çok teşekkür ederim her şey için, çok eğlendim," dedim gülümseyerek. Kaan ve Yağız da el sallayıp bizi uğurlarken, Kuzey montumu giymeme yardım etti. Elini tekrar belime yerleştirip beni garajın dışına, motorun yanına çıkardı.
Gece havası yüzümüze vurduğunda serinlik beni hafifçe ürpetti. Kuzey kaskı kafama geçirirken gözlerimin içine baktı. "Korkma güzelim," dedi, sesindeki o güven veren ton içimi rahatlattı. "Sarp’tan önce evde olacaksın. Ben seni uçar gibi götüreceğim şimdi."
Motora atladık. Bu sefer yolculuk çok daha sessiz ama bir o kadar da yakındı. Arkasından ona sımsıkı sarıldım, başımı o sert sırtına yasladım. Şehrin ışıkları yanımızdan akıp giderken, bir saat önce o pistte onunla el ele, dudak dudağa olduğum anları düşünüp gülümsedim.
Bizim mahallenin bir arka sokağına geldiğimizde Kuzey motoru yavaşça stop etti. Motorun hırıltısı kesildiğinde sadece ikimizin nefes sesi kaldı. Motordan indim, kaskı çıkarıp ona uzattım.
Kuzey motordan inip tam karşımda durdu. Sokağın loş lambası yüzünün yarısını gölgede bırakıyordu ama gözlerindeki o yoğun bakış tamamen üzerimdeydi. İki elini cebine atıp bana doğru bir adım attı.
"Güzel bir geceydi," dedi, sesi gecenin sessizliğinde fısıltı gibi yayıldı. "Hayatımın en güzel yarışını kaybettim."
"Benim için de en güzel geceydi," dedim, adımlarımla aramızdaki mesafeyi tamamen kapatarak. "Ama şimdi gitmem lazım. Abim her an gelebilir."
"Biliyorum," dedi ama gitmeme izin vermek istemiyor gibi yüzüme düşen bir saç tutamını parmaklarıyla geriye doğru itti. Eğilip alnımdan uzun, sıcak bir öpücük aldı. "Hadi gir içeri güzelim. Kapıyı kilitle, odana geçince de bana hemen yaz. Gözüm telefonda olacak."
"Tamam, yazarım," dedim. Ondan kopmak zor gelse de arkama dönüp sessiz adımlarla bizim binanın kapısına doğru yürüdüm. Anahtarı sessizce kilide sokup içeri süzülmeden önce arkama baktım. Kuzey hala motorun yanında dikilmiş, beni izliyordu. Ona el sallayıp içeri girdim ve kapıyı arkamdan yavaşça kapattım.
Merdivenleri parmak uçlarımda çıkıp eve adım attığımda içerisi tamamen karanlıktı. Odama geçip montumu çıkardım, yatağın içine süzülüp yorganı üzerime çektim. Kalbim hala dışarıdaki o çılgın hızla atıyordu. Hemen telefonumu elime aldım.
Yastığın altından gelen o tanıdık titreşimle ekranı hemen açtım. Kuzey benden önce davranmıştı bile.
K: İçeridesin değil mi? Sarp’la karşılaşmadın?
Hızla tuşlara basmaya başladım, parmaklarım heyecandan hâlâ hafifçe titriyordu.
Derin: Girdim girdim, çok şükür ev karanlıktı. Annemler zaten uyumuş, abim de henüz gelmemiş. Odama geçtim, yatağın içindeyim şu an. Güvendeyim yani, merak etme.
K: Güzel. Ben de motorun üzerindeyim hâlâ, sokağın başından ayrılmadım. Senin odanın ışığının söndüğünü görene kadar da bir yere gitmeye niyetim yok.
Mesajı okuyunca pencereye doğru bakıp gülümsedim. Perdeyi milimlik aralayıp sokağa baktığımda, o loş lambanın altında motorun üzerindeki karaltısını seçebiliyordum. Gerçekten de gitmemişti.
Derin: Kuzey ya... Deli misin, git evine hadi. Hava serin, zaten dükkanda bütün gün yoruldun. Hem abim sokağa girerse doğrudan seninle burun buruna gelir, asıl o zaman biteriz.
K: Sarp daha gelmez, onun maç çıkışı muhabbeti uzun sürer. Hem gelse ne olacak? "Dükkandan çıktım, mahalleden geçiyordum" derim, inanır. Ama senin odanda, yatağında olduğunu bilerek burada beklemek hoşuma gidiyor. Gitmiyorum.
Derin: Söz dinlemez inatçı motorcu... Tamam, ışığı kapatıyorum o zaman. Sen de ben kapatır kapatmaz hemen evine sürüyorsun, anlaştık mı?
K: Anlaştık güzelim. Kapat ışığı, görsün Kuzey Usta senin tamamen güvende olduğunu. Sonra ben de geçerim eve.
Telefonu yatağın üzerine bırakıp hızla kalktım ve odanın lambasını söndürdüm. Karanlık odada tekrar yatağa girip telefonun ışığına sığındım. Perdenin kenarından tekrar baktığımda, Kawasaki’nin o boğuk hırıltısının uzaktan uzağa yankılandığını ve Kuzey'in yavaşça sokağın sonuna doğru gözden kaybolduğunu gördüm. İçim sıcacık olmuştu.
Derin: Kapattım ve senin gidişini izledim. Şimdi rahat rahat eve gidebilirsin. Bugün için... Arkadaşlarınla tanıştırdığın için ve o muhteşem yarış için çok teşekkür ederim. Kendimi hiç bu kadar mutlu hissetmemiştim.
Aradan birkaç dakika geçtikten sonra telefonum tekrar titredi.Hızla WhatsApp a girdim.
K:Eve girdim. Kaskı masaya atar atmaz yazıyorum. Asıl ben teşekkür ederim güzelim. Benim o karanlık, kasvetli dünyama girip her yeri darmadağın ettiğin için. O pistteki halin... Hâlâ gözümün önünde. Sen sadece benim sevgilim değilsin artık, sen benim bu hayattaki en büyük zaferimsin.
Derin: Kuzey... Sen böyle konuşunca ben sabaha kadar uyuyamam ki. Yarın ne yapacağız peki? Yine dükkanda mısın?
K: Yarın dükkanda ağır işler var ama aklımın nerede olacağını biliyorsun. Sarp’la dükkanda olacağız, sen evde uslu uslu oturup beni düşüneceksiniz ufaklık. Akşamına yine bir yolunu bulur sesini duyarım.
Derin: Ufaklık deme demedim mi ben sana! Pistlerin şampiyonuyum ben artık, unuttun mu?
K: Unutmadım şampiyon... Ama benim kollarımın arasında hâlâ o küçük, inatçı kızsın. Hadi uyu artık, gözlerini kapat. Rüyamda seni göreceğim, sen de beni gör. İyi geceler güzelim.
Derin: İyi geceler Kuzey... Dikkat et kendine. Yarını şimdiden iple çekiyorum.
Sonraki bölümde görüşmek üzere. Umarım beğenirsiniz. 🩷
